2 Kasım 2014 Pazar

[Blog Tur] Hiçliğin Kıyısında - J.A. Redmerski | Kitap Yorumu

Kitap: Hiçliğin Kıyısında
Yazar: J. A Redmerski
Orijinal Adı: The Edge of Never
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Sayfa Sayısı: 467
Basım Yılı: 2014
Tür: Romantik, Yeni Yetişkin

"Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrew'un da bazı karanlık sırları vardır. 

 Andrew yolculukları esnasında Camryne kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrewun ondan gizlediği sır yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir, yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkûm edecektir?"

Bu kitabı okumayı son ana kadar erteledim. Çünkü romantik kitaplar (tabii tarihi olaylar içermiyosa) kesinlikle benim tarzım değil. Tabi, blog yazma günüm yaklaşınca okumaya başladım ve elime 2 alışta bitirdim.

Benim beklediğim dolu dolu bir aşk kitabıyken, olayın yolculuk kısmı daha ağır basınca sevdim. Cam'in bir anda kafasına esip, öylesine bir yere yolculuğa başlaması, yıllar önce benim de hep hayalini kurdugum bi olaydı. Zaten bunun hayalini kurmayan çok azdır heralde. Fekat farkettim ki ben onu yapmaya da üşenirim, evde otursam kafii. Yine de bu gençlik hayalimi birinin bu şekilde yaşamasını okumak hoşuma gitti. Tabi sürekli hadi Andrew gelsin beklentisindeydim. Kitapta onun otobüse biniş anını, etrafında yıldızlar parlayan, çiçekler açan animemsi bir sahneyle canlandırdım.

İlk muhabbetleri, Andrew''un konuşması, betimlenen giyim tarzı lokum gibiydi bence. Özellikle Lady Gaga için olan yorumuna "MUAHAHAHAHHA" diye güldüm. Kitabın en güzel yanlarından biri de sadece Cam değil Andrew'un kısımlarının da olmasıydı. Bunu bazı kitaplar için sıkıcı bi olay gibi görsem de, yazar başarabilmiş diye düşünüyorum.

Bol bol da müzik muhabbetleri geçiyodu kitapta, ki zaten öyle öyle Cam'e sinir oldum. Benim karşımda öyle bi kız olsa "ya sus be" der dönerdim arkamı. Ama yook, kitabın baş karakteri ya, hemen Andrew "çok değişiksin tatlım ;)" diyip aşık oluyo. Hayat hiç adil değil çocuklar. Böyle güzel yolculuklar, çeşitli dramatik olaylar, bilinmezlikler giderken, haşırt diye seks olayına dalmaya başladı sevgili yazarımız. Kitabın seviye düştü. Hani bırak biz biraz düşünelim "Ne yaptı acaba hınzırlar eheh" diye ama yok, saolsun hayalgücüne hiç gerek kalmadı. Orda ben biraz "hefff" oldum, sonra olay akışına ilgimi kaybettim zaten. O yüzden bu kitaplar hiç bana göre değil diye düşünüyorum.

Tam son kısımlarda heycan dorukta (spoiler vermemek lazım), benim en sevdiğim şekilde sonlanabilecekken, maalesef o da olmadı. Üzüldüm ben biraz açıkcası flsdflksdjf Kitap karakterleri acı çekince mutlu oluyorum çünkü.

İşte bu "heff"lediğim kısımları çıkarırsak, fazlasıyla akıcı şekilde ilerleyen bir yolculuk kitabı. Romantik kitapları sevenler için de tam uygun, tadında bi kitap oldugunu düşünüyorum.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder