8 Mayıs 2014 Perşembe

Divergent fangörllüğü


Sonunda dün Divergent'i izleyebildim yaa! Seri olarak benim için Açlık Oyunları'nın ötesine geçtikten sonra filmleri için hevesle beklemeye başlamıştım. Her zaman için filmler kitaplardan daha iyi olamıyo tabi. Bu düşüncemi bi kenarda tutup gittiğim için belki de film gayet hoşuma gitti.

Birebir yapılmış diyemiyorum çünkü çok ayrıntıyı unuttum kitaptan, ama çoğu şey hayal ettiğim gibiydi. İlk başlangıçta mekanları gördükçe baya etkilendim özellikle. Kitabı okurken Four karakteri için ölüp bayılırken, fragmanlarda gördüğümde peeh demiştim. Ama filmde o "peeh"lik gitti,  arkadaşlarla heycandan el ele tutuşmaya, alkışlamaya bıraktı yerini.

Başroldeki gızımız neyseki afet bi şey değildi. Sıradan yoldan geçen bi tip olduğu için seviyorum bu kızı da ha. Özellikle, spoiler geliyor canıms ona göre, burdan bi alt satıra geçmek hayrına olur, annesinin öldüğü sahnedeki ağlayışı ço hoşuma gitti benim. Gayet doğaldı höykürerek böyle. Nays.

Asıl ben Four değil de Tris'in kardeşi Caleb'i alayım şuraya ben.

Allam oğadar tatlı olmuş ki girizikaalı!! Akşon (Action demek istiyor fekar japon etkisi) sahnelerde löbür löbür nasıl koşturdu yavrım...Zaten %70i dudak ve gıdık!!! Nasıl bu çocuğu sever hale geldim allam yaa, daha Carrie izlerken "Meeeh Acun kılıklı" diye yıpranmıştık Tuğçe'yle. İşte hep The Fault in Our Stars etkileri bunlar. 

Amaaaaa benim içün bu filmin en güzel olayı gadınım bidenem Kate Winslet!

Asıl fangörllüğümü onun sahnelerinde yaptım, asilliğine öliyim :')

Bi ara 3. kitabı da okuycam işalla. Filmi de tekrar tekrar izlicem bence. 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder