22 Temmuz 2015 Çarşamba

Ehime | Japonya Günlüğü #2

Yine blog yazmaya gücümün olmadığı bir dönemdeyim. Ama şu an anane evinde o kadar yapacak şeyim tükendi ki son anlarimi blog yazarak geçirmeye karar verdim (Bugün dönüyoz tanrılara şükürler olsun ki ). 

En son gelişmeler şöyle ki; sonunda uçak biletini alabildik ::::::) Hoca gidiş tarihimizi söyledikten sonra bile haftalarca alamadık sürekli bi şeyler çıktı  Kore havayollarindan alcaktik, internetteki göya varolan sitesi seyahat şirketi çıktı aradığımızda.  Ben arıyom başka bi şey diyo diğer kızlar arıyo başka bi şey diyo güvenemedik. Sonra THY ile konuştuk 4500olan bilet fiyatı çeşitli indirim ve öğrenciye %30 indirim olayıyla 3600 oldu. Tamam alalım olduk bi dahaki aradığımızda hem meğersem o fiyata vergileri dahil etmemişler onu öğrendik hem de ben 25 yasindaymisim (ki daha yeni 24 oldum) o yüzden öğrenci indiriminden yararlanamiyomusum. Zaten bunların yapacağı ise ben öğrenci demek öğrencidir lan belgesi varsa isterse 40 yaşında olsun meeh. Artık bildiğin havaalanına gidip ortalık dagitacaktik kii diğer arkadaş bi tane seyahat şirketinden 3000küsüre bulmuş hemen onu aldık.  Gidis -dönüş  fiyatları tabi bunlar hep. Haa dönüş derseniz hocamız hala net tarih vermediği için Şubatın son gününe aldık artık erkenden yurttan çıkarırlar bizi Osakaya gider orda yatar kalkarız oh miiiiss. 

Yine kore aktarmalı gidiyoruz. Kore de görmedim demem kxbsjxb of çok Çorum'a ugramiscasina Incheon'dan leblebi alınası. Ben bi öyle aktarma bilirim yani bu yaşıma kadar böyle geldim. 

Neyse işte ben de haftalardır kendime harita çıkarıyorum co guzel bi site buldum. Osaka (Oosaka diye okuyom aslinda ama insanlarin Oosaka dedikce Osaka mi? Olmasindan bıh-tım. Trde Osaka dicem hep) ve Tokyo'da (Hele ki buna Toukyou dersem vururlar ama arada bi kaciyo agzimdan) gidilebilecek bahçeler muzeler çeşitli yerler sokaklar vs herşey var. İlk olarak bütün ilgimi çekenleri yazıyorum sonra bi harita çizip yerlerine oturtucam ve bölgelere ayiricam. 2 haftalık kış tatlimin ne kadarinda kalmalı şekilde gidebilirim bilmediğim için belki sadece günübirlik gidebilicem hiç belli olmaz o yüzden her şeyim planlı olsun ki atlamayayim hiçbiseyi istiyom. Belki çok bencilce gelcek ama resmen çok tedirginim ya hiç bi yere gidemezsem ya da gezicegim yerleri yetistiremezsem diye xjxbjsb gulmuyom. Garip bi his yani. Ha hicbiyeri gezemesem de sonuçta japonyadayim lan diye de düşünüyorum ama hayaller tamam mii! !! Asamiye yazdım dün Osakadaki Hogwartsa gitcem bilet işi nası öğrensene diye. Siteye bakmaya o kadar japoncaya gücüm yok şu an djsbsjx çünkü öyle bizdeki gibi kapıdan alayım bileti gireyim değil olay. Sanki bana imparator ziyareti beeeaaa!! Ghibljye nası bilet alcam diye bi bakıyım dedim de ohooo yani başvuruyor ediyon bilmemne. Bunları hep japonlara yaptırırım valla uğraşılmaz.  Hogwartsinda 7500yen olduğunu biliyom yenin inip çıkmasına göre 150-170tl arası 1gun boyunca. Aaah ne çıkmam haa kapanana kadar kaymakbirasi içer durrum bi köşede ayyaş takılıp jsbxjxb Bakalım tek mi gidecom peşime takılan japon olcak mı,  bize gelen japonlardan Kanayla beraber gidelim diye konuşmuştuk hatta Asami de atlamisti ben de gelcem diye ama bakalım napcaklar tatilde. 

Net gideceğim Hogwarts dışında bir diğer netim de Akihabara.  Şimdi plz yani ya nereye gideceğdim. Hem babam kamera istiyo kendim için olmasa bile babam için gitmeliyim ksbsjxbx Benim de bir psp ve tatlış dijital foto makinelerinde alma planım var ama bakalım.  Sonra figur FIGUUUUUURRRRR . Ozellikle 2.el dükkanlar bulabilirsem tutmayın beni. Eğer gidip görmüş ya da duymuş olan bunu okuyan biri varsa yer tarifi bekliyom djsbsjxbdj 20kilo bagaj hakkım var mümkün değil 5 aylık birikimim sigsin 20kiloya o yüzden ara ara kargo yollicam trye. Para gircek yani hehehe.  Bilmiyom giderken napıcam ya bi de hem yazlık hem kışlık goturcem e bunun montu var botu var. O Eylül sıcağında giyebildigim kadarını üstüme giycem zaten ksbsjxbx Ay dur konu dağıldı.  Hee Akihabarada çok istediğim ve gitmezsem meraktan öleceğim bi diğer şey Maid cafe. E 2.donemi Maid cafeyle yat kalk geçirdim yani sunum yapcam diye. Kaç ay araştırma yaptım ettim parama kiycam gitcem ay. Kawaiilik kasan bi kaç Maid kızı yere indirrim kesin sinirden ama ossun djsbsjx

Bunların dışında yine alışverişten devam ediyorum ama RejetShopa gitcem. Tokyo'da da Osakada da var ama oldu ki gidemedim, en yakınından Fukuoka'da var xjxbjsb yıllardır Fukuokanin dünyanın en güzel şehri olduğunu iddia eden Ishiyama hojamin yüzü gülsün. 

Tarihi yerler olarak da bir sürü tapınak yazdım müze yazdım ama henüz haritada yerini belirtmedigimden kesin gitceklerimi soyleyemiyom.  Bi de bildiğim kadarıyla Kyoto'ya (Bu da Kyouto aslında ey gidi gencligim ) okul gezisi düzenleniyo. O konuda da içim rahat. Kendimi yerel halkın ellerine bırakıcam. Ehimede de gidicek 1-2 yer var başta Matsuyama Kalesi olmak üzere. Onlar kolay yaa hallederiz sjsbsjsb 

Olm ben kesin Koreden Osakaya aktarmayı yapınca Osakadan Ehimeye geçmeye güç bulamayıp (Çünkü uçak bileti almadık hala, alsak da yetisemeyebiliriz, otobüsle de 3kez metroya biniyomusun gitmek için ohooo) Osakaya indiğimiz an bir takoyakiciyle evlencem ve hayatımın sonuna kadar hem takoyaki yemiş olcam hem japonyada kalmış olcam. 

Şimdi geriye Osakadan  ehimeye nasıl gidicem mevzusu, yurt için sağlık raporu ve vize işi kaldı bakalım onlar da bitsin rahatım.  Of yeter telefonda yazmaktan parmaklarım ağrıdı gidiyom biraz daha sıkılıyim. Bay. 

20 Temmuz 2015 Pazartesi

[Blog tur] Her Gün - David Levithan | Kitap yorumu



Kitap Adi: Her Gün
Yazar: David Levithan
Orjinal Adi: Every Day #1
Sayfa Sayisi: 336
Yayinevi: Pegasus
Basim Yili: 2012
Tür: Genc Yetiskin

"Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza âşık.

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu HAYAT. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi."

Eveet yine cok zor bir yorum olacak cunku cok sevdigim bir kitapla karsi karsiyayiz. Oncelikle bu kitabi okuyup, sevmeyecek olsaniz bile "hmmm degisik bi kitapti ya" yorumu garanti, cepte. Milyonda bir ihtimal bu cümleyi dahi demiyosaniz sizden kitap tavsiyesi alabilirim ksbsjdh

Konusunu okumadan, kapaktaki cumleyi gorunce bile cok sevecegimi dusunup bi heycan yapmistim ben. Ha, aşk kismi umrumda mi dersek hic degil kdbdkfb Hatta bana gore kitabin en zayif kismi aşık olma kismiydi.  Sen her gun farkli bedende uyanma gibi bir fantastiklige sahip ol (ki kesinlikle guzel bi sey olmadigina karar verdim, okuyunca) , git sonra resmen seni icine girdigin bedenlere gore yargilayan kiza asik ol. Ben olsam ben de kaliba bakardim o ayri, nasilsa bizi bulmaz boyle fantastikler.  Bulsa her gun fakir dogardim ya zaten, ne bekliyosam... Neyse yani ben bu Rhiannon denen kizdan zerre hoslanmadim. Aşk mevzusunu bi kenara birakalim.

Her insan gibi dogup gelisen, gelismeye devam eden ama sahip oldugu bir bedeni olmayip her gun bir baska yasitinin bedeninde uyanan A'nin oykusu beni dagitti arkadaslar. O caresizlik, ait olamama duygusu nasil harika anlatilmis icime icime agladim. Her bedende yasadigi farkli hayatlar, o hayatlara sadece o gunluk bile olsa uyum saglamaya calismasi, bana gore ustun zeka bir yazarin elinden cikar boyle seyler. A'nin hayati o kadar zor ki yasadigi 16yil boyunca her gun farkli anne babasi kardesleri olmus ya da olmamis, bu bedenler kimi zaman intahara meyilli bir tipin, kimi zamansa bir homoseksuelin. Yani A'nin bir cinsiyeti yok, ırkı yok, dini yok, ama kesinlikle kendine ait bir karakteri var. Beni en cok zorlayan, kavram kargasalarina surukleyen de cinsiyeti olmamasi kismi oldu, malsef bunu anlayabilecek kadar gelisememisim. Ozellikle Rhiannon da benim gibi dusundugunde, A'nin ben cinsiyete degil bireylere asik olurum lafi aglatti.

300küsür sayfa boyunca hic sıkılmadım. Rhiannon'a aşık olduktan sonra, bedenlerin hayatını hiçe sayıp (ki yazık, o çocuk da azıcık hayatını yaşasın ne var sanki), Rhiannon'a ulaşma çabası bir kenara kitabın sonlarına doğru patlak veren olay bambaşkaydı. Spoiler olmasın diye ağzımı acmiyicigim. Yalnız kitabın sonu benim için bir son değildi. Çok heycan dorukta, tam böyle nefesimi tutmusken bitmesini beklerdim  ama sanki biraz sönerek bitti. Yine 2. kitabı kaç milyon gözle bekliyorum tabi, olaylar asıl o zaman olacak gibi.

Kesinlikle farklı, duygudan duyguya sürükleyen ve bol bol düşünmeye sevk eden bir kitap olduğunu düşünüyorum. Buraya bir sürü övgü cümlesi doldurabilirim bıkıp usanmadan ama kendimi tekrar ediyor gibi olmayayım, bitiriyorum.  Alınız, okuyunuz.

Dakikalar sonra edit: Gizem 2. Kitapta kızın ağzından aynı olayların anlatıldığını söyledi. Gözümün kenarında bir damla yaşla uzaklara bakıyorum.

16 Temmuz 2015 Perşembe

Nays animeler

Sanırım, önceki değil bi önceki blog yazmama olayımda izlediğim animelerin yazılarını asla yazamıcam. Ço üşeniyom.Yine yıllar yılı olayları yazmadım zaten fksjdfksdjf gülmüyom. Bi kaç anime bırakayım bari şuraya bitmişlerden.

Owari no Seraph

Konusu hakkında en ufak bir fikrim olmadan başlamıştım seriye, sanırım 5. 6. haftasında falandı. İlk bölümde vampirli anime olduğunu görünce bir yiiihhhaaa didim. Ecchi katmayınca, saçmalamayınca güzel vampirikli animeler çıkıyo çünkü. Olaylar da, bir virüs yüzünden 13 yaş üstü -sanırım- herkesin ölmesi ve geriye kalan çocukların da vampirler tarafından tutsak edilmesiyle başlıyo. İlk 1-2 bölümden sonra vasat bir ilerleme kaydetti yalnız bana göre. Bir 10 bölüm şoklu bitti, 11. bölümü tüylerim diken diken izledim, 12. bölüm yine "meeh 2. sezona kaldık" finali idi.

Gelirsek favoreytalarıma. Tabi ki de Guren. Nakamura'nın sesiyle adam tanrılar katında turladı ama ortalarda rolü çok azdı harcandı güzelim karakter. 2. favorimse Ferid. İlk gördüğüm andan itibaren daha doğrusu ilk duyduğum andan itibaren diyelim fksdjf Tipiyle işim olmaz bile ama o tipe gey gey Sakurai sesi nası gitmiş ay bayıldım. Guren ve Ferid şipliyom, yapcak bi şey yok. İşte bu ikisi dışında gerisi çoluk çocuk flksdjf Yuu ve Mika'nın olayı iyiydi yalnız güzeldi şimdi iyiydi fakat spoiler olmasın susuyom. Ciddi olaylar dönüyor belli ki, ucundan gösterdiler, gidişatı saçmalamıyodur umarım çünkü 2. sezon beklentim iyi.

Nanatsu no Taizai

Şu an Burcu şok. Ben bunun yazısını yazdım sanıyodum ya lan!!! Allam bu yıl benim için hayatımın animesi olan animeyi yazmamışım yıkıldım. Başladığımda yine konusuna bile bakmamıştım sadece Suzuki'nin karakteri olduğunu biliyodum o yüzden başlamıştım. Tabi yine yollarda macera yaşayan gençlerin (?) hikayesi çıkınca beni delicesine sarmaması imkansız. Ban (Suzuki'nin karakteri) gelmeden önce bile, sanırım 4ün sonunda geliyodu, bayılmıştım zaten animeye.  

Ecchi bir olayı var ama Magi izleyenler bilir orda Alaaddin'in yarattığı ecchilik seviyesinde. Burda da yerden bitmemiz Meliodas sapıklıkta sınır tanımıyor. Fakat meeeh olmuyosun, meeh olduğun şey baş kadın karakter Elizabeth, bir vurrum ki gelişine, burun deliklerine parmaklarımı takar tak tak alırım façasını aşşa yani öyle bi anadolu çocuğu damarımı kabartıyo benim. Her animeye koymasanız mı şöyle tip. Erkekler bile itiliyo olm bunlardan artık. Elimde Japon erkeyi kanıtı bile var hojam da izleyince tiskinmişti kızdan fksdjfşskdf

24 bölüm boyunca olaylar heycanını hiç kaybetmeden devam ediyo. 7 ölümcül günahlar, kutsal şövalyeler, denişik yaratıklar vs vs tam ağzımıza layık flkdsjf Eh seiyuular da bir içim su. Pislik sapık Meliodas (ki boku no pico adeta) Kaji'den geliyoooor, yine hayrika bir iş başarıyor tabi. Kimseler bir Kaji çığlığı değil şimdi. Ban zaten Suzuki, plz. King'i Fukuyama seslendiriyor oh oh ne güzel demek isterdim ama 1001 çeşit ses Fukuyama'nın en TİSKİNDİĞİM sesi bu ses. Fukuyama desen değil zaten başka bi şey canım bu, böyle geniş ses aralığını kabullenemiyom zaten ama cidden kötü de bi ses yani nerde Koro sensei nerde Grell nerdeeeeğ... Bir deeeeğ Mamo var lililili ama harika hibine seslerinden değil malesef düz ciddi seslerinden. Yani bir Mamo farkı değil ama varlığı yeter salağın, eventlerde ekmeği yeniyor ne de olsa flsjdfskjf  Kadın seiyuularda da bi zaten Hawk'a bayıldım, dünyanın en tatlış maskotu resmen yaa gülmekten öldürdü şapşirik.

Bu dolu dolu 24 bölümde benim biricik bir bölümüm vardır ki BanxElaine bölümüdür. Müziklerin ve hikayenin (Ban'ın hikayesi en azından) tavan yaptığı bölüm resmen. Sürekli açıp açıp izliyodum ki çığlıklarımı duyum Ovasını da yaptılar. Gerçi onu da geçen günlerde izleyebildim daha ama Mİ-KEM-MEEELL-Dİ. Neyse kısaca bu ara en iyi animeler hangileri derseniz birinci olarak Nanatsu no Taizai derim efenim. 2. sezonu hevesle beklemekteyim.

Nobunaga Concerto

Bunu da tee nisanda izlemiştim yazık bugünlere kadar süründü yazısı. Bu anime çok harcandı zaten o işe de ayrı üzülüyom. Mis çerez gibi anime ama işte günümüz animeci bebeleleri orasına burasına laf edip Sword Art Online'a salya akıtarak bakar (kısa bir tiskinti yaşadı).
Efenim eğer şöyle azıcık da olsa kitaplardan olur dizi filmlerden olur animelerden olur Japon tarihi hakkında az biraz bilginiz varsa (ki zaten Nobunaga'yı bilmeyen yoktur bu alemde olup flskdjf) zaten eğlenceli bi şekilde ilerleyen anime daha da eğlenceli hale gelecektir. Çünkü tarihi olayları bu kez günümüzden geçmişe nasıl olduğu belirsiz bir şekilde (sadece düştüydü halbusi) zaman yolculuğu yapıp Oda Nobunaga'nın yerine geçmek zorunda kalan bir liselinin gözünden izliyoruz. Tarih kitabından yardım almaya çalışması falan ço hoştu flsjdfj Bazen "vay bee"denen olayların da tüm karizmasını altüst ettiği de oldu tabi. Malesef tembel bir çucuk olduğu ve tarihi isimleri olayları bilmediği için naayııırr ona güvenme sakııın diye yırtındığım anlar da oldu lfskdjf Karakter tasarımı falan yoh, mekanlar eh, bunları bilip izleyin izleyeceksin. 
En güzel yanı da animede Nobunaga'yı Mamo seslendirirken (ki en sevdiğim doğal seslerinden biridir), dış ses anlatıcı Oguri Shun idi :''''''') Biri ilk göz ağrım Japon biri ilk göz ağrım seiyuu lan. Dizide de Nobunaga'yı Oguri'ye oynatmış olmaları da çoğ tatlıştı, ama dizisinde çok uzamış olaylar olduğu için (zaman sorunsalı tabi mecbur) biraz sıktı animeye göre. Hatta hala son bölümün son yarısını izlemedim kısmet olmadı flksdjf
Diceklerim bu kadar sanırım gidiyom. İşalla blog yazmaya devam edicem, Japonya'ya gidene kadar boşlamak istemiyom burayı. Oldu bay.