28 Aralık 2015 Pazartesi

Osaka 1.gün | Japonya Günlükleri #27

Bi an önce Tokyo yazımı yazmak için hemen arayı kapatıyorum. En son öğrenci kültür festivalinde kalmışım. Arada geçen çeşitli arkadaş buluşmalarını da atlayıp Osaka'ya gittiğim gün 20 Kasım'a geçiyorum artık.

O gün derslerim bitip, bir Japon ve bir Koreli arkaaşımızla karaoke yaptıktan sonra büyük bi heycanla otobüsüme doğru yol aldım. Hayatımda ilk kez Japonya'da şehirler arası otobüse binceğim için ayrı bi heycanlı ve gergindim fşksdfşskdjf Muavin yok, denişik perdeler falan var, nasıl bi otobüs anlayışı var hiç bi fikrim yok. Allam inş şoför vardır diyerek gittim.

Neyse otobüsüm geldi, bindim. Koltuklar tekli ve 3 sıra.  Cam kenarındakiler tek tek perdeli, bi tek ortadakiler açıkta. Koltuklara birer battaniye bırakılmış. Alt kata inen küçük bi merdivenle wcye girebiliyosun ve içecekler vs de o kısımda, kendin gidip alıyosun. Ben yerimden hiç ayrılmadım tabi fksdfsdf
Koltuklar aşırı rahattı allam günlerce giderim yani. Bizdeki otobüsler gibi boynumu nereye koysam değil, cuk diye yerleşiveriyon. Ayakkabılarını çıkarıp önden uzanan ya da kendi koltuğunun altından çıkan ayak uzatma yerlerine koyyon. Bideki gibi ayak koyma yeri diye çıbık koymamışlar, koltuk yine yani. Neyse 8 saat falan sürüyodu sanırım yol. En son indim Osaka'ya!

Abartısız 30dk falan terminalden çıkışı bulamadım. Terminal demeye bin şahit zaten karmakarışık bir avm! Ben böyle lükslük görmedim. Direk Osaka gençleri kendini belli ediyodu sabaan 6sında bile olsa :''') Çohoşlardı yani.Umeda'da terminalden çıkabildiğimde ilk karşılaştığım manzara yukardaki Yodobashi'ydi ama girmedim. Biraz dolanıp First Kitchen diye sandviç-burger vs ve kahve satan bi yere girdim. Sonradan gördüğüm kadarıyla her yerde var bu kafeden (Matsuyama hariç fsldkfjsf)

O gün saat 11de Couchsurfingten beni gezdirmeyi teklif eden bi çiftle buluşucaktım. Aslında sonradan adam eşim gelemicek işi çıktı diyince bi işkillenmiştim ama yine de tamam dedim, nasılsa evlerinde kalmıcaktım. Saat 11e kadar biraz etrafı keşifleme turu attım. Yukarıdaki dönmedolapla aşk yaşadım. Ardından planımı düzenlemek ve yine kahve falan içmek için başka bi kafeye geçtim. Uykum da olsa resmen sırıtarak dolanıyodum etrafta "lan tek başıma nebçim de işler yaptım hee aferim bana eheheh" diye lfskjdfslkdjf

Daha sonra Fumiya-san'la buluşmak üzere söylediği metro durağına gittim. Aşırı tatlış biriydi ve bi süre sonra eşinin de bize katılabilceğini söyledi. O gelene kadar Osaka'daki şu an adını hatırlayamadığım, bakmaya üşendiğim müzeye gittik. Eski Osaka'nın canlandırıldığı bi yerdi.
Eşi de gelince beraber okonomiyaki yemeye gittik.

Zaten o apayrı tatlış biriydi. Tam bir mikemmel çift gözümde lksfdf Okonomiyaki yerken bir sürü muabbet ettik. Kadının (adını unuttum :') ) söylediğine göre, kendi doğduğu şehir (onu da unuttum) ile Giresun (evet bizim Giresun) kardeş şehirmiş fşskdjfslkdjf Giresun'dan kadının memleketine nar tohumları yollanmış bi zaman, ve Japonya'ya nar ordan dağıtılmaya başlanmış. Vay görüyon mu dedim ya. Sonra sizde böyle mavi bi taş yok mu üstünde göz gibi bi şey falan dedi. Ben de omiyage olarak onu da getirdiydim zaten verdim hemen. Ordan beraber Tenmangu'ya gittik.

Klasik elleri suyla yıkamalı, para atıp dilek dilemeli anlar yaşadık fskdfjsdf Burası önemli sınavlara girmeden önce üni sınavı vs gelip dua ettikleri yermiş. Ardından Osakajou'ya (Osaka kalesi) gittik.
Malsef önünde (gerekli olsa da) çok alakasız tasarımıyla asansör var, hem de en güzel açısında yani. Olur da giderseniz tüm katları tek tek dolaşmaya gerek yok bence, en üst kata çıkıp hayrika Osaka manzarasını görmek bana yetti. Diğer katlarda tam olarak hatırlamadığım bile çeşitli tablolar, yazılar (zati kanji!!) bi kaç kıyafet var.
Böyle bir Osaka ayaklarımın altında manzarası yani :'') Daha sonra bi kaç da hediye aldım hem Tr'dekilere hem Ehime'dekilere. Salak gibi farklı farkli kıyafet götürmemin acısını sırtım çekti zaten hayvan gibi ağır sırt çantamdan :'(
Tesadüfen ışık neyn vurmalı fotoğraf olmuş bu da. Resmen fotoğrafını çekmelere doyulmayası kale yapmış Hideyoshi aferim.

O gün ayrıca Shoutengai ve Nanba'ya da gidip dolandık. Aşırı kalabalıktı ve benim aşırı yüküm vardı, ayaklarım iflas etmek üzereydi o yüzden pek verimli bir dolaşma olduğunu söyleyemem.

Fekat meşhur Glico'yu (Hayır önünde aynı pozu vermedim) ve oynayan yengeci gördüm. O da yeter bana.

Ardından Fumiya-san'larla vedalaşıp kalcağım eve doğru yola çıktım. Ehime'den sonra tabisi Osaka'nın denshaları (tren) yeterince karışık gelmişti. Ama sora sora bulunuyo sorun değil yani, bi gün sonra da alışmıştım bile zaten haritaya bakarak anlamak o kadar zor olmuyo fsldfjdf

Couchsurfingte Osaka'da olup 150 küsür referansı olan (en birinci yani) bir amcamın yanında kalcaktım. Tebi ilk kez CS yapcağımdan çok rahatsız duygular içindeydim yan,, ne çıkacak bilemezsin. Tarif ettiği şekilde çalıştığı yere gittim (kendi tükkanı var) çok tatlış konuşkan ve sıcakkanlı bi amcaydı. Hemen beni eve götürdü sen biraz dinlen ben dükkanı kapattıktan sorna gelicem dedi. İçecek ve abur cubur getirdi.

Evin 4 duvarı da bu şekilde şimdiye kadar kendisinde kalan insanların fotolarıyla doluydu. 200küsür yabancı ağırlamış. Mutlaka her hafta biri kalıyo dedi, ne denişik bi yaşama şekli diye düşündüm flskdjfsdkfj Japon sıtayla bi evdi bu arada görüldüğü üzere.
Amca biraz Osaka aksanı konuştuğundan ve Ehime'de de Osaka aksanı konuşan arkaaşları anlamakta zorluk çektiğimden arada bir "NEY?" oluyodum ama onu da kavramaya başladım fskdjfskdfj
Gelince yimeğe gittik. Hayatımın ilk Kaitenzushi restoranına gitmiş oldum böylece :'')
 Kaitenzushi bu şekil tabakların yürüyen bantlar üzerinde olduğu ve istediğini aldığın (genelde 100yencik 1 tabak) hesabı en son ödediğin oldukça ucuz ve lezzetli sushilerin olduğu bi yer.

Bir sürü sushi denetti bana amcam flskdjfsjdfh Udon söyledi, garip ve yiyemediğim iyrenç yımırtalı şeyler söyledi flskdjfsldkfj En sonda da hesabı ödedi kıyamam.

Eve dönünce tabi Japon olduğu için ofuroya önce sen gir dedi. Tanımadığım insanların evinde prensip olarak banyo yapmadığımdan içerde biraz oyalanıp saçımı yıkadım çıktım flsdkjslkdjf Sonra bana yine aburcubur sofrası kurdu. Kurutulmuş kalamar yiyip Japon tivisi izleyince sonsuza dek yaşamak istediğim hayatı bi kez daha bulmuş oldum flsdkjsldjf
Ertesi gün erkenden kalkıp USJ (Universal Studios Japan)'ye Hogwarts'a gidiceğimden erkenden uyumak üzere bana verdiği odaya gittim. Japon sıtayla futonuma girip huzurla uyudum :'') Osakada her günümü 4-5 saat uykuyla geçirip aşırı yorulmuş olsam da mikemmeldi. Fakat ertesi günkü maceramı bi kaç saat sonra yazıcam. Nasılsa bugün kolay kolay uyumam :')

2 yorum :

  1. Kıskançlıktan, göz möz değmesin diye okuyamırum şu yazıları valla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Göz möz değecekse beni TR'ye geri göndermeyecek şekilde değsin lütfen rica ediyom fslkdjf

      Sil