29 Ağustos 2014 Cuma

Hogwarts sandığımı aldım gidiyom!

7. sınıfta mı 6. sınıfta mı ne ev ekonomisi dersinde yaptığım bi sandık vardı. Böyle zevksizlik ürünü olamaz. Ama 10yıllarca durdu bu evde. Benim hatıra biriktirme alışkanlıgım oldugundan içinde sinema biletleri, tatil aktivitelerimizin ıvır zıvırları, harry potter, japonya hatıraları, efenime ebesinin nikaandan kalma mektuplar falan var. Hatta içini bi boşaltınca mektuplara göz attım. 2005 yılında arkadaşa yazdıgım ama gönderemedigim bi mektupta "dur daha İngiltere'ye gidicem" yazmışım. Gidemedin Burcu....Gidemedin küçük meleğim.....

Her neyse işte bu zevksizlik ürünü ziyan nesneyle ben yıllarca yaşadım odamda gözümün önünde. Sonra ben bunu niye boyamıyom yiaa dedim. Anneme "annnaaağ ben sandıgı boyıycam" dediğimde, "BOYASANA :''')"  dedi kadın flskjdflskdjf Meğersem yıllardır evde bi şeyden tiksiniyomuşuz da bulamıyomuşuz...

Yeşilin üstüne kahve ahşap boyasını 2-3 kat attım, buldugum siyah guajla kemerleri ve göçük kısımları boyadım. Yaldızla çivileri boyadım. Sonra Hogwarts stickerını yapıştırdım. Nasıl ahşabımsı yaparım diye düşünürkene bulamadım. Tuğçe zımparalasana didi, boyanın üstüne hafif zımpara atınca baktım eskimiş gibi gözüküyo güzel geldi gözüme. Bi de uygulanıyo mu bilmiyom ama kendimce keşfim olan parmaklan yaldız dağıtma işlemi yaparak hepten eskimiş görüntüye kavuşturdum. Hatta Mudo'ya falan gidince aşırı uçuk pahalı eskitilmiş mobilyalarda dikilip "hmm demek bunları parnaklan yaldızlamışlar" diyip çevre halkın sinirini bozmayı planlıyoz.


Sonuç olarak hayatıma yeniden kazandırdığım bu Hogwarts sandığı çıktı. Memnunum :') Tabi evire çevire boyarken tutma yerlerinden biri ve de kapağın arasındaki mandal kırılmayaydı iyiydi fksjdflksjd Baya baya hakkatli eskitme yaptım yani.. Ama kullanmaya devam. Çanakkale'ye taşıycam hem de bu kez.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Allah affetsin böyle uzaylı olur mu :')

Sene bilmemkaç ben kore dizili yazı yazmışımdır ha...Bu yıllarda bitirdiğim 1-2 dizi için hiç kendimi yormadım ama şu an taze taze bitirdiğim You Who Came From The Stars için yıpratıcam kendimi burlarda.... Spoilerlı olcak hiç kasamıciim.

En baştan söyliyim dizilerimin nambır vanı yaptım.  En büyük sebebi başroldeki kadının (isimleri gugıllayamıcam şimdi aklımda kalmüyür) dizinin en harbi cicikuş muck muck karakteri olmasıydı! Tuyçe burnundaki beni yüzünden tahammül edemese de direndim...Filmlerinde yine az munasebet oluyoduk da,20 bölüm dayanamam diyip kaçtı çucukcaaz. Çok şey kaybediyon Tuyçe ama kime konuşuyom zaten tüm olayı anlattım ben sana fsldkfjsdf Konusu da işte uzaydan güzel çocuk düşüyo sonrası aşk meşk.


Hiç böyle aşırı komik ve dominant kadın başrolu olan kore dizisi izlemedimdi. Hep erkeklerden görüyoz tsundere tipleri, böyle çok denişik olmuş. Burnu havada, koskoca star olmuş ama çoğgüzel salaklıkları var. Mesela ingilizce konuşması herseferinde "yether sus artık" diyerek böbreklerime bıçak sapladı. O ağız hareketleri yareppi. Niye sen "Saavri" diye özür diliyon ya!


Bi de kadının ne kadar çirkin göründüğünü umursamayıp oynayışı çoh güzel lan. Hep ondan gülüyom zaten. O mimikler, sesi falan öf düşman başına dedirtiyo lkldfjdkg Apandisit ameliyatına giderken bile ben koskoca Cheon Song Yi'yim diyip evde kıvranarak makyaj yapması, topuklu giymeye çalışması :')


Do Min Joon'a (uzaylı bebe) aşık olduktan sonra hepten cozutuyo bi de... Sarhoş olup neden beni istemiyon diye orda burda kafayı yemesi, en son çocuga gidip sen benim ayakkabılarımı çok sevip çalmıştın, al geri veriyom diye ağlaması  fskdjflskdfjskf 

Kadının bütün giflerini koymak istiyom lan napsak lfkjdfsfsdfj Diziyle alakalı bi şey konuşmıcam zaten sırf gif döşesem yeri.. Neyse şunu da koyup geçcem.
Uyku tulumunda hapsolsa da Kore adetlerinden ödün vermez yine selamını verir!!!

Uzaylı çucugumuz da bi ara müzüklü falan bi dizi vardı orda izlemek istedimdi ama o başrol kıza tahammülüm olmadıgından nasip olmadıydı...Ağız kenarları çok garip çocugun lan o oldugunu görünce bi de fantastik olunca izleyim dedim zaten diziyi.



Göööya üniversite hocası şu! Bak hele!!! Gel bak üni hocaları nasıl oluyo lan niye kırıyonuz bizi niye bin parçaya bölüyosunuz olm kalbimizi!!!! Ne hocası oldugunu da anlamadım zaten aşktır kuştur böcektir bi şeylerden bahsediyo. Ben o sınıfta olsam beele olurdum:


Ki pc başında izlerken bile böyleydim flksdjfsdkjf ve bu da dizideki tavırlarıyla en favori karakterlerimden biriydi. Ama ona birazdan gelcem....

Allam işalla uzaylılar beeledir allam diyerekten yıprandım hep. O kadar karizmatik ilerledi herif, böyle bi kuğulluk bi şeyler. 400yıldır dünyada kendince bi racon oluşturmuş etmiş. Efenim zamanı durdurma, ışınlanma gibi harikulade yeteneklere sahip...Öyle her tipe gitmeyen ağır abi tarzı yaratmış:

Deli para biriktirmiş, evini özenle düzenlemiş, yüzyıllık çanak çömlekle doldurmuş. İçinde ölmeyi bekleyebileceğim hayrika bir kütüphane oluşturmuş, bknz:

Gel gör ki Song Yi'yle tanıştıktan sonra düştüğü haller;

Bu da "ekrana elimizi daldırıp alabilsek yaa" hayallerimi bir kez daha kurdurdu tabi bana :') Her kadınla öpüştükten sonra hasta olması çogseldi lan   Bi süre sonra, öpüştükten sonra bayılması yüzünden Song Yi'nin "hay ben böyle işin" diyerek çocugu sürüklemesi flsdfjsdkfj Hep kendimi ordan oraya atarak güldüm. Sonra baya güçleri falan da gidiyo yazık garibim ışınlanamıyo da böyle uzaylıların utanacağı sahneler yaşanıyo:

Song Yi'nin kardeşiyle olan sahnelerde de çok güldüm!! Buna E.T muamelesi yapıyo da, "ben o türden değilim" diyo çocuk sdjfsldkjf Ama en son sahne mecbur:

İvit tabisi de dizi bir sürü bishi ile dolu. Bi kadının etrafında bu kadarı da fazla değil mi haksızlık değil mi :) allah affetsin diyip dirsek darbemle ineyim mi yani illa.İşte o kısımlarda da şu sevdiğim karakter dediğim kadın giriyo devreye.


Resmen bizi yaşattı orda sağolsun lfksdfsdkjfsf  Fakat giydiği bi kazak vardı aman yareppi!!!

İstedim ki bu kazaktan yüzlerce olsun hepsi benim olsun, ve bunları tek tek şömineye atıp yanmalarını izlerken üstümde röpdoşombor, elimde viskiyle Lee Gun kahkahaları atayım....

Hep böyle kakara kikirili dizi diye yazdım ama çok ciddili sahneleri de vardı aslında. Dizinin kötü adamı uzun zamandır gördüğüm en tuttugunu koparan kötü adamdı. Helal ossun. Uzaylı bebenin kötü adamın odasına girip masasını falan uçurdugu sahneyi sarıp sarıp izledim yalnız. Hayrika efektler, gif de bulaydım iyiydi. Bi de ikinci oğlan hiç sorun çıkarmadı lan. Hiç aşkından gözü dönmedi aferim ona çok takdir ettim. Hep de üzüldüm.

Tabii ki de klasik kore dizisi işleyişi gereği, önce bi tsunderelikler sonra aşık olmalar, reddedmeler, tam mutluluğu buldum derkene dramın dibine vurmalar yaşadık. Son bölümler hele allam neler yaşadım ben bilirim flsdjfslkdjf Ne olcek bu çucukların hali diye babaneye bağladım yine. Ağlatmayın olm şunları valla içim eziliyo bak tipe bak!

Öyle sonu da çok hoooh be rahatladım dedirten türden değildi! Hala içime dert benim fşksjdfksdjf hep beele izledim zaten:

Bi daha kore ya da japon dizisi izlemek istemiyom yaa valla yıpranıyorum. Her dizi bitirişimde yatakta tepinip boş boş tavana bakan gerizekalıya dönüşüyorum, ama izlemeden de duramıyorum işte :')

Heee bi de 2 kez Harry  Potter 1 kez de Hogwarts lafı geçti dizide. Dur ya ben bunu 1 nömram yapıyom tamam hadi gittim.

24 Ağustos 2014 Pazar

Dreamcatcher çok fantastik bi olay


Dün Tuyçeylen dolanıyoduk, eve yapmalık bi şeyler buluruz diye, eve almalık değil lütfen yapmalık flkjsdkdfj Her yer bi dreamcatcher dolmuş. Güzel şeyler var ama tüyler kırmızı sarı yeşil cırt cırt renklerde... Dedik e biz bunu yaparız diye. Tabii ki soluğu Şık Düğme'de aldık fskjdfskdfj Acaba nası bi halkaya sarsak diye bakınırken bulduk bi şey aldık. İp bakarken adam ne yapcaksınız dedi. Tam 1 dk öncesinde Tuyçeye "ne yapcaksınız derse sıçtık" dediydim hem de flksdfjkdj Çünkü en son "İksir yapçam :B" dedikten sonraki muamele bize yetmişti. Neyse dedik buna ip dolıcaz falan diye fslkdjfskj ip bakıyoz işte daha sanane napacaz! Tutturdu bu halkayla olmaz o git bak şurda makrome halkası var, dışarda da ipleri var onları alın diye. Dediği halkayı aldık, dolanmaya devam ediyoz, yine gördü bizi "İpi de aldınız mı?" diyo fsdkjsdkfj git lan düş olum yakamızdan almıcaz almıcaz diye haykırmak istedik hep. Peşimize düşmesin diye baktık iplere de, ama iyrençti.

Neyse işte sonra eve geldim çok yorgunum yatıyom bi bölüm dizi izliyim derken, dizi sürekli heycanlı yerde bitince ard arda bölüm açınca uykum kaçtı tabi. Aklım da dreamcatcherda kaldı, kalktım halkaya evde birikmiş iplerden mor olanını doladım. Ki bu sıcakta örgü ipiyle uğraşmak ellerimi pişik etti!!

Sabah da hemen tüyler, boncuklar vs işlerini bitirdim. 10 yıl önce aldıgım kullanmadıgım halde atmaya kıyamadığım "Ben bundan bi şey yaparım" dediğim kolyeler bileklikler yine işime yaradı işte. Atmayın öyle şeyleri atmayın, ben odamda hindiztan cevizi kabuğu sakladıgımı bilirim bi şey yaparım diye.


Elimde çeşit olarak ekleyebileceğim tüy ve boncuklar bitince de bu aşamada bıraktım. Belki sonradan denk gelirse bi kaç ekleme daha yaparım ama şimdilik bu haliyle yeni odamı süsleyecekler. Böylece 10 yıldır musallat olan tsunami rüyalarımdan kurtulmayı planlıyom hadi bakalım!


22 Ağustos 2014 Cuma

Fated to Love You Lee Gun kospiley

Bunu sıcağ sıcağna göndermem lazım. Tuyçeyle yine bi boşluktan kore dizilerine sardık. Tabiysi de favorimiz Fated To Love You. Çünkü o gülüş....Allam o kahkaha!!! Sürekli "böyle böyle oldu yine gülüyo lkdjasodığjasdpoakdoskasoıdj" diye yorumlaşmamıza sebep oluyo pislik adam. Sonuna kadar Lee Gun Team!!!


Bu da ayarsız sevgimizin sonucu. Başka şey olsa uğraşmayız yeminle yaa flksdjflsdkjf 

Bi de şuna bakın:

Bu gifi izleyerek şu şarkıyı dinleyiniz lütfen yeminle ölcem gülürken çok gülüyom böyle şeylere.


Nasıl yakalamıştım saçlarından baharı be Lee Gun bebeyim!!!

Bir daha bu kadar kitap biriktirme he mi çucugum...

Turlar dışında uzun zamandır yazamıyorum okuduğum kitapları diye içime dert oldu bak. İşim gücüm yokken yazayım bari...

Mezarlık Kitabı

Neil Gaiman okumaya hep heves etmiştim de bi türlü olmamıştı. En çok da bu kitabı merak ediyodum zaten. Ama benim içün ihtişamlı bir hayal kırıklığı oldu. Çok ilginç başladı vaaa nolcak acaba nolcak acaba diye okurken peeffh hadi artık kaamooooon demeye başladım. Zaten hatırlamıyom da artık nasıl bittiydi. Ayrıca içindeki çizimler sabrımı zorladı. Zaten kitap için yazılan yorumlara bakınca metafor da metafor diye ölen fularlı entellerle dolu. Nefret etme seviyesine getirtir bu insanlar beni bu kitaptan, o yüzden en iyisinden bakmıcam daha fazla.  Orta halli bi kitap olarak kalsın aklımda...Götünüze girsin metafor diyor sonraki kitaba geçiyorum.

Bir Tuhaf Turta Davası

Domingo Yayınları'nın belli ki devamını çevirmeyeceği mikemmel serinin ilk kitabı! Bir dedektiflik romanında küçük bi kızı başrolde görmek çok harika bi şeydi.  Hemi de 11 yaşında. Böyle sanki çocuk kitabıymış gibi gözükebilir ama değil! Flavie de Luce kadar zekası öpülesi bir 11lik çocuk görmedim ben. Aynı zamanda kimyayla içli dışlı. Bu sayede yanı başlarında işlenen cinayeti çözmeye çalışırken kimya bilgisi sayesinde daha da çok eğlendim. Ve kitap 1950lerde geçiyo. Sanırsam 2 akşam okumak için elime aldım ve bitirdim, hem bitsin hem bitmesin diye isteyerek :') Yanlış yapıyon Domingo, seriyi çevir Domingo. Biricik yayınevimsin Domingo.

Mutfak

Bunu hiç hatırlamıyom bile artık fşksjdfksdjf ama sevdiydim böyle sessiz sakin üzüklüü daha fazla konuşamıcam.


İki kız kardeş

Tarihi burnu boktan kurtulmayanların hikayesi kalp ben! Zar zor geçinen iki kardeşin saatçi bi adamla tanışmasıyla beraber yaşadıkları olaylar incecik bi kitapta çoook güzel bi şekilde anlatılmış. Sanki gittim o dönemi o fakirliği kokladım geldim yani.

Alaska'nın Peşinde

John Green okumaya devam. Ama bana göre değildi bu pek. Kitaptaki hiç bi karakteri sevmeyince tutunamıyorum fazla. Bi de hepsi kafaları çekelim yeeaah ergeni olunca... Ama yine karakterlerin arkasında sağlam dram vardı. Hem de tabi ki yine toz pembe bir hikaye olmadığı için sevdim. Alaska karakterini gerçekte tanısam tiksinirdim ama kızdan o çok belli fsdfksdkf 

Uğultulu Tepeler

Martı yayınlarının böyle bi seri yapmasına sevindim ama keşke şu alakasız kolajları yapana başka bi iş verseler de oyalansa.. Bu neay yeaa bu kapak! Sadece üst ve orta kısım olaydı bari. Yapmayın böyle allaseniz. 
Neyse... Yine tarihi burnu boktan kurtulmayanların hikayesi kalp ben. Ama bu o kadar ki darlandım okurken. Yaa biri bi saat ıslak kıyafetiyle durdu diye 3 hafta yatar mı!?!?!? Soğuk algınlığı yaa soğuk algınlığı yat 3 gün hadi tamam 1 hafta yat kalk! Ay yok ben yapamam öyle o yıllarda o kadar sürünmek falan şov bunlar hep şov sfkdsdfj Bütün bünyesizler bi araya toplaşmış zaten kitapta. Biri kafayı sıyırır ölür biri kederden biri gey olduğu için ölüyo ama bence onu diyim. Şu Heathcliff'in çocuğu vardı ya adını unuttum, onu kıza yamamaya çalışmışınız ama geydi o. Ondan öldü tabi.  Ve kusura bakmıcanız ama buna aşk romanı diyenleri kabullenemem. İntikam hırs nefret dolu bi romandı. Heathcliff benim hayatımda olsa topuğuna sıkar çarşafa dolar duvardan duvara vururdum. Edebinizle aşık olun ya valla bezdiriyonuz insanı. Zaten kadın gidip Linton'la evlendiğinde pis sürtük de suratına tükür hayatına devam et Heath niye böyle yoruyosun insanları!!! Okurkene bi ara yetheeerr dedim de ananem noldu didi, annem de  "boşver arada sinirleniyo öyle kitap okurken" dedi fskdfşsdilfsdflk 
Sevmemişim gibi konuşuyom kitabı ama çoh sevdim aksine fksmdflksdf anlatamıyom sadece. İyrenç güzel bi kitaptı özetle. Son olarak da tek adam gibi adam Hareton'dı. Bunun filmleri neyn izleyim bari.

Büyücüler

Ay nasıl başladım bu kitaba, tek seferde nasıl ortasına geldim anlamadım bile! İçim kıpır kıpırdı okurken. Büyü okullu kitap okuyorum laaaaaaan olup durdum. Öyle bi heycan. Hem de bu büyü okulu bir üniversite. En başından bi başladı gizemlenmeye büyü okulundan mezun olana kadar devam etti. Hem de boool bol Harry Potter lafları geçirerek. Mahallede 3 tur atasım gelmedi değil. Ama bu kesinlikle ve kesinlikle bir çocuk kitabı değil. Onu da arada bir seksli ve uyuşturuculu cümleler ve sahneler yazarak sağlamış yazar bence. Afedersiniz ama bana göre gayet zorlama bi olaydı bu. "Bebeler okumasın lan :D:D.d.:D:d" demiş de öyle yapmış gibi...Mezuniyet sonrası hepten çekilmez hale geldi karakterler!!! Yine hiç birini sevmediğim karakterlerle dolu bi kitaptı ama işte o ilk yarıdan dolayı kıyamıyorum da :') Sürekli  "Olum sen büyücü oldu büyücü hala neyin depresifliği keşliği pislik çık git şurdan ver bana o büyü okulunu" demek zorunda kaldım. Ya ne derdin var ne istiyon bi söylesene olm çocugun adını da unuttum sitemim yarım kalıyo. Neyse o zaman spoilerlı bi lafım var okumayanlar ayrılsın burdan. Bu çocuğun da okudugu büyülü bi seri var ve sürekli onlarla bağdaştırıyo olayları. Ve en sonra kitaptaki yere gidiyo :''') DÜŞÜNEMEDİ!! Herkes her şey gerçekmiş bunu öğreniyo falan. Yiğğaa bak yine ağlayasım geldi tamam mikemmel bi kitaptı diyip gidiyorum.

Rose Madder 
Çılgınlığın Ötesi diye çevrilmiş Türkçe'ye. Nerden aldım dedirten bir Stephen King romanı oldu. Biz de çok şaşkınız. Lakin o çeviri o sürekli Rosie şöyle yaptı Rosie buraya gitti Rosie Rosiiee Rooossiiieiaiaiaaaa diye başlayan cümleler beni hayattan bezdirdi. Adeta bir Kalyu  (ne yazılış ne okunuş biliyom) bir Pepe okudum. Bunu okurken diğer kitaplarımı okumaktan soğudum zaten bi süre kitap okuyamadım. Şimdi onun telafisini yapmaya çalışıyorum. Kitabın sevenlerinden özür dileyerekten 1-2 puan falan verdim.

Oh bu kadar bitti! 

20 Ağustos 2014 Çarşamba

Tırt ile iksir dersleri -II

Dün Tuğçe'nin mezuniyet işlerini halletmek için Hacettepe'ye gittik. Tek tek yine yurt, kütüphane falan imza için dolaştık.. Ama dolaşmayı bi görücen. Beytepenin o huzurlu, sessiz sakin ortamına ancak bu kadar sıçabiliriz yani... Geçtiğimiz yerde camlar kapanıyo, çiçekler tohuma dönüyo falan lsfkdjfsldkfjsf Yolda hayvan gibi gülerek bi oraya bi buraya savrularak yürüyen iki tip. Keşke toplum içinde az daha edepli olsak diyom bazen de sonra amaaan kodumun ankarası diyorum geçiyo.

Neyse işte Tuğçe'nin sınıf arkadaşı bize tatile gittiği yerde Harry Potter tişörtü bulmuş almış :') Tugce'ye alırken bana da almış ki çocuklar kavga etmesin diye düşünmüş heralde flskdjfdskjf Bi hevesle mıtlılıkla giydik (ki hala üstümde kokana kadar çıkarmam) .


Kampüste bi tane kız gelip "tişörtünüz çok güzel ya nerden aldınız acaba" dedi :') Hediye geldi, şurdan almış arkadaş falan dedik. Yanındaki çocuk "Bastırabiliriz aslında yaa" falan dedi. Ay bizim de çıkarıp al kız al :') diye tişörtü veresimiz gelmedi değil lan, çok duygulu anlar yaşandı. Destek olduk bastırılır tabi yaa falan diye. Okuldan Kızılay'a gitmek için otostop çekerken de bi arabaya bindik. Amca dedi ki "Bi topluluk falan mı bu yoksa pişti mi oldunuz?" dedi. difakfşlasjdkl 

Neyse, sonra vazgeçilmezimiz şık düğme ve kırtasiye turlarımızı yaptık. Yine bir sürü ıvır zıvır aldım, ama lazım olan ıvır zıvırlar valla djfljfsdf Sonra şu fotoğrafta görülen 9 3/4 biletlerimizi bastırdık.
Şimdiye kadar neden bu işlerle uğraşmadık da bizde niye yok diye ağlandık lan diyip duruyoz kendimize. Cevap şu bence; Hacettepe GSF!!!! Yıllarca o kadar sıçtı ki ağzımıza, sürekli porje projjjeeaa proojeaaaghhgg diye, hiç kendi istediklerimizi yapabilme fırsatımız olmadı. Bi son filme cosplay yapıp gidebilmiştik işte :') E birimiz mezun olup birimiz de okulu bırakınca, sıyırmamız kaçınılmazdı tabisi şsdkfşsdfkj

Sonraacığıma papercraft işine girdim. Onları da bastırdım ama daha kes-yapıştırlarını yapmadım. Bitince koycam onları da.

En son bitirdiğim işlere gelirsek:

Bir şişe Silverweed hazırladım. Karın ağrısına birebir, açık yaraların tedavisinde kullanılır. Prof. Longbottom'ın yalancısıyım tabii. Arkadaki küçük posterim de yeni evimde yeni odamda kitaplık,masa ve duvarları süsleyecek yeni takıntımın ilki. Harika büyük boy posterler buldum, çerçeve de ayarladım mı bastırıcam :')

Ve geçen yazımda ilk aşamasını fotoğrafladığım Unicorn boynuzu projem. Sandığımı aldım, zımbparaladım boyadım, yaldızladım, etiketini yapıştırdım, elmas süslemesini yaptım en son vernikledim. Sonra iç kısmını tüylerle doldurup boynuzları yerleştirdim. Fotoğrafta görünenden daha çok simliler aslında ama du bi kaç fotoğraf daha deniyim, ışıktan belli olmuyolar :'(

Yine beyaz falan daha bi belli. Neyse aslında bunlar çok simli işte lfsdjfsldkfj Bi de sandığın kapakısı var.

Şimdilik bu kadar. Bir iksirim daha bitti ama henüz çekmedim fotoğrafını. Papercraft işleriyle beraber yüklerim onu da. Asıl şu Adamotu'nu bitirebilsem ama rengi bi türlü "haha tamam" dedirtmiyo bana :') Bu kadar Hogwarts dersi yeter bugünlük. Gidip biraz da Japonca çalışmam lazım.

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Biraz beklerseniz Magi'den bahsediyom

Koskoca tatilde bi kaç anime serisi anca bitirdim... Ders çalışmadığım için Japonca da duymak istemiyorum fşsdfksdkf böyle bi ilişki kurdum aralarında. Bu hafta artık sonlara geldiğimi farkedip çalışacağım için, bundan beyle animelerimi de izleyebileceğimi düşünüyom.

Şimdi bi bakayım son yazdıgım anime yazısından sonra ne izlemişim...Magi, Code Geass, Zoku Natsume Yuujinchou ve şu an aklıma gelmeyen 1-2 seri daha. Myanimelist hesabıma baktım ama history olayı iyrenç oldugundan seçemedim. Defter tutmayı bıraktıgım güne lanet gitsin.

Natsume'den söz etmicem. İlk sezonunda oldugu gibi izlemeyi çok istediğim ama renklendirmesi, aşırı bayıklığı sebebiyle de tiksindiğim bir ikinci sezondu yine. Hotarubi no Mori e gibi 40dakkada insanın tüylerini tikelten bir mangaka nasıl olur da böyle "at yere tepin"lik bir anime yapar!

Code Geass'e gelelim...Yıllardır Lelüş de Lelüş dediniz (üsgünüm tatlımlar en başından beri öyle okuyom ben onu ama reruuşu'dan iyidir) ooooo manyak hamleler dediniz, Death Note'a şirk koştunuz. Şişirdiniz de şişirdiniz. Ben de neler bekledim neler. Tabiysi insan sevdiği animeyi yücelticek size kızmıyom sizden tiksiniyom!!!! şfksdjfskdj yok taam taam. Ama Death Note'la karşılaştıranlar kaksın bi dizilsin önüme allasen. Hayır Death Note yüce dağlar gibiydi diyerekten yapmıyom bunu, iki animenin alakası yoktu. Yani dünyayı ele geçirme hırsına kapılan manyaklar açısından vardı evet ama, Death Note'daki "hassskkttrr" dedirten şeyler bunda da var diye yıllarımı yediniz. HANİ!?? Çizimleri zaten iyrençti bana göre. Güzel heycanlandığım yerler de oldu, fekat Lelüş çok gıcık karakter, onla yürümez. Kururugi desen tam bir andaval. CC ne boka orda belirsiz. Mecha da sevmiyom zaten. Ya ben bu animeyi niye izledim lfkjdflsfjsdkjf 2. sezonda 3 bölüm izleyip bıraktım neyse ki.. Kesin bitirmeye çalışacam biliyom.

Ben asıl buraya Magi konuşmak için geldiydim ha ::::::::) Giremiyom konuya dilim kopasıca giremiyom!


Ya ben bu animeyi yerim olm :') Güncel takip ederken "kısmet" sonucu bıraktımdı (Neden bıraktıgımızı bilmediğimiz seriler için kullandığımız terim). Hep gözüm üstündeydi, sonunda izledim. Hem de ta kaç hafta önce ya nys... İzlerken hem kahkahalar attıran hem de batsın bu dünya dedirten, heycandan çığlık attıran bi seri. Hep aklıma FMA:Brotherhood'u getirdi yaşattığı duygularla daha da bi duygulandım :''') Çizimler efekler seiyuular (HELE HELE SEİYUULAR) mikemmel!!! Konusu desen sürükleyici (tabisi üşeniyom konuyu yazmıcam googlela bebeyim)...

Dünya sevimlisi şapşik Alaaddin (Aracin diye okuyoz lütfen), koy eppeğin arasına ye gerizekalıyı. Oppai hastası olması da ayrı bi konu fsdjfslkdfj

Kaji Yuki'den kıyaklı aslında gıcık olmam gereken ama o hayrika bağırma sesi yüzünden olamadığım Alibaba;

Yine çok sevdiğim ayağıyla dağları delen -abartısız- Morgiana (tabiysi Morciana). Yalnız o dans sahnesinden sonra gram saygım kalmadı çok salakçaydı lan fsldfkjsdfjsf

İzlerken sürekli gel babaya muck muck dedirten pislik karakter Judar. Adama yarım atlet giydirmişiniz ama yine taş yine karizma. Şalvar var lan altında!!!

Serinin açık ara en seksi adam Sinbad. Aynı zamanda en gerizekalısı da. Ve en karizmatiği (e tabisi Ono Daisuke etmeni gözardı edilmeyeceh) . Ve en hayvani güçlere sahibi. Ya bilmiyom anlatabildim mi öyle olmayacak bi yaratık işte flsjdhfsdf Sinbad'ı Shindobaddo diye okuyoz bu arada. Ağladım izlerken. O SinDbad'daki D'yi görmeyivereydiniz ya kuzucuklarım Japonlarım.

Bana Fma'da Envy için yaşadıklarımın neredeyse aynısını yaşatan, açaydım gollarımı gitme diyeydim dedirten, bu animenin ilk göz ağrısım Cassim. Okunuş itibariyle Kashimu olunca ben de hep bi Koreceye kaymalar Kashimu appa demeler (kasumi biliyok), içime içime göz yaşları yani...

Bütün karakterlerle uğraşamıcam şimdi ama daha var güzel güzel abiler ablalar...

Hayrika op ve endlere de sahip. Openinglerden 1.yi paylaşıyım çünkü SID!!!!

Ve endingte de 2.sini paylaşıcam çünkü SUPERCELL!!!


Otur böyle tek seferde bitir animeyi, eyle güzel (bak abartıyom yüceltiyom sen beklentini düşük tut he mi yine)... Hatta galiba hafızam yine harika işler başarıyo da yavaştan unutmaya başladım gibi...Bu hafta 2. sezonunu izliyim ben en iyisi. Bu kadar gittim bay.


17 Ağustos 2014 Pazar

[Blog Tur] Aşka Var Mısın? - Natasha Boyd | Yazar Tanıtımı


Kitap Adı: Aşka Var Mısın? (Eversea #1)
Yazar: Natasha Boyd
Orijinal Adı: Eversea
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 362
Basım: Yılı: Ağustos 2014
Tür: Romantik

"Eğer geleceğimde olacağını bilseydim, tamamen farklı bir yaşam seçerdim." 

 ...kokusunu derin derin içime çektim. Sonra ağzımı kulağına yaklaştırdım. 

"Eğer farklı bir yaşam seçseydin, beni hiçbir zaman bulamazdın."  

Sorumlulukları ve kendine olan güvensizliğiyle boğuşan, güneyli bir genç kız... ?Her şeyini kaybedebileceği son skandalından kaçan, Hollywood'un en gözde megastarı...?Onları sonsuza dek değiştirecek, tesadüfi bir karşılaşma, imkânsız bir birliktelik ve masalsı bir aşk hikâyesi...

Fantastik veya tarihi olmadıkça aşk romanlarından kaçarım. Ama Eversea'nin kapağı gördüğüm andan itibaren kitabın ne türde olacağı umrumda bile olmadı *.*

Aşşağ mahalledeki yakışıklı Jack Eversea değil, filmleriyle kendine hayran bırakan koskoca Hollywood yıldızı Jack Eversea! Ve o tam karşında! Bu sadece Keri Ann'in hikayesi değil, bu hepimizin, bütün fangörllerin hikayesi kardeşlerim!!! Tamam belki Keri Ann bizim kadar değil, kitap tutkunu falan ama o fangörl ruhu yok (yoo kıskançlıktan öyle konuşmuyorum yoo yoo). Jack'i özel olarak takip etmese de, sevdiği filmde sevdiği bir karakteri canlandırdığı için o da boş değil hani!

Eh ne şans ki, çalıştıgı cafeye, bir şekilde hayranı oldugu bu ünlü geliyor. Hem de haberlere göre sevgilisi onu aldatmış. Yani kalbi kırık, tamamen savunmasız fjksdhjsf Acaba böyle düşünceler yüzünden mi bir Keri Ann olamıyoruz diye merak etmiyo değilim. Gerçi şu dediğini hatırladım şimdi, "Şu an bir köpekbalığıyla burun buruna gelsem, bu anı bozmasın diye onu okyanusun diğer ucuna fırlatabilirdim.", yani o kadar da farklı değilmişiz :'D

Keri Ann'in bu esprili tarzı yüzünden bol bol sırıttım kitabı okurken. İstemsizce devreye giren savunma mekanizması (dalga geçmek, aşağılamak vb.) tam bana göre bi olaydı. Gerçi aynı şeyi ben yaptığımda karşımda bir Jack Eversea olmadığı için aynı tepkileri göremiyorum. İşte bunlar hep Keri Ann'in şansı :')

Sürekli fantastik, bilim kurgu kitapları okurken ara verip Aşka var mısın?'ı okumakla iyi bi iş yaptığımı düşünüyorum. Hele ki yazın, evde rahat rahat serin serin okumalık bir kitaptı. Hem de "acaba ben olsam napardım?" şeklinde bol bol düşünmeme sebep olduğu için bir artı da oradan veriyorum. Kitabın sonuna geldiğinizde "Eee bitti mi!!!!?!!?!" diye kalıp devamı için can atacaksınız.

Yazardan imzalı Aşka var mısın? kazanmak isteyenler derhal Sui Generis'in bloguna koşsun. Bu fırsat kaçmaz :3 http://sssuigenerisss.blogspot.com/2014/08/blog-tur-aska-var-msn-natasha-boyd.html

Şimdi bir de yazarımız kimmiş ona bakalım :3

Yazar Tanıtımı

Yazarımız, psikoloji lisansına sahip. Eşi, iki oğlu ve Tuna isimli kedisiyle Carolina Lowcountry'de yaşıyor. Eversea serisinin iki kitabı dışında henüz başka bir romanı yok. Serinin diğer kitabı Forever, Jack ismiyle yayınlandı. Biz de heyecanla çevirisini bekliyoruz :'D
2014 Winner Digital Book Award - Adult Fiction ve 2013 Finalist Winter Rose Contest - Contemporary Romance ödüllerine sahip.
Kendisi bir Henry Cavill fanı imiş. Keri Ann'in başına gelenleri o da kıskanmıştır belki kim bilir :')
Tur boyunca bizlere selam çakan, heyecanla "Dı Obur Nivs"i takip eden yazarımızın facebook sayfasını da paylaşayım: https://www.facebook.com/AuthorNatashaBoyd
Son olarak blogunu da okuyabileceğiniz yazarımızın kendisayfası: http://www.natashaboyd.com/

14 Ağustos 2014 Perşembe

Tırt ile iksir dersleri - I

Bu yaz sonunda iksir derslerime başladım. Prof. Slughorn'un yolunda ilerlemeye çalışıyorum :3 İlk olarak Wolfsbane ile başladım çalışmaya. Önce rahmetli Prof. Lupin'in kurtadam formundan kalma bir dişini çalıştım:


Sonra Wolfsbane için gerekli malzemeleri karıştırıp, ihtiyaç halinde kullanıma hazır hale getirdim:


Ve sonra her ne kadar iğrenç olsa da bir panzehir olan Bezoar'ları çalıştım. Sanırım yapması en zevkli olan buydu. Yıllar önce sahilden topladığım lazım olur diye sakladığım taşlar lazım oldu işte! Bi de bana hiç bi şeyi atmıyorum diye laf ederler :')


Sonraaa yapımı cidden çok zor olan Draught of Peace iksirini yaptım. Çünkü içeriğindeki simlerin dibe çökmemesi şu anki şartlarda imkansız gibi bir şey. Sürekli karıştırmak gerekiyo. Yeni bi çözüm buldum ama, bi sonraki iksirimde onu da denicem. 

Her kaiwa sınavı öncesi içmeyi düşünüyoruz ki endişelerimizden kurtulalım :')

Ve kendime pek de gerek görmediğim ama eşe dosta dağıtmalık aşk iksirlerinden Amortentia. Şöyle fikşınıl karakterler üzerinde uygulanabilse kazan kazan harcardım bundan aslında...

Bir de iksirler için önemli malzemeleri gittim topladım.


Soldan itibaren Honey water,  Fluxweed, Grey Feather (Ron Weasley'nin baykuşu Errol'u hatırlarsınız), Flobberworm mucus (evet iyrenç bi şey :'( ).
Ön taraftakiler eel eyes ve octopus powder. Tabi gaddarlık olmasın diye ölülerini tercih ediyoruz fksdjşsldf

Şimdi tamamlanmayı bekleyen bir Adamotum, bir şişelenmiş otum ve bir iksirim var. Henüz son aşamalarını yapmadım. Onları bitirmeden yeni bi çalışmaya başladım. Unicorn boynuzları içeren bi proje olcak, ama henüz yolun başındayım. Spoilerlık bi foto paylaşıp kaçıyorum :3