23 Temmuz 2014 Çarşamba

[Blog Tur] 5. Dalga | Rick Yancey



Kitap : 5. Dalga (The 5th Wave #1)
Yazar: Rick Yancey  
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Yayın Tarihi: Temmuz 2014
Tür: Genç-Yetişkin, Distopya, Romantizm
Sayfa Sayısı: 464

"1.Dalga Dünya Karanlığa Gömüldü
2.Dalga Sadece Şanslı Olanlar Kurtuldu
3.Dalga Sadece Şanssız Olanlar Sağ Kaldı
4.Dalga Tek Bir Kural Geçerliydi: Kimseye Güvenme
5.Dalga Artık Kimse Ne Olacağını Bilmiyor

5. Dalga yaklaşırken tek başına kalmış olan Cassie ıssız bir otobanda onlardan kaçmaktadır. İnsana benzeyen Ötekiler, kırsal alanda karşılarına çıkan herkesi öldürmektedir. Dünya'da hayatta kalan son insanların peşindedirler. Cassie ilk başlarda "hayatta kalmanın tek yolu yalnız kalmaktır" inancına sıkı sıkıya sarılsa da gizemli ve cazibeli Evan Walker'la tanışınca fikri değişecektir. Erkek kardeşini, hatta belki de kendini kurtarabilmesi için Evan onun tek çaresidir. Ancak Cassie bir seçim yapmalıdır: Güven mi, çaresizlik mi? Meydan okumak mı, teslim olmak mı? Hayat mı, ölüm mü? Pes etmek mi, ayağa kalkmak mı?"

Bi yarım saattir ekrana bakıyorum öyle, yazmaya nerden başlasam diye. Çok sevdiğim kitaplar hakkında yazmaya çalışmak hiç bana göre değil! Çünkü laf sokuşturacak, dalga geçecek yer bulamıyorum :') Ama şunu biliyorum, bu yıl okuduğum en iyi kitaptı!

Kitabımız, bellidir ki uzaylıların dünyayı ele geçirmesinden bahsediyor. Bunu da tabii ki insanlığı yok ederek gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Dünyaya resmen park ettikleri uzay gemileriyle başlıyor olaylar. Hükümetlerin de "Merhaba dünyamıza hoşgeldiniz" tavırlarıyla, böyle bi durum karşısında nasıl da yapacak bir şey yokmuş onu görüyoruz. Sonra bir bir dalgaları yolluyor uzaylı dostlarımız. Her bir dalgada insanlık patır patır dökülüyor ve yüzbinler gibi bi sayıya ulaşıyor okuduğumuza göre. Ama asıl olay 5. dalgada.

Yıllardır şu insanlık bi yok olsa da kurtulsak diye düşünür dururum. O yüzden uzaylı istilası bu isteğim için biçilmiş bir kaftandı. Ama okurken ağladım bile ksfdjflskdjf Hep küçük kardeşler yüzünden. Ortamda 7-8 yaş altı birileri olunca annelik hormonlarım su yüzüne çıkıyo sanırım. Ah çocuk ne olacak, ah ne yer ne içer şimdi diye dizlerimi döver hale geliyorum. O yüzden Sammy için koltukta bi oraya bi buraya atttım kendimi :'/

Aslında kitap uzaylılara yepyeni bi bakış açısı getirmiyor. Hep tanıdık senaryolar. Ama okurken bunun bir kurgu olduğunu unutup sanki gerçekten bu başımıza gelebilirmiş gibi hissettim. Sanırım Cassie'nin bu durum karşısındaki tavırlarını yakın bulduğumdan dolayı. Bazı şeylerle öyle güzel dalga geçti ki, kıkırdayarak okudum. Cassie, nadir sinir olmadığım baş kadın karakterlerden biriydi bu arada. Ayrımcılık olmasın ama erkek yazarlar, bu konuda beni sinir etmemeyi kadın yazarlara göre daha iyi başarıyor :') İşin içine Zombi ve Evan da girince harika bi şey çıktı ortaya. Burdan anlıyoruz ki "batan geminin malları" çok iyi oluyormuş arkadaşlar. Kız ölümün kıyısında, kardeşi nerlerde ne yapar bilmiyo, anası babası ölmüş ama yine de "ah bi Cassie'nin yerinde olsaydım yaa :S.s.S" dedim yani! Uzaylıymış, dünyanın sonuymuş peeh!

Hah bi de okurken yine farkettim ki, böyle durumlarda ortaya bi kanca atmaları yeterli. Sonra insanlık kendi içinde birbirini öldürmeye başlıyo zaten. Tepene uzay mekiği bindirmişler, hala bi yağmalama öldürme tecavüz peşindesin. O yüzden tek celsede silseler işte keşke, 5 dalgada olcak iş değil. Zaten o 5. dalga kalbimi çok kırdı, yaşananlar falan, ama spoiler olmasın diye hiç o kısma girmiyorum.

Yok işte bak yorum çıkmıyo :'/ Tavsiye kısmına geçiyorum ve bitiriyorum. Okuyun arkadaşlar, okuyun. Olmuş bence bu. Serinin devamı Eylül'de çıkıyomuş, artık ne zaman çevirirler de biz de okuyabiliriz bilmiyorum ama o günü bütün gözlerimle bekliyor olucam!

4 Temmuz 2014 Cuma

Kendime küçük süprüzler #1


Kendime ilk hediyemi aldım. Sabah kapı ziliyle lfkdjhlasdjsljflhsadjasdfjsd şeklinde bir coşkuyla coştum. O heycanla her bi ayrıntısını inceleyip, ilk 2 hikayeyi lüplettim bile. Öyle bi olay ki, kitabı okuyunca dizinin değeri yükseldi, diziyi izleyince de kitabın değeri yükseliyo. Her iki tarafta avsım beyinlere sahip olunca tabii...Şu an mutfağa bile giderken yanımda taşıyom kitabı fsdjfsldkfjsşdflk Sıyırdım yeminle.
Ya olm çogsel sokaklarda çığlık atarak koşasım var yine ama ense kökümden vururlar, mütevazı mütaassıp ve diğer mü ile başlayan bütün kelimelerden oluşan bir mahalle.
Okurken not defterim de sürekli yanımda, iki de bir not alıyom kenara :') Aslında tam sürekli altını çizmelik kitapmış (hayatımda ilk defa bi kitap için böyle düşünüyom) ama bir çızık dahi atamam kitaplarıma, olmuyo.  John'u Martin Freeman, Sherlock'u Benedict olarak okuyunca oğadar içim kıpır kıpır oluyo ki! John'un o Sherlock'a olan hayranlığı ve gizliden alttan alttan aşkı, Sherlock'un "saçının teline zarar gelirse yığarım 7 mahalleyi John" tavırları... Neyse aşk çokgenlerime hiç giremicem şimdi. Dizideki küçük ayrıntıların hikayesini okuyunca hineee oldum hep. Dayanamıcam gidiyom sonraki hikayemi okumaya. Görüşürük.

3 Temmuz 2014 Perşembe

Kendime doğumgünü istek listesi :')

Çok delilerce almak ya da yapmak istediğim şeyleri, bu liste aracılığıyla sonunda gerçekleştirebilicem diye düşünüyorum. Çünkü her bi maddeyi sağladığımda gelip burda yazıcam. Bunlar bana hep bi şevk flksdjflsdf 

1) Sherlock Holmes Tüm Hikayeler (TAMAMLANDI)


Martı yayınları şu kitabı çıkardığından beri her kitapçıya gidişimde ellerim fskldfjsdlf Öyle gözüm kalıyodu ki. Ama bi şekilde alamadım. Geçen ayda Idefixte delicesine indirim vardı 25tl olmuştu. Param yoktu alamdım. Artık uykularım kaçıyo bu kitap ellerimde olmadıkça!!! Aynı duyguları zamanında Murakami'nin 1Q84'ü için yaşamıştım bi de. Kitabın hem kutulu olması, hem tek kitap olması çok büyük artı :') Hikayeleri tek tek toparlamaya çalışmak çok zor geliyodu açıkcası. Hem de güzel bir kapak ya da cilt olmadıkça öyle bi seriyi elimde tutmak istemiyorum. O yüzden bu benim için hayrika bi fırsat. Listemin başında biriciğim.

2) Rodolfo Martinez'in Sherlock Holmes Kitapları


Bunları da Melda'nın tavsiyesi üzerine listeme soktum hemen 2. sıradan. Adamın Arthur Conan Doyle'un el yazmaları da varmış didi Melda o zaman tav oldum zaten. E bi de Ithaki yayınları yani.

3)Sherlock'un çizgili sabahlığı


Şunda öyle bi gözüm var ki! Zaten yıllardır böyle bi sabahlığım olsun istemişimdir hep fsdjfsdkjf ama olmadı tabi. Olsa giymicem belki bile ama bi olsundu lan ha!!! Bunu çok büyük hatta kesin ihtimalle alamayacağıma göre, kumaş işlerine girip kendim dikicem. Ama bu ne zaman olur bilemiyom bi sonraki doğumgünüme kadar vaktim var nasılsa lfsdjfsljdf :'(


Benim asıl istediğim sabahlık (bornoz bile olabilir) Johnny Depp'in Secret Window'da giydiğidir. Çöpte arasam bulmam lazım böyle pislik bi şeyi aslında ama yok işte. Yıllar önce çok benzeyen bi tane görmüştüm böyle havlucumsu lüküs bi yerde. O da 80 lira mıydı neydi :))))))))) Olsa da içinde pislikten ölsem gitsem. Direk şu moda girerim zaten:


O yüzden kolaya kaçıp, isteğimi Sherlock'un sabahlığında sabitliyorum.

4) Harry Potter bardakları



Hangi bardağı yaparım karar vermedim henüz daha internette seçenek bol, ama şunlardan biri mıtlaka olcak. Düz desensiz bi bardak bulup yapıcam. Neyle boyıycağımı bilmiyom ama hiç olmadı oje var. Zaten bu yazı Harry Potter iksirleri, bitkileri, yaratıkları, iksir kitabı vs yaparak geçirdiğim için, evimizde çogsel bir Büyü Vitrini olacak diye umuyorum. O yüzden listeye ekstra olarak bunları sokmuyorum.
Ve bitti sanırım :') Hepsi bu kadar mıymış, neğadar minnak şeylerlen mutlu oluyomuşum demek  :') Aklıma geldikçe eklicem ama bu listeye. 

1 Temmuz 2014 Salı

Aynı Yıldızın Altında T_T


Bugün Aynı Yıldızın Altında'ya gittik sonunda :') Gün gelecekmiş Acun kılıklı pisliği de sevecekmişim işte demek ki ey gidi... Bunlar hep "kesin ölecek" tutkumdan. Tabi ben seviyom çocuğu ama Tüyçe film boyu suratına bakmadı şfskdjflskdjf en son bi ilk karşılaşmalarındaki toplantıda salak salak sırıtarak Hazel'ı izleyişinde baktı sonra bıraktı zaten. Allam ne güldük orda. Daha doğrusu ilk part hep güldük zaten, sürekli koltuk titriyodu bizim yine maşalla. Az kaldı bir dram filminden daha "Hani komikli bi film vardı ya" bahsetme yolunda gidiyoduk. (My sister's keepera çok yazık oldu bu konuda)
Şimdi himeen filmin en büyük artısına geliyorum. Kitabı okurken tiskindiğim karşılıklı çok feci anlamsız şiirleşmeleri filmde yoktu tam da istediğim gibi :') Hatırladığım espriler filmde de vardı. Ayrıca Hazel'ın bazı tepkilerinde kendimizi görüp dashdkasdhskjhf olabildik.
Eksi mi artı mı karar veremediğim yönü (valla spoilerdan sakınmıycam, okumadıysanız diyim) kitapta Gus'ın hasta oldugu kısımlarda ağlamaktan öldümdü. Bunu filme koyarlarsa ne yapacooom diye düşünmüştüm hatta. Sadece arabayla çıktığı sahne vardı ama. Yani ne kaa acı çektiğini göremedik filmde. Cenaze konuşması sahnesi de bir kitaptaki değildi litfen. Ay zaten hiç bi şey kitaptaki olamaz hiç bi filmde, benim de dediğim laf. Ama Ansel ağlayamıyo ha onu diyim. İzlerken bi flksjdhfksjdfh olasım gelmedi değil. Kendimi zapdettip dramın tadını çıkar bebeyim dedim.

İstediğim bazı replikler yoktu o üzdü. Uçakta Hazel sadece arkadaşız diyince Gus'ın ben değilim demesi (tam böyle değilse de böyle bi muabbet) çoh gerzekçeydi şflsjdfskdfhsdf.  Böyle esprikler falan güzeldi. Ağlarkene güldürdü hınzır. Fekat yanımda esneyip duran biri varken ve de peçete stoğum tükeniyorken istediğim kadar ağlayamadım :''( En büyük mutsuzluğum da bu. Hatta sonlara doğru peçetesizliği takmayıp kendimi salacakken, kenardan film bitimiyle koltukları temizlicek olan adamın keli parladı, onun gerilimiyle de ağlayamadım. Çok zordu arkaaşlar çok flksdfjsdfsdf Her şeye rağmen aklımın bi köşesinide kitaba da göz atarak kenarda şöyle olabildim:


Şöyle ev bi boşa çıksın laptopı tiviye bağlıcam koca koca izlicem bol bol hüngürdeyerek. Çanakkale'ye dönünce de kitabı bi daha okuycam, keşke getireydim yanımda, sevdiğim kısımları nasıl tekrar okuyasım var T_T