21 Şubat 2016 Pazar

Kyoto Alışverişi | Japonya Günlüğü #44

Çok eşyayla dolaşmak istemediğimden, bi sonraki hafta Tokyo'ya gideceğim için çok para harcamak istemediğimden neyseki az ve öz bir alışveriş yaptım. Çoğu hediyelik aldığım şeyler zaten...

 Bu ikiliyi bahsettiğim Ghibli tükkanından aldım. Neler neler alırdım daha ama çok pahalıydı. Kırıldım birazcık. Bardak 2 tane değil, 1 bardağın 2 tarafını da çektim. Bayağı da ağır ama nasıl götürücem acaba...

 Bunu da büyük ihtimalle birilerine vericem bakalım şansa kim çıkarsa fljsdfjlksjdf Niyeyse Kyoto'da hediyelik eşya fiyatları çok pahalı geldi bana...

 Yukardaki 2 paketi de (alttaki bi tanesinin açılmış hali hangisi hatırlamıyom) hocalara veririm diye aldım. Ama sonra bi gün evde çok acıktım ne param ne yemeğim vardı yemeye çalıştım flskdjfskjf Ama o kadar iyrençlerdi ki açtığımla kaldım öyle...Özellikle şu açık pakette turuncumsu renkte olan şey tarçınlıydı. tarçın....dünyanın tek iyrenç baharatı....
 Bunu da annemle babama aldım Kinkakuji'den. Sağlıklı uzun hayat omamori'si. Ne kaa düşünceli bir gız ya. Tuyçeyle kendime de hayallerin gerçek olması omamorisinden aldım ama foto çekmeyi unutmuşum bunun farklı renklisi resimlisi işte. Bi de set yaptığım için aldığım Magnetler var.
En soldakini çekmemişim tüh, Fushimi Inari Taisha'daki torilerden vardı. Onun yanındaki 2 kimonolu olan ve Buda'nın altındaki Kinkakuji'liyi aldım işte. Bu kadarcık alışveriş yapmışım hee afferim len bana.

Kyoto 2. Gün | Japonya Günlükleri #43

Gelelim 2. güne...

Oteldeki misler gibi ilk gecemden sonra, ücrete dahil kahvaltımı yapmak için hazırlanıp odamdan çıktım. Ne hoştur ki tam kapımın dibinde idi kahvaltı yapma yeri. Benim dışımda bi kaç çinli daha vardı. Otel görevlileri onlarla ingilizce konuşurken, benimle japonca konuşuyolardı fkdjflskdjf dışardan bakınca garip bi durm bence.

Dedikleri kahvaltı saatini (sabah 8) 1 dk bile geçirmeden ordaydım. 10'a kadar sürüyodu ve zaten odayı da 10da terketmem gerekiyodu. 1 saat 50dk boyunca kahvaltı ettim fslkdfjlskfjsldkfj Ücrete dahil ya hani....3-4 bardak kahve ile beraber sürekli yenileyip durdukları çeşitli tatlı tuzlu ekmeklerden hepsinden bol bol yedim fsdjfkdjf (kahvaltı olarak sadece ekmek çeşitleri vardı evet ama baya çeşitliydi) Hatta yanımda oturan anne-oğul çinliler ekmek tepsisine zaten 3 kere hamle yaptığımı gördüler diye artık ayıp olmasın diye kalkmalarını beklediğim bile oldu fskldfjsşlkdfj Faqirliq zor şey arkaaşlar.

Neyse sonra odama döndüm ve çıkışımı yaptım. İlk planım 5-6km uzakta olan Kinkakuji'ye gitmekti. Tabiki yine yürüyerek gitmeye karar verdim :') Taktım kulaklığımı tıngır mıngır gittim bi güzel.


 Tam geldim sanıyosun kmlerce yürüdükten sonra ama daha yolunun oldugunu anlıyosun fsdjfslkdjf Ama müthüş bir doğallıkla çevrili yollardan yürüdüğüm için hiç sorun değildi. En sonunda Kinkakuji'ye de ulaştım!




 Ve bana göre olay tapınak dğeğil, tapınağınçevresi. Harika bi güzellik değil mi yia :') Hayran kalmaktan baya bi süre dolandım aynı yerlerde, ilerleyemedim fskdfjskdf
Bu arada Kinkakuji aklı dengesi yerinde olmadığı söylenen bir rahip tarafından yanılmıyosam 1950li yıllardaydı yakılmış, ve bu yeniden yapılmış hali. Çok üzülüyom böyle şeyleri duyunca T_T Düşünsene 1200lü yıllarda yaptırılmış bi şey sonuçta.
 Bu yukardakinin ne anlamı olduğunu bilemiyorum bak ama güzel flsdjfısd

 Kinkauji'nin çıkış kısmında da insanlar burda kendileri tütsülüyodu adeta. Bi kaç saatimi geçirdikten sonra, çıkışta bulunan bi tükkandan da hediyeliklerimi alıp üst katındaki kafede bi kahve içip yeni rotamı belirledikten sonra yine yola çıktım.
 Geçtiğim sokaklar da böyleydi. Bu kez 8-9km den fazla yürümüş olmam lazım diye hatırlıyorum. Gitmek istediğim yerin de adını kestiremiyorum, bi önceki kızla otobüste giderken görmüştüm sonra adını unuttum. Uzuun bir cadde mağazalar ve restoranlarla dolu. Tam oralara yaklaştığımı hissetmişken telefonum kafayı yemesin mi. Kaldım ortada haritasız. Hemen bi kafeye girdim oturdum şarja takınca düzeldi neyseki. Sonra gitmek istediğim yeri buldum (adını unuttum yine caddenin fksjdlksjf) onu mu yesem bunu mu yesem diye dolaşırken yine gittim fastfooda oturdum lgskjfslkdf Yemek konusunda bi rehber olmayınca yapamıyorum bilmediğim yerlerde.

O sırada da Refü Japonya'ya gelmek üzere uçağa bincekti. Demesin mi gelemiyom uçağa almadılar aktarma vizesi istiyomuş İngiltere diye. Ben şok. Bi de onu çoktan ingiltereye indi ama kontrol sırasında ülkeye sokmuyolar şeklinde anladım kadın napacak bi başına ingilterelerde diye ağlıyo mfdsıojsdıfj Neyse sonra anladım durumu da zaten bi şekilde de halledip geldi Japonya'ya. 1 hafta sonranın muhabbeti o du şimdi.
 Bu sıralarda da Oguri Shun ile kutsanıyordum. Atmak zorunda kaldığım için en çok üzüldüğüm şeylerden biridir şu bardak fosıdjsoıdfj
Sonra tekrar yola çıktım. Ama artık aldığım eşyalarla da çantam iyice ağırlaştıgı için ve neyseki gideceğim yere densha oldugu için denshaya bindim!








 Denshada bir dolu kimonolu kızla beraber (sanırım o sıra 20 yaş töreni olayları vardı yanlış hatırlamıyosam) Fushimi Inari Taisha'ya gittim. Bir Şinto tapınağı olmakla beraber, her zaman gidip görmek istediğim bir yerdi. Gerçi Japonya'da hiç bir yere hayır demem her yer görmek istediğim yerler listesinde ofjsdfıjdf
Bu torilerden (kırmızı bir sürü olan kapılardan) kaç tane var bilmiyorum açıkcası ama aşırı aşırı fazlaca varlar. Baya bir süre fotoğraftaki kalabalıkla beraber içlerinde ilerledik. Ormana doğru kıvrıla kıvrıla ilerleyiyor ve bayağı uzun. Ayrıca her bir torinin üstünde bağışlayan kişinin adı yazıyormuş.

Burdaki turumu da bitirince, otobüs saatim yaklaştığı için denshaya binip geri döndüm. Akşam manzarasında da bir Kyoto Tower gördüm, ve dönüş otobüsüme bindim.
Kyoto hakkında ne düşünsem bilemedim açıkcası. Yaşamak istediğim bir şehir değil, çünkü ulaşım olayı hiç hoş gelmedi bana. Akşamları İstanbul trafiğinde tıklım tıkış otobüse binmek gibi bi şey. Ama tarihtir kültürdür çok ilgim olduğu için kesinlikle 2 günde de bitecek bi yer değil. Bi sonraki gelişimde kamkilerimla olcak inş onları kusturana kadar tarihe boğucam flskdjskdjf 
Arada bir "aah ahh Kyoto" diye burnumun sızladığı bile oluyor, yeni yeni farkediyorum fsdfskdjf nereye gidersem gideyim güzel be işte :') Bu kısa gezimde de bu kadardı. Görüşürük.

Kyoto 1. Gün | Japonya Günlükleri #42

Sonunda yazıyorum evet. flksdjsfj Arada yaşanan "kimono giyme günü"nü atlıyorum yalnız. Benim için pek bi şey ifade etmiyor çünkü kimonoya karşı pek bir ilgim yok. Program dahilinde bir yere gittik kimono giydik ve yine bir tv programından kameraman eşliğinde sadou yapıp koto çaldık. Yeter. fşsjdfjf

Gelelim Kyoto'ya!! Asıl planım Kobe ve Okayama'ya da uğramaktı ama kimono günü yüzünden iptal etmek zorunda kaldım. Kyoto'dan kendime 1 gece kalmak için otel ayarladım ve 8 Ocak akşamı otobüse bindim. Sonra bi ön çaprazımda hocalarımdan biri oturuyo flsdkjfsldfj görünmemek için iyice gömülüp kulağımda kulaklıkla cama dönüp gözlerimi kapadım. Ama bi süre sonra açtığımda kadın başımda dikiliyodu flskjdfslkfdj Kyoto'ya mı gidiyosun tek mi gidiyosun arkadaşınla mı buluşcan diye her zamanki heycanlı nefes alışı ve gülüşüyle bir sürü yardırdı gitti yerine fksdfşkdsf

Sabah indim otobüsten, kadıncağız geldi yanıma benim hemen toplantıya gitmem lazım sen arkadaşınla buluşcaksın de mi yolu biliyosun de mi falan oldu. Evet dedim sorun yok, sonra gitti. Ki ne yol biliyorum ne arkadaşımla buluşcam flksdjfskjdf en sevdiğim seyahat şekli :')
Etrafa bakınırken tam dibimdeki Kyoto Tower'ı farkedip, ona doğru yürümeye başladım. Sabahın köründe tek açık yer olunca Starbucks'a girip bi kahvaltı yaptım. O sırada otelimin yerine baktım.5km kadar bi uzaklıktaydı ama gidiş yollarında densha (tren) çıkmıyodu :') Sadece otobüsler. Ki otobüslere neresinden biniliyo nasıl ödeme yapılıyo vs sabah sabah hiç uğraşamayacağım şeylerdi. O yüzden kalktım hazır yüküm de hafifken dedim ve yürüdüm. Hem Kyoto neymiş nasıl bi yermiş daha iyi şekilde gördüm yani.

 Genel olarak böyle daracık sokaklardan yürüdüm :')

 Ve beni çok şaşırtan şeylerden biri de şu daracık yola bile 2 çizgili yaya geçidi yapmışlar lkfsjdfksjf emeğinize yazık değil mi ya ne biliyim.... Neyse işte böyle çok güzel yerlerde dolana dolana buldum otelimi.
 Guesthouse idi aslında. İçeri girdim, büyük ihtimalle baba-kız olduklarını tahmin ediyorum 2 japon vardı minnak lobide. İngilizce selam verdiler ben japonca selam verip rezervasyon yaptırmıştım diyince yine şoktan şoka, bi övmeler bi şeyler gereksizce fshdfkjd artık takmıyoruz tabisi o dönemde de... Odam da hemen lobinin dibindeymiş zaten, girdim içeri ve oda çohoşuma gitti bayıldım hatta :')

Çünkü neden? Çünkü tivi var şfsjflskdjfj "yok ttlm ben tv izlemiyorum" şeklinde 10 yıldır süren kuğulluğum tabiki de Japonya'da yerle bir.

Öğlen de yine couchsurfingden anlaştığım bi kızla buluşcaktım onun için çıktım evden, buluşma yerine gittim. Tabi yine yürüdüğüm için böyle manzaralar:

Evet üstteki fotoğrafta golf oynayan yaşlılar topluluğu var lfsdfksdfsdf Neyse kızla buluştum, o an gözüme çok sıkıcı göründü, ay dedim bütün gün bunla geçmez flskdjfskdjf o yüzden akşam 6 gibi dönmem lazım checkin yapamadım otelde diye uyduruverdim. Gidiceğimiz yere gitmek üzere otobüse bindik, evet yavaş yavaş Kyoto'da adam gibi bir densha hattı olmadığını anlamaya başlıyordum. Otobüsler de hep tıklım tıkış -.- Bir şekilde Kiyomizudera'ya gideceğimiz ulaştık.




 Kyoto "tapınak bizim işimiz" tadında zaten. Yukardaki fotoğraflar Yasaka Tapınağı ve Kiyomizudera'ya giderken geçtiğimiz yollardan.
 Bu üstteki fotoğraftaki yer de birinin evinin giriş kısmı. Ben şoklardan şoklara sürüklenirken, Ghibli animeleri gibi değil mi derken karşımıza Ghibli tükkanı çıkmasın mı fklsdjlskdfj Hemmen daldım! Çok uzun dolaştım ama bi kaç şey aldım sadece çünkü çok pahalıydı :')


 Ordan yolumuza devam ettik.



 Geleneksel Japon evleri ile dolup taşan ve sonsuza kadar giden yokuşlardan merdivenlerden geçtik. Her yer güzel güzel şey satan dükkanlarla doluydu hep gözüm kaldı :')








 İşte böyle mikemmel bi yerdi :')

 Daha sonra böyle bi restorana girip udon pilav yidik. Udon kaz etiyle yapılmıştı. Biraz sert geldi bana ben tavuk alayım canım ya... Lezzetliydi yine ama (of sabahın 7buçuğunda gece 12den beri uyanık ve aç şekilde olmadı şimdi)
Bu da dönüş yolumuz, sonsuz yokuşlardan indik. Bi kaç hediyelik aldım dükkanlardan neyse ki... Sonra malesef fotoğraf çekmenin yasak oldugu Sanjusangendo'ya gittik. Bence kesinlikle internette bi aratın. Gördüğüm en ilginç yerlerin başında geliyo çünkü. 1001 tane kannon heykeli ile döşenmiş bir tapınak düşün. O kadar tüyler ürpertici ve korkunçtu ki benim için fskljdlskdfj

Ordan da çıkınca kızla bi kafeye girdik kahve içip dönelim diye. Hava da çok soğuktu zaten. Asıl oraya oturunca adam gibi muhabbet etmeye başladık. Kız seiyuu fanı çıkmasın mı flksdjşdfjsdkjf BEN ŞOK!! Dedim kimi seviyon en çok? O an sen "suzuki...."demesin mi ben elimi havaya kaldırıp ona doğru götürürken "TATSUHİSA" dedik aynı anda fsıjdfısdjf ellerimiz havada birleşti resmen fangöllük gazıyla fklsjdfsdjf Allam nasıl şok oldum nasıl tesadüf ya bu. Bir sürü seiyuu muhabbeti çevirdik, sonra otobüse bindik ve döndük. Ben otele gitmeden önce yicek bi şeyler aldım. Tv de var ya şimdi çok heycanlıyım tabi fsdıjfsodfıj
 Oldum olası merak etmiştim şunu sonunda aldım o gün, güzeldi halbusi bi daha niye almadım acaba fosıdjfısjdf İşte böyle yattım klimayı da açtım sıcacık odamda salak salak japon programlarını izledim. Misal aşağıdaki maymunlar lfjsdouısdfıj Sonra Oguri'nin konuk oldugu bi program falan da izledim derken uyudum ve ertesi günü sonra yazcam ellerim buz tuttu. Ve artık bi kahvaltı yapayım. Bay