16 Ocak 2014 Perşembe

Çanakkale'nin 4 aylık özeti

Bu yazacağım yazıdan sonra, aktif ve günlükümsü blog hayatıma geri dönüyorum arkaaşlar. Yalnız neredeyse 4 aylık bi süreci burda özetlemeye çalışıcam..Hani beceremezsem toptan kapatıp da gidebilirim öyle bi içim bunalıyo düşününce flksdjfskjf Neyse bi başlıyım bakalım...

Eveet, en başa çekersek olayları. Bilindiği gibi Çanakkale Japonca Öğretmenliği kazandım gittim kalacak yer olarak ayarladığımız orduevine yerleştim. Tek kişilik odada kalıcam diye biliyoken gittiğim an öğrendim ki beni 2 kişilik odaya yerleştirmişler. Ben orda 75 çanta kanter içinde durumu çözmeye çalışırken resepsiyondaki askerin "saçın ne güzel olmuş. Ben de kuaförüm normalde. Ama resepsiyona koymuşlar beni..."diye uzayıp giden muhabbetine katlandım. Hatta kendisi ilerleyen zamanlarda bana "Haftaya bizim buraya çinliler geliyomuş bana bi kaç kelime öğretsene" gibi bir teklifle geldi. Kafa çocuktu yani lfkjsdflskjdf

O orduevinde neler yaşamadım ki...Sıcak su yok, internet yok, haftada en az bi kere yan odadakileri şikayet etmek zorunda kalıyodum, buz gibi havada yorgan vermediler pikeyle yattık, kaloriferler yanmıyo, klimayla ısınmaya çalışıyoruz, e net yok zaten ölüm gibi, yemekler hep etli götlü...Bi de bunların üzerine bizi bayramda odadan atmasınlar mı. Tabi durur muyum kalktım hakkımı aradım da ordan kendime bi düşman astsubay edindim lfksdjfsdjf Durum adamı üslerine şikayet etmeme kadar gitti. Hala arada orduevine yemeğe gittiğimde latin dizilerini aratmayacak intikam bakışları atışıyoruz. Neyse...

Bi yandan da kitapçıda çalışıyodum. Hayatımda bu kadar stresli bi iş görmedim. Saati 3lira için yapılacak şey değil. O kadar kalabalıktı ki bazen ben giremiyodum içeri düşün. Zaten tükkan sahibi normal zamanda kanka gibi olsak da iş zamanı öyle bi geriyodu ki tüm ortamı... Ayrıca bir sokak da 3 koca dükkana da koşturuyodum. Bazı günler 8-9 saat boyunca hiç bi şey yemeden ve 5saniye dahil götümü bi yere koymadan ayakta koşturdugum oldu. Ama şikayetçi değildim. Çünkü eğlenceliydi. Fekat dersler ağırlaşınca 2ay sonra bırakmak zorunda kaldım. Adama 25 kasıma kadar yokum 2 hafta çünkü vizelerim var dedikten sonra bi daha gitmedim lfksjdflskdjf O yüzden kitapçının oldugu sokağa girmiyoruz. Yasak ormanım orası. Görürse sokağa çıkıp bi şeyler bağırıcağını net bi şekilde öngörebiliyorum, garip bi adam biraccık.

İşte sonra bi mucize oldu ve sınıftan arkadaşımın mikemmel apartında bi kişilik yer açıldı ve ben oraya yerleştim. Sonra hayatım düzene girdi. Aman arkadaş falan edinmeme gerek yok okuycam Japonya'ya gitcem diye düşünürken mükemmel arkadaşlıklar edindim. Genel olarak hep beraber takıldığımı 9kişilik bi grubumuz var. Tabi ki içlerinde pek normal şahıslar yok ama özel hayatlarına saygı adına burda anlatmıycam (şimdilik jfshdfkjdh)... Hem çok eğlenceli hem de hırslı bi grubuz. Hepimiz Japonya'ya ilgi duyan, gitmek isteyen insanlar olunca haliyle tabi...Mesela şöyle muhabbetleri çok yaşarız:

-Nasıl geçti sınav?
+Bilmiyorum ya 90-95 arası bi şey anca alırım.

95ten aşağı bi şey alınca o kadar üzülüyoruz ki. Artık bilmiyorum Japonların karşısında kendimizi salak mı hissediyoruz öyle olunca, yani niye yetmiyo bize o notlar anlamış değilim lfksjdflksjdf Bi kere 50 üzerinden 49,5 aldıydım ne kudurmuştum. 40 alsam o kadar üzülmem yani. Ama hedeflediğim yolda ilerledim gerçekten... Asılan sonuç listelerinde okulda ilk 4lerde gördüm kendimi çoğunlukla, hatta 1.likler de oldu çoh şükür. Son vizelerde kaiwa(konuşma) sınavında fazlasıyla batırdım ama, düşünmemeye çalışıyorum. Kaiwa şöyle bi şey ki; bir odada not alan 2 Japon, soru soran 1 Japon ve sizi kayda alan bir kamera olduğunu düşünün. Tek başınıza savunmasızca o odada 5dk. boyunca sorulan sorulara cevap vericeksiniz...Hayatımda yaşadığım en korkunç olaylardan biri bu sınav.. Girmeden önce sakinleştirici alanlar falan var yani, ki son yaşadıklarımdan sonra ben de almaya başlıyorum 2. dönem.

Heheemmm başka ne anlatabilirim acabası...Heh bi kere Çanakkale'yi tercih ettiğim için o kadar mutluyum ki anlatamam! Annem demişti ki "İlk defa seni okula hevesle giderken görüyorum."..Cidden öyle. Dünyanın en sevimli en yardımsever insanlarından ders alıyorum. Her dersimiz eğlenceli bi program kıvamında...Sürekli Japonlar hakkında yeni bi izlenim ediniyoruz, tabi bazılarının eksik Türkçesi sayesinde gülmekten toparlayamadığımız anlar oluyo. Bizim de Japoncada faillerimiz oluyo tebi...Mesela ilk quizlerimizden birinde getsu げつ (ay) yazıcağıma her yere ketsu けつ (göt) yazmışım flksdjflskdjfsdjf Sonra hocanın kağıtları dağıttıktan sonra bana dönüp sevimli bi şekilde elleriyle denden işareti yapıp gülmesi falan...Evden çıkıp markete giderken Japon hocanla karşılaşabiliyosun, markette beraber sebze seçebiliyosun mesela...Ya da gözlemeciye yine Japon bi hocanla gidebiliyosun. Arkadaşlarla felekten gece yapıcağın zaman hocalarını davet edebiliyosun. Hatta 70 küsür yaşındaki dünyanın en tatlı yenilesi Sensei'n bile geliyo bu toplantıya...

Okulda neredeyse birer Japon gibiyiz. Senpailerimiz, senseilerimiz, kouhailiğimiz bi yana kluplerimiz var...Kaligrafi, çay, japon satrancı, manga, kendo, ikebana...diye uzayıp giden 11-12 kadar klup var sanırım. Kasım ayında Japon Günleri düzenledik ve bütün Japoncacılarda yaptırdığımız tişörtler, kapşonlular vardı. Çok havalıydı fksjfsjdfkj bi yerde körili pilav dağıtılırken bi yerde kendo gösterisi, çay töreni vs. Hatta ben de Sadou(çay)dayım ve sahnede ilk çayı ben sundum. Hem de şu an ünvanını unuttum ama Japonya elçilik bi şey temsilcisine. Hem de heycandan yanlış şekilde sundum üzerinize afiyet flskdjflskdjf Çanakkale'de yaşadığım en güzel günlerden biriydi ama. Böyle bi şeye dahil olabilmek çok güzel bi duyguydu. Bi kaç hafta önce de bir senpainin teklifiyle Manga klubune katıldım ve baya aktif olcağımızı düşünüyorum (Japonyadaki manga yarışmalarına katılmak vb).

Sonracııma, takıldığımız yerler belli olunca how i met your motherda bara indiklerinde yerlerinin belli olması gibi bizim de yerlerimiz belli...Her zaman takıldığımız kafeye gidince "durun sizin yeri temizliyim" lafını duymak... Her zaman gittiğimiz ev yemekleri yapan yerdeki kadın anamın menüsünde bol bol sebze olması, çorbalara et suyu koymaması, istediğimiz bi şey olunca yapması...Her zaman gittiğimiz gözlemecide sipariş vermeme gerek kalmaması, direk hazırlanıp gelmesi...Böyle takıldığın belli yerler belli insanlar falan işte küçük şehrin güzelliği bayılıyom!

Şimdilik bunlarla özetliyorum durumu.Bundan beele güncel olarak aktarıcam. Görüşürük.

6 yorum :

  1. Selam >. <
    Ordu evindeki kuaför asker, gizli orman, den den olayı, bilindik hissettiğin yerler :) Hem güldüm hem de çok hoşuma gitti :) İnsanın yaptığı işi sevmesi veya gittiği okula severek gitmesi çok güzel, adına çok sevindim ^^
    Güncel konularını bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk defa bi şeyi bu kadar severek yapıyorum galiba :')
      Teşekkür ettim :3

      Sil
  2. hahaha bölümün/okulun senin için tam heaven on earth olmuş ha. Okurken ne olduğunu anlamadan senin adına mutlu oldum :d

    YanıtlaSil
  3. Okulu birakip bastan baslayacagini ojudugumda bi tirsmistim ama su an baktim da nasil guzel olmus senin icin ya. Etrafin cok sevdigin seylerle dolu, hevesle okula gidiyosun.. ay agzim yayildi su an :D okurken pitir pitir kalpcikler belirdi etrafimda... Her sey daha guzel, en guzel olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kfljsdfljsdfljsdf ay çok mutlu oldum şu yorumla :'3 Teşekkür ederim efeem..

      Sil