20 Temmuz 2015 Pazartesi

[Blog tur] Her Gün - David Levithan | Kitap yorumu



Kitap Adi: Her Gün
Yazar: David Levithan
Orjinal Adi: Every Day #1
Sayfa Sayisi: 336
Yayinevi: Pegasus
Basim Yili: 2012
Tür: Genc Yetiskin

"Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza âşık.

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu HAYAT. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi."

Eveet yine cok zor bir yorum olacak cunku cok sevdigim bir kitapla karsi karsiyayiz. Oncelikle bu kitabi okuyup, sevmeyecek olsaniz bile "hmmm degisik bi kitapti ya" yorumu garanti, cepte. Milyonda bir ihtimal bu cümleyi dahi demiyosaniz sizden kitap tavsiyesi alabilirim ksbsjdh

Konusunu okumadan, kapaktaki cumleyi gorunce bile cok sevecegimi dusunup bi heycan yapmistim ben. Ha, aşk kismi umrumda mi dersek hic degil kdbdkfb Hatta bana gore kitabin en zayif kismi aşık olma kismiydi.  Sen her gun farkli bedende uyanma gibi bir fantastiklige sahip ol (ki kesinlikle guzel bi sey olmadigina karar verdim, okuyunca) , git sonra resmen seni icine girdigin bedenlere gore yargilayan kiza asik ol. Ben olsam ben de kaliba bakardim o ayri, nasilsa bizi bulmaz boyle fantastikler.  Bulsa her gun fakir dogardim ya zaten, ne bekliyosam... Neyse yani ben bu Rhiannon denen kizdan zerre hoslanmadim. Aşk mevzusunu bi kenara birakalim.

Her insan gibi dogup gelisen, gelismeye devam eden ama sahip oldugu bir bedeni olmayip her gun bir baska yasitinin bedeninde uyanan A'nin oykusu beni dagitti arkadaslar. O caresizlik, ait olamama duygusu nasil harika anlatilmis icime icime agladim. Her bedende yasadigi farkli hayatlar, o hayatlara sadece o gunluk bile olsa uyum saglamaya calismasi, bana gore ustun zeka bir yazarin elinden cikar boyle seyler. A'nin hayati o kadar zor ki yasadigi 16yil boyunca her gun farkli anne babasi kardesleri olmus ya da olmamis, bu bedenler kimi zaman intahara meyilli bir tipin, kimi zamansa bir homoseksuelin. Yani A'nin bir cinsiyeti yok, ırkı yok, dini yok, ama kesinlikle kendine ait bir karakteri var. Beni en cok zorlayan, kavram kargasalarina surukleyen de cinsiyeti olmamasi kismi oldu, malsef bunu anlayabilecek kadar gelisememisim. Ozellikle Rhiannon da benim gibi dusundugunde, A'nin ben cinsiyete degil bireylere asik olurum lafi aglatti.

300küsür sayfa boyunca hic sıkılmadım. Rhiannon'a aşık olduktan sonra, bedenlerin hayatını hiçe sayıp (ki yazık, o çocuk da azıcık hayatını yaşasın ne var sanki), Rhiannon'a ulaşma çabası bir kenara kitabın sonlarına doğru patlak veren olay bambaşkaydı. Spoiler olmasın diye ağzımı acmiyicigim. Yalnız kitabın sonu benim için bir son değildi. Çok heycan dorukta, tam böyle nefesimi tutmusken bitmesini beklerdim  ama sanki biraz sönerek bitti. Yine 2. kitabı kaç milyon gözle bekliyorum tabi, olaylar asıl o zaman olacak gibi.

Kesinlikle farklı, duygudan duyguya sürükleyen ve bol bol düşünmeye sevk eden bir kitap olduğunu düşünüyorum. Buraya bir sürü övgü cümlesi doldurabilirim bıkıp usanmadan ama kendimi tekrar ediyor gibi olmayayım, bitiriyorum.  Alınız, okuyunuz.

Dakikalar sonra edit: Gizem 2. Kitapta kızın ağzından aynı olayların anlatıldığını söyledi. Gözümün kenarında bir damla yaşla uzaklara bakıyorum.

2 yorum :

  1. dakikalar sonra girilen editle gece gece kahkaha basmamaya çalışan ben :P ellerine sağlık,müthiş eğlenceli ve bir damla yaşlı yorum olmuş :D

    YanıtlaSil