26 Nisan 2014 Cumartesi

4 bebek gibi kitap



Markus Zusak'ın okuduğum ilk kitabı. Aslında kitapta hiç bi şey olduğu yok, oturup bi kaç saatte bitirebilceğiniz bi kitap olmasına rağmen vay bee ne okudum öyle dedirtecek türden değil. Ben yaşam tarzı bana uzak gelen tiplerin hayatını okumayı sevdiğimden, olumlu düşüncelere sahibim. Daha doğrusu ne düşünüyorum pek emin değilim. Elimde 2. kitabı İt Dalaşı da var. Onu okuduktan sonra şekillenmeye başlar sanırım.


Genç kızlık hayallerimle oynayan, zalım kitap. Ergenlere negsel aşklar yaşatıyonuz öyle allah kahretmesin. Dram varsa, kaçırmam mümkün olmadığından, ayrıca  2hafta bu kitabı okuma isteğimle can çekiştiğimden tam poan veriyorum. Hem içim gitti hem ağla ağla öldüm oh negsel oldu. Amaa tek bi yerden kırarım puanını, o da şiirlerden nefret etmeme karşılık karakterlerin ara sıra şiirle anlaşmaları. Anlamıyom da hani okuyup okuyup lfksjdflksjdf Bana öyle konuşsalar "Yani?" der harika bakışlarımı atarım. Okurken kimseye sinir olmadığım kitapları nasıl da seviyorum. Bi de öyle güzel konuşuyolar ki, hiç öyle süslü püslü kelimeler yok. Zaten genç bir kızın ağzından anlatıldığı için samimi cümleler doluydu. Mesela not aldığım bi kaç kısımdan birini yazıyım:
..."Seninle tekrar görüşebilir miyiz?"diye sordu. 
Sesinde sevimli bir gerginlik vardı. Gülümsedim. "Tabii." 
"Yarın olur mu?"
"Sabırlı ol çekirge," diye nasihat verdim,
"Aşırı istekli görünmek istemezsin."
"Evet, zaten o yüzden yarın dedim." dedi.


Harika fangörlingler yaşadım yani anlıycağınız. Kitabın sonu da kesinlikle tam istediğim gibiydi. John Green abimiz öl de ölelim halindeyim. Filmini de becerebilmişlerse harika olur. 


Bu yıl okuduklarımdan başucu olmaya aday kitabım. Ne kadar güzel depresiftin öyle, bayıldım! Resmen diyecek bi şey bulamıyorum bak, okumadıysanız koşun gidin alın. Bir de şunu iliştireyim şuraya:
"En sevdiğim ağaç Ağlayan Bilgin Ağacı'ydı.
Japonya'dan gelmiş olmalıydı.
Japonlar ruhsal olanlardan anlarlardı."


Tekinsiz Kitap'ı Domingo'dan çıkmasa almazdım belki de. Çünkü kapak tasarımının içine ederdi diğer yayınevleri çok büyük ihtimalle. Bu yüzden Domingo en iyisi ya :') İçi dışı her bi yeri o kadar güzeldi ki! Ama yusuf yusuf olmaktan çok uzun zamanda bitirebildim flksdjfsdkjf Harbi korkunçtu lan! Bi de hep yatmadan önce okudum, çok korkucağımı hissettikçe bıraktım. Özellikle tek başına denize açılan adamın hikayesi aklıma geldikçe tüylerim diken diken oluyo hala. Töbe töbe yaaa! Sonlara doğru ilgimi kaybettim o ayrı. Hele o siyah sayfalar neymiş yiee enee diye en baştan beri merak ettiğim kısmı "Ne diyonuz" diye diye okudum. 
Sonuç olarak 4 güzel kitabı ardarda okumanın güzelliğini yaşıyorum. Huzurluyum.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder