30 Kasım 2014 Pazar

Ne dinliyorum #17 Biraz da Suzuki ile Drama cd keyfi #2


 

Bugün Tuğçe'nin bunu atmasıyla adeta yıııhıııldddııım!!! Tam bu aralar sapık derecesinde Seventh Heaven dinlemeyi bırakmıştım ki, pıırt yeniden doğdu. Hem de Shion'un ağladığı sahnenin piano versiyonu yaaa (Bknz. burda)!!!!! Hep istediğimdi, allaam nasıl seviyom. Ellerin dert görmesin kardeş harika çalmışın. Bütün gün dinledim, dinlerken bi yandan Ramen hazırlıyodum. O yüzden mutfak ortamını felç ettim, sürekli ağlama acı çekme sesleri çıkardığım için fksjdfslkdjf Çogsel ay ölcem!

Bu yılın biricigi Haikyuu!

Niçün aylardır Haikyuu hakkında yazmamışım bilmiyorum. Sıcağı sıcağına yazsam büyük ihtimalle bitmezdi o yazı. Herkese her zaman dediğim gibi "Spor animesi sevmem" (Elini göğüs kafesine bastırır). Ama Haikyuu.....

Turunu yaparız diye hep izleme listemdeydi zaten, mecburiyetten yani. Ama Refü'nün de baskılarına dayanamadım artık, oturduk 4-5 akşamda bitirdik. Okulun açıldığı ilk dönemlere denk geliyo sanırım o sıralar. Çizimler ve renkler zaten çok güzeldi benümçün, tek engel spor animesi olmasıydı. Şu olayı sevmiyorum, bi topa vurcak, 2 saat geçmişe gidiyo, efenim biriyle diyaloğunu hatırlıyo, dayısını anıyo, ablasıyla kavga ediyo heeleleeeeleeehhh!!!!! Vur şu topa vvuuurrr diye kuduruyorum ben de.

Evet, Haikyuu'da da aynı problemi yaşadım. Özellikle dramlı şeyler hatırlayıp, daha çok ganbarıcam yeaah kısımlarında çıkardığım horlama sesleri yüzünden kafama şaplağı yiye yiye izledim. He, mesela Kuroko'yu hiç sevmem (ki o konuya 3 set kuroko figürü aldığım için daha sonra giricem başka yazıda flskdjfsdjf), çünkü beni çok bunaltan maç sahneleriyle doluydu. Ama Haikyuu'da bu horlama olaylarım bi kaç bölüm sürdü. Hem sıkıcı maçları yok, hem de sürekli sürekli maç yok. Bi kere karakterlerin her biri yenilesi!!!! Maçtan çok komedi var. Maç sahnelerinde de, ki biliyosunuz spor animesi sevmem, saçımı başımı yolduğum görülmüştür heycandan. Alleaaam neler olyür bana böyle diye düşündüm hep. Öyle mikemmel efekler var ki, heycandan zıplamamak, koltuktan akmamak imkansızdı yani. O 25 bölüm nasıl bitti gitti hiç anlamadım. Son bölümde yemek yerken ağlama sahneleri vardı (ki yemek yerken ağlama sahneleri en favorimdir), nasıl içim ezildi nasıl!!! Yakın zamanda tekrar izlemeyi planlıyoruz. Ah bi de figürleri ucuzlasa da hemen alabilsek yiaaa. Resmen mikemmeller T_T Şimdilik elimizde, oturma odamız için bastırdığımız şu güzel poster var sadece:


Animenin bir diğer harika tarafı da, ilk açılış şarkısını bi denemlerim Spyair'in söylüyo olması. Ve şarkı da o kadar mükemmel ki hala sıkılmış değilim.


Bundan sonra 2. op pek çekici gelmedi açıkcası ama ona da kötü diyemem şimdi. Endingler de hoş ama oturup dinlemem flsdjhfsdjfh Üzgünüm Spyair'den sonra ne yapsalar boş (bi de Oldcodex olsa başkaydı tebi)

Favori karakterimi seçmekte çok zorlandığım bi anime ayrıca Haikyuu. Hepsi o kadar bağrına basılası ki. İlk başlarda Hinata'dan hoşlanmadığım bi gerçekti fekat. O da sesi yüzünden, ki seiyuusundan hazzetmiyorum.

Fekat o kadar şapşik ki salak, bi süre sonra sesini falan da boşverdim, anne sevgisiyle kucakladım. Kucakladım ve Kageyama'nın kucağına attım fsldkjfskldfjs çok şip. Öyle böyle şip değil hani!!!

 Daha ekrana girişi enseden çekimle olmuştu ki, ben "aldım" diye atlayıverdim. Enseden belli güzelliği çocuğun. Böyle tatlış tsunderelikler, hırslandığı sahneler falan :') Ki sesi de bi harika oturuyür bence. Bunun seiyuusuyla son haftalarda aramızda bi yakınlık oluştugunu hissediyorum flskdjflskdjf Şip meselesine gelirsek, 
tabii ki, kaçınılmaz.

Animenin belki de en karizmatik karakterlerinden Asahi:
Ve ne yazık ki karizmatik bi gifini bulmak çok zor. O dağınık topuzu, sakalı ve hepsine rağmen liseli olması, yankii görüntüsü falan boşuna ne yazik ki. İçinde adeta bir gerizekalı var flskdjfslkdjfk Yankii olması gereken karakterin çok iyi niyetli olması nasıl bir acıdır bilir misiniz!!!? 
O yüzden bu şekilde pek çok sahnesi var :') İşte seviyon napıcan, çok şapşal gerizekalı...

İşte animenin karizmatikliğini yüksek yüzdelerle arttıran şahıs, Kuroo. Nakamura'nın sesiylen daha bi güzel :') Ama izlerken hakettiği değeri verememişim gibi hissediyorum şu an (napcaksam), o yüzden bi sonraki izleyişimde kendisine daha çok yoğunlaşıcam. Şimdilik geçiyorum flsdkjfsdf
Götü yere yakından korkacaksın'ın vücut bulmuş hali Nishinoya. Kendimi bol bol "Hadi olm Nishi koş kurtar topu olm hadi!!!" derken buldum. Ne çırpındı çocuk yerlerde. Ve  tabii animenin en tatlış karakterlerindendi. Nobuhiko'nun sesi (Usui olarak bilirdiniz) çok cuk!!! Animeyi tekrar izleyesimin geldiğinden midir nedir yine hakettiği değeri veremedim gibi hissediyom şu an. Son bir gifle uğurluyorum kendisini. (Çok çektin zavallım Hinata)

Az daha Oikawa'yı unutuyomuşumdu haa!! Öyle karizmatik, öyle seksi...Öyle servis atış yok hee giften de görüldüğü gibi fsşlkfslkdf
İşte animedeki herkes salak!!! Spor animesi deyyyyiiilll bu diye haykırasım geliyo bazen ama susuyom. Bir hakettiği değeri veremediğimi düşündüğüm karakter daha gördüğünz, sevgiler.

Gelelim, Refü tarafından ruh eşim olarak damgalanan Tsukishima'ya.
Evet, zevkle kabul ediyorum lfjsdhfksdjfh O ruhsuzluk, o umursamazlık, o salak gerzek dramatikliklere gelemeyişi falan. Ooo aşk. Tamamen karakter olarak ama, yoksa sürekli gözlük takan tiplerden hoşlanmıyom bile. Milletin sevinçten kudurduğu anlarda bile kenarda istifini bozmayışı fslkdfjsdf allam çoğ tatlıştı. Refü bunu hocaya (evet Haikyuu izlettiğimiz bir hocamız var, bize yemeğe geldiğinde bol Haikyuu muhabbeti yapıldı :'''') )söylediğinde, yani Burcu'nun ruh eşi diye, hoca "karakteri kötü değil mi biraz" dediydi fşskdjfsldkfj Evet hojam :B

Şimdi karizmaları bi kenara bırakalım. Asıl birisi var ki birisi... Benim en eeeen eeeen sevdiğim karakterdi kendisi. Gerek gerizekalılığı gerekse yankii ruhuyla, çirkinlik abidesi Tanaka!
Allaam o kadar seviyom ki. Her animeye de koyyonuz böyle dazlak karakter, ben hepsine de Tanaka diyom ama hiç biri bir Tanaka değil. Bi Barakamon'daki bunun küçüklüğüydü adeta o kadar flskjfskldfj Çok fazla surat şekli olan tiplere cidden zaafım var galiba, 2 boyutlu olsun 3 boyutlu olsun... Nerde görsem seviveriyom, allah da beni kahretmesin. Kimse için değilse de Tanaka için bi kaç kez daha izlenir bu anime arkaaşlar. Hem Tsukki'ye şip flksjdflsdkjf

Daha bahsetmediğim karakterler de var ama en feyvırıtlarımı yazdım ben yeter.

Ay başka neden bahsedicektim ki acabası... Bunu da Sakubun dersinde Türk kahvesi hakkında Japonca broşür hazırlamam gereken saatlerde yazıyom ha lfskdjflskjdf Yine bi sorumluluktan kaçma girişimlerimdeyim.
Heeeh son olarak, eğer Sara'nın cosplayleri olmasa bu kadar merak salmazdım ben bu animeye. Adam spor animeleri izleme sebebim lanet olasıca. En güzel parçalarından bırakıp gidiyorum. (Worldcosplay profili için tıkınız)
Fazla yaklaşmadan uzaktan uzaktan bakıyoruz okkey.


15 Kasım 2014 Cumartesi

Suzuki ile Drama Cd keyfi #1

Hiç olmayacak işlere bulaştım bu Suzuki pisliği yüzünden. Animeler, eventler yetmedi "drama cdlere bulaşmamam lazım" derken, 1-2 tanesi heriç Suzuki'nin oldugu bütün drama cdleri indirmiş bulunmaktayım. Hepsini dinlemedim henüz ama 4-5 tanesine şööyle bi baktım. Günlerdir favorim olansa bu!!! KESİNLİKLE BU!!!

Hikayeye şurdan bakabilirsiniz http://rejetweb.jp/seventh/#story Tabi Japonca flksdjfskdjf du bakıyım çevircem bence (çoh zormuş allam bilmiyom o kanjileri ama anladıgım kadarıyla artık.) Gerçekten ölmek isteyen kadınlar dışında kimseye görünmeyen Shinigamiler varmış. Bunlara Seventh Heaven deniyomuş. Sanırım söyledikleri şarkılarla diğer tarafa geçmelerini mi sağlıyomuş bunlar neymiş. Bilmemnerde yaşıyolarmış. He evet bitti çevirim sdjfhsdfkjhsdf alt kısmı yapamıyom. Neyse bence bu bana yeter daha etim ne kemiğim ne zaten. Ekstra bilgi olarak her karakterle 1 ay geçiriyomuşssun (galiba)

Neyse işte bu 7 shinigaminin hepsi de çok tatlış tipler olsa da Suzuki'nin karakteri (Shion olur kendisi) dışında hiç biri beni ilgilendirmiyo. http://rejetweb.jp/seventh/#chara5 sitede karakterin özelliklerine bakarsak bence bu aynı Suzuki zaten fslkdjfsdlkjf hem ore-sama, hem sadist, hem "ero",, gayet yeterli flsdkfsdlkf

Albüm 8trackten oluşuyo, ilk başlarda güle oynaya, çocukcu sesiyle duyuyoruz. Sonra bu sonraki dolunayda seni göndercek mi öbür tarafa öyle bi şeyler (Yether bana şunları tamamen anlayacak Japoncayı verin mezun edin hayde), o yüzden iş dramatikleşmeye başlıyo. Özellikle 6-7-8. trackler favorim bu konuda. Bunları yazarken de 8'i dinliyorum ard arda, Suzuki'nin ağlaması var allaahım çok güzel yeminle, biz de böyle ölceksek geliyom ben!!!!

İşte seni diğer tarafa yollamak için söylediği şarkıyı paylaşçam :B Tabi bunun öncesini dinlemeden o kadar etkili olmaz ama ben dinlerken böyle oluyom:



Eğer bunları kulaklıkla dinlemicekseniz dinlemeyin bile zaten. OLMAZ!!!! 
Şarkının çevirisi ve hatta bütün tracklerin çevirisi de http://doropyan.wordpress.com/2013/09/24/seventh-heaven-vol-5-shion-translation/ burda var. Şarkının Japoncası da var ayrıca. Benim özellikle öldüğüm kısımlar konuşma kısımları ama yine. 2. konuşma kısmında "Ima, kono shunkan.....Omae no tame ni kono uta o sasageteru..."şeklinde başlayıp devam ediyo, o ritimle beraber allam o kadar güzel ki ::'''''') Normalde "sus lan" diyebileceğim bir konuşmayı bile -nemureru made, soba ni ite ageru kara, kısmı gibi-  Suzuki yaptıgında "Sen konuş ben dinliyom :'''')" oluyorum,  Zutto, aishiteru yo diyişini SÖYLEMİYORUM BİLE!!!!

Sonraki trackte artık şarkıyı söyledi ve beni (evet beni flksdfjsd) diğer tarafa göndermek zorunda. Ve ben bunu yaklaşık 3 saattir aralıksız dinliyorum!!!!



(internette onlayn dinlemelik bulunca nerden yüklesem bilemedim ama....o bulutu taşıyıp yerine koyunca açılıyo töbe teknolojiye bak)

İlk başta gülmesi, ama bitirirken ağlıyo olmasııııı :::::::::) Yine çevirisi üstte şarkı için attıgım yerde var, 8. track olarak. Her "shindara" deyişinde kalbim acıyo yeminle!!!! Özellikle son dediğinde silik bir "mou..." ekleyip aaaaah diye bağırışları allaam sana galiyorum lfsdkjfsldkfj Sonra "kiero kiero..."diye yalvarması :'''''''''''''''''''( Kussooou diye ağlaması bak tüylerim haa!!! O ağladıkça sadist duygularım yükselip yükselip boyumu aşıyo! Nande shinunda yo!? dedikten sonra nereye ölüyon zaten!! Nasıl gidiyoz bu shinigami memleketine yaa nası intahar edersem giderim?! Bize niye anca ak sakallı dedeler geliyo!! Ben de Suzuki istiyom :')
En güzel track çoh kısa tutulmuş yalnız. Az daha ağlatayadınız nolurdu laaannnn!!!!!!! Ben burda saatlerce aynı şeyi dinlemesem de şu ağlama şeyini bi 4 saat falan yapsanız!!! Sürekli böyleyim artık

Bu karakteri seslendirirkenki tipi de (evet bu sefer cidden güzel halini düşünebildim flskdjfsdlf) aynen vitamin r/x artık hangisiydiyse ordaki hali *.* (bu gifide sayfayı %400 büyüterek izleyin bence flksdjfkjsdhf suzuki giflerime asla küçük haliyle bakmam) Bu tipin acı çektiğini, ağladığını düşündükçe mest oluyorum bilemeniz flksdjflskdjf

Gidiyim dinlemeye devam ediyim madem T_T Ağla annem. Ağla canımın içisi....

12 Kasım 2014 Çarşamba

Bu vize yükü bana fazla arkaaşlar


Bugün kaiwa (konuşma) sınavında ben, gördüğünüz gibi. Olayı özetler sanırsam.

Ben ki öğretim hayatım boyunca hadi çocuklar münazara yapıyoruz olayından özenle kaçınmış ve bir kez olsun katılmamış bir insan olarak bugun Japonca münazara yapmaya zorlandım :))))))))))

Öncesinde hocaların verdiği 3 konuya çalıştık. Çok sancılı bi dönemdi. Çünküsü konular bizi bitirdi!! Para olmadan da mutlu olunabileceğini ya da erken evlenmenin iyi bir şey oldugunu savunmak zorunda kalabilirdim!!!!! Ki hangi konuyu tartışacağımızı sınav anına kadar bilmediğimiz için hepsine çalışmak zorundaydım. Dün gece sabaha kadar odamdan çeşitli isyan sesleri eşliğinde yazdım ettim. Tam saat 4 gibi yatmaya hazırlandığımda sadece konuşma sınavı değil dinleme snavı oldugunu ve ezberlemem gereken 4 ünitelik kelime oldugunu farkettim. Aynen fotodaki gibi oldum :)))))

Artık gelenekselleştirdiler bence bunu yine konuşma sınavına en son ben girdim :') Tüm arkaaşlarım atlatmış kurtulmuş ben stresle bekliyom. Ki geçen yılki heycanım dillere destandır kaiwa önceleri, bu seferki onu 5e katlardı. Geçen yıl tek başımıza girdiğimiz için daha rahatmış onu anladım. Bu sefer 4 kişi giriyosun içeri ve yanındaki insanla uyum içinde olman, aynı şeyleri söyleyip durmaman, ayrıca karşı tarafın savunmasına karşı hemen bi şeyler bulup savunmaya geçmen lazım. Teebe yareppim!!! Girdik içeri hocaların dediği yerlere oturduk. Benim üstümde de kısa kollu ince bi şey var. Çünküsü hırkamı buseye verdimdi, kaiwa sınavı modasını bozmasın diye. Evet, kıyafetten de puan yiyoz :)))) Geçen yıl çiçekli pantulum yüzünden 4puanlık yerden kırılan 2 puanımı asla unutmıcam!!!! O yüzden efendi gibi giyindim o da bu havaya uygun değil işte. Hoca soğuk değil mi dedi dişlerim titreyerek soğuk çok soğuk diye inledim flsdkjflsdkjf Sonra başladı olayımız. Neyseki benim yanımda kankeytom ibo vardı, çünkü hoca konumuzu söyleyince bana kal geldi resmen. Hemen önümüzdeki kağıtta sen şunları söyle ben bunları söyliyim olayı yaptık. İlk açılışımızı 2 grup halinde yaptık. Savunma kısmında yine ben heycandan mık diye kalmışken bi baktım ibo kağıda şemalar çiziyo buna bunu deriz buna bunu yaparız diye fsldkfjsdkfjsdlkfjsd O ne derse onu yaptım resmen. Öyle bi şekilde geçti gitti, nasıl geçtiği o kadar umrumda değilki artık o heycanı kaldıramıcam yeminle final sınavına yine başladım şimdiden gerilmeye yaaa!!!

Sonra dinleme sınavı güzel geçti neyse ki. Onun zor tarafı da görmediğimiz kalıpları (aşırı aşırısı günlük konuşma dili böyle kankalar arasındaki gibi gdlfkdfg) duyup yazmamız gerekiyo, o kasıyo çok güzelce. Yarın da kanji sınavım var, çalışmaya çok üşeniyom yareppim. Başlıyım yavaştan.

10 Kasım 2014 Pazartesi

Ben böyle kültür görmedim


Evet bu haftaki konumuz Japon Kültürü. Çünküsü vize haftasına girdik ve benim korkulu rüyam Japon Kültürü dersiydi. Bu yıl en sevdiğim ders olmasına karşın, hayatımda böyle anlaşılması güç bir millet ve kültür görmedim! Hem öyle hem böyle adamlar. Derste faydalandığımız Yamazaki'nin Japon Kültürü kitabını her okuduğumda sinir basıyo, atıyorum elimden. Japonlara sinirlendiğimden değil bu adama ısınamadım ben. Derste de kitabı eleştirerek gittiğimiz için biraz, "ay aman sen ne blrsn ki Yamazaki :S.s." moduna geçebiliyorum flsdkjfsdkfj

Vize haftası geldiğinde baktım ben bu işi yürütemiyorum. Hocanın dediği diğer tüm kitapları da aldım, bulabildiklerimi tabi.  1 haftada en alttaki Samuraylar Çağı hariç (çünkü onu kargo parası vermiyim diye aldımdı sonra okurum lfsdkfjsdf) hepsni okudum arkaaşlarım canlarım evet (alakasız kısımları atlayarak, göz atarak tabi). O kadar dünyam değişti ki bilemeniz. Japon milletine olan (evet toptan millete) fangörllüğümü biraz olsun aşabildim sanırım, (yine çoğ seviyom o ayrı tebi fsldkfjsdf). Fekat hala yüzyıllar geçse de anlayabileceğim bir millet olabileceğini sanmıyorum.

Bugün sınav günüydü işte. Hocaya ilk dediğim şey "Korkudan kusucam" oldu flskdjflskdjfsdf Korkma niye korkuyon derkenki o sadist surat ifadesi tabiki beni rahatlatmaya yetmedi. Ders çalışırken dersteki slaytlardan nor aldığımız sorular gözümüzü çok korkuttuydu, çünkü biraz sosyolojik açıdan efenime böyle terimli falandı ama, sınavda soruları görünce rahatladım. Çünkü gayet anlaşılır cümlelerdi. Öyle olmasına karşın ilk bi 10-15 dk sadece kağıdı çevirip çevirip baktığımı farkettim. O da şöyle oldu. Hoca tam dibimde diğer gözetmen hocamızla konuşuyodu "1 saat çok uzun değil mi ya 45 dk sonra toplasak mı?" falan diye "Hojjaaaaaammmmm ::)))" dedim. Baktı "Sus kız yaz" dedi şfsdkjfsdkfjsdlkfjsdkfj Meğersem bebek gibi bi sayfa duruyomuş önümde.

Tabi o kadar kitap okudum ettim falan çok güzel harika hll bravo. Ama bunları birleştirip kendi cümlelerimle, bi kurgu içinde yazmak!!!!!!!!!!!!!!! Allaaam resmen yaktım devreleri. Bi şeyi açıklamaya başlıyom başka konuya geçiyom sonra en başa dönüyom ordan başka yere falan derken meeh olup bırakıyom bütün soruları o şekilde. Son 2dk kaldı diyince hoca belki bunu yazarsam bağlanır diye son bağlama cümleleri ekleyebildim hepsine tabi yine saçma sapan fsldkfjsdkjf Hocaya da çıkınca, hocam finale kadar toparlıcam ben :'), dedim. O kağıdım okunmasın istiyom yareppim çok zor 1 saat geçirdim. Bildiklerini aktarmak hiç bana göre değil, beele blog yazabildiğim gibi yazsam keşkem. O yüzden finale kadar denemelik olarak okuduğum kitaplardan derleyip toplayıp blog olarak yazmayı planlıyom bakalım hayırlısı...

Neyse böylece atlattım işte, bu dersten kalsam sadece seneye ders programıma uymaz diye üzülürüm haa tekrar tekrar almaktan sıkılmayacağım bi ders resmen (tabi kalmıyım yine :') ) Şimdi gidiyom, vize haftasına olabiliriz ama şu an Japonya saatiyle Suzuki'nin doğumgününü kutluyor olmamız gerektiği için hazırlıklarımızı yapıcaz lfskdjfsldkjf evet bu yaştan sonra son gaz fangörllüğe devam edebiliyoruz. Saygılar.

8 Kasım 2014 Cumartesi

Ne Dinliyorum #16

Bugün mp3üme müzik atarken bende oldugundan bile haberim olmayan bi şarkı açtım. Söyleyen ses çok tanıdık, o vurguları başka şarkılardan da biliyom, ama kim oldugunu çıkartamadık Nuri'yle. Sadece "Because, i am..." yazıyo. Bi süre çırpındıktan sonra Flumpool'un şarkısı oldugunu keşifleyebildik. Ve ben bütün gün bunu dinledim, bundan sonraki bi kaç hafta daha bu şarkıyı dinleyip durucam biliyorum. Bıyrınız:



Ben bu grubun üstüne hiç düşmediydim bak, 2-3 şarkısı dışında pek bi içli dışlı takılmışlığım yok. Hemen ay sonu geldiğinde (sonra hızımız harika oluyür yoksa) torrent abanıp ne var ne yok indiriyorum fsdjkfsdkjf
Bunları yazarken aklıma, bi hocamızın Japonlara Rock yapmak yakışmıyo, oturmuyo adamlara demesi geldi bir damla gözyaşı eşliğinde yazıyom. Allam nasıl içimi acıttı bu laf, hocam niye öyle diyonuz!!!!

Neyse :') Bence bu acılı çiğ köfte yemiş üstüne şalgam içmiş yanıklı sesi bi de canlı dinleyin:


Maşallah evladım.
Allam saat sabahın 8i olmuş hala Japon Kültürü çalışıyom ben elveda.

Barakamon: Tekrar tekrar izlemelik.


Geçen sezonun eeeeeeen güzel animesi, Barakamon. Uzatmalı olarak izleyip az önce son 3 bölümü de bitirdim. Bi içim buruk, nasıl biter yaa hüznü var. Slice of Life animeler favorilerim arasındadır ve en başa Barakamon'u oturttum, o çok net bi kere.

Konu olarak, kaligrafi sanatçısı Handa Seishuu, bi takım olaylardan sonra Goto Adasına gider. Burda yaşadığı yerin köy halkı (çocukları diyelim bence fksdjfsd) ile yaşadıkları, kaligrafisinin bu süreçteki gelişimi vs. oldukça komik bi şekilde anlatılmış. Bence bi kaç karaktere dalarsam, onlar üzerinden daha rahat anlatıcam. Bol gif var, başka türlü olmaz.

Handa Seishuu:

Kendi haline yaşayan, dışarıyla ilişkisi olmayan bi tipken, adaya gittikten sonra ilk başlarda zorla da olsa çevre halkıyla haşır neşir olmaya başlıyo. Tsundere karakterinin getirisi olarak daha sonra yaptıklarından zevk alsa da hep bi istemem yan cebime koy kızarmaları yaşıyo tatlış fşsdfsdf  Mesela,

Çocuklar yüzünden özellikle Naru yüzünden başına gelmeyen kalmıyo zaten. Çünkü bu kadar hiç bi şeyi yaşamamış,bu kadar korkak, bu kadar beceriksiz bir tip....Allahım lfskdjfskfjd 

Verdiği her tepki de (donuk olsun aşırı olsun) duvarı yımrıklayarak gülesi geliyo insanın. O köy hayatına uyum sağlaması, küçükken yaşayamadığı şeyleri tutup 23 yaşında yaşadığındaki şapşik mutluluğu :''') Tabi bunun yanında kaligrafi sahnelerinde çok karizmatik anlar da yaşadık.

Ha çizdikleri (son bölümdeki hariç) benim için hiç bi şey ifade etmiyodu o ayrı. Shodouya pek ilgim olmadıgından yazı lan işte, iyrenç olmuş ki tarzı yorumlar yaparak izledik fskdjfsldkjf Evet Japonca öğrencisi konuştu, dağılın. Ayrıca adada giydiğinin (afişte gördüğünüz) aynısını Japonya'ya gidince alcam ve hiç çıkarmıcam şfskdjfskdjf resmen izlediğim yerden o rahatlığını yaşadım lan!

Naru:

Naru olmasa Sei'nin varlığı hiç bi şey ifade etmezdi kanımca. Gelmiş geçmiş en sevimli çocuk karakter, şurda olsa elimden bırakmam bütün gün yeminle. Başarısının çoğunu aşırı aşırısı yetenekli ve ilk defa anime seslendirmesi yapan 9 yaşındaki seiyuusuna borçlu bence. Böyle güzel bi ses, böyle bi yetenek yok yareppim!!!
Sei adaya düştükten sonra, 7 yaşında olmasına rağmen onu hayata hazırlayan, bunu yaparken arada canından bezdiren hatta canını çıkartan, ekranden çekip alma isteği uyandıran bi karakter. Nasıl enerjik, nasıl sürekli mutlu salak yaaa

Sei ne kadar korkaksa Naru o kadar cesur, bu da bol bol komedi izlememizi sağlıyo. Böceklere olan düşkünlüğü, oraya buraya tırmanma atlama zıplama hevesi çok yoruyo çocukcağızı
Sensei diye her yerden pırtlamasıyla kalbim yımşacık oluyo yeminle fksjdfksjdf 

Biraz da (fazlasıyla) severken öldüren tiplerden. Kendisinin senseisiyle evlenme gibi hayalleri var ki bence sorun yok fslkdfjsldkfj Çünkü bu kadar uyumlu iki karakter zor bulunur. Olmadı evlat edin şu çucuğu hiç ayrılmayın nolür lan T_T



Konuştugu Japonca'nın çoğunu da anlamıyoz haa, aksanı yüzünden, yok resmen öyle bi dil flksdjfskdjf ama çok tatlı. Tatlışlıgının yanında diğer çocuklar arasında oldukça popüler ve karizmatik bi kişilik ayrıca skdfsdf Hele ki bunun bir zırlak arkadaşı Hina var!!! Hem Naru'nun kanatları altındai hem de Naru'dan çok çekiyo garibim lfskdjfsdfj Sei ile ilk karşılaşmaları şu şekilde oldu mesela:
Bi diğer mükemmel arkadaşı da dazlak Kenta. Her ne kadar ben kendisine Tanaka desem de (bknz. Haikyuu)

Bu 3ü dışındaki diğer çocuklar da çok tatlıydı. Zaten animede tatlış olmayan şey yok :3

Arai Tamako:

Bi diğer çok sevdiğim karakterlerden. Çünkü tepkileri çok doğru lan fsldkfjsdfj Kendisi gizli fujoshi olur. Refü'ye göre benmişim bu fskdjflskdjf halbuki ne fujoshiliğim ne gizliliğim var, ama boys love iyidir o ayrı!!!
 Özellike Sei ile bi diğer salak karakterimiz Hiroshi'yi şipleyip durduğu sahnelerde öldüm geberdim fsldkjfskdfj Yazık garibim her şeyi kendi içinde yaşıyo, yıpranıyo. Yanlış anladığı bi sahnede silinip gitmesi var mesela:

Benim için en belirgin karakterler bunlardı ama bu kadarla sınırlı değil, hem Tokyo'dakiler hem Goto adasındakiler tek tek incelenesi tipler. Fekat benim şindi Japon Kültürü çalışmam gerektiği için elimdeki diğer gifleri buraya yığıp gidicem.







Hadi şimdi gidiyosunuz bu bebek gibi animeyi izliyosunuz. Görüşürük!

5 Kasım 2014 Çarşamba

Tokyo Ghoul - OST | YF BLOG TUR

Anime: Tokyo Ghoul
Bölüm Sayısı: 12
Yayın Tarihi: 4 Haziran 2014 - 19 Eylül 2014
Tür:  Aksiyon, Gizem, Dram, Doğaüstü, Psikolojik, Korku

" İnsanları yiyerek hayatlarını sürdüren "Ghoulların" yaşadığı Tokyo şehrinde geçen, bir korku hikayesi. Normal bir üniversite öğrencisi olan Kaneki, Rize isimli, kendisi ile aynı okuma alışkanlığı olan bir kız ile tanışır. Fakat bu tanışma, onun bütün hayatını değiştirecektir."

Sürekli lafı dönen animeler bende hep bi "ööğk" etkisi yaratır. Fakat Tokyo Ghoul (tookyou guuru daha tatlı bence)  için hiç böyle olmadı. Haberlerde görüğüm Japonya'da bilmemne metrosunu TG posterleri süsledi vs haberlerle çizimlerine aşık olmuştum zaten. Konusu itibariyle de allaahım nölürsün Pupa gibi gerzekçe bi şey olmasın diye hem gerildim, hem de çok ilgimi çekti.

Çizimler, efektler, seslendirmeler, kurgusu her şeyiyle mükemmel bi anime. Çok abartıp, henüz izlememiş olanlara gereksiz beklenti de yaratmak istemiyorum ama valla kendimi tutamıcam lfsjdfksjdfh Ben ki manga okumayı sevmeyen ben dayanamadım mangasına başladım. 2. sezon çıkmadan da (yanlış hatırlamıyosam 2015 Ocak diye duyrulmuştu), bitirmeyi planlıyorum.

Konuyu anlatıp hiç heves kırmıcam, ben de konuyu okumadan başladımdı, sadece insan yiyolar diye bilerek. Bence öylesi daha güzel. Geçen sezonun en iyi animesiydi benim için. Hatta bu tarz bi anime izleyebileceğimizi sanmıyorum bi süre. Gerçi bu sezondaki uzaylılı animeden de umutluyum (adını unuttu bakmaya üşendi).

Çocugun saç son sezona kaa beyazlaşmıyo onu diyim bi, her bölüm aha şimdi olcak diye bekledim ama malesef. Ama o beyazlaşma anı allaaaahhhııım yok böyle bi sahne, harika bi şeydi :''') Bana göre etkileyici olması gereken sahneler, gerçekten de etkileyici olmuştu genel anlamda. Eline yüzüne bulaştırmamış adamlar. Hatta bazı sahneler mangasından daha iyiydi diye düşnüüyorum.

Seiyuu konusuna çok dalmak isterdim ama, konum o değil malesef fösdjfsjkdfh Sadece Kaneki'nin seiyuusu Hanae Natsuki yeni favorilerimden (dünya şapşiği bebe), ayrıca Miyano!!!! Allahım işte ona böyle hibine karakter gidiyo, o kanlı mendili koklayıp kendinden geçtiği sahne, İngilizce mi fransızca mı ne bok konuştugu belli olmayan şekilde sahneye dalışları!!! İşte bu yani! o yüzden tabiysi favori karakterim Tsukiyama Shuu idi. Fekat Hide, Nishiki, Amon ve sonradan gelen ve allaah dedirten Ayato da çok iyiydi.

Op ve En olarak da kesinlikle harika bi iş çıkarmışlardı. Özellikle o opening parçası izleyen herkesin diline düşmüştür eminim. Öncelikle op yanında bence sönük kalan endingi paylaşayım


Gelelim açılış şarkısına:


Kaç haftadır dinlememişim bak ağlayasım geliyo resmen dinledikçe güzelliğinden. 凛として時雨, Rin Toshite Shigure grubunun bir çalışması ki tek bildiğim şarkıları da bu. Vokalin sesi kesinlikle mükemmel olsa da kendisini 5e katlayacak bi isim daha var. O da evimizin bebeği haline gelen Norveçli Pellek!!! O aksan alllahım eriyip bitiyoz ev halkı olarak flksdjfslkdfj Zaten sinliceksek onun versiyonu dinliyoruz. Çünkü dünyada bu kadar güzel "boku" diyen bi insan daha yok "byokyu" olarak telaffuz ediyür şapşik yaa (sakin ol fangörl) Bi yerde baya japoncada olmayan sesler çıakrıp doğu anadolu bölgemize uzansa da, yine de seviyoruz. Hele ki son kısmı hepten sallıyo ama olsun fsdjfsdkjf Sizi onla başbaşa bırakıp gidiyorum.