21 Şubat 2016 Pazar

Kyoto 2. Gün | Japonya Günlükleri #43

Gelelim 2. güne...

Oteldeki misler gibi ilk gecemden sonra, ücrete dahil kahvaltımı yapmak için hazırlanıp odamdan çıktım. Ne hoştur ki tam kapımın dibinde idi kahvaltı yapma yeri. Benim dışımda bi kaç çinli daha vardı. Otel görevlileri onlarla ingilizce konuşurken, benimle japonca konuşuyolardı fkdjflskdjf dışardan bakınca garip bi durm bence.

Dedikleri kahvaltı saatini (sabah 8) 1 dk bile geçirmeden ordaydım. 10'a kadar sürüyodu ve zaten odayı da 10da terketmem gerekiyodu. 1 saat 50dk boyunca kahvaltı ettim fslkdfjlskfjsldkfj Ücrete dahil ya hani....3-4 bardak kahve ile beraber sürekli yenileyip durdukları çeşitli tatlı tuzlu ekmeklerden hepsinden bol bol yedim fsdjfkdjf (kahvaltı olarak sadece ekmek çeşitleri vardı evet ama baya çeşitliydi) Hatta yanımda oturan anne-oğul çinliler ekmek tepsisine zaten 3 kere hamle yaptığımı gördüler diye artık ayıp olmasın diye kalkmalarını beklediğim bile oldu fskldfjsşlkdfj Faqirliq zor şey arkaaşlar.

Neyse sonra odama döndüm ve çıkışımı yaptım. İlk planım 5-6km uzakta olan Kinkakuji'ye gitmekti. Tabiki yine yürüyerek gitmeye karar verdim :') Taktım kulaklığımı tıngır mıngır gittim bi güzel.


 Tam geldim sanıyosun kmlerce yürüdükten sonra ama daha yolunun oldugunu anlıyosun fsdjfslkdjf Ama müthüş bir doğallıkla çevrili yollardan yürüdüğüm için hiç sorun değildi. En sonunda Kinkakuji'ye de ulaştım!




 Ve bana göre olay tapınak dğeğil, tapınağınçevresi. Harika bi güzellik değil mi yia :') Hayran kalmaktan baya bi süre dolandım aynı yerlerde, ilerleyemedim fskdfjskdf
Bu arada Kinkakuji aklı dengesi yerinde olmadığı söylenen bir rahip tarafından yanılmıyosam 1950li yıllardaydı yakılmış, ve bu yeniden yapılmış hali. Çok üzülüyom böyle şeyleri duyunca T_T Düşünsene 1200lü yıllarda yaptırılmış bi şey sonuçta.
 Bu yukardakinin ne anlamı olduğunu bilemiyorum bak ama güzel flsdjfısd

 Kinkauji'nin çıkış kısmında da insanlar burda kendileri tütsülüyodu adeta. Bi kaç saatimi geçirdikten sonra, çıkışta bulunan bi tükkandan da hediyeliklerimi alıp üst katındaki kafede bi kahve içip yeni rotamı belirledikten sonra yine yola çıktım.
 Geçtiğim sokaklar da böyleydi. Bu kez 8-9km den fazla yürümüş olmam lazım diye hatırlıyorum. Gitmek istediğim yerin de adını kestiremiyorum, bi önceki kızla otobüste giderken görmüştüm sonra adını unuttum. Uzuun bir cadde mağazalar ve restoranlarla dolu. Tam oralara yaklaştığımı hissetmişken telefonum kafayı yemesin mi. Kaldım ortada haritasız. Hemen bi kafeye girdim oturdum şarja takınca düzeldi neyseki. Sonra gitmek istediğim yeri buldum (adını unuttum yine caddenin fksjdlksjf) onu mu yesem bunu mu yesem diye dolaşırken yine gittim fastfooda oturdum lgskjfslkdf Yemek konusunda bi rehber olmayınca yapamıyorum bilmediğim yerlerde.

O sırada da Refü Japonya'ya gelmek üzere uçağa bincekti. Demesin mi gelemiyom uçağa almadılar aktarma vizesi istiyomuş İngiltere diye. Ben şok. Bi de onu çoktan ingiltereye indi ama kontrol sırasında ülkeye sokmuyolar şeklinde anladım kadın napacak bi başına ingilterelerde diye ağlıyo mfdsıojsdıfj Neyse sonra anladım durumu da zaten bi şekilde de halledip geldi Japonya'ya. 1 hafta sonranın muhabbeti o du şimdi.
 Bu sıralarda da Oguri Shun ile kutsanıyordum. Atmak zorunda kaldığım için en çok üzüldüğüm şeylerden biridir şu bardak fosıdjsoıdfj
Sonra tekrar yola çıktım. Ama artık aldığım eşyalarla da çantam iyice ağırlaştıgı için ve neyseki gideceğim yere densha oldugu için denshaya bindim!








 Denshada bir dolu kimonolu kızla beraber (sanırım o sıra 20 yaş töreni olayları vardı yanlış hatırlamıyosam) Fushimi Inari Taisha'ya gittim. Bir Şinto tapınağı olmakla beraber, her zaman gidip görmek istediğim bir yerdi. Gerçi Japonya'da hiç bir yere hayır demem her yer görmek istediğim yerler listesinde ofjsdfıjdf
Bu torilerden (kırmızı bir sürü olan kapılardan) kaç tane var bilmiyorum açıkcası ama aşırı aşırı fazlaca varlar. Baya bir süre fotoğraftaki kalabalıkla beraber içlerinde ilerledik. Ormana doğru kıvrıla kıvrıla ilerleyiyor ve bayağı uzun. Ayrıca her bir torinin üstünde bağışlayan kişinin adı yazıyormuş.

Burdaki turumu da bitirince, otobüs saatim yaklaştığı için denshaya binip geri döndüm. Akşam manzarasında da bir Kyoto Tower gördüm, ve dönüş otobüsüme bindim.
Kyoto hakkında ne düşünsem bilemedim açıkcası. Yaşamak istediğim bir şehir değil, çünkü ulaşım olayı hiç hoş gelmedi bana. Akşamları İstanbul trafiğinde tıklım tıkış otobüse binmek gibi bi şey. Ama tarihtir kültürdür çok ilgim olduğu için kesinlikle 2 günde de bitecek bi yer değil. Bi sonraki gelişimde kamkilerimla olcak inş onları kusturana kadar tarihe boğucam flskdjskdjf 
Arada bir "aah ahh Kyoto" diye burnumun sızladığı bile oluyor, yeni yeni farkediyorum fsdfskdjf nereye gidersem gideyim güzel be işte :') Bu kısa gezimde de bu kadardı. Görüşürük.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder