21 Şubat 2016 Pazar

Kyoto 1. Gün | Japonya Günlükleri #42

Sonunda yazıyorum evet. flksdjsfj Arada yaşanan "kimono giyme günü"nü atlıyorum yalnız. Benim için pek bi şey ifade etmiyor çünkü kimonoya karşı pek bir ilgim yok. Program dahilinde bir yere gittik kimono giydik ve yine bir tv programından kameraman eşliğinde sadou yapıp koto çaldık. Yeter. fşsjdfjf

Gelelim Kyoto'ya!! Asıl planım Kobe ve Okayama'ya da uğramaktı ama kimono günü yüzünden iptal etmek zorunda kaldım. Kyoto'dan kendime 1 gece kalmak için otel ayarladım ve 8 Ocak akşamı otobüse bindim. Sonra bi ön çaprazımda hocalarımdan biri oturuyo flsdkjfsldfj görünmemek için iyice gömülüp kulağımda kulaklıkla cama dönüp gözlerimi kapadım. Ama bi süre sonra açtığımda kadın başımda dikiliyodu flskjdfslkfdj Kyoto'ya mı gidiyosun tek mi gidiyosun arkadaşınla mı buluşcan diye her zamanki heycanlı nefes alışı ve gülüşüyle bir sürü yardırdı gitti yerine fksdfşkdsf

Sabah indim otobüsten, kadıncağız geldi yanıma benim hemen toplantıya gitmem lazım sen arkadaşınla buluşcaksın de mi yolu biliyosun de mi falan oldu. Evet dedim sorun yok, sonra gitti. Ki ne yol biliyorum ne arkadaşımla buluşcam flksdjfskjdf en sevdiğim seyahat şekli :')
Etrafa bakınırken tam dibimdeki Kyoto Tower'ı farkedip, ona doğru yürümeye başladım. Sabahın köründe tek açık yer olunca Starbucks'a girip bi kahvaltı yaptım. O sırada otelimin yerine baktım.5km kadar bi uzaklıktaydı ama gidiş yollarında densha (tren) çıkmıyodu :') Sadece otobüsler. Ki otobüslere neresinden biniliyo nasıl ödeme yapılıyo vs sabah sabah hiç uğraşamayacağım şeylerdi. O yüzden kalktım hazır yüküm de hafifken dedim ve yürüdüm. Hem Kyoto neymiş nasıl bi yermiş daha iyi şekilde gördüm yani.

 Genel olarak böyle daracık sokaklardan yürüdüm :')

 Ve beni çok şaşırtan şeylerden biri de şu daracık yola bile 2 çizgili yaya geçidi yapmışlar lkfsjdfksjf emeğinize yazık değil mi ya ne biliyim.... Neyse işte böyle çok güzel yerlerde dolana dolana buldum otelimi.
 Guesthouse idi aslında. İçeri girdim, büyük ihtimalle baba-kız olduklarını tahmin ediyorum 2 japon vardı minnak lobide. İngilizce selam verdiler ben japonca selam verip rezervasyon yaptırmıştım diyince yine şoktan şoka, bi övmeler bi şeyler gereksizce fshdfkjd artık takmıyoruz tabisi o dönemde de... Odam da hemen lobinin dibindeymiş zaten, girdim içeri ve oda çohoşuma gitti bayıldım hatta :')

Çünkü neden? Çünkü tivi var şfsjflskdjfj "yok ttlm ben tv izlemiyorum" şeklinde 10 yıldır süren kuğulluğum tabiki de Japonya'da yerle bir.

Öğlen de yine couchsurfingden anlaştığım bi kızla buluşcaktım onun için çıktım evden, buluşma yerine gittim. Tabi yine yürüdüğüm için böyle manzaralar:

Evet üstteki fotoğrafta golf oynayan yaşlılar topluluğu var lfsdfksdfsdf Neyse kızla buluştum, o an gözüme çok sıkıcı göründü, ay dedim bütün gün bunla geçmez flskdjfskdjf o yüzden akşam 6 gibi dönmem lazım checkin yapamadım otelde diye uyduruverdim. Gidiceğimiz yere gitmek üzere otobüse bindik, evet yavaş yavaş Kyoto'da adam gibi bir densha hattı olmadığını anlamaya başlıyordum. Otobüsler de hep tıklım tıkış -.- Bir şekilde Kiyomizudera'ya gideceğimiz ulaştık.




 Kyoto "tapınak bizim işimiz" tadında zaten. Yukardaki fotoğraflar Yasaka Tapınağı ve Kiyomizudera'ya giderken geçtiğimiz yollardan.
 Bu üstteki fotoğraftaki yer de birinin evinin giriş kısmı. Ben şoklardan şoklara sürüklenirken, Ghibli animeleri gibi değil mi derken karşımıza Ghibli tükkanı çıkmasın mı fklsdjlskdfj Hemmen daldım! Çok uzun dolaştım ama bi kaç şey aldım sadece çünkü çok pahalıydı :')


 Ordan yolumuza devam ettik.



 Geleneksel Japon evleri ile dolup taşan ve sonsuza kadar giden yokuşlardan merdivenlerden geçtik. Her yer güzel güzel şey satan dükkanlarla doluydu hep gözüm kaldı :')








 İşte böyle mikemmel bi yerdi :')

 Daha sonra böyle bi restorana girip udon pilav yidik. Udon kaz etiyle yapılmıştı. Biraz sert geldi bana ben tavuk alayım canım ya... Lezzetliydi yine ama (of sabahın 7buçuğunda gece 12den beri uyanık ve aç şekilde olmadı şimdi)
Bu da dönüş yolumuz, sonsuz yokuşlardan indik. Bi kaç hediyelik aldım dükkanlardan neyse ki... Sonra malesef fotoğraf çekmenin yasak oldugu Sanjusangendo'ya gittik. Bence kesinlikle internette bi aratın. Gördüğüm en ilginç yerlerin başında geliyo çünkü. 1001 tane kannon heykeli ile döşenmiş bir tapınak düşün. O kadar tüyler ürpertici ve korkunçtu ki benim için fskljdlskdfj

Ordan da çıkınca kızla bi kafeye girdik kahve içip dönelim diye. Hava da çok soğuktu zaten. Asıl oraya oturunca adam gibi muhabbet etmeye başladık. Kız seiyuu fanı çıkmasın mı flksdjşdfjsdkjf BEN ŞOK!! Dedim kimi seviyon en çok? O an sen "suzuki...."demesin mi ben elimi havaya kaldırıp ona doğru götürürken "TATSUHİSA" dedik aynı anda fsıjdfısdjf ellerimiz havada birleşti resmen fangöllük gazıyla fklsjdfsdjf Allam nasıl şok oldum nasıl tesadüf ya bu. Bir sürü seiyuu muhabbeti çevirdik, sonra otobüse bindik ve döndük. Ben otele gitmeden önce yicek bi şeyler aldım. Tv de var ya şimdi çok heycanlıyım tabi fsdıjfsodfıj
 Oldum olası merak etmiştim şunu sonunda aldım o gün, güzeldi halbusi bi daha niye almadım acaba fosıdjfısjdf İşte böyle yattım klimayı da açtım sıcacık odamda salak salak japon programlarını izledim. Misal aşağıdaki maymunlar lfjsdouısdfıj Sonra Oguri'nin konuk oldugu bi program falan da izledim derken uyudum ve ertesi günü sonra yazcam ellerim buz tuttu. Ve artık bi kahvaltı yapayım. Bay


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder