26 Şubat 2015 Perşembe

Tatlış geyler yine yüzüyür


Free'nin 2. sezonu da bomboş olabilmeyi başarmış. Tebrik ediyorum fsldkjf Hala tatlış geyler yüzüyo, kenarda köşede ben de yüzmek istiyom diye ağlayan tipler hala var, koca okyanusla çevrili ülkede niye yüzmüyon arkadaşım sen yaa diye çıldırışlarım devam etti yani.

Haruka malesef yine başroldü. Bu kadar itici bi tip allam yareppim. Tabi bunda aşırı itici seiyuusu Homonaga'nın (üzgünüm bu ismi Mamo koymuştu kflsdjfd) etkisi de yok değil. Suzuki'nin en berbat işi hala Makoto. Ve Suzuki'den başka kimsenin yapamayacağı bir sürü harika rolü varken, Suzuki'yi hala "Makoto'nun seiyuusu" olarak tanıyan kişiler olduğu için, Makoto sinirim giderek arttı. Olmüyür yani, Makoto Suzuki'ye uymuyür. Konuşmasa iyi çocuk dicem nerdeyse. Nagisa zaten hep tüylerimi ürperten pislik olarak kalıcak. Onun zıkkım olası seiyuusunu da Rejet kadrosuna soktunuz ya daha bi şey demiyom ben (İşalla bi kaç ay sonra Tsubasa ay lav yu olmam). Rei ilk sezonda tek sevdiğim karakterdi zaten beni güldürdüğü için şapşik. Ama 2. sezonda kendisine dair pek bi şey hatırlamıyom ne yazık ki, nerdeydi bu çocuk lan ay cidden hatırlamıyom. Kim kaldı başka...He Rin. Mamo'nun hibine sesleri kalp ben olsam da Rin'i seslendirmesini de seviyom nedendir bilinmez. Hele bunun Avustralya'da mı ne bi yabancı ailesinin yanına gittiklerinde ingilizce konuşması yok mu fldsfkjsldfkj yine kulaklarım kanadı allaa karetmesin.

Sousuke geldi güzel oldu ama bak. Tip olarak bi onu beğendim zaten. Ama sonra o da kudurdu yüzmek istiyom diye. Tahammülsüz ay!!! Rin'le bi güzel şiptim. Başka da bi olayı yok işte bebeler yüzdü eylendi falan. Haa sonunda ağlamaklı oldum lan galiba du yanlış hatırlamıyosam lfskdjfosıdfjsdf  Tatlış geyleri ağlatmayın, hadi bakıyım böyle gereksiz bir anime izlemesi olarak kalsın. Her şey Suzuki için muck.

25 Şubat 2015 Çarşamba

Havadisler bi şeyler

Tam 11 gün süren internetsizliğimizden sonra bugün netimize kavuştuk :'') Çanakkale'ye geldiğim gün modemimiz bozuldu şansa bak :') Haftasonu keyif sürelim diye erken geldik, önce ev arkadaşımızın evi günlük kiralık evmişçesine kullandıgını gördük sonra da netsizliğimize ağladık. 1 hafta hanfendinin peşinde koşturup, sonunda oturup konuştuk ve kendisine yol verdik. Beni böyle işlerle uğraştırıyonuz ne diyim ay sevmiyom insan!!!

Hem ev ortamımızı hem neti halletmişken keyif sürmek istiyorum artık. Ama okul canısı :))))) Anında ödevler, sunumlar başladı. Meselası haftaya Uchuu Kyoudai'ın ilk bölümünü izleyip sunum yapcam lsjdflsjdflskj allaam negsel konular negsel olaylar bunlar yiyesim geliyo bölümümü. Ve hatta Nisan sonunda Maid Cafe hakkında bi sunum yapıcam dasdksfksd Eminim vakit yaklaştıkça ay nası yapcam geriliminden okulu bırakayazıcam ama şu an böyle olaylarla eyleniyom.

Martın 2. haftası okula yine Ehime'den Japon öğrenciler gelcek 2 haftalığına. Bu sene evimiz oldugu için biz de başvurduk. Sensei "Sizin ev eylenceli zaten ehe" diyince eve gidip kız gelince ne yemekler yapsak, odayı nasıl düzenlesek diye konuşmaya başadık fskfsdkfj Bu hafta belli olucak sanırım, ço heycanlıyım ay.

Yeni bi sensei geldi okula, çok tatlış bi kadın. Ona alışıyoğvuz bakalım. 10 sayfalık koudoku ödevleri onun eline geçti şimdi ama ilk ödev diye dolu dolu sayfaları özenerek yazdım lfsjdfskj Ama ilk diye yani dahası yok. 1. sınıflara dersi yok diye çok üzüldüğmüz K Sensei'miz de kompozisyon dersini devraldı. İlk dersten gülme krizlerine soktu zaten adam. Ço özlemişim :') Allam bi ara bahçede ben can havliyle kayve almaya giderken laptopımı arkadaşıma vermeye çalışıyodum (evet netsizlikten okula götürdük bağlanamadık) sen o sırada bahçede oturan bi senseimiz el salla bana çılgınlarca. Bi an kafam karıştı ben de el sallayıverdim çılgınca sonra hızla döndüm gittim fsldjfsdkfhsdfj Hayla onun pişmanlığı içimde aay niye el salladım ah eğileydim de selam vereydim diye. Adam Japon!!!

Bizim gerizekalı Nuri sümüklü hastalığını Refüyle bana bulaştırdı hastalıktan geberiyoz 2 gündür. Dünyanın en zor şeyi nefes almak yareppim. Malesef yarınki eğitim psikolojisi dersini ekicem çok severim kendilerini vah vah. 3 hafta devamsızlık yok kuralım bozulcak ama burnumu söküp atıcam sabah uyanmak zorunda kalırsam.

Neyse gidiyom, nette napıcağımı bilmeyerek dolaşıcam biraz.

10 Şubat 2015 Salı

Japon Kültürü/Tarihi kitapları #1

Bu tatil, Japon Kültürü hocamın tavsiye ettiği kitapları okumaya başladım. Hepsini tavsiye ettiği an almış olsam da, sadece sınavda işime yarayacağını düşündüğüm kısımları okumuştum. Neyse ki bazılarını tamamlayabildim. Yıl içinde diğerlerini de bitiricem umarım :') Tabi kitaplara başlarken kara cahil olarak başlıyorum her birini okudukça aydınlanıyorum, o yüzden bu kitapları önümüzdeki senelerde tekrar tekrar okuyacağım çok net. Bi iki tanesini yazayım şuraya.



Yukichi Fukuzawa'nın Özyaşam Öyküsü
Japon tarihi hakkında daha çok bilgi sahibiyken okumam gerekirdi diye düşünüyorum ama şöyle bi göz atmak istedim, elimden bırakamadım. 1835 yılında doğan Fukuzawa Yukichi çocukluğundan itibaren kısa kısa anılarıyla hayat öyküsünü anlatmış. Zamanının katı kurallarına aldırmadan yaşayışı ve Japonya'nın gelişmesindeki katkılarını okuyup hayran kaldım. Gençliğinde Flamanca öğrenmeye başlamısıyla beraber batı kültüründen etkilenmesi, yabancı dil öğrenmeye hevesi, çeşitli kitapların çevirisini yaparak kendi halkının ad bunları okumasını sağlamak, Japonlara yeni düşünme şekilleri öğretmeye çalışması, bunların hepsini anılarıyla, gözlemleriyle aktarmış. Böyle anlatınca belki biraz sıkıcı da gözükse kullandığı dil ve bazı olaylar bana kahkaha attırdı. Ruhu bu kadar anarşik bir insanın anılarını okurken "voooooaaaaaaaaa işte buuuu!!" diye havayı yumrukladığım çok an yaşadım. Amerika'ya Avrupa'ya yaptığı geziler sırasındaki gözlemleri de çok ilgi çekiciydi. Okuduğum bazı yorumlarda kendisi için "kendini beğenmiş" gibi yorumlar olsa da, ben böyle insanların biraz kendini beğenmiş tavrı olmasını yerinde buluyorum. Tüm gün göt büyüten biz mi kendini beğenmiş olucaz afedersin, adam devrim yapmış! Daha sonra tekrar tekrar okunacak, altı çizilen kısımlar her yere not edilecek kitap listemde yerini almış bir kitap oldu sonuç olarak.

Japon Zihniyeti
 Yine Japon Kültürü sınavında bana çok faydası dokunan bi kitaptı. Her ne kadar ben iki lafı bir araya getirip cümle kurmayı başaramamış olsam da, kafamın içinde -sadece orda zaten, dışarı vurum yok- bazı parçaları çok güzel oturttu Japonların inanışları ile ilgili. Yine de kamiler, şintoizm, budizm, konfüçyanizm bunlar hala biri bi soru sorsa anında karışabilir halde ama lfkdsjfksjdf Daha çok fırın eppek yemem lazım. Ama yiycem öğrencem inat ettim.
Kitabın ilerleyen kısımlarında hepten "var mıyız yok muyuz?" tarzı felsefik boyutlara ulaşınca ben de beynimi bıraktım masaya tabi. Zaten felsefeden nefret eden ben, işin içine Japonlar da girince hepten çıkılmaz bi hal alınca tiksineyazdım. Arkadaşlar neyi tartışıyosunuz allasen diye haykırmak istedim.
 İşte bu felsefe falan hep zengin işi, o yüzden bana uymuyo zaten. O kısma kadar kitap benim için çok faydalıydı. Gerisi de zamanla işime yarar mı bilmiyorum ama, işime yaramayacak olsa da her şey hakkında fikir sahibi olmak istediğimden tekrar tekrar felsefik kısma da şans vericem.

Samuraylar Çağı
 Umuyorum ki bu dönem Japon Tarihi dersimde işime yarayacak. Japon Kültürü dersinde önceden bir hazırlık yapmadan, cahil cahil girdiğimiz için çok zorlanmıştık. O yüzden bu kitabı yanıma alıp da geldim Ankara'ya. Asuka döneminden Momoyama dönemine kadar anlatılmış kitapta. Ve dili o kadar anlaşılırdı ki okurken çok zevk aldım. Bu dönemlerin önemli olayları, gelişmeleri anlatılmış, akış sırasında sadece ismen geçenler daha sonra ek olarak bölüm sonlarına ayrıntılarıyla konmuş. O yüzden oldukça açıklayıcıydı. Tarih kitabı olarak türkçe başka kaynak bulamadığımdan karşılaştıracak herangi bi kitap olmasa da, ben iyi olduğunu düşünüyorum. Hatta Japon Kültürü'ne bodoslama dalmadan önce keşke bu kitabı keşfedip okumuş olsaydım diyorum. Tarihi bilmeden kültür öğrenmek ço zor.
Bakalım bu okuduklarımı bu dönem kullanabilecek miyim :') (kullanamadı)

Yanıma aldığım 4 kitap daha olsa da, tatil sonuna kadar en fazla birini bitirebilirim gibi. Şimdilik yetsin bu kadar.

8 Şubat 2015 Pazar

Suzuki batağına nasıl bulaştık

Aylardır yazmaya üşendiğim ama artık unutmaktan korkup yazmaya karar verdiğim bir yazı ile karşınızdayım fklsjdflkj Aslında kendime yazıyom bunu bütünüyle ki yıllar yıllaar sonra "Biz nasıl Suzuki fanı olduyduk yaa?" diye Refüyle birbirimize soracak olursak açıp buraya bakıcam.

Evet konumuz yaklaşık yarım senedir fangörllükte bize çığır açtıran Suzukumuz Suzuki Tatsuhisa.

Nası bu hallere geldik'in kısa bir özetini geçiyim. Refüyle bizim tanışmamız (tabi aynı sınıfta yakın yerlerde oturuyo olmamızın yanında) animeler, özellikle Utapuri ve seiyuu muhabbetleriyle oldu. Hayatımda ilk kez canlı kanlı biriyle seiyuular hakkında konuşabiliyodum lfsjdfslkjf tabi kendisi bu konuda master yapmışken benim tanıdıklarım bi elin parmaklarını geçmezdi. Onun en büyük fanlığı Sakurai Takahiro, benim Miyano'ydu. Aylar, yıllar geçti fksldfdkj allam ne anlatıyom, neyse efenim aynı eve çıktık. Refü'nün bana yaz boyu izle diyip durduğu, ama benim izlemediğim (çünkü izleyince çok üzülüyomdu) Utapuri 3rd Stage'i izledik. Hatta yapcak şey bulamadıkça açıp izliyoduk. Suwabe'ye saydırıyoduk arada (Ren kospureyi çünkü), Mamo'nun gorilliğine saydırıp gülüyoduk, Shimono'nun sesine küfrediyoduk, Toriumi'den mütemadiyen tiksiniyoduk falan. Çoğu konuşma kısmını ve senpailerin sahnelerini "genellikle" atlıyoduk hatta. ALLAM SENPAİLERİ ATLIYOMUŞUZ İNANAMIYOM YAA!!! dlajlaskdj

Hep güldüğümüz bi yer vardı. Merry Xmas söyledikten sonra Mamo yine her zamanki gibi bi şeyler söyleme gereği duyup "Chotto hayai kedo merry christmas" diyo, yani "biraz erken ama hayırlı kirısmıslar." Konser tarihi Christmas zamanından önceymişti çünkü. Sonra Suwabe'de "çok erken" diyip dalga geçyo bunla, arkadan da bir şapşik mikrofona gülüyo :'') O gülüşe sürekli kyaa oluyoduk biz işte lkfsjdfkjsdf

Bazen hocalar dersleri "Chotto hayai kedo...."diyip bitiriyo. O cümleyi duyar duymaz meri kırismas diyoruz eyleniyoruz kendimizce.

Bi de Quartet Night şarkısında -ki 3rd Stage'in en sevdiğim pörförmansıdır- Suzuki'nin "Amai imeeji de" diyip götü arkaya verdiği bi sahne var lfksjdfj
Tam olarak şöyle. Ordaki piremseslere layık hareketiyle kalbimizden vurdu bizi. Çünkü biz Suzuki'yi zaten biliyoduk ama Oldcodex'deki "cool" hallerinden ve de garip suratlar yapan şapşik bir seiyuu olarak. Arada bakıp bakıp eyleniyodum Mamo'nun suratlar yetmeyince hatta. Bu konserle, hem giydiği kıyafetler hem danslar hem de hareketleriyle bambaşka bi şey görünce şoktan aşık olduk galibası lfsdjfsdkfj Artık Starish için değil Quartet Night pörförmansları ve Suzuki'nin solo pörförmansı için izliyoduk konseri. Hatta abartmıyorum, her akşam izledik. Her akşam, 1saniyelik hareketleri bile geri ala ala, sürekli "ay baaak şurda napıyomuş"diye yeni hareketlerini keşfederek izledik.

Bu kadar piremses, aynı zamanda karizma akıtan bi insanın, Bakahisa tarafını farketmemiz çok uzun sürmedi. Özellikle en favorimiz, "ore mo yoku wakannai" diyişidir. O aklındakilerin uçup gittiği bu kadar mı okunur bi insanın suratından yareppim flskdjfslkfj Ve bu salaklığı her eventte kendini göstermeyi başaracaktı...

Tek başına fangörlken hayat çok kolay ama 2 kişi olunca sapıttık. Suzuki'nin yer aldığı bütün eventleri, anime olsun oyun olsun, hatta dizi olsun hepsini indirmeye başladık. Hayatımızın düzeni; benim yeni suzuki gifleri, fotoları bulmam, bunları "refü bu bizde yok" şeklinde ulaştırmam, ve refünün -genellikle sabaha karşı- "amına kodumun kızı" diye bana küfrederek o eventi bulması oldu.

Çoğunlukla Suzuki replikleriyle konuşuyoruz bi de. Bi anda "hyaku hachi juu.....senchi!!" veya "kooorraa choottoo" veya "aaahhh dakishimete shimaittaaaaiii" veya "kokusai foooramuu" veya "kaawaaaiii" (iğrenç bi sesle) veeeyaa "Ore onna no ko? Ore..onna no ko?" veya veya "Yadaa....Kaji ike yoo.." diye uzayıp giden bir liste...İlk başta bizim çucuklar böyle muhabbetlerimize anlam vermeye çalışırdı, sonradan aman yine Suzukluyolar oldular. Ama bi süre sonra bazı replikleri onlar da söylemeye, hatta hocalardan bu kelimeleri kullanan olunca bi anda topluca bakışma yaşamaya başladık flskdjfsfj Çok uzun sürmedi bu fanlığımız hocalara kadar da ulaştı zaten. Eve geldiklerinde Suzuki eventleri, Utapuri konserleri izlettiğimiz için deyil hayır kabul etmiyorum fsldkfjsldkfj

Sonra beklediğimiz o gün geldi 11.11! Suzukumuzun doğumgünüsü. Nuri'ye sen git istersen biz bütün günü kutlamalarla geçiricez bile demiştik flskdjfslkdjf Tabi biz bu sırada salonumuza, odalara posterlerimizi asıp ergenliğimizin doruklarına ulaşmıştık. Doğumgünü kutlamamak olmazdı.
Üşengeçliğin kitabını yazabilecek olan biz, onca dersin bilmemnenin ortasında pasta yaptık. Hatta ben Suzuki maskeleri hazırladım, pankartı hazırladım. Bu maskeleri çıkartmaya çalışırken okuldaki fotokopi makinesi bozuldu lsfkdjfslkdfj Resmen kabullenmedi makine Suzuki'nin suratları. Gittim başka kırtasiyede bastırdım. Maskeler hala her gece yatmadan önce görebileceğim yerde flsdfjsdkf Arada bir cama koyyom çocuklar nefes alsın diye
İşte doğumgününde kendimize hediye de aldık lskdjflsjfslkjf Nasıl bi mantık bilmiyom ama, yaptık bi kere.
Utapuri'deki karakteri Ranmaru.Fekat anaa ne kadar ucuz diye 7dolara aldığımız figürün 2cm oldugunu ve anahtarlık oldugunu farketmemişiz fksldjflskdjf Yanında gönderdikleri broşürde de 100 yen (yani 2lira, ya da 200yen yazıyo da olabilir o zaman da 4lira işte) yazdıgını görünce yıkıldık. Senseimizde bize bunların gachagachalarda satıldıgını söyledi hepten yıkıldk. Şu para atıp çevirdiğin bi şeyin düşüp geldiği bizdeki sakız makineleri işte :''') Sonra söz verdi yazın Japonya'dan dönerken getiriceğine ama bakalım biz unutmayız, o unutursa triplere hazır olsun!



Hiiiç hiç sevmeme rağmen tam 3 set Kuroko figürü aldırdı bu fangörllük bana, sırf Suzuki'nin karakteri Takao'dan sebep. 3setlik para sayıp faqirleşmişim artık çare yok diyip Kuroko'yu sevebilmek için baştan izledim ilk sezonu acılar içinde. Hala sevemiyom. 2. sezona tutunuyom son umudum. Hem Murasakibara var en azından. Bi Takao bi Murasaki yuvarlanır gideriz işalla.

Böyle böyle her karakterinin figürünü toplama manyaklığımız başladı. Bu bi yandan da nasıl sokaklara düştüğümün öyküsü olabilir bence lkfsjdlfkdsjf Fekat bazılarını da gidip Japonya'dan kendi ellerimlen alma hevesim var.

Bu iş eventlerle sınırlı kalsın derken, ben gittim otome game'lere bulaştım.Suzuki'nin oldugu her oyunu indirdim oynadım. Ordan Diabolik Lovers fangörllüğü de elde ettim. Animeden alamadığım tadı oyundan ve şarkılarından aldım. Bu da hep Suzuki'nin karakteri Yuuma sayesinde oldu. Sonradan hepisini sevmeye başladım. Ve en büyük figür vurgunumu yaptım. Cidden bi süre somun eppek yesek yeridir.


Sağ alttaki Yuuma olyür. Bu 10lu figür seti, Japonya'ya gidicne alınacaklar dosyamdaydı fekat dayanamadık işte lfsjdflskdjf PİŞMAN DEĞİLİM! En sevdiğim figürlerim çünkü. Hatta Çanakkale'de bırakmaya kıyamadım yanımda getirdim :') Sadece figürlerle sınırlı kalmıyoruz, küçük kutular ıvır zıvır eşyalar 100-200yene olan şeyleri de stokluyoruz. Sıyırdık allahım.

Hatta şimdiden Nisan'da verceğimiz siparişler hazır lan flsdjfsdkf Önsipariş falan veriyoz. Böyle şeyler için her gün para attıgımız ortak bi kumbaramız var. Tek başımıza olsak biriktirmeyiz diye ortak yaptık.

Sonra ben çok tehlikeli bir alt dala daha atladım. Drama cdler. Hatta otomelere dalmışken çok net bir şekilde "Drama cdlere kesinlikle bulaşmam"dediğimi hatırlıyom fslkdfjslkfjsf Suzuki'nin oldugu bütün drama cdleri dosyaladım. Onları öyle seriden ayırmak olmaz diye, sadece Suzuki'ninkileri değil seri olarak tüm seiyuularınkini indirmeye başladım. İnternetten değil ama Japonya'ya gidince alacağım çok cd var ama keşke tanesi 40tl olmayaydı. O yüzden en çok sevdiğim Suzuki'nin karakterlerinden toparlıcam 2-3 tane.

Ocak ayı bizim için çok zor geçti. Çünkü Utapuri 4th Stage vardı ve sanırım 1 yıldır gitmeyi bu kadar çok istediğimiz başka bi şey olmamıştı. Öncesinde depresyonda oldugumuz gibi konser sonrası haberleriyle de depresyonumuz devam etmekte. Neyseki 5. bir konserin olacağını duyurmuşlar ve ciddi anlamda para biriktirmeye başlıyorum bunun için. Bi kez daha gidemezsek ölücez bence. Biz Japonyalara gidemeden emekli olursa bu adamlar hepsini keserim flskdjfdsf Ya da biz okulla Japonya'ya gidince, etkinlik olur da gidemezsem yine öldürürüm.

Ama en çok UtaPuri'ye gidememek koyuyo yareppim. O şanslı caponların konser alanında aldıkları eşyaları, o konserde sallamalık ışıkları gördükçe bile ağlayasım geliyo. Hem sevdiğimiz o kadar seiyuu bi arada, hem de Suzuki'yi ve mithiş sesini yeteneğini farkettiğimiz bir etkinlik olmasıyla sanırım yıllarca içimde bir acı olarak kalır gidemezsem. Bunu da buraya not düşem. Bi kaç yıla Suzuki'yi unutursak tokat gibi çarpsın suratıma lfskjdflksdf

Ay çok konuştum gidiyom. Bu kadar özet yeter.

6 Şubat 2015 Cuma

Ne dinliyorum #18

Uzun zamandır Diabolik Lovers'a takık haldeyim. Animesi değil, Ayato'nun havuz sahnesi dışında ilgimi çeken bi yanı yoktu fslkfskf drama cdleri, bütüüüüün şarkıları, oyunları, seiyuuları ve ilgimi yöneltmeme ilk sebep olarak Suzuki sayesinde takığım.

Bütün cdleri tamamlamaya çalıştığım şu dönemde (allaaahım nasıl acı çekiyorum bilemezsiniz, yememiş içmemiş cd sıçmış adamlar, her yerden bi şey fırlıyo), sürekli de DL şarkılarını dinliyorum tabiisi.

Bi süredir en favorim Kanato'nun şarkıları. Çünkü Kaji Yuki şarkı söylerken bambaşka bi şey :') Normalde de sesini severim ama şarkı sesi tapılası. Kanato olarak ise daha da tapılası. Manyaklarca gülmesi, bağırmasıyla en birincilerimden olan şu şarkıyı bırakıyorum buraya.

 Özellikle 5.18de "Datte shitteru? Mou shinderunda mon neee!" diye bağırışını ne yapsak ay :''')

Az önce de şu favorim haline geldi, Gin no Bara'nın Kanato versiyonu.


Shuu'dan sonra en güzel Kanato söylemiş. Tebrik canım.

4 Şubat 2015 Çarşamba

Rurouni Kenshin Üçlemesi

Bu hafta çıktığından beri izlemek isteyip izleyemediğim, Rurouni Kenshin üçlemesini izledim. Ço mutluyum. Tekrar tekrar da izlerim. olağanüstü mikemmel bi seri olmuş. Hemen teek teeek bakıyoruz efenim. Yazının sonuna bence spoiler içerebilecek olan gifler koycam. Ona göre.

Rurôni Kenshin: Meiji kenkaku roman tan

2012'de çıkan serinin ilk filmi. Himura Kenshin zamanında manyak gibi insanları öldürürken Bakumatsu savaşından sonra kimseyi öldürmemeye yemin eder. Minik tatlış bir gezgin olarak dolanmaya başlar. Doujousu olan Kaoru'yla tanışır, daha doğrusu onu korurken bi nevi tanışmış olur. Bi yandan uyuşturucu meseleleri dönmekte ve Megumi isimli bi eczacı hanım kızımız bu kötü abilerden kaçmakta. Battosai (ki sesli söylemesi çok zevkli) isimli sayko bir de katil çıkıyo meydana. Böyle böyle olaylar başlıyo işte. Şimdiye kadar gördüğüm en güzel dövüş sahnelerine sahip filmdi, yani seriydi. Vooaaa olarak, sürekli geri alarak izledim. Ay bak burlarda dublör vardır işte dediğim sahnelerin bizzat Satou Takeru tarafından dublörsüz çekildiğini görünce hayranlığım kat kat arttı bu çucuğa. Maşalla yavrum ne güzel hoplamış zıplamış. Saçmalık veya gereksiz sahne barındırmayın harikülade bir 2 saat geçirdim.
İkinci favori karakterim daha sonrada Kenshin'in kankası (aslında şipi dlkjfdslkj) haşine gelecek olan Sano'ydu (Aramızdaki adı Memcikli). Böyle özgür karakterlere bayılıyom :3 Bi sonraki favorim çenesi almış başını giden kötü adamdı tabiisi. Özellikle onun sahnelerinde giren müzik çok güzeldi, sanki Sherlock izliyomuşuzcasına.

Rurôni Kenshin: Kyôto taika-hen

2014 yılında serinin ikinci filmi geldi. Genelde 3lemeler hep 2. filmde patlar ama bu seride hiç sorun yok, daijoubu nan desu! İlk filmdeki düşmandan daha da beter bir düşman geliyor bu sefer. Fujiwara Tatsuya (bizim dilimizde Boyunsuz) boydan boya yanmış bu yüzden sargılı dolanan Shishio olarak karşımızda.Hükümeti ele geçirmeye, düşürmeye çalışanlara karşı savaşıcak bu sefer de Kenshin. Bizi uyuz eden şey Kaoru'nun sürekli kenardan "Öldürmek yok Kenshin, yapmaaağğ" şeklinde çıkışları oldu. 3 seri devam ediyo bu zaten. Çocuk bi hevesini alamadı. Zaten kılıcının da kullanılan tarafı keskin değil, ters tarafı keskin. Tam bir tersim pis kılıcı. Öyle zındığı vura vura gidiyo millete. Ay o koşarak döğüşmesi, yerde yan yatıp pıtı pıtı yürümesi falan ne hoş şeylerdi :'') Sanırım bu filmdeydi Sano biriyle dövüşürken yemek molası veriyolardı lfskdjflskdfkdj allam çok salak bebe. Hah bir de yandere Sojiro geliyodu yine bu filmde. O kibarlığı, sürekli gülümsemesi ve Kenshin'e taş çıkartacak şekilde döğüşmesi kalp ben! Müzikleri gıcıktı baya filmin, bi tanesini beğendim. Gerisi bildiğin Fatma Girik filmi müzikleri (Sanatımı dışavuruyom harika). Başka bi şey gelmedi şimdi aklıma. Geçelim diğer filme.

Rurouni Kenshin: The Legend Ends

Serinin son filminin de neden 2014 yılı içinde çıktığını anlamış değilim. 2015 yapsaydınız da önümde izleyecek bi güzel film daha olsaydı keşke. Hatta serinin en güzel filmi buydu bence. Bu kez hem Kenshin'in ustası (ki kendisine Simitçi diyoruz, sorma), hem de Ayano Gou (bu da şafak) hayrika bir platin saç ve yüz yarasıyla geliyo. Bir gün bu çucuğa minnak roller verdiğiniz için pişman olacaanız ama ona da bu yakışıyo sanki bilemedim. 
Son filmde işler iyice karışıyo, Shishio'nun emriyle (baya hükümet oldu adam) Kenshin'e arama emri çıkarttırıyo. Kenshin bi yandan yırtık dondan pırtlayan Aoshi'yle (Levi diyoruz) uğraşıyo. Daha bunun Yandere Sojiro'su var bilmemnesi var fiyuuuvv.. Fekat bi yerde herkesin Shishio'ya daldığı sahne var. Onu kalbime kazıdım resmen!! Sano'nun baya götü başı dağıldı, hep ona gerildim ölecek diye. Bi yerde dövüşürken, gıdıklamaya başladı adamı fsldjfsldkjf bayılıyom işte ben de böyle şeylere, küçük mutluluklarım. En sonunda da çok kıvamında bitti çok tatminkardı bence ne eksik ne fazla. O yüzden en takdir ettiğim serilerin başında yer etti Ruroni Kenshin. Tekrar tekrar izlene!
Şimdi gif yığmaya başlıyorum. Hangi birini seçsem bilemedim o yüzden hepsini koyucam. Gözümün önünde dursunlar :')
 
 İlk filmde ilk "vooaa" olduğum sahneydi. Negsel uçuyon bi de hiç bi şey yokmuş gibi kıza gülüp  wasuremono diyon yaaa :''')

Böyle dango yiyerek dolaşan çocuğa kılıç çekiliyo mu tipe bak :')

Evet böyle bol bol fangörllere yarar manzaralar vardı :')

Çocuğun ağzı burnu hiç kaymadı, her türlü fotocenik insanlardan.

İşte mithiş Ayano Gou ile :') Filmdeki karakterinin adını takmamışım bile fskdjf

Shishio ile olan sahneler kesinlikle en favorimdi!
Ya sen ne güzel uçuyon Sojiro allaaam Sojiro!
Evet bitti buraya kadarmış giflerim de. Elveda.

3 Şubat 2015 Salı

Bilmem kaçıncı kez anime yazılarına dönüş

Blog yazmadığım dönemde izlediğim animelerden 1-2 tanesini seçip yazarak geri dönüşümü yapıyorum. Evet!

Baka to Test Shoukanjuu

Anime izlemye başladığım dönemlerde bunun yanlışlıkla 2. sezonundan başlamış bi kaç bölüm izleyip anlamayınca bırakmıştım kfsdjfhsdjf Eh Suzuki en popi fangörllüğüm olduğu için (bi ara bu konudan da bahsetmem lazım) kadroda Suzuki olduğu için mecbur izlemem gerekiyodu.

Aslında konu olarak çook çoook saçma bi anime. Bi okul var, herkes sınav başarısına göre yerleştirilmiş sınıflara. F sınıfı en bakaları. Herkesin kendi avatarı var, böyle tatlış kulaklı chibileri gibi, onlarla diğer sınıftakilerle savaşıyolar bi üst sınıfa geçebilmek için. İlk bi kaç bölüm bu konu odaklıydı ve peeeh oluyodum sürekli. Ama sonra Yuuji (Suzuki'nin karakter, arka sağdaki kırmızı saçlı) önplana çıkmaya başladı :''') Akabinde Shimono'nun karakteri Akihisa (baş erkek karakter) ile beraber beni bi güldürdüler bi güldürdüler. Hele bir soğuk suyla duş alma sahnesi var hala gülüyom. Gerçi ben daha çok Shimono ve Suzuki'nin seslerine gülüyodum, bilmiyorum seiyuularla alakası olmayan birine de komik gelir mi anime. Yuuji'yi seven ve büyük ihtimalle onu soğan gibi kırmak isteyen bu sebeple çok takdir ettiğim bir kız karakter bile var animede. 2. sezonu ve bissürü special bölüm ve ovası da oldugundan, kalabalık bi seri. Ben daha ilk sezonu izledim sadece, devamını da getiriciim. Anime dışında tabii ki en güzel şey dvdlerde sunulan seiyuu programlarıydı. Kaç kerelerce izleyip gülmekten az ölmedik salaklıklarına. Konuyu dağıtmıyom okkeey.

Shiki 

Yıllardır gözümün üzerinde olduğu bir seriydi bu da. İzledim, pişman değilim. Hatta sonlara doğru arada bi meeh olsam da etkilenmedim değil. Eğer izlemeyi düşünüyosanız feciii karamsar bir atmosfere hazır olun. Ve bunu arka plan müzikleriyle öyle güzel desteklemişler ki animenin en güzel yanı oydu belki de. Açılış ve kapanışlar da ayrı bi güzeldi. Ayrıca gizemli animeleri de seviyosanız alın listenize. Vampirimsi yaratıklar var ayrıca, olay onlar zaten. Fekat böyle bi gariplik bi eksiklik vardı hep. Başrol diye gösterdikleri elemanı bölümlerce görmüyosun. Tam çıkartıyolar sahneye aha dönüşü bomba gibi olcak kesin diyosun, fısss bi şey olduğu yok. Böyle bi toparlayamamışlar yine kakaları gelmiş, bitirmişler animeyi havası vardı. İlk başta olaylar çok ağır ağır gelişirken sonları çok hızlı oldu bence. He bi de bi yerden sonra baya bi kanlı, hatta herkes çıldırüyür. bazı yerler de çok içim acıdı, ölmesini istemediklerim öldü falan, seviyom işte böyle animeleri. Sevdiklerimi öldürün fskdjflsdkfj Böyle yani bu da beele bi animeydi, nays. Ben onay veriyom.

Ookami Shoujo to Kuro Ouji


Bu da bizim Nuri yüzünden başladığım bi seriydi. Ortak anime izlerken ona da uygun bi şey olsun dedik flsdfkjf (shoujo manga uzmanı da) Fekat Refü ve ben sanırım 3 bölümden sonra lafını etmedik bi daha, unutulsun istedik fsdjfsldkfj Shoujo yaşım geçmiş benim ay! Bi bunaldım bi bunaldım. Ama yarım bırakmaktan hiç hoşlanmam, bu sebeple geçen hafta bitirdim. Başrol bebeye tutundum hep, bi de malesef arada bir çıkan gerzek arkadaşına. Yoksa kızı var ya ah bi elime verseler allam sinir oluyom böyle sülük böcek yabışıp gitmeyen kızlara. Bi de düüüüzz ayy bir düüüüzzz. Herkesin yaptığı şeyleri yapmak istiyorum, sevgilime kayığa binmek istiyorum NEEEYY YAAA NEEYY Çocuk sana evde film izleyelim, etkinliklerden hoşlanmıyom, dışarı çıkmayı sevmiyom demiş allaam öp de başına koy şılfıntı!!!! Of çok zordu valla çok zordu kıza katlanmak. Bazı yerlerde çocuk sayesinde ve seiyuusu -negsel ki- Sakurai sayesinde güldüm ama, iyi güldüm. Eh shoujo işte bi yere bağlandığı vs yok zaten. Bi Hosoya (işte o gerzek arkadaş) bi de Sakurai için izlemiş oldum bu animeyi de.

İvit, bugünlük bu kadar. Oh açılışımı 3 farklı tür animeyle yaptım, yeter. Gidiyom!

Blog yazmam lazım.

Kendime çok sinir oluyorum blog yazmayı bıraktığım için. Negsel yıllar sonra bakıp gülüyorum diye her bi boku yazardım, ne okul ne ev hayatı hiç bi şey yazmıyorum. Okul varken yoğunluktan yazmıyodum, şimdi tatilde de o kadar süre yazmamanın getirdiği uzatmalı pişmanlık ve üşengeçlikten yazmıyorum. Toparlanmam lazım!! TOPARLANMALIYIM! Bir hobimin tarih sahnemden silinip yok olmasına göz yumamam!

Onçün ufaktan animelerim, kitaplarım efenime diziler, filmler, müzikler, yer yer fangörllükler üzerine bi şeyler yazmaya başlıyım. 2 hafta sonra okul açıldığında belki düzenimi bozmaya kıyamam devam ederim yazmaya.

Bunu burda böyle bırakıyorum ki karar aşamam net gözüksün. Bugün 1 adet anime yazısı yazmazsam na böööyle gözlerim aksın önüme. Ok bay.