3 Ekim 2015 Cumartesi

Bitmeyen uçak aktarmaları | Japonya Günlüğü #8

Ehime'de oluşumun 9.günündeyim, oha ne kadar çok olmuş bile! Ve hala odamıza internet bağlattırmadık. O yüzden laptopımı alıp tek internet kullanabildiğimiz yer olan yurt lobisine geldim. Şu an saat sabah 11.30 yapıcak bi işim henüz yok (aslında çalışmam gerek ama...) o yüzden en baştan bi kaç yazıya bölerek bu 9günü anlatıcam.

23 Eylülde sabahın köründe evden çıkıp havaalanına gittim. İstanbul'a gidecek olan uçağıma bindim, yanıma Japon bi kadın oturdu hatta, şans ki garip bi tipti ve muhabbet etmedim. İndikten sonra Atatürk havaalanında yazıktır yavrum Beril geldi. Ben 12de ordaydım ve Kore'ye uçağım akşam 9daydı lkfsjdfksdjf Gittik bi yere oturduk, bi aşşa bi yukarı sürekli havaalanını turladık 20kilo bagaj ve 8kilo üzerimde taşıdığım çantalarla. Daha gidemeden ölmüştüm yani.

Sonra diğer 2 arkadaşım da geldi. Check in işlerimizi vs hallettik. Bizle aynı gün Japonya'ya giden 2 senpaiyle daha karşılaştık ki hatta biriyle aynı uçaktaydık Kore'ye kadar. Beril'le vedalaştık, uçağımızı beklemeye başladık. 20dk falan geç alındık uçağa ve baya gerildik o yüzden Osaka-Ehime aktarmamız kaçarsa diye. Herkes Kore'liydi allam çoh iğrenç. Kore'lilerden tiskinme ırkçılığım günyüzüne çıktı ve şu güne kadar da haklı davasını sürdürüyor lfsdjflksdjf Bi de Beril'e havaalanında Koreli bi ordu gösterip hepsi sarımsak kokuyo haa bi de aynı uçağa biniyomuşum diyip aynı uçağa bindim fklsjdflskjf Uçak böyle nays lüks bi şeydi. Koltukları Kamil Koç rahat hat koltuğu kadar rahatsızdı. Binince bize üste örtmelik bi şey, terlik, diş fırçası su vs verdiler. Ben uyku bandı verirler diye yanıma almamıştım ama vermedi pislikler ve bi önceki gece heycandan uyuyamamamın acısını rahatça çıkaramadım zırt pırt ışık yaktıklarından. Ayrıca 11saat falan gittik galiba çok gerilmiştim lan o kadar saat havada çoh korkunç diye ama rahat rahat gittik yani fsldfjsd

Çok aç olduğumuz için baya bi süre yemeğin yolunu gözledik uçakta. Önden kokusu geldi ama önce bizinıss kılasa dağıttıkları için :))))) Bi de allam o kadar gürültücü ki Koreli hostesler tam bir "haydi bkaallllıım yemek yiyoruuzz çocuklar kalkıın heeyyy huuuu" diye bağıra bağıra bi şeyler yapıyolar 4ü 5i aynı anda, resmen kafamız şişti yani. Biz ingilizce anlaşıyoz tabi. Bize ne istersiniz diye geldi garip garip saydı bi şeyler, tek bildiğim bibimbaptı dedim onu alak.
Böyle güzelce bi şeydi. Uçakta yaşadığımız bir şok olay vardı. Tam orta sırada yanımızdaki kadının ayağına yemek servisi arabası geldi ama hani değdi geçti resmen. Hiiiiii ay kadına hostesler nasıl koşturdu!!! Ayağına pansuman yapıp tam dizilerdeki gibi küççük parmak için bütün ayağını sardılar. Gerizekalı kadın da bi suratsız hani biz de olsa yok önemli değil dersin, ya da cidden bi şey olduysa ben yapıyım falan dersin. Yok öküz gibi suratıyla ayağını uzattı hosteslere kendiyle ilgilendirtti. Kadına ekstra hizmet falan yaptılar. Sabah uyandığımızda hala ayağına bakım falan yapıyolardı. Orda zaten bi tiskindik ne boktan insanlar bunlar böyle diye. Kadın bütün uçak boyunca bizi izledi zaten neyi nasıl yapıyoz diye öküz ya...

Neyse uçaktan indik. Hemen koştur koştur aktarma yolunu bulmaya koyulduk.

Biz tekrar checkini nerden yapcaz vs bilmediğimizden direk gate'e gittik. Orda çoh tatlış bir Koreli çucuk şurdan gidip yukarı merdivenlere çıkıp sağa dönün check in yapıp tekrar gelin dedi. Biz gittik sonra bi yerden yukarı çıkmaya başladık yürüyen merdivende. Tam ortada lan burası normal değil burası bi restoranın merdiveni onun üst katına çıkıyoz şu an dedim ki bizimkiler arkadan "soorrryyy sorrryy" diye bizim çucuk bağırıyo fşskldjfsldkfjsdlkfj Yanlış yerden çıkıyosunuz dedi tekrar yönlendirdi fşlsdkflsdfj allam ne rezillik açlar gibi restorana dalmışız ya tebe tebe. Neyse sonra onu halledip gate'e döndük sıraya girdik kadın biletleri kontrol ederken dedi siz bu sırada değil yandakindesiniz diye. Meğer bizınıs sırasına girmişiz bak havamıza bak kflsdjflsdkjfsdkjf  Gittik faqirlerin sırasına. Bindik uçağa neyse ki bu sefer bi kaç Japon da vardı, ama uçakta telefonlarında keypap videoları izleyen genç gızlar :)))))) Nys bşy demioorm. Bu arada ilk rahibemi de görmüş oldum uçakta çoh ilginçti, gözleriyle yaktı bizi 5 kez cehennemde zaten.

Sonra taaadaaaaa Osaka'ya iniverdik. Allam nası böyle kusasım geldi heycandan ama aşırı sıcak ve nemden fazla elleşmedim flskdjfsklfj Oosaka'nın tadını çıkaramadan koştur koştur işlemlerimizi hallettik. Ki hiç naptığımızı bilmiyom ordakiler seni yönlendiriyo zaten hemen. Ülkeye giriş bilmemnelerimizi de aldık ve koşa koşa kendi terminalimize gittik, ücretsiz havaalanı otobüsüyle falan. Resmen Kansai havaalanındaydım çoh ilginç :'') Sonra biletimizi almaya çalışırken makinelerden böyle bi bilet yok dedi de başımıza ağrılar girdi, hemen bi görevliye sorduk (artık çok şükür Japonca konuşabiliyorduk) dedi daha ona saat var flskjdflskjf Nasıl rahatladık nasıl yani. Biz geç kalcaz sanırken 1 saat falan erken gelmiştik.

Sakinleştikten sonra ilk farkettiğim şeyler 10yen atıp hocamıza biz Oosaka'dayız diye telefon açtığımız telefon, henüz bozuk param yok diye bi şey alamadığım jidouhanbaiki (otomat), wcdeki sevimlilik. Ve ilk alışverişi yaparak havaalanında aldığım kokeshi anahtarlığı (şu an yurt odamın anahtarlığı olarak kullanıyom nihehe) Bi kaç aburcubur da aldım ama onları ayrı bi yazıda düzenlicem.

Neyse sonra biletimizi halletik ama bagajı nerden teslim ediyoruz vs anlamadık, Matsuyama (Ehime'de geldiğim yerin adı) sırasında bekleyen bi çocuğa sorduk. Daha açılmadı ben de onu bekliyorum dedi. Sonra muhabbete başladık. Tokyo'da çalışıyomuş gelirseniz size tanıtırım orları dedi facebook falan aldık. Japonya'daki ilk tomodachim (arkaaş) böylece olmuş oldu flsdjflskdjf Ben biraz fangörllüklerimden bahsettim, akihabara muhabbeti yaptık falan. Tokyo'ya gitceğim zaman hemen dicem valla bana kalcak yer söylesin, görüşmesem de olur lfsjdflksdjf

Ve son aktarma uçağımıza da bindik, hostes ilk başta benle ingilizce konuşmaya çalıştı ama ben japonca cevap veriyorum o ing konuşuyo ben japonca cevap veriyom falan flsdkjfsdşjf böyle algı sorunları yaşayanlar oldu. Sonra kafam düşe düşe artık uykudan yorgunluktan Ehime'ye indiiik. Yeni arkaaşımızla vedalaştık ve karşılamaya gelen hocalar bizi görünce hemen ayağa fırlayıp çılgınlarca el salladılar şkjsldfkjsdf çok tatlıydı.

Hemen arabalara bindik (ki burdaki arabalarla öyle bir aşk yaşıyorum ki allaam pastel açık morlar pembeler maviler ve hepsi küçük küt arabalar, daha hiç araba fotosu çekmedim bak bi ara çekiyim) Yurdumuza geldik. Ben küççük bi yer düşünürken bayaaa baya koca tesismiş burası. Tek tek odalarımıza eşyaları taşıdık. Sonra hocalarımız bize odaları tanıttı. Işıklar nerden nasıl açılır, ocak nasıl kullanılır, klima nasıl kullanılır (kalorifer yok), yatak nasıl açılır vs. Ama mesela bizde olsa mantıklı olarak bu iş bi kişinin odasına gidilir herkes orda sırayla dener, ya da bi kişi dener taam hojam anladım der diğerleri falan. Burda sırayla her birimizin odasına girdik, herkes kendi odasında denedi fşsdkfjskdjfsldkjf Kiiii zaten böyle bir açıklama Türkiye'de yapılmaz o apayrı bi şey. Çünkü biz kendi kendine bulma, hallederiz yaa mantığıyla yetişmişiz. Aaa odanın ilk geldiğim anki fotolarını koyayım, du.

 Banyonun her yerinde duş alabilirsin şflksdjflsdf küççük ama küveti ofuro keyfi yapmak için yeterli bi boyutta. Kışın su faturama göre arada bi yapmayı düşünüyorum.


Hurcun içinde geçen yılki senpailerden kalan çarşaf vs vardı, onları bavulumun için koyup ortalıktan kaldırdım neyse ki, odamdaki tek düzensizlik 4-5 çöp poşedine ayrılmış, gününü bekleyen çöpler (Japonya'nın çöp olayına daha sonra başka bir yazıda yardırırım)

 Çalışma masamı da ayrıştırmadığım çöpleri koymak için kullanıyorum henüz fşksjdflksdjf


Ve işte bu kadar. Bitti oda şfksjdflskdjf çok küçük ama çok şirin geliyo bana belki çok uzun süre yaşıycak olsam daralırım ama yarım dönem için gayet yeterli bence. Klasik Japon evi girişimizle aşk yaşıyom zati.

Bi de hocalar uyurken balkon kapısını açık bırakmayın tehlikeli (yatağın hemen yanı, sürgülü) dedi, neden dedik, aptal erkekler burda da var dedi, ama bir açıp yatıyom ki yani bilemeniz o sıcakta onu mu düşüncem ay flsjdflksdjf Ben ki yıllarımı TR şartlarında geçirmişim, sen ne tehlikelisinden bahsediyosun hojam. Tehlike bizim kod adımız. Şu küççük Matsuyama'da (küçük dediğime bakmayın Çanakkale'yi 3e katlar) insanların bizden korkması gerekir bence.

Neyse işte sonra ben banyomu yaptım ve Japon böcekleriyle gençlerinin sesi eşliğinde uyumuşum. Sabah uyanınca odamın manzarasını farkettim ve ekstra ekstra bi mutluluk yaşadım. Çünkü uzak da olsa Matsuyama Kalesi gözüküyodu :''') Ayrıca tam karşımdaki binadan mezun olunca bi daire kiralıcam flksdjsldkjf bayılıyom o apartmana yaa.
Bi sonraki günü diğer yazıda anlatıyım. Bakıyım laptop şarjım yeterse yazıcam birazdan.

5 yorum :

  1. Tehlike bizim kod adımız kısmına pek bi güldüm. :D Odan çoook şirin. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dig mi... Ama japonlar cok kucuk olmasindan yakiniyolar surekli ben de israrla kawaii oldugunu belirtiyorum...

      Sil
  2. Yaa odan çok güzeeeeel. Ortaya oturup her yere uzanabilirsin harikaaaa djfsllf

    YanıtlaSil
  3. aa yurdun balkonu mu var? Ne tatlı lan, baya evmiş. Balkonu da fotoraflasana bi ara.

    Tek evde kaç kişi kalıyosunuz bi de?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var ama camasir asmak icin sadece bi ozelligi yok yani... tek bi ev zaten bu fotodaki ve tek kisi kaliyosun tabisi 2 kisi falan kaldigimi dusunemiyorum allam korkonc sisbsis

      Sil