4 Ekim 2015 Pazar

Okulda ilk gün | Japonya Günlüğü #10

Biz haftasonumuz boş sanarken, survival kurslarına katılmamız gerektiğini öğrenip yıkıldık. Oh gezer tozarız diyoduk, ama yine de gezip tozduk.

Cumartesi günü yurttan çıktık bisikletlere atlayıp harika yollardan geçerek (bütün yollar benim için harika ya gerçi) okula gittik. Bu denshalar (tren) o kadar tatlı ki, neyseki 2 kez binmişliğim oldu bu geçen 1 hafta içinde, onu da sonra yazıcam.

Tam burdan geçerken işte densha geliyo uyarısıyla yolun kapanması, orda beklemek falan, çoh shoujo benim için lkfsjdfklsdjf Resmen karşımda saçları uçuşan liseli çocuğu görebiliyorum. Ama liseliler çirkin arkaaşlar şfsdkfskdjfsdşkjf üzgünüm shoujo kızları üzgünüm fangörller fakat allah yardımcıları olsun derecesinde çirkinler. Eminim içleri güzeldir ama lfksjdfksdjf Burda bebekler inanılmaz şirin çocuklar inanılmaz şirin, ortaokul lise dönemi ziyan olmuşlar, üniversitede toparlamayı başaranlar var. Teyzeler amcalar dedeler nineler tatlılık abidesi zaten. İşte o ara geçiş dönemini halletseler tam olcak. Nys iyrenç dış görünüş yargılamamı bir kenara koyup konumuza devam edelim.

Okula gidince bizi bi spor salonuna aldılar. Herkes ayakkabısını çıkarıp (baya camide gibiydik flskdjf) Hepimize birer dosya verdiler, çeşitli açıklamaların yazdığı acil durum, çöp, haritalar vs. Sonra ilk olarak itfaiye görevlileri açıklama yaptı. Japonya'da aynı numaradan itfaiye ve ambulansa ulaşıyosunuz. Hasta olduğumuzda veya bi yangın durumunda yapmamız gerekenleri açıkladı. Hatta hepimizi sanki yangın varmışçasına nasıl kaçmamız gerektiğiyle ilgili sıraya sokup kaçırttırdılar mı diyim ne diyim artık çok komik görünüyoduk bence fsdkjflsdfkj Sonra acil hattı aradılar. Arayınca ilk olarak bu bir gerçek olay mı yoksa tatbikat mı sorusu soruluyo. Şaştım kaldım. Tatbikat diyip japonca bilmeyenler için ne diyeceklerinin tatbikatını yaptılar telefonda. Hatta karşı taraftaki ses kaydı japonca bilmiyorum diyince (ingilizce olarak) ingilizce sorular sormaya başlıyo. Yerinizi biliyo musunuz, acil durum nedir gibi.

Sonra bizi dışarı çıkarttılar ve yangın söndürme tüpünü nasıl kullanmamız gerektiğiyle ilgili tatbikat yaptırdılar.
video
Adam demişti ki, içinde köpük değil su var, hepinize yetmesi için ben okke diyene kadar sıkıp bırakın diye. Sen benim sıktığım zıkkım aşağı düşmedi ya bütün su rüzgarda uçtu da, adam okke diyo herkes bıraktı ben onu devircem diye hala sıkıyom lsdıfjpodfksdofjsdfj En sonunda devrildi de gülerek geldi yanıma yoku ganbatta nee diye hihihihihıhpohhohöhöhöh oldum bi.

Sonra da polis amcalar geldi. Kendimizi savunmamızla ilgili olsun, internet dolandırıcılığı olsun, trafik kuralları (ki en zoru) vsbunlarla ilgili açıklama yaptılar. Hatta kendini savunma konusunu bizzat bize denettirdiler. Şöyle gelirlerse şu hareketleri yapın böyle gelirlerse şu hareketleri yapın diye Naruto olduk orda. Bence siz bunları Japonlara öğretin canısı onlardan bana değil benden onlara zarar gelebilirlfjsldfjsdf

Yaniiğ şurda 3 saatte 24 yıldır bana öğretilmeyen şeyleri öğrendim. Hem de böylesi güvenli bi ülkenin kendi halinde geçinip giden bi bölgede. Canım türküyem yhaa ne kadar tatlış bebiştoş bi ülke yine bunu anladım.

Beni burda en çok zorlayan şey 1. çöp! Keşke bize verdikleri çöp ayırma çizelgesinin fotosunu çekseydim de buraya koysaydım tüh. Neyse bi dahakine. Ama 8e falan ayırıyon 8 ayrı çöp poşedi yani. Ama genel olarak ortaya çıkan çöp plastik çöpleri, pet şişeler, cam ve teneke, kağıt bi de yanabilir çöpler (yemek ve plastik vs diye işaretli olmayan şeyler). Bi su aldığınızda şişenin üstündeki plastik yazı kağıdını ve kapağı plastik çöplerine, şişeyi pet şişe çöpüne atmanız gerekiyo mesela. Ya da bento aldığınızda (yemek kabı) diyelim ki yemek arttı, yemek yanabilir çöplere, kabı da yıkadıktan sonra plastiğe atmanız gerekiyo. Neyi nereye atacağın sorun olmuyo, çünkü hepsinin üstüne yazmışlar, ama onu o an yapacak vaktiniz ya da haliniz yoksa şu an benim masamın üstü gibi hepsi oraya birikiyo (yanabilirleri hemen atıyom tabi de) Hepsini anladım ama kağıt çöpleri mevzusu çoh karışık. Onları ayırmaya başlamadım daha inş cnm yhaa diyorum flskdjfsdjf Bi de bunların günü var, salı günleri plastik çöpleri çarşamba kağıt çöpleri çıkarabiliyosun gibi. Saatleri de var ama yurtta kimse uymuyomuş ona gerek yok fşksdjfslkdfj Bazı yerlerde çöpünün üzerine isim yazman gerekiyomuş hatta (Matsuyama'da değil de) ki kim neyi yanlış ayırmış bilinsin diye. Geçen okulda çöpüm elimde kaldı mesela, bi kaç yerde var çöp kutusu tabi yine ayrı ayrı plastik kağıt vs diye. Benim de bi poşedin içinde plastik kağıt karışıktı. Çoh tatlış bi arkaaşımız var Yumeko-chan diye geçen yıl Çanakkale'ye gelen, dedim bunu nereye atcam diye. Sen kap elimden koş git at direk çöpe. Eee ayrıştırmadın dedim. "Aah wasurechatta" (Ay unutuverdim ljfkjdsf) dedi. Zaten ona sürekli "aa tabi sen türk olduğun için" falan diyoruz fksdjfsldkjf

Bi diğer konu da şu aralar artık kavramış olsam da, trafik lambaları. Bizde diyelim ki 4 yol ağzındasın, durman gerektiği hemen yolun bitimindeki yerde duran lambalardan belli olur ya, burda o 4yolun karşı tarafında. İlk başlarda allaaam hangisine bakıcaaaaammm diye hepimiz ambele olduk. Şimdi alıştım ama. Ve bize göre çok gereksiz olan yollarda bile trafik lambası var. Arabanın vs çok az olduğu mesela. Ve orda sana kırmızı yanıyoken kimse yokken bile durmak zorundasın (evet aslında normali bu ama Türküz biz plz.) Önceleri (önceleri dediğim şurda 1 hafta olsa da flskjdfslj) avuçlarım kaşınıyodu allaam geçmem laazzzııımmmmmmmm diye mehter marşı açıp geçesim geliyodu. Bir kişi bile mi geçmez arkaaş!!! Ama bisiklet mevzusunda o kadar kurallara uymuyolar da mesela. Bize dendiğine göre bisiklet sürerken telefonla uğraşmak bi şeyler yiyip içmek (ki zaten sokaklarda çöp kutusu yok gereksiz çantanda çöp taşırsın) müzik dinlemek yasak. Hepsini yapanı gördüm. En başta Yumeko şfkljsdlfksjfd ben Türk olduğum için diyo savunma olarak da. Ayrıca sol taraftan gitmemiz gerekirken sağ taraftan giden arkaaşlarımız var, niye sağdan gidiyonuz diyom "warui nihonjin dakara" (kötü Japonlar olduğumuz için) diyolar lfksjdflskdjfslkdjf

Neyse, o günkü olay bitince haritadan bi yer seçip yemeğe gidelim dedik. Bi tane ramenci seçtik okulun yakınlarında olan, gittik, adı Rai Rai Tei. Allaam nasıl güzel nasıl güzel bi yer!!
Girer girmez irasshaimase vuruyo yüzünüze bi sürü zaten. 2 çeşit oturma yeri var biri ayakkabını çıkarıp klasik kotatsuda oturmalı biri de yalnız kurtlar için bar kısmında oturmalı. Biz uğraşmayalım diyip bar kısmına geçtik. Sonra şu fotodaki çoh sıcakkanlı ve bizim okulda öğrenci olduğunu öğrendiğimiz garson çucuk geldi. Bizim taburelerimizin yanına kasalar bıraktı. Napcaz olm bunları ayakkabımızı burda da mı çıkarıyoz buna mı koycaz ki diye birbirimize bakarken çantalarımızı işaet etti, meğer onun içine koycakmışız fşskdflsdjfslkdjf çoh düşünceliler yia... Sonra menüyü aldık elimize ama ne yicez bilmiyoz ki. Çocuk yanımıza gelince ingilizce konuşmaya başladı yazık, artık atasözüm haline gelmiş olan "Japonca konuşabilirsin" lafımı koydum ortaya. Aaaaa diye şaştı kaldı. Nerden geldiğimizi vs sordu, Ne kadardır burdayız vs. 2 gün diyince ağzı düştü bebenin flksjdldjf uzun zamandır burdayız da Japonca öğreniyoruz sanmış. Yok dedik TR'de öğrendik. Sonra orda japonca eğitimi olmasına falan şaşırdı. Neyse ne tavsiye eder diye sorduk direk domuz eti yiyebiliyo musunuz dedi zaten. Sorun yok dedik ve Kotteri ramen önerdi. Çoh lezzetliydi yerken öldük diyebilirim yine özendirmek gibi olmasın flsdfjsldfj

Bu şekilde içerisi. Size her gittiğiniz yerde direk buzlu soğuk su getiriyolar. Getirmiyolarsa bile kenarda beleş almanız için oluyo mutlaka.
Hesabı öderken yine biraz konuştuk çocukla sonra dedim foto çekinek mi, tamam dışarı çıkalım o zaman dedi şfskdjflsf Çekerken de hazukashiiii diye diye durdu salak flsdjfsldkfj Bi daha da görmedik zaten fsjdfsjfh arada bi giderim buraya ama favori mekanlarımdan biri oldu.

Bi arada kombiniye uğramışız bugün fotolara bakılırsa (fotoğraf sırasına göre anlatıyom olayları da)
Kombini de supermarketlerden farklı olarak biraz daha pahalı olan ve 24 saat açık olan yerler.
İçerde Nanatsu no Taizai ve Haikyuu fanlığı kastım. Haikyuu'lu bi şey aldım hatta (o da sonra artık).

Ama şu Haikyuu standı tam kasanın önündeydi. Ayıp olmasın diye gerizekalı kasiyer kıza sordum şunun fotoğrafını çekebilir miyim diye. Hayatımda böyle bir mala bağlama görmedim. Hiç bi şey diyemiyo böyle "eee" falan oluyo bi adım atıyo bi adım geri çekiliyo kafasını oraya buraya çeviriyo dedim anlamadı mı acaba tane tane bi daha söyledim hala aynı. Bozuk robot gibi allam tiskindim salak meh diyip kafasına vurasım geldi. Sonra gitti müdürümsü adama sordu, adam yerlere kadar eğilerek tabii tabiii dedi. Çektim yani bu kadardı yapacağı şey.

O gün bi de 100yenciye uğramışız, ya da bi önceki gün uğramışız fotoları sornadan çekmiş olabilirim. Onu da ayrı alışverişli bi yazıda yazarım artık.

Şimdi gitcem hazırlancam, böyük alışveriş merkezinde Japonlarla buluşup (arkaaş değil hem de yeniler nihöhöh) yemek yeme etkinliği var. Hoca Shieki'ye kadar kimler gidebilir, ordan buluşup gidicez dediğinde atladıydım ben giderim diye ama yolu bilmiyodum sora sora bulcaktım, ama çirkin tayvanlı kızı kakaladılar japonca bilmez etmez al bunu da götür diye fskdflskdjfsldf şansım yine maşalla çoh açık. Valla yurtta 1 saate aşşada görmezsem basar giderim kusura bakmasın. Neyse bay.

2 yorum :

  1. Selaaam! Ben eski bir takipçin, yeni hesap açtımda; bundan takibindeyim artık :D
    Japonya'daki yazılarının hepsini okudum, yenilerini de merakla bekliyorum. Umarım harika geçer bu bulunduğun süreç Burcuu :))

    YanıtlaSil