30 Haziran 2014 Pazartesi

Ne Dinliyorum #15 (Irene Adler'a adıyorum)

(Spoilerlı şeyler var)
Yine bi Sherlock krizlerindeyim. Başka hiç bi şey izleyemiyom, şimdiden 2 tur attım. Bugün 3.süne dolaşıcam bi tekrar.  Bi de böyle her izleyişimde yeni bi mimik, vücut hareketi farkediyorum. Sonra bi süre ona şaşırıyorum, mutlu oluyorum falan :')

A scandal in Beigravia (2x1) bölümünde kendimi ordan oraya attım (ruhen, çünküsü gözlerimi ekrandan alabilmem söz konusu DEYİL) The Woman öldürecek beni, geyleşme sebebimsin kadın. Geyleşip hem seni hem Sherlock'u alıcem haremime.

Bi kere gelişinin şu müzikle olması, çok biç piliz:

Özellikle, Sherlock'a gönderdiği yeniyıl hediyesindeki sahnede ayrıca John'la buluştuğu Sherlock'un bunu gördüğü sahnede bi koyyolar şunu tüylerim tikeliyo yeminle :''''')

Bi diğeri de I'm Sherlocked olayını çözerken arkadan sinsi sinsi verdikleri Sherlocked.

İzle izle bıkamıyom şu sahneden, lecınderi bi şey lan!

Diliyorum ki 4.sezonda götlek Moriarty'yi getirirken peşinden The Woman'ı da getirirsiniz de yavru ceylanımı boynu bükük bırakmazsınız...3. sezonda bilem The Womanlıyodu zavallım T_T Eğer bir Janine vakası daha yaşanırsa (ki düzmece de olsa OLMAZ!) kendimi pıçaklayacam kör bıçakla. Irene istiyom ben! Sonra Hamish (sori), Irene, Molly, Mary, Sherlock bi odaya tıkıp evcilik oynatın oh mis fklsjdflsfj Arada bi Mycroft'ta gelsin oynasın. Hayrika senaryo, birılyınt.


Hadi gidiyom, tekrardan izlemeye.

27 Haziran 2014 Cuma

Tonari no Seki-kun | YF Blog Tur

Anime Adı: Tonari no Seki-kun
Bölüm sayısı: 21
Bölüm süresi: 7dakika
Yayın Tarihi: 6 Ocak - 26 Mayıs 2014
Tür: Komedi, Okul

"Orijinal manga Seki-kun olarak bilinen bir çocuğun yanında oturan Yokoi adlı bir kız etrafında döner. Ders esnasında, Seki-kun derse kulak vermez ve bunun yerine ilginç küçük dikkati başka tarafa çekici şeyler yapmaya devam eder, mesela sırasında kumu çenterek golf sahası ve deliği ile uğraşma ya da kağıt shogi taşlarıyla çarpıcı bir savaşa girme. Yokoi genellikle kendini onun oyunlarıyla isteksizce ilgilenirken bulur, her zaman sonunda başları öğretmenle derde giriyor olsa bile!" (Türkanime)

Anime hayal dünyası aşırı gelişmiş Seki-kun'un ders sırasında yaptıklarında ibaret. Buna sırasında kumla oynamasından tut, çeşitli tahta oyunları oynamasına kadar uzun bi liste çıkar. Yan sırasında oturan zavallı Yokoi de ders dinlemem lazım diye diye yıpransa da Seki-kun'dan aşağı kalmayacak şekilde onun işlere ortak oluyo.
Bütün bölümler bu tempoda ilerliyo, ilk başta pek sevmesem de sonradan komik bile gelmeye başladı. Arada bi kaç bölüm açıp izleyip rahatlamalık bi anime. Ben ard arda izleyince bölümleri Yokoi'ye gerilmekten aynı şekilde yıprandım biraz flsdkfjsdfj
Bölümlerin de kısacık olmasından dolayı, söyleyecek fazla bi şeyim yok. Kenarda dursun bu anime de.

26 Haziran 2014 Perşembe

Napcan sen? İksir yapçam :B

Bugün Tüyçenin mezuniyet sergisine gitmek üzere yola çıktım. Otobüse negsel ayakta insanlar olmasına rağmen yanına oturulmayan kişi olarak yolculuk ediyodum ki (özellikle maske takıtıgında %100garantili) geldi dedenin teki oturdu. Allam 1 saatlik yolculukta beni çileden çıkardı, en ufak harekete duyarlı pislik sürekli bi huzursuz bakıyo, sayfa çevirsem "nolyümüş bakim burda" havasında. Tam inceğim yere gelirken otobüs hakkında bi şey deme cürretini gösterdi hatta bana, geçebilir miyim diyip indim otobüsten 1 durak önce flsdfjsldkfjsf
Sergi alanında takıldık biraz sonra, Cermodern'in kafesinde oturan entellere sinirlendik. Allam resmen tiksiniyom ortamlarından, muhabbetlerinden lfksdjflskdfj Tüyçe de "bak bak müziklere bak evde sanki Muazzez Abacı dinlemiyonuz" dedi şfskdfşsldfkslşdf

Niyse sonra başladı korkunç alışverişimiz. Harry Potter iksirleri yapmaya başlıcam da, onun için büyülü taşlar incik boncuklar falan aldık. Ama resmen BUNU DAAA ALMAALLLIIYIIIIIM diye kafayı yedik orda allam negsel şeyler var. He bi de yolda yürürken bize bi tane "badem" saldırdı lan fslkdjfsşlfdksd Ankara'da başınıza gelebiliyo işte böyle şeyler. Badem kostümü giymiş biri (artık neasıl saçma bi yer açıyosanız), gördük uzaktan "git la pislik" olduk bi sürü, tam ordan geçerken üstümüze doğru koştu resmen kolları açıp ksdfşsldfkslşdfk korkuyu hissediyolar vallahi bak!

Sonra aktara gittik. Didim amca bana böyle otu kaynatınca renk veren otlardan ver diye, sarı, kırmızı renk veren otlardan verdi. Sonra şekli denişik otlar aldım oooaaa iksir malzemesi tam diye diye. Sonra böyle aktarın ücra köşesinde mavili çogsel bi fanus gördüm. Amcaya didim bunu suya atsam mavi renk olmaz mı yia diye. "Napcan sen?" didi. "İksir yapçam" dedim flskjdfsldkfjsdkfj "Olmaz o, zehir o zehir." dedi lan flsdkjfsldkfjsşdfjsldkfj Olm resmen 3 yaşındaki çocuk muamelesi gördük :'')'))') Tuğçe de "Zehirse niye satıyosunuz ki :')" dedi. Nazar boncuğu falan bi olaylara yapıyolarmış, satmadı ya lan adam. Tam da büyü malzemesi işte satsana lan skdjfslkfdj içcez sandı galiba.

En son elim kolum taş boncuk ot toz doluydu ölüyodum. Şu kodumun semtinde 5 yıldır oturuyosam 5 kere tek seferde beklemeden otobüse binmişimdir. Biri de bugündü. Tam oturup yerleşmişim. 5dk geçmedi otobüsün tekeri patlamış :)))))))))) Yeni araç geliyo boş boş dediler, hepimiz ayakta gittik :)))))))))))) Zihnen o kadar yoruldum ki daha tatilimin ilk günlerinden, ellemedim bile. 1 saat ayakta aldım o yolu. Ölyom şuvan. İksirlerimi de yarın yapcam artık.

24 Haziran 2014 Salı

Ne Dinliyorum #14

Yeni gruplar keşiflemeye devam ediyorum. Bugün albüm ve singlelarını bi güzel düzenlediğim Ikimonogakari'nin albümlerini sıradan dinlemeye başladım. Daha ilk açtığım albümün ilk şarkısıyla, hıııaaaa sese baaak lan diyerek vuruldum. Hemen o şarkının canlı pörförmansını atıyorum:


2007de çıkan Sakura Saku Machi Monogatari albümünden bi şarkı. Grupta 3 kişiden oluşuyomuş. Albümde daha güzel güzel şarkılar var ama öncelik bunda olsun istedim.

Sıkıldıysanız açın bir Servant x Service

Öncelikle söyliyim animeyi izlemeyenler için bazı gifler spoiler açısından tehlike oluşturabilir. Spoiler gifleri en sona dizicem dikkat.

 Working'i izleyenler ve sevenler olarak Servant x Service çok yerinde geldi bence. Hatta Hasebe unsuruyla baya başa baş yarışıyolar gibi... Slice of life animeler en sevdiğim anime türü de oldugundan böyle animeleri izlerken mest oluyorum resmen! Bi de buna bol bol komedi unsurları eklenince oh!

Animenin konusu bilem yok aslında döskjflskdjf düz memurlar var işte. Her biri birbirinden şirin ama. Öyle güzel işlemişler ki her karakteri tek tek. Küçük birer sayko hepsi özünde. Olayların çıkış noktası da Lucy (kısaca) diye bi kız var. Tam adı Lucy Kimiko Akie Airi Shiori Rinne Yoshiho Ayano Tomika Chitose Sanae Mikiko Ichika, malesef fşsldkfşsdfksldkf Gintamacılar olarak hemen aklımıza bir jugemu jugemu gelir diğ mi :')
İşte Lucy kendisine bu ismin verilmesini onaylayan nüfus memurunu bulmak istiyo, çünkü adıyla kafayı bozmuş haklı olarak. İnsanlar buna ne yapsa "adım yüzünden böyle oldu" gibi bi tavır alıyo alakasız alakasız hatta lfskfşdfk İşte bi de güççük Hasebe'miz var. (Tipe bak flkjsdfskfjksjdf)

Yavrum hoşlaşıyo Lucy'den kıyamam ama bu salak kız adı yüzünden yine böyle bi şeyin gerçek olcağına pek de inanmıyo. Bölümlerimiz Hasebe ve Lucy atışmalarıyla geçiyo.

 Hasebe'yi iş başında görmek de neredeyse imkansız. Bi bakıyosun otomatlarda bi bakıyosun koridorda hep bi kaytarma durumu. Zaten bi bölümde bütün gün işbaşı gördükleri için endişelenmişlerdi fsşkdlfjsldkfjdf

Bi de bir patavatsız ki şflsdkfşlsdkf  Bu bölümde de az gülmemiştim he.

Sadece Hasebe değildi tabi beni güldüren ama pek gif yok diğer karakterlerle ilgili. Yoksa psikopat bir Chihaya-san ve Saya-san'ımız da var. Saya'nın sevimli görüntüsü altında laf sokuşları :')

Bi de karakterlerin ani ruh değişimleri var fşskdfslkfjsldkfj


Ve bu memurlarımızın patronu bir tavşan şfsjdfksjdfşskfj Tıpkı benim dini inancım gibin olunca daha bi seviyom animeyi lan flskdfjsdf

Haaa Hasebe'nin seiyuusu da pek sevgili Suzuki Tatsuhisa. Başka biri düşünülemezdi! O kawaiilik akan efektleri, hayattan bezmiş mırıltıları tam mikemmeldi! Ayrıca Suzuki gibi karizmatik bi herifin, şöyle bi google'a adının yazılmasıyla karşılaştıgımız iyrençkomik fotoları yetmezmiş gibi bi de şu sahne eklendi:

Bu nedir olum ya fsşdfkjsdlkfja.dlskjdlfkjsdşflk Japonlarda en sorunlu meslek seiyuuluk galiba. Adamlardaki özgüven kimsede yok. 

Eveet işte böyle çucuklar. Can sıkıntısına birebir, ilk 1-2 bölümden sonra kendine bağlama ve güldürme garantili bir animemizin daha sonuna geldik. Görüşürük, izlemediyseniz spoilenmek isemiyosanız burdan kopun gidin.

Geliyorum şimdi ufaktan spoilik olacak giflere. Valla gözümün önünde görmezsem olmayacak o yüzden koycam. Animenin son 1-2 bölümüne türk filmi tadında trajikomik şeyler serpiştirilmesiyle çok güzel anlar yaşadım. Tabi bunlar hep Hasebe'den sebep. Her sahnede bir KYYYYYYYYYAAAAAAAA çığlıkları bee!!!!


Görüyonuz ki animeler ne bir süper gücü ne bir kahramanlığı hiç bi şeyi olmayan memur bir insana bile aşık edebiliyor insanı. Biz ölek bence artık.

23 Haziran 2014 Pazartesi

Bu Japonlar ne yapıyor ya #7

Şimdi eele dünya sıkıcısı anime izlerken aklıma geliverdi, yazıyım dedim.

Japon kültürü hakkında en çok bilgi edindiğimiz biricik K Senseimizin dersinde bi video izlemiştik. Koreden Japonya'ya okumaya giden öğrencilerin gözünden Japonların gariplikleriyle alakalı. Bi tane Koreli çocuk var, Japon kankası var bi de. Korelinin kaldığı yere gidiyo Japon. Oturup muhabbet ediyolar, bi şeyler içiyolar falan. Japon çocuk tuvalete gitcek "Tuvalete gitsem olur mu?", buzdolabını açcak "buzdolabını açsam olur mu?", tv açcak "tvyi açsam olur mu?" diye her boka izin istiyo fdskjfskdlfk Koreliler, daha doğrusu orda olan yabancı öğrenciler de bundan bıkmış. Ne kadar yakın olursa olsun her şeyden izin istedikleri için. Yeminle boğarım ha. Ortasını bulcan şekerim. Sus artık sus diye buzdolabını tıkıveririm ağzına. He bi de gece 2si beraber yatıyolar (gey video deyildi yaa biri yatakta biri yerde yattı ama direk sabahtan başladı video gerçi gece noldu bilemeyiz flksjfskdlfj) Koreli çucugun çorabı mı kirlenmiş bi şey olmuş, Japon çocuk temiz çorap çıkarıp veriyo, Koreli çocuğun adeta şokuna paha biçiliyor. Bu kişisel olarak mı yoksa Koreli ırkına has "başkasının çorabı giyilmez" olayından mı kaynaklı acaba..Ben alır giyerim sorun yok yani fşskdjfsdf

He bi de şey açıklamıştı sensei, Türkçe anlatmaya çalıştıgından o kısımları tam anlamadık ama genel olarak Edo dünyanın en temiz mi en böyle kelimeyi bulamıyom bi şey yeriymiş. Şimdi anlatınca anlaşılır olcak dur lfksdjfsdjf O zamanlar her şey geri dönüşümlü kullanılırmış, hiç bi şeyi çöpe atmazlarmış nerdeyse. En garibinden chonmageler bile (Samuray saçı, böyle iyrenç bi model olamaz hayal yıkıcı, hele ki Gintama'da Shougun'un chonmage meselesinden sonra dokunulmaz bi şey flsdkjfslkdjf) Ay du bi foto koyam bilmeyenler için boşuna gugıl kasılmasın.

Heh işte chonmageler bile satılıyomuş, kesen atmıyomuş ihtiyacı olan alsın yabıştırsın kafasına diye...Külleri de çöpe atmazlarmış mesela, ama ne külü bilmiyom hoca anlatırken kurşun diye anlattı onu zaten, hepimiz bi o kurşun değil kül haa diye durdurmak istedik ama durduramadık flskdjflksdjf... Böyle bilgileri işalla seneye Japon kültürü dersiyle daha ayrıntılı öğrenirim de bol bol anlatırım. Şimdi gidiyom.

Veganlıkla ilgili bi takım sorular

Geçen yıl tam da 22 Haziran'da vegan olmaya karar vermiştim. Bugün 1. yılını kutladım kendime pasta yaparaktan :3

Bu blogtaki tarifi uyguladım, çok da güzel oldu. Aslında ben kremayı pasta üstüne de sürebilirim heralde diye algılamıştım ama kalıp kalıp koymak zorunda kaldım baya flskjfldkjf o yüzden pastanın korkunç görünümünü saklamak içün meyveleri doluşturdum üstüne. Blogtaki tariflere de göz diktim hepsini yapıp defterime yeni tarifler eklemeye niyetliyim :3

Bu geçen 1 yılı aslında tamamen vejeteryan yaşayıp vegan olmaya çalışarak geçirdim. Çünkü kullandığım temizlik malzemeleri vegan markalar değildi. Mikotun söylediği  siteyle bu sorunumu halledicem umarım. Makyaj malzemeleriyle pek alakası olan bi insan olmadıgımdan o konuda sıkıntı yaşamadım. Eskiden kullandıgım vegan olmayan ürünleri bitirdikten sonra bi daha almadım, alacağım zaman da vegan makyaj malzemelerinden, nemlendirici, şampuan vsden takıldım. 

Yiyecek konusunda bazen kafam karışıyo ama. Tam olarak ne yapmam gerektiğini çözemediğim durumlar yaşadım. Mesela bi kahveciye gittiğimizde, sütlü bi şeyler içeceksem yanımda soya sütümü götürüyorum, bununla hazırlayın ve krema olmasın diyorum. Her ne boksa her seferinde krema koymayı başarıyolar. Siparişi geri göndersem zaten çoktan adamlar sıkmış kremayı...E ben yemem...Arkadaşlara lüplettirip kendim kahveden devam ediyorum. Ya da mesela dışarda yemek yiyelim dedik kumpirciye gittik, tereyağ kaşarsız hazırlatıyorum ve mayonez istemediğim halde bi keresinde mayonez dökmüşlerdi üstüne. Kaşıkla alabildiğim kadarını atıp, devam ettim yemeğime. Şimdi burda mayonezin bi kere elden çıkıp bana gelmiş olması zaten istenmeyen bi durum. Ben onu yiyemem de. Ama onu sıyırıp kenara atmak da "çoktan kullandılar zaten" mantıgına şooluyo. Ay çok kafam karışık. 

Ben mesela etin yanında duran şeyleri de yiyemiyorum? Patates kızartmasının üstüne sosis falan koymuşlar diyelim ki, ordan pattisleri alıp yiyen vegan vejeteryan vs var mıdır onu merak ediyorum?

Marketlerdeki abur cubur tüketimim sıfırlandı zaten. Eser miktarda süt bulunur olayını takmayıp alan veganlar var mı piki?

Umarım bu sene evime tamamen yerleştiğimde kendi yemeklerimi rahat rahat yapıcam da dışardan yememe gerek kalmıcak :'( Çünkü okulun son haftaları öyle tek yönlü beslendim ki evde yemek yapamayınca. Sağlığım bozuldu yeminle. Bu yaz tarif defterimi doldurup seneye coşturasım var. Hem dışarda yemek yediğimde yine bi güvensizlik hissediyorum. He bu kadardı galiba sorularım. Cevaplayanlar çıkarsa ço hoş olcak. Giderek daha da bilinçlenip adam gibi oturturum şu işi umarım :') 

21 Haziran 2014 Cumartesi

Oh be Mim!

Daha geçen hafta eskiden negsel mimler vardı eyleşirdik demem üzerine kaarşim namısım Mathi yollamış bi tane :'3 Haftasonu haftasonu, haftaiçinde oldugu gibi yapcak bi şeyim yok ve sıkılıyoken yapıyım dedim.

Blog açma hikayeniz nedir?

Üni1deykene (4yıl önce olyür) 2 arkadaşımla, ortak blog yazan komikli beylere özenip ortak blog başlatmıştık. Ordan 5-6 kişiye çıkıp sonradan kendi bloglarımıza dağılmıştık. O gün bugündür burdayım çoh şükür.

Blogunuzun ismi nereden geliyor?

Önceki ismini değil şimdiki ismi olan "Tırt Blog"u diyim...Bu da üni 2deykene fbta gerizekalı lisemden hayatımda konuşmadığım tipler eklediği için soyadımı değiştiriyim saçma abuk subuk tırt bi şey olsun diyip düşünmek istemeyip Tırt yaptımdı. Hatta en biricik hocam "Tırtçım" derdi bana T_T "Soyadı gerçekten Tırt mıymış o.O" tartışmalarına da sebebiyet verdiğimden Çanakkaleye gidince normale döndüm kfsjdflksdf ama Blogum her daim Tırt kalacak.

Hangi mevsimi seversiniz?

Kış. O kadar net ki yani bilemeniz çok NET.

Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor?

Kışı mı diyon yoksa şu an oldugumuz mevsimi mi? Kışı diyon bence. Kış demek terlememek demek. Üşüyünce üstüne bi battaniye alıp ıscacık olmak, istediğin kadar sıcak çay,kahve,çorba tüketebilmek demek. Buz gibi havada dolanıp dolanıp içeri girdiğinde ısınma hissiyle yımışamak, burnundaki sümüklerin erimeye geçmesi demek. Kar/yağmur yağarken camın kenarında oturup bol bol tumblrlık aktivite yapabilmek demek. Ama bunu yazın güneşi izleyerek yapamıyon!!!!!!! Neyse yaz hakkında konuşmak istemiyom :S.s

Kırmızı ruj mu eyeliner mı?

Aylaynır, ama allaseniz şuna başka bi isim bulalım allam dünyanın en yavşak kelimesi. Ama sıcakta da aylaynır süremiyom ben.

Blog yazmak size ne kazandırdı?

Bi kaç yıl eskiye dönüp yazdıklarımı okuyunca "oha olm böyle bölye yapmışız dfgfgdsjkfhsd" diye hatırlayıp eğlencemize eğlence katıyo sevgilim biricik blogum. Blogtan yorumlaşarak tanıştığım daha sonra twitter fb aracılığıyla ilerlettiğim arkadaşlıklarım hatta buluştugum görüştüğüm arkadaşlarım oldu. Beele işte.

Kitap okumak mı bir şeyler yazmak mı?

Okumak. Ben anca buraya yazabiliyom zaten lfsdjfsjdf onun da ne kadar edebi şeyler oldugunu görebiliyonuz sanırım.

Şiir mi, roman mı, hikaye mi?

Şiir gibi evladım olsa topuğuna sıkarım. Nasıl tiksiniyom miieeh. Her daim roman diyorum.

En çok etkilendiğin film?

Harry Potter'ı en çok etkilendiğim kitap olarak değerlendirip, film kategorisinde diğerlerine şans vermek istiyorum. O sebeplen Pride and Prejudice. 10 yıldır sıkılmadan izliyom, bi de utanmadan Darcy bekliyom.


Hangi tür kitap/film?

Kitap fantastik tabiysi. Film fantastik ve dram.

Öğrenci olma mı iş hayatı mı?

Alışmış kudurmuştan beter arkaaşlar. Artık ben öğrenci geldim öğrenci gidecem belli ki.

Kitap okumak mı film izlemek mi?

Kitap okumak tek başımayken yapmayı en çok sevdiğim etkinlik. Ama film izlemek de arkaaşlarla olunca güzel oluyo. Net cevap yok.

Klasik giyim mi spor giyim mi?

Ay ikisini de giymem ben. Ama evde picama aşortman akar.

Almaktan asla vazgeçmeyeceğiniz şey?

Pattis ve kitap.

En sevdiğiniz yemek?

Aa yine pattis, bileydim yukardakine başka şey derdim lan yukarı çıkmaya üşeniyom şimdi.

En sevdiğiniz dizi?

Friends. Geçen ay mı ne yine izledimdi baştan sona, resmen böyle komedi yok. Var diyenler yalan.

Özel yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin?

Ev cini olmaya bile razıyım lan o burunlarına rağmen ama hayat işte...

Hasta olmanın en kötü yanı nedir?

Okula gidememek (bi gün bunu diyeceğim aklıma bile gelmezdi ama okuluma aşığım çucuklar kusura kalmıcanız)

Alınacak listen var mı?

Keşke o listenin olmadığı bi gün olsa ey gidi faqirlik. Özellikle son zamanlarda iksir yapmaya başlıcağımdan listem uzadı gitti.

İlk aldığın makyaj malzemesi?

Ojedir herhal o da makyaj malzemesi oluyosa eğer mathi yazmış öyle bence lfksjdfsdf

Bunu da Hayal'e paslıyom yapmadıysa, yapası varsa.


20 Haziran 2014 Cuma

4 güzel küçük anime

Yaz geldiğine göre, artık anime-dizi yazılarımı da bi düzene oturtabilirim (oturtamadı). Bından beele  her izlediğimi yazıcam (yazmadı). Şimdi bi son zamanlarda hangi animeleri bitirmişim ona bakıyım. Malum Myanimelist'imde büyük temizliğe başladım. İzliyor oldugum animeleri 57lerden 27lere indirdim. 10 olana kadar da durmak yok yola devam ;;;))))

Ao no Exorcist Movie
En son Ao no Exorcist'in moviesini izledim. Ve anime serisinden alamadığım zevki aldım resmen! E öyle bitirirseniz animeyi bok gibi kalırım tabi. Hem eğlenceli hem biraz üzülmeli bol akşonlu bi filmdi. Şeytanların ağzını burnunu kıran biricik Rin'imiz ve dane dane benli kardeşi Yukio, hayalet trenli bi vakada, sevimli küçük çocuk kılığında bi şeytanla karşılaşıyolar. Bakınız şöyle bir şey:


 Sonra o şeytan demeye insanın dili varmıyo yeminle,  küçük bebeyle (adı Usamaro) başlarına gelen önce güzel eğlenceli sonradan tabikisi dramatik olayları görüyoruz. Rin nasıl babalık yapıyo allahım nasıl babalık yapıyo böyle izlerken kalbim eridi gitti lan flksdjfsdf Hemen onçün de bi kaç gif koymak istiyorum:


Böyle uyumlu hayrika bi çift oluyolar :'''') Çizimler falan zaten aşmış, durdurup durdurup keps aldığım için 3 günde bitirdim filmi flskjdfksdfds Nasıl yapıyosunuz arkadaşlar bu sabır bu bu bu nasıl bi sabır ya tek tek işliyonuz!!!! Ha bi de Usamaro'yu Kugimiya Rie seslendiriyodu :)))))))))))))))))))) Mükemmelliğe bak! O yüzden dramlı sahnelerde hepten dağıldım ben. 

Yok bu böyle olmıcak. Azcık listem temizlensin bi daha izlicem ben bu filmi :')

Ay başka ne izledimdi ya...Bu gerizekalı Mal'te bütün geçmişi göremiyon ki!!! Ben de defter tutmayı unutuyom artık hep, tek tek bakcam şimdi ne vardı diye! Taam buldum

Sakurasou no Pet na Kanojo

Okul animelerinden vazgeçmem!! Vazgeçmem!!!!!!!!!! Nasılsa sonu da gelmez, içim rahat flskdjfskldjf Ecchi sıçmadığınız tüm okul animelerini izlemeye hevesliyim capon kardeşlerim! Sakurasou no petto na kanojo da 
bu seriler arasında güzel bi yere kondurdu kendini. Şimdi, Sorata diye bi çocuk var, çocuğun kedisi var diye kaldığı yurttan atılıyo ve Sakurasou yurduna gitmek zorunda kalıyo. Burası da sorunlu manyak tiplerin oldugu bi yurt. Ama sanatçı ruhlular kalıyo, oyun yapan, resim çizen, seiyuu olmak isteyen, hatta hikikomorisi bile var. Sorata da burdan gitmeye falan çalışırken zaten bi bakmış kedilerinin sayısı artmış bi de Shiina diye salak bi kız geliyo yurda, ona bakıcılık yapmaktan hiç gidemiyo. Ay o Shiina'ya aşırı kılım!! Saf ayağı yapıp götüren tiplerdendi gayet...Aoyama hanım kızıma çok yazık oldu allam yıprandım resmen o kız adına ben burda yaa!!! 



Baksana hep bi endişeli garibim fskdjfslkdjfsdf  Yalnız sesi de çok güzeldi, ama seiy
uusu bu anime dışında 4 animede seiyuuluk yapmış sadece. Zaten seiyuu olmaya çalışan karakter de bu kızdı.
He öyle gülmekten öldümlü bi anime değil. Yavaş yavaş gidiyo sakin sakin, komik yerleri de var ama. Çizimler ço hoştu mesela.

Ama Shiinalar Aoyamalar bir Sorata için kapışadursun benim favori çiftim şu karşılıklı sapık çifttir:


Bunları da güzel bağladınız iyi bağladınız neyse ki. Ama son bölümde allam nasıl böyle tahammül edemediğim arkadaşlığın gücü adına dramı vardı. Ay şiştim izlerkene. Yapmayaydınız iyiydi bak salya sümük çirkin suratlardan başka şey hatırlamıyom öyle bi efff olmuşum ki. Neyse sonuç olarak sevdimdi ben bunu, nays.

Ay 2 anime daha yazcaktım ama üşendim bilyonuz mu fşskdfjsldkfjsdf Sadece adlarını geçireyim bari, biri 
Kono Danshi, Ningyo Hiroimashita. Denizadamlı çok hoş bir shounen aiydi. Ay lav shounen ai. Çocuğu seslendiren de Kaji Yuki olunca zaten oh keyfime... Çizimleri bana göre çok rahatsız ediciydi ama alışıyosun. Zaten yarım saatçik bi ova, ayırın vaktinizi izleyin izlememiş olan shounen ai severler. Bir diğeri de Kono Danshi, Uchuujin to Tatakaemasu. Yine aynı seriden bir başka ova. Ancak Ningyou'dan hemen sonra izlediğim için anlamsız dadsız duzsuz kaldı. Bu 2 animenin tr altyazısı yoktu en son onu da diyim. Hadi gittim.

19 Haziran 2014 Perşembe

Gereksiz yaz hareketleri başladı :')

Tığçeylen buluştuk bugün (Demek ki gayet gereksiz şeyler yazıcam). Böyle 4-5 ay görüşmeyip de görüşsek de hep saçma sapan şeyler yaparak başlıyoz işe. Hiç öyle filmlerdeki dizilerdeki gibi bi arkadaş diğerini kafede bekler sonra buluşurlar sarışmalar falan. Yok canıms, ben tuğçeyi inceği durağında bekliyom, şöyle bi sarılıyoz (yüzyılda 1 görülen bir olay oldugundan etraf geriliyo belki de) nabin gız nabin gız diye ittire ittire ağdacıya gidiyos fskljdflsdjfslkdfjslkdjf Bugün daha farklı bi şey yapalım dedik, bana otobis için Ankara kart mıdır nedir o zıkkımdan almaya gittik. Yine özlemle beklenen bir karşılaşma olmuş gerçekten flsdjfslkdfjsf

Bi de ben hiç dokunmadım ha o işlere, gerizekalı tc no.mu da ezberlemiş gitti benim adıma kaydoldu, randevu aldı (metroda çalışandan randevu alıyoz töbe ya). Bir gittik ki metroya, füüüüyüüvv ankara nüfusunun yarısı orda. Dedim boşşer nüfusun diğer yarısı da gelsin alsın kartını ben ondan sonra gelir alırım bi ara diye. Ama niyeyse kopmadık ordan, halkın arasına karıştık, randevu aldıydık o kadar o boşa mı gitti acaba diye inceleme yaptık. Sormak için şöyle görevliye doğru bi yaklaşsak acaba sağ çıkabilir miyiz "hooop hooop noluyo sıra bekliyoz burda" diyerek bizi allah katında cezalandıran teyzeler amcalar arasından diye çok yıprandık. Bi 15 dk sonra gişelerin bi yerinde randevuyla gelenler için bölüm oldugunu gördük. Gittik konuştuk adamla, önceki ego kartlar hala geçiyo mu peki dedim, evet dedi. Ne zaman bitcek dedim "kısmet" kafa hareketi yaptı lfskdjflsdkfj Halbuki her yerde 16 haziran son yazıyo ama çatır çatır basıyoz. Neyse tüğçenin önceki abuk subuk webcam fotolarımızdan tek sağlam bulabildiği fotoya yaptığı arka plan vesikalık şopuyla başvurmuştuk, reddetmemişler neyse ki lakdjfsdlkjsdf 

Ama malesef tek ağız burun qomiqliq yapmadıgım fotoyla da "bu otobüse bindiğim için çik mitliyim şifir biiiyyy" DİYOM YA!!! Nasıl pozitiflik nasıl mıtlılık hıy midem bulandı.

Neyse efenim sonra gittik bu çucuga mezuniyetinde elbisesinin altına giyceği ayakkabı bakmaya, öyle bi şey de yokmuş zaten. Gittik yemek yedik, ben tabi evden getirdiğim pilavım, taze fasulyem ve 4 dilim salatalığımı yedim flsdjfsldkfjsd. Sonra dolanıp starbucksa gittiğimizde pişman oldum ama, keşke burda yiyeydin diyince tuğçe...Geçenlerde kahvemin yanında simit yerkene pek mutlu olmuşlardır çünkü eminim... Tabi orda otururken de pek çok zenci sürüsüne hayretle baktık. Bu ara tuğçe pek bakmıyo ama genelde ben şaşırıyom (23 yaşına geldim hala niye zenci görünce insanları dürtükleyip zenci zenci oluyom bilmiyom). Hele bugünkü zenci aile eşsiz bir doğa olayıydı... Ay dur bak asıl noldu, Koçtaş'a girdik, çalışma masası, kitaplık neyn bakcam diye. En baştan sırayla dolanmaya başladık. Bu arada tüyçeyi elektrik çarpıp duruyodu ordan burdan. Alışveriş sepetini ikimiz birden tutup, kollarımızı da yabıştırdık birbirine öyle geziyoz. Dönüşlerde falan bağlantı koparmamaya çalışıyoz kfjsdflkjsdflk Hepsi elektrik çarpcak korkusundan!!! Sonra bi yarım saat falan öyle dolandık galiba ki en son boyaların ordaydık; "bı ni yiaa" sesiyle "ÇALIŞMA MASALARI NİRDE YİİAA" diye çığırdım da, salak gibi sıradan reyonları dolaştıgımızı farkettik, hedefe yöneldik. Orda da bi koltuga oturcam yine tuğçeden bağlantıyı koparmadan oturuyom, bi ara elleri bırakmış tüyçe bi şeye bakmak için, nasıl geri dönücez olduk flsdfjsldkfjsd allam iyi atılmadık bir mekandan daha da. Sonra o alışveriş sepetini sadece ben çantamı koymak için kullanmıştım zaten fsdfjsldkf ortalıkta terkedip çıktık. Ay yeter yazamıcam daha fazla sims oynıcam bay.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Hazırlıgı gecmisim de sen benim simsimi niye boluyon ya!

Ne dicem bak, notlar açıklanmış 1. sınıf olmüşüm. Ama hiç öyle sevinemedim, resmen geçtim mi kaldım mı diye bakmak için simsi kapatınca sinirlendim flksjdflksdfj 2 gündür sims kusuyom island paradise keşfiyle coşuyom <3 p="">
He dur 1. sınıf olmama gelirsek flskdjfsldjkf e iyi tabi bi daha uğraşmıcam ne güzel, o aşırı yoğunluktan her hafta yeni kanji 2 dilbilgisi ünitesi öğrenmekten kurtulucam, yeni yeni belalara yol alıcam. Bizim güruhtan 2 kayıpla geçimişiz. Kalbim buruk, niye bırakıyisiniz çucukları :'/ Bi de okuma anlama sınavlarında anlamaya çalışmadan direk ne yazıyosa onu copy paste yaparsam hayatımın en yüksek notunu alabildiğimi, ve de kanjiye çalışmadan da biç piliz bir not alabildiğimi öğrendim. Kaiwadan hayatımda böyle düşük not almadımdı ama flsdfjslkfdj allah belasını vermeye o kiku sınavının! Keşke ayrı ayrı da açıklasalar notları, sakubundan kaç aldıgımı merak ediyomdu. Aman neyse gidiyom simse gidiyom buralar bana dar!


Çoh güzel yaa gızım maşalla :*

13 Haziran 2014 Cuma

1yıl 3günde nasıl biter olum ya!


Koca bir yıl bitti!! Bitti resmen böyle 3gün sürdü sanki olum T_T Çok zorladığı anlar da oldu, bitmek bilmeyen dersler de oldu ama şöyle bi bakınca daha dün "hocalarla 2 laf edebilir hale nasıl gelcez biz yeaa" diye üzülüyoduk lan! Allam hem o yoğunluktan kurtulduğuma seviniyorum hem de okul ortamından, hocalardan 3 ay ayrı kalcağıma üzülüyorum. İğrenç duygu karmaşaları bu ne be. Bak arkaaşlarımdan ayrı kalcam diye üzülüyom demiyom hiç flsdkjsdlfj Refü de özlemicekmiş zaten (telefonlarını açmam gari artık arasan da ona göre -_-) Yok yine özlerim galiba ama şöyle bi 1 ay falan hiç konuşmayı düşünmüyom anca o zaman sflkdjfskdjf Zaten konuşmaya üşencem büyük ihtimal biliyonuz.

İşte bugün son sınavımız Kanji'yi de olduk öyle bitirdik. Çalışmadığımızdan salak salak hatalar yapmış olsak da Senseimiz resmen basit basit sormuş :') Ya da bize çalışmadan bile basit geldiğine göre düzenli çalışmanın (fdkjsfsldjkf) meyveleri bunlar. Çalışsak garanti 100dü ama şu an bi 80 üstü alırım diyom. Ossun be. Diğer derslerden de geçelim de bi 1. sınıf olalım nolur lan :'') Notları da artık salı günü öğrenebilcez ama kalbim dayanmıcak Busi yazdığında bakmaya heralde hof. 

Resmen 3 ay yeni şeyler öğrenmicez Japonca, hala inanamıyom fslkdjslkdjf nasıl yorulduysak alışmış kudurmuştan beter nasıl yapcaz yaa öyle dedik. Senseelerimi çoh özlüyoooom diye fidyolar çekcem yazın yutuğ salağı olcam hatta belki. Ankara'da Japon görsem de gitsem konuşsam pratik olsa bari (Asla cesaret edemedi) Neyse, artık eşyalarımı toplamaya gidiyom. Pazar günü de uçağa atlayıp Ankara :') Bak bitti diyom koca bi yıl yaa töbe töbe!

11 Haziran 2014 Çarşamba

Ne Dinliyorum #13


Eğer farkında olmadan dinlemediysem ilk defa dinliyom ben bu kızı. Ay nasıl sevdik şarkıyı Gikçe'yle dinleyip duruyoz dünden beri. Nasıl buldum açtım bilmiyom böyle beni uyutmalı şarkılar ararkene çıktı karşıma. Çok hush hush değil mi ama lan olayını anlamadık biz ama flksdfsdkjf Çok güzel söylüyom bi de yine enfes bir Korece, kulaklarınızın pası silinir bi duysanız.

Senseilerle kaiwa qeyff ;)

Finallerin en korktugum kısmı bitti, oh nasıl rahatladım lan!!!
Dünkü kaiwa sınavım kötü geçmişti çoh mıtsızdım. 25dkdan az daha kısa bi sürede kiku (dinleme) yaptık olm şaftım kaydı. Duydugumu yanlış yazmışım, okudugumu yanlış okumuşum. Bazılarını dinleyemedim bile böyle dimiştir heralde didim sıktım. Hele son kısımdan çoğunluk ilk dinleme de bi bok anlamamış, ikinci dinleyişte anladıgımızda ise çok geçti :') O üzüntümün üstüne kara haber mathiden geldi Ike Spyairi bıraktım diye tivit atmış :))))) Hem de 3 hafta önce:)))) Bütün gün kahrolarak spyair dinledim zaten :)))))) Bu konuya sonra değinirim neyse.

Sakubunumu (kompozisyon) yazdım ezberledim, sorular çıkardım cevapladım kendi kendime. Konum da japonya'ya ilgim nasıl başladı, animelere nasıl atladım, ve animede gördüklerimin aslında hepsinin doğru olmadığını nasıl öğrendiğim hakkındaydı. Bugün gittim işte, sıram geldi girdim içeri. Shitsureishimasular imza atmalar. Sonra K sensei ne hakkında yazdın dedi Nihon bunka (Japon kültürü) dedim ve anlatmaya başladım. Hiç takılmadan konuştum neyse ki ama öyle bir terledim ki alllaahh yani flskjdflskdjf

Sonra sorular başladı. K sensei neden önceki okulu bırakıp buraya geldin, mezun olup sonra Japonca öğrenebilirdin gibi bi şey dedi. Ben de grafik okumak istemedim, hemen Japonya'ya gitmek istediğim için buraya geldim dedim. Aslında kafamdaki Japonca'yı kurslara giderek öğrenmeye çalıştım ama kurs kapanıp durduğu için, grafik dizayn yapmak istemediğim için, burası da en iyi üni oldugu için geldim demekti ama o heycanda söylenmiyo işte bunlar. Sonra beklemediğim yerden soru geldi, Japon resimleriyle Tr ya da Avrupa resimlerinde ne farklı ki senin ilgini çekiyo dedi. Orda bi uzaklara baktım flskdjfslkdfj Didim Hokusai'nin mevsim resimlerini çok seviyorum, Avrupadaki resimlerin renkleri falan çok güzel değil gibi bir şekilde saçmaladım. Hemen demek istediğimi özetlersek, renkleri kullanış şekillerini sevmiyorum demek istedim ama yine o an söyleyemedim flsdkjfsdkjf

Sonra yeni şapşik sevimli hocamız R Sensei, Hokusai dışında hangi ressamlar var dedi. Hepsini unuttum dedim lfskdjfsşldkfjslkdfj Orda hep beraber bi güldüler. Sonra kitap konusuna geçti. Ne tür kitaplar okuyon dedi. Trde en çok Haruki Murakami'nin kitapları var ben de onu çok seviyorum dedim. Onun dışında Ryu Murakami'nin kitaplarını seviyom dedim. Murakami-san'ın kitaplarının iyi yönü ne dedi. Üzücü dedim. Öyle kitapları seviyorum okuduktan sonra ağlıyorum dedim flksdjfskdfj

Sonraaaa M Sensei'ye geçtik. Ki önceki kaiwa sınavlarında çok kibishi (sert) oldugunu falan söylemiştik Sadou pikniğine gittiğimizde. Ama sınav oldugu için sınaav diye ypranmıştı flskdjfsdf Çok korkuyoz sizden falan dimiştik kiiii, bugün sakubunumu anlatırken K sensei suratıma bile bakmıyodu, R sensei tabiri caizse bönbön bakıyodu ama M sensei sürekli gülümseyip kafa sallayıp not alıyodu :'')')')) Sorusu da tam beklediğim soruydu işte benim bibişim ya :') Dedi ki animelerde gördüğün ama farklı oldugun öğrendiğin neydi dedi. Didim animelerde liseliler her zaman bentolarını çatıda yiyolar dedim. Orda durumu anlayıp hemen kafasını salladı zaten. Arkadaşıma bunu sordum ama aslında çatıya girişin yasak oldugunu söylediler. Ben her zaman Japonyada bi liseye gidip çatıda bento yemek istediğim için üzüldüm dedim yine güldüler hep :') Sonra bitti lan. Ay çoh rahatladım. Hoplaya zıplaya çıktım sınavdan. Umarım dünkü sınavdan gelecek düşük kaiwa notumu bugünkü sınavla tamamlarım da kalmam allam inş cnm. Şimdi cuma kanji sınavı var sonra pazar uçağa atlayıp gidiyom. Resmen içimde bir hüzün koca 1 sene nasıl da bitti :'(

9 Haziran 2014 Pazartesi

Evlendik

Veee bugün kira sözleşmemizi yaptık ::::::)

Sınavdan sonra gittik emlakçımıza, ev sahibi ve ne bokunaysa evde kalan kiracı amca da geldi. Depozito istemedi çoğ şükür ağustos kiramızı ve aydatımızı verdik ev sahibi bey amcaya. Bize sorun çıkarmıcak baya yardımsever bi adama benziyo zaten sevdik. Ama kiracı sürekli eşyalarını bize satmaya çalıştı kanının son damlasına kadar tükürecektim artık adama.

Sonra emlakçı bey amcaya size ne kadar veriyoruz dedik, "ben size bi kira parası istiyorum demiycem, siz ne kadar istiyosanız o kadar verin" dedi....:::::::::::) Gözyaşları içinde kafasına vurasım geldi olm sen ne şeker pamıh bi insansın ::') Kiranın 100 düşüğünü verdik biz de fklsjfdsdfk Yarın hem emlakçımıza hem emlakçı bulmamıza yardım eden ev yemekleri kadın anamıza küçük hediye babında bi şeyler alıp gitcez. İlk kira ve emlakçı parasıylan 262,5 verdim olm şaka gibi para ha. 250si de logo işinden kazandığım paradan. Resmen kendi paramlan ev tuttum töbe töbeee!!!! Eylülün ilk haftasından sonra da gelip eşya işlerimizi ayarlıcaz. Ben o evi çok hobi kursuna çevircem belli ki. Aldığımız her şeyi bi tasarımdan geçircez ya da kendimiz yapcaz falan flskdfjsşdf

Bu haftasonu da dönüyorum umarım artık Ankara'ya. Bugün 2. finalime de girdim. En düşük notlarım Koudoku (okuma anlama) geliyodu ama kadın anam 4 parça sorcakken 3 parça sormuş kısa kısa cevaplı. Umarım salakça hatalar yapmamışımdır. Ama iyi ki çalışmamışım dün şfksdlfksjdflksf Zaten 1 bardak guaj boya iştikten sonra ders çalışcak halim kalmadıydı biliyonuz mu....
Son 3 sınav dayan yüreğim dayan :'''')

8 Haziran 2014 Pazar

Otakuluk kavramı üzerine (flskdjfsdf ay cümleye...)

Geçenlerde K Sensei'nin açıkladığı bi kavramı yazıcaktım ben unutmuşum. İlk önce şöyle bi nette de baktım Türklerde hiç bu konuya senseinin yaptıgı gibi açıklama getirmiş olan var mı diye ama göremedim. Herkes de bi copypaste olayı var.

Konumuzsa, otaku kelimesi nerden gelmiş?

Sensei de bu konu da tam net bi açıklama olmadığını söyleyerek kendi yaptığı araştırmalarda gördüğünü anlattı bize. Şimdi ön bilgi olarak otaku  お宅 şeklinde yazılır, ve 宅 kanjisi ev anlamına gelip "taku" diye okunur. お (o) ise saygı ekidir diyebiliriz kısaca. Yani birinin evinden bahsederken otaku (sizin eviniz) şeklinde söyleriz.

Genel olarak bilinen ve ben de öyle biliyodum, otakular evden pek çıkmayan tüm gün anime manga oyun takılan asosyal tipler diye bu kelimeyle hitab ediliyo. Sensei'nin anlattığına göreyse olay şöyle gelişmişmiş: Birbirini tanımayan 2 Japonumuz var şimdi. Diyelim ki güzelim Akihabara'da bir manga dükkanında aynı mangaya gözlerini dikmiş bakıyolar. İkisi de o mangaya ilgi duyuyo yani, ordan manyak muhabbetlere girebilirler ama çekindikleri için de konuşamıyolar. Sonra bi cesaret konuşmaya karar veriyolar amaaaa birbirlerinin isimlerini bilmiyolar haliyle. İşte o zaman "Otaku wa...?" diye başlayıp giden "siz de mi bu mangayı okuyorsunuz ;)" tarzı muhabbetlere başlıyolar. Öyle diye diye otakuluk kalmış üstlerine, deniyormuş bir rivayete göre.

Görev tamamlandı gidiyom.

Yıllar sonra bir eve çıkma macerası daha


Ve beklenen gün geldi, evimizi tuttuk ::::::::::) Aslında sözde tuttuk henüz evrak işine girmedik, ptesi hallolcak umarım.

Öğlen 1 gibi çıktık Gikçeyle kahvaltımızı yapıp Refü ve Nuri'yi bekliyceğimiz yere gittik. Çanakkale'nin en manyak manzaralı çay bahçesinde güneşte kavrulmak üzere beklemeye başladık, çünkü yavrucaklarımız yanlış otobüse binmişlerdi fşsdkfjsdjf Orda bekle takıl derken saat 3te anca başladık ev aramaya. Refüyle be direk emlakçıdan yana olsak da (çünkü refü 8 yıl emlakçıda çalıştı, benim de önceden eve çıkma deneyimim var. Emlakçı olmadan olmasının düşük ihtimal oldugunu biliyoz), nuriyle gikçenin içi rahat etsin diye sokaklarda dolanıp not alarak yürüdük bi kaç saat. Not aldığımız şeylerde yine emlakçı numaralarıydı ama fskdljfsodfj Yoh çünkü sahibinden ev. Hayır bi de saatler olmuş dolanıyoz ev yok ortalıkta, hala  balkon beyenmiyoz. Ev görüyoruz "yha balkonu ama :S.s:S" olup bakmıyoz bile flkjsdflksjdf konteslere bakar mısın şurda 1 hafta sonra kapı dışarı olcaz umrumuzda deel. Sonra okulda çay molası verdik, emlakçı aramaya çıktık. Tam bizim her zaman yemek yemeye gittiğimi ev yemekleri tükkanının önünden geçerken kadın anamız seslendi nereye böyle diye. Dedik işte ev arıyoz diye. Hemen napsak netsek diye tanıdık emlakçıları varmış oraya yönlendirdi. Çat soluğu orda aldık tabi. Adamın elinde de tam 1 tane 3+1 varmış hatta bi tek o varmış hep bitmiş çünkü, o ev de yeni gelmiş zaten.

Hemen arabaya bindik gittik. Giderken aha uzaklaşıyoz okuldan ahaaaa diye iç sesimizle bi üzüldük. Kira da 500dü, eski bi ev bekliyoduk. Ama inince bi baktık gayet sitede bahçeli falan hoş bi ev. Ama evdekiler çeşitli iletişim problemlerinden dolayı evde yokmuş. Dedik bekleriz biz. 1 saat kadar bekledik. Hem de yağmur altında fosıdjfsodıfjsdf Apartmanın bahçesinde otururken çoktan ısınmaya başlamıştık bile. Dedim ki bi de tutcağımız evde olmasını istemediğimiz her şey evde varmış ama yine de tutuyomuşuz diye. Sonra apartman yöneticisi bey amca geldi, baya hoşbeş ettik onla, bi ona çok alıştık, bahçeye çok alıştık, müstakbel yan komşumuz Avatar bey amca (Ahmet'miş ama Refü avatar anladı kaldı öyle flksdjflsdjf) ve eşi pek bi suratsız yaşlılar geldi ama, Avatar bey amcanın dede sesine vuruldum ben. Balkon hayallerimize başladık sonra. Öyle öyle en son geldi evde oturanlar.

Girdik bize kayve neyn ikram etti kadın. Ben köpüklü türk kahvesi sanıp bir yudum almamla o süt tadını alınca şok geçirdim zaten! Çaktırmadan gökçeye verdim sonra o içti benimkini de flskdjflksdjf Odalar geniş geniş, mutfak az küçük ama olmaz diceğimiz kadar deel. Banyo böyle garip bi şey yarım küvet gibi, hiç de istemediğimiz şey ama odalar güzel olunca razı geldik. Bi de 150 aydat. 650yi böl 4e bebek gibi para lan! Sıva çatlakları falan var ama eve girmeden hallederiz dedik. Odaları da paylaştık ayaküstü hatta flksdjfosıdjf

Evdeki eşyaları da satıyomuş adam toptan, ama hani 2 koltuk bi buzdolabı alırız en fazla o evden diyoduk, bokum gibi eşyalarına 2.500 dedi lan adam. Bi de ben bırakcam mecbur alcanız ayağı yaptı. Sen kimsin ki sidikli. Ev sahibinin eşyaları değil bi şey değil. Ordan çıkınca aradık hemen emlakçıyı, yok almayın o kadar paraya zaten eşya mı alnır hallederiz biz dedi. Neyse muattap olmıcaz bi daha o adamla en azından. Lan bi de ağustos ortası çıkıyolarmış, biz de haziran temmuz kira ödemek zorunda kalırız diye korküyüdük çok tatlı oldu.

Yalnız tek bir eve girdik ve tuttuk flksjfsdfjsıodjf  önceki evimi de 1 günde tuttumdu haa.. Bi de yani uzak olmasın küvet olsun giriş kat olmasın ocak tüplü olmasın diye sıraladığımız her şeyin tam tersi olan bi evi tutuyoz fksljdfsdjf sırf bahçesine balkonuna. Evin içini güzelleştirdikten sonra biz, geri kalanın bi öncemi yok bence (1 yıl dayanamadılar flksjdfoısjdf töbe töbe sus)
Allam yine eve çıkıyom yiiiiaa neğadar heycanlı. Ptesi ters gitmez işler umarım da halledebilürük.

6 Haziran 2014 Cuma

Ne Dinliyorum #12

Ay kız grubu dinleyen J-popçu oluyom ben galiba. Sesine tahammül edebildiğim bi kaç grup buldum, albümleri depoladım sıradan dinliyorum şöyle bi...

Öncelikle Flower dinlemeye başladım. Bu grup ilk önce dansçılardan oluşuyomuş, Flower olmadan önce heralde. Exile'ın arkasında dans ediyolarmış falan. Sonra 3-5 şarkı söyleyen daha ekleyip grubu oluşturmuşlar. Ay hayrika grup tanıtıyom.  


2012de çıkardıkları forget-me-not ~Wasurenagusa~ singleından şu yukardaki klip olan Forget me not'ı pek beğendim ben. Söylemesi çok eğlenceli. Fekat dans etmesek be gızlar....Zaten "hala alışabilmiş değilim"i geç artık alışmaya da çalışmıyom hep beraber dans eden insanların görüntüsüne. Hele ki böyle hareketli olmayan bi parça da özellikle solo dans ettiğiniz kısımlar çok JSLDKSJFLKJoşsıjfsldkfjfklsFKAJSODF yani ona göre. Neyse izlemedikçe pek sorun yok bence. Sesleri çok güzel maşalla tü tü tü...


2011 yılında çıkan "Still" singlelarında da böyle bi şarkı var. Yine üsttekinin tarzında. Pek öyle kopuyozlu şarkıları yok galiba denk gelmedim henüz. Bunun dansları yine daha iyi olmuş ama izlememeyi tercih ederim fsdjsoıfjsdf

Hee asıl ilk hangi şarkıyla gördüm Flower'ı onu paylaşıyım lan, dur.


2013te çıkan Sihrayukihime singleından, daha da yavaş bi şarkı. Ama o kıyafetler mekan falan ço güzel olum :'')') Zaten karlı buzlu şeylere bayılıyom. Ama yine dans işte...Yapmayın diye ellerine vurcam tam başladıkları anda. Olm o hareketleri yaparken gülesileri (o nasıl kelime) gelmiyo mu acaba. Kameraya pembe dizi bakışları atıp söyleyin bitsin işteeaa! Neyse ben tuttum bu kızları. Her bi şeylerini dinleyim olmuş olmuş aferim.

Dönmek istiyom evimi istiyom hemen istiyom yaa

Ankara'ya gittim geldim, finallerim başladııığ. Çanakkale'de ders çalışılmıyomuş efenim. Bunu bilir bunu söylerim. Ankara'da annem odamın balkonunu bi güzel yapmış, çıktım orda çalıştım bol ağaçlı manzaramızda. Son 3 ünite ve kelimelerimi burda çalışırım diye bıraktım. Yetişmedi ya lan fsıdjfosıdfjsdf

İşte sabah hayatımda ilk defa görüyormuşçasına baktığım kelimeleri ezberledim ve çıktı lan. Bakmasam gidermişim bugünkü bunpou (dilbilgisi) sınavında. Neğadar basit yia diye diye yaptım, son sayfa kazıkladı biraz hatalarım ordan çıkar diye beklerken, kolay dediğim kısımlarda çakmışım sanırım lfksjdfosıdjfsdf Ama kalmam heralde.

Hee bizim kalma durumu da şöyle...  Şimdiye kadar her dersten olduğumuz quizler vizeler ve kanaatlerin toplamı 60ı geçerse (her bir ders için) final sınavına girmeye hak kazanıyosun. Ben şimdi o hakkı kazandım ve final sınavlarına giriyorum. Ama 4 dersin 4 final sınavının birinden bile 60 altı alırsam hazırlık tekrarı yapıyorum :))))) Ne tatlı değil mi... Şimdiye kadar aldığım tüm notlar boşunaymış gibi bi şey. Her dersimin ortalamasının 90 üzeri olması benim bi bokuma yaramıyo yani bu aşamada. O yüzden baya gerilim halindeyiz.

Bi de bizim bir kaiwa (konuşma) sınavımız  var düşman başına...Final sınavında sakubun (kompozisyon) istediler bizden. Bi kaç konu verdiler biri hakkında yazcan. Ben Japonya hakkında olanı yazmak istiyom ama ne yazcaamı bilmiyom allam ölcem korkudan ya!! Anime mi yazsam müzik mi kitap mı... Hadi karar verdim ne yazacaaamm?? Ha anime izliyom çok güzel hmm nefis falan mı dicem. 1dakika içinde anlatabilceğimiz bi şey olcak bi de. Bugün şey düşündüm, acaba animelerde gördüğümüz bazı olayların aslında öyle olmadığıyla ilgili bi şey mi yazsam falan diye. Mesela çatıda bento yeme işi aslında yalanmış gibi şu an başka gelmedi aklıma fsdjfsodıfj ya da Japonya işine nasıl bulaştıgımı nasıl okul bıraktığımı falan mı anlatsam... Ya da aslında Japonları nasıl düşünüyodum şimdi nasıl düşünüyorum gibi bi şey mi...Allam bilmiyom!!!!!! Hadi bunu yazdım bi da 2-3 dakika soru sorcaklar (o 2-3 dakika aylar yıllar sürmüş gibi geliyo ANLAYAMAZSINIZ) o sorulardan da korkuyom, saçma sapan sorular gelmicek şekilde yazmam lazım foısdjfsoıdfj Bu 2 günümü ona harcıcam. Ve bu sınava herkes tek tek alınıyo herkesin 5er dakikası var, saatlerimiz belli falan. 2 günde yapılıyo bi de 2 gruba bölünüp. Bizimkilerin sınavı ilk gün, ama benim sınavım ikinci gün. Ve hatta koca 90 kişilik hazırlıkta en son ben giriyom :))))))))) EN SON BAK!!! Her zaman korkuyom en son girmeye çünkü hocalar da yorulmuş oluyo ve güleryüzleri soluyo :)))))))))) Allam atın beni sabun yapın bu korkuyla yaşayamıcam.

Ha bitti mi dertlerimiz bitmedi. Ev tutcaz daha. Daha bak hala tutmadık! Ev bile bakmadık. Benim annemin bi arkaaşı vardı ona güvendik ben bakıyom raat olun dedi dedi. Şimdi adamdan ses çıkmıyo. Biz de haftalardır ev bulamıcaz yaa diye geriliyoz. Bugün yine bahçede oturmuş geriliyoduk. Ama sadece geriliyoz ve üzülüyoz ev baktığımız yok fsdfjsodıjfod bi yerlere oturup, bi şeyler yerken üzülüyoz sürekli. Dedik madem yarın bakalım artık çıkıp sokaklara. İşalla yine oturup üzülmeyiz. Acıkınca gözümüz görmüyo çünkü. Öf işte beele çok sıkıntılı bir dönemden geçiyom. Gidem biraz daha üzülem, görüşürük.