2 Ocak 2016 Cumartesi

Takoyakiler ve mandalinalar IMDB:4.3 (ehe) | Japonya Günlükleri #33

Geliyoruz aralık ayına, sonunda.
Öncelikle aralık ayından ajandamın görüntüsüyle başlamak istyiorum :')

Resmen 24 Aralık'a kadar (Tokyo gidişi) nasıl da etkinlik kısıtlamasına girmişim, param bitmesin diye lkfsjdflksdjf
Neyse devam ediyorum.
Aralık ayı sunumların ayıydı resmen. Önce içeriği belirsiz dersimizde 3 kişiyle yaptığımız saçma yurtdışı eğitimiyle ilgili röportajların sunumunu yaptık. Sonra seneye bizim okula gelecek Japon öğrenciler için TR, çanakkale ve okulu tanıtan bi sunum yaptık. Ki büyük ihtimal güzel türküyem beladan belaya koştugu için, tehlikeli ülke sınıfında ve program iptal edilebilir. Ülkemi sevmek için her gün bir yeni sebep ya cnm bnm :))))
Ardından yine burs aldığımız için bize dayattırılan bir başka olay. Survival kurs kitabındaki kısa japonca diyalogları videoya çekip seneyeden itibaren izleteceklermiş ve bizi oyuncu yaptılar. Sinirden kudurdum tabi çünkü beniç hiç bi şekilde söz hakkım yok hayır yapmıca diyemiyorum. Ki ciddi anlamda en nefret ettiğim olaylardan biridir, yani yapamam ki oyunculuk falan. Ama işte... Neyse ki sevdiğimiz 2 arkadaşımız çekimlerden sorumluydu, en azından eğlenebildik.
video
Kitaptaki diyaloglar da çok saçma olunca tabi, oyunculuklar da çok saçma oluyo. Burda bisikletimi bulamıyom hadi polise gidelim diye bi muabbet var mesela fksldjfslkdjf Japon olmayan arkadaş Romanyalı bu arada.
Bi ara odamın inanılmaz derecede dağınık ve çöp dolu oldugunu hatırlıyorum. TOplarken ağladıydım fsldfjsldkjfsd bak böyle:
 Masam yine bu şekilde gerçi ama inş toplıcam cnm yhaa.
Sonra bir cumartesimiz tam 4,5 saat kanji dersiyle geçti, telafi olduğu için. Zaten uyanamamış ve banyo yapamamış bir halde gitmişken, saat 6da International Center'a gitmemiz gerekiyodu. Çünkü bi önceki ay bize gelip Chikyuujin Matsuri (Dünya insanlar festivali diye çevirsem yanlış değil bence)'ye katılır mıyız diye sormuşlardı. Bir sürü yabancı ülke insanı ülkesiyle ilgili booth hazırlayıp tanıtıyo ve yaklaşık 3bin kişi falan katılıyomuş. Biz de eğlenceli olur dedik, 5 aralıkda onun açıklama toplantısı vardı gittik.

Tabi nebilelim bizi sahneye çıkartacaklarını :'') Neyseki isim ülke vs söyledik o kadar yan.
Sonra herkese yardım edecek Japon supportlar seçildi. Ülke adını söylüyolar, isteyenler parmak kaldırıyo. 4 kişi atanıyo en fazla ve fazla kişi isterse her şeye nasıl karar veriyolarsa o şekilde yani taş kağıt makasla karar veriyolar. Biz de lan inş bize de taş kağıs makas yaparlar diye gerildik flksjdfslkdjf 7-8 kişi istedi neyseki "janken"de (taş kağıt makas japoncada beyle) karar verildi. Sonra grubunla bi odaya geçip oturup tanışmadır, neler yapabiliriz vs muabbetidir yapıyosun. İçlerinden bi tanesi de 11yaşında okullu bir gız Sakura diye ay nası yerim onu şapşirik yaa nası utangaç böyle. En son grubumuza 3 kişi daha eklendi tam 10 kişi olduk bu arada. Çoh popüyüz türküye olarak bilin fşskjskdf O gün yorgunluk dinelmeyip 14-1'a da gittik tabi. Çok eğlenceli olduğunu hatırlıyom, milletle karaoke falan yaptık hatta, güzel gündü.

12 aralıkta da kanji dersi japon supportlarımızdan bi hanım teyzenin evine gittim, sadou (çay seremonisi) yapmak için. Komik koreli bi çucukla. Haaa noldu giderken bak yine beni buldu tabi fşsdkfjslkdfj
Bisikletle gidiyoruz bebeyle, karşıda kameraman mikrofonlu kadın falan var. Kafamı eğdim hemen yabancı oldugum çakılmasın diye ama kafam mavi bi kere. Hemen koştu geldi, biz asahi tvden geliyoruz diye başlayıp bi şey sordu dinlemedim bile. Üzgünüm ttlm şu an çok meşgulum dedim hızlıca geçtim. Arkama bi baktım salak koreli bebe yok fslkdfjsldkfj Benim yerime o cevap veriyo. Geçtim kenara saklandım bekliyom allam soruyolar da soruyolar. En son geldi. Azarlıyom niye cevap veriyon ben işimiz var dedim gittim niye peşimden gelmiyon diye fskjdfşskdjf Ben b itane soru sorcaklar sanmıştım diyo fklsdfslkdf Neyse gittik teyzemin eve. Önce sadouyu halledip bol bol maccha içtik. Ne kaa da özlemişim içmeyi :')
 Bunlar da sembei. Kisetsu(mevsim)sembeiymiş hatta. Üzerinde sonbahar bitkilerinin yaprakları var hakketen de. Denişikti.
 Bu da kokeshi (tahta japon bebeği). Teyzem istediğiniz alın gidin dedi, bunu alıp anama yolladım fsldkfjsldfj
Sonra bize elcağızlarıyla portakal, elma, hurma neyn kesti. Biraz Kore'den ve Türkiye'den bahsedildi, neler farklı neler aynıdır diye.
Sonra koto (japon çalgısı) çıkardı teyze, onda Sakura'yı çaldık. Ben çalarken salak koreli bebenin bi söylemesi var allam geberdim fsldkfjsdlkfj Teyzem bi de sevdiğim meyveyi sordu, karpuz dedim. Çocuk "karpuz meyve değil ki, ehe" dedi. Nası güzel baktım keşke kayıtlara geçseydi, ne yazık ki japonca da "salah salah konuşma" duygusunu verebilecek bi cümle olmadıgından sadece baktım. Ama sanırım hakket karpuz meyve değilmiş lan fslkdfjskdfjsdkfj Yine de arada güzel dalga geçiyoz alakasız yerlerde "yalnız karpuz meyve değil :S.s" diye.

Çocuk bi de anime sever çıkmasın mı. Hatta seiyuu biliyo az biraz. Dönüşte animate'e gitmeyi teklif etti ama dedim yooohh kesin bi şeyler alırım, para harcamamam lazım diye fksjdflskdfj Zaten bi kaç saat sonra da bizim arkaaşların geldiğimizden beri lafını ettiği ama bi türlü tarih vermedikleri takopaa (takoyaki partynin kısaltılmışı) günü idi. Biraz bi Amanda cafede oturup buluşma yerimize gittim.

Fuji marketten malzemeleri alıp, arkadaşın evine gittik. İlk kez öğrenci evine gitmenin heycanını yaşadım çogsel. Sonra onu gördüm....O harika kotatsuyu....

Japon gızlar kalkmış iş yaparken biz oturduk ıscacık kotatsunun içinde saçma sapanlığıyla beni hayran bırakan japon poroğramlarını izledik. Bi ara serpile "şu kotatsuyu az kıssana ayağım pişti" diyince bi gülme krizine girdik. Adeta kotatsuda bir türk idik.
Daha sonra hep beraber de çevire çevire takoyakileri hazırladık, kaç tur yapıp yedik bilmiyom bile ama baya güzel doyduk. Hatta bugündür takoyaki makinesi almaya karar verdiğim gün. 1-2bin yen bi şeymiş, hem de çok hafif. İnş alabilirim yani türküyede bol bol takopaa sonra :''')
Yemekten sonra oturup önce yamapi sonra tori dizisi izledik. Tori'nin dizisi çoh heycanlıydı şahsen yamapi sevmem zaten pek. Öyle kaptırmışız ki "kim korosareta? bu mu korosareta?" gibi tr-jp karışık yorumlar yapıyodum en son farkındasız klfsjdflksjdf 
Ya ben televizyonum olsa resmen internete hiç girmeyebilirim japonyada var ya. Öyle bi seviyom flskdfjslkdfj İnş bi kaç yıl sonra japonyada minnak küçük tek kişilik evimde  tivi keyff yaşıcam.

Bu arada Christmas yaklaşıyo olduğu için her yer Christmas temalıydı o aralar. Mesela:

 Tabi Ehime'nin mandalina çam ağacı artık olağan karşıladığımız bi şey.
Mandalina demişken, bir sonraki hafta 19 aralıkta, güzelim cumartesi günümde katılmak zorunda oldugumuz ders gezisi vardı. Hem de bu ders içeriği belirsiz dersimiz olunca sinirlerim daha da katlanmıştı. Gezinin içeriğinin "mandalina fabrikası ve mandalina toplama" olması ise VADDAFAK dedirtip daha da sinirlenmeme sebep olmuştu.

Sabahın 8inde okula gidip, servise binip, 2 saat yol gittik. Nedeeennn allaahım nedeeeen diye çığlık atıyordu, ağlıyordu çocuklar...
Mandalinaların nasıl kutulandığı, ekşi ve tatlı olanları nasıl ayırt ettiklerini falan anlattı adam. Dinledim mi hayır ÇÜNKÜ NİYE DİNLEYEYİM YA BANANE ALLAH AŞKINA CİDDEN!!! Hatta bizle beraber orda karşılaştığımız 3 yabancı daha (japonyada çalışıyolarmış) bize katıldı. Kız dedi ne okuyonuz dedim japonca öğretmenliği, e mandalina fabrikası ne alaka dedi. Ah bi bilsem diye ağladım orda. Bi ara hoca gelip "ehe nasıl?" diye sordu da serpilin "mikan desu" (mandalina) diyişi var unutamam sflkdjfslkdjf yani ne demek nasıl? yaaa ne diyim ne istiyon ki.

Ordan da mandalina toplattırılmak üzere başka bi yere götürüldük. Japonların hepsi mandalina ağaçlarını görünce "aaaa mikan!!! eheheheh mikaaan" diye kudurduklarında cidden bu millet hakkındaki düşüncelerimi bi kez daha gözden geçirdim. Olm zaten mandalina içinde yüzüyosunuz, yaşadığınız yer mandalinasıyla ünlü!!! Bi de bize "türkiyede mandalina var mı :)" diye soranlar oldu. Al kafasını sürt betona. Biz de dalga geçerek eeheeee mikaaaaaaaann falan olmaya başladık. Ama iş toplamaya gelince, yu nov türklük damarı, hırsa gelip şarkı türkü söyleye söyleye 1,5 kasa doldurduk. Daha devam ederdik ama biraz da yemeye karar verdik fslkdfjslkdjf

 Hoca da üstün başarımızdan ötürü bizi fotoladı tabi. Biz de "işte biz böyleyiz ttlm yhaa" modunda herkese kasa kasa mandalinamızı gösterdik fslkdfjsldkjf Sonra oranın sahibi amca herkese bi poşet dolusu mandalina ve koca 1 şişe mandalina suyu hediye etti. Kiiii hala içmedim, çünkü demir kapak ve açacağımız yok flkjldfkg
Of bu yazıda burda bitsin, saat oldu 3, ben öğlen 12de gidicem kuaföre saç boyatmaya.

Tokyo yazıları yazmama son 1 blog kaldı, arada 2 gün daha anlatcam bitcek neyseki. Resmen güncele geliyom çoh şükür. flksdjflskdjf bay.

4 yorum :

  1. Mandalina fabrikasından kârlı çıkmışsınız en azından :D
    Son postmuş bu yaa :D Neyse, keyifle okudum ve yeni postları bekliyorum efendim :))

    YanıtlaSil
  2. Merhaba,sayfanizi yeni buldum.cok ilginc ve guzel seyler paylasmissiniz.15 yildir japonyada yasiyoruz.gunluk hayatimizi yazilarima ve videolara dokuyorum.japonyayi merak edenler bende sayfama bekliyorum.
    http://osakaninmuhtari.blogspot.com.tr
    https://www.youtube.com/user/gulsehri

    YanıtlaSil
  3. Merhaba,sayfanizi yeni buldum.cok ilginc ve guzel seyler paylasmissiniz.15 yildir japonyada yasiyoruz.gunluk hayatimizi yazilarima ve videolara dokuyorum.japonyayi merak edenler bende sayfama bekliyorum.
    http://osakaninmuhtari.blogspot.com.tr
    https://www.youtube.com/user/gulsehri

    YanıtlaSil