29 Mayıs 2013 Çarşamba

Açlık Oyunları Serisi (ne yazdım belli değil)

Sonunda üşenmiyorum ve Açlık Oyunları Serisi yazımı şuraya konduruyorum. Hep spoiler buralar.

Açlık Oyunları
Öncelikle geçen yıl sinemada filmi izleyip yaptığım yorumlara hala katılıyorum (burdaki). Kitabı okuduktan sonra filmi bi kez daha izledim. İşte o zaman, ilk izlediğimde çok saçma gelen yerler anlam kazanmış oldu. Sürekli "haa aslında şöyle oluyodu, şu olduğu için bu oldu." gibi boşluk doldurarak filmi daha çok sevebildim. Hala seviyorum değil ama. Seriyi HP'ın hemen arkasına koydum ama filmler için aynı şeyi yapar mıyım, pek sanmıyorum. En sinirlendiğim nokta Peeta'nın tam madırfakır pisliq olarak gösterilmiş olması. Biz hep "ay ne gıcık oğlan" demiştik. Şu an yat kalk Peeta'yım ama. Diceğniz ki "ama filmdeki oğlan ço çirkindi." HAYIR EFEM NE DEMEK!!! Ben bayılıyom :') Ya da çocukluğunu bildiğim tipleri koruma içgüdüm var (Bates Motel'deki Norman, Game of Thrones'taki Jojen Reed gibi). Baya filmde hiç bi bok beceremeyen, Katniss'in kuyusunu kazan tip sergilenmiş. Hiç ara sahneleri koymak yok! Çocuğun zekasını göstermek yok! Gale'in fanları mı yazdı senaryoyu nedir! Götüm Gale bee! Öyle bi sinir oluyorum ki ay. Mesela Effie'yi de çok pislik sanıyodum ki değilmiş. He bi de Peeta'nın bacağını niye kesmediniz ki bütçeniz mi yetmedi o teknolociyi filmde kullanmaya acaba?

Ateşi Yakalamak
Seriden feyvırıt kitabım. Heycandan ağlıcaktım yeminle. Heycandan ölmemin yanı sıra "Allam nolur Katniss Peeta'ya varsın nolor allam" demekle de meşguldüm. Fangörllüğün coştuğu anlardan biri Peeta'nın "Sen ölürsen ve ben hayatta kalırsam benim için 12. Mıntıka'da hayat olmayacak.Sen benim bütün hayatımsın. Bir daha asla mutlu olamam." dediği kısımdı :''') Keşke bu kadar ara vermeseymişim yazmak için hep aklımdan uçtu gitti ayrıntılar pii! Filmle ilgili şaapıyım ben. Kasım ayında gelceği için çok gururluyum. Kışın vizyona giren filmler bi tanedir ::::) En büyük hevesim Finnick rolünde oynayanın Sam Claflin'in olması! Şurdan bakarsak :''''') Kendisiyle Karayip Korsanlarındaki Peder tipinden beri haşır neşiriz. He Sam olmasa kim olurdu, Nicholas Hoult olurdu mis gibi. Ama dur o Jennifer Lawrancela sevgiliydi di mi lan yok o olmaz koy kenara, Sam iyidir. Şindi fragmana göre konuşucam ama ilkinden daha iyi olucak gibi. En başta umarım o çekim tekniklerinize bi çeki düzen vermişinizdir. İlk filmde yaptığınız gibi güzelim ayrıntıları atlamamışsınızdır. Yoksa hiç toparlayamazsınız konuyu hee. Ziyan oluyor güzelim seri. Fragmanda sarıp sarıp izlediğim bi sahne var:

Hor görüldüm hep sen napıyon dendi ama tumblrda biri "I can’t stop rewatch this moment" demiş! Oh dedim yaa oh dedim! Siz anlayamıyonuz şurdaki güzelliği tabi şdkasdlaskdj

Alaycı Kuş
Keşke 10 yaşındayken HP serilerimle de fotoğraf çekseydim de 10 yılda nasıl (yanlış) gelişim gösterdiğimi izleyebilseydim :')
Serinin diğer kitaplarına 100 verirsem, bu kitapa 90lı bi şeyler veririm (Kıyamadı) Çok yavaş başladı. Kitabın ortasını geçtiğimde hala bi olay yoktu. Sonra birden ekşına daldı. Ay ben hiç bi şey anlamadım ilk orlarda dşalksdlaskdj Hatta ekipten biri ölmüş falan geç algıladım onları. O yavaşlıktan sonra adapte olamadım, yazık oldu. Ve şu an kimler ölmüş kimler kalmış hatırlamıyorum lan aaay filmi izlerken hep süpriz olcak galiba bana. Finnick ölüyo muydu lan :'( Ölüyodu galiba :'/ Bağlama verdim şu an kendime arkadan içleniyorum. Biraz Katniss'e sinir olduğumu da hatırlıyorum. Bazı durumlar karşısında verdiği tepkilere "ben de böyle yapıyorum haa" diyip diyip kendime sinirlendim aslında ldskaksdjf. Beni duygusuz diyip dışlamıycaksanız Prim ölünce bi oh çektim :') Nedensizce sinir oluyodum en baştan beri, sen çok ayak bağı olurdun ona buna. Capitol mekanlarını yaşam tarzlarını çok merak ettiğimden en çok beklediğim film bu. İşalla yapabilirseniz hevesimi almış olucam. Kitabın sonu beni buruk bi mutlulukla bıraktı. Çünkü Peeta harcandı orda :::'/ Katniss Peeta'ya varmış olabilir ama çok mecburiyetttendi sanki, "Hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğum şey Gale'in öfke ve nefretle canlanan ateşi değildi. Bende yeterince vardı. Benim bahardaki karahindibaya ihtiyacım vardı. Yıkım yerine yeniden doğuşu simgeleyen parlak sarıya. Kayıplarımız ne kadar kötü olursa olsun, hayatın devam edebildiği vaadine. Her şeyin iyi olabileceğini bilmeye. Ve bunu bana yalnızca Peeta verebilirdi.". Gerçi canım bebişim aşkısım diye de atlamasını bekleyemezsin böyle bi seride ama üzülüyom Peeta'ya lan T^T Seri boyunca "Madem seviyon sen gitseydin Gale, sen çıksaydın Peeta'nın yerine gönüllü olsaydın, Katniss'i bırakmasaydın." diye çemkirirken, Gale'in de bu kitapta bunu dile getirmesi kendisine +1 puan kazandırdı ve sıfıra yaklaştı. Helal olsun çocuğum. Ay diycek şey bulamıyom hep unutuyorum işte böyle okuduğum kitapları ben, hafızayı tazeliyorum ertesi güne! Bi kaç yıl sonra bi daha okuycam o zaman oturur kdsldksf hallederiz.

Kambek yapıcam galiba yine saç değiştirdim

Sınavı bekleyemeden saçımı boyadım ben :'3

Bu şopu da hep yapmak istedimdi hevesimi alıyım dedim. Fotoğrafta ışıkla falan pek belli olmuyo da o kahverengi yerler güneşte yeşil parlıyo dlşkasdlşkasd En koyu kahveyi almıştım halbuki ama bu kadar tuttu. Bi daha boyamam gerek bi ara. Rengi tam tarif edecek olursam, Gülşen Bubükoğlu yeşilini bildin mi? Heh, biraz o biraz da Hakan Akkaya'nın sakalının rengi (Bugün Ne Giysem'deki gay. Ay ama gay değilmiş o galibası evli çocuklu bişeymiymiş atma olum sen kimi kandırıyon kimle kim oluyon, toplum baskısı falan mı ki? Ya da modacı olmanın yükünden mi öyle davranıyon? Gaysin sen sus.) Sınavdan sonra da mavi-yeşil saçlara yaz itibariyle veda edip elimdeki pembe ve kırmızıları kullancam. Olm insanların bakması ve laf atması yarı yarıya azaldı yemin ediyom huzur lan!Anladılar ki doğuştan mavi saçlı değilim ve bi oh çektiler kodumun insanları. Neyse ders çalışmaya gidiyorum galiba ben :') Bay.

26 Mayıs 2013 Pazar

Okunan kitaplar

Fırtına Kokusu / Nancy Pickard

Okumaya başlamadan önce kitabın arka ve iç kısmındaki yorumlara bakınca "Lan ne okuycam ben böyle!!?" dedim. Etraftan da "hiç tahmin etmemiştim" temalı yorumlar okudum bol bol. Alllaaah noluyo acaba merakımla daldım. Genel olarak bakarsak, benim için çok yavaş başladı. Biraz sıkıldım, ama "hadi noolmuş noolmuş" diye merakım yüzünden. Sonra güzelce bi kendi kendine çözülen dedektiflik kitabına bağladı. Kitapta sinir olduğum tek şey herkesin 2 ismi olmasıydı. Yunaytıd siteytsde güneye indikçe isimler çiftliyo heralde. Hoşuma gitmiyo bu kovboy temaları da, bir Brokeback Mountain olmadıkça :')
Spoilera gelirsek, ben de hiç aha kesin bu adam diyemedimdi. 3 kişi olabilirdi zaten kitabın gidişatından anlaşıldığı üzere. Ya adamın kardeşleri, ya da kız kardeşinin kocası. İsimleri de unuttum hep. Ben şu kadına aşık olup, öldürüldüğünde kendini askere atan adamdır diye düşünmüştüm. Ama katilin olaya giriş yaptığı sahnede bız tuttum vay anasını dedim. Olmuş bence, güzel olmuş. Bakire kitabını da alıcam bu yazarın.

Gölge ve Kemik / Leigh Bardugo

3 serilik bir kitap için zayıf, tek başına bir kitap için fena değil bi kitap Gölge ve Kemik. Ama kötü demem. Hatta serinin diğer kitaplarının güzelce toparlayacağını da düşünüyorum. Çoook çook yavaş bi başlangıç yaptı, neredeyse son 70 sayfada ekşına kavuşabildik. Zaten önceden uyarılarımı almış ekşın ve fantastik beklentisiyle başlamamıştım, o yüzden çok takılmadım bu kısma. Kitapta eksik bulduğum şey betimlemelerdi. Daha doğrusu saraya gidilmeden önceki hayat hakkında hiç bi şey öğrenemedim ben. Bu insanlar nasıl yaşar, ne yer içer, neyle geçinir, ne giyer, ortam nasıl hiç bilmiyorum. Acaba okurken mi kaçırdım lan?  Bu eksik başlangıç yüzünden kafamda adam gibi bi şey canlandıramadım, direk saray hayatından başladı konu. Başlangıçtaki oturmamışlık yüzünden de sarayda da çoğu yer eksik kaldı bence.
Karanlıklar Efendisi'yle aşk yaşamaya da ramak kaldıydı ki kitap bitti ldkasjdlajsd serinin devamına  işalla. Çıkacak olan filminin de yapımcıları Harry Potter yapımcılarıymış bak aay şimdi gördüm :') 

Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında / Haruki Murakami

Bu kapak da çok ilgimi çekiyo neden bilmiyorum böyle bi garip :'3 Yine kenara bol bol not almalık bir Murakami kitabıydı. Bu kadar kısa olmasaymışsın ya keşke :') Hemen bitivermesen... Bir Murakami okuyucusu bilir ki, kitaptaki gizemli kadının "gizemini" asla öğrenemicez kdajsdlaksjd o yüzden hiç o beklentiye girmeden sakin sakin okudum. İçimdeki "forever alone"u çok güzel yansıtmış sevgili bitanecik yazarım. "İnsan sadece var olarak bir insanda dönüşü olmayan yaralar açabiliyordu." der ve giderim.

Küçük Mucizeler Dükkanı /  Debbie Macomber

Bazen böyle sevgi dolu bi insan olayım, yımşacık bebek gibi kedi gibi olayım diye böyle kitaplar okuyorum. Kimisi ters tepiyo iyice "allah belanı versin"e bağlıyorum. İşte bu da ters tepenlerden.  Ben bu kadar sevgiye gelemem arkadaş. Hele ki kitabın "örgü örme" teması beni benden aldı. Her bölümün başına örgü örmeyle alakalı lecığnderi yorumlar kondurmuş yazar. Lan biz de örüyoz ama yok eele bişey yani! Bi süre sonra yazarı Ayşe Özgün olarak düşünüp iyice hayattan bezdim zaten. İyi gaza gelip okumadan önce serinin devamını almamışım. Sonra vay benim dertli başım. Dostluk Ekmeği bu kitaptan daha güzeldi bu kıyaslamayı da şuraya sıkıştırmazsam olmaz.

Huysuz Kız / William Shakespeare

Ve bazı kitapları da sırf  "Okudum, sevmedim." diyebilmek için okurum. Kültürleşmeden eksik kalmayayım, her şeyden biraz olsun diye... Tiyatrodan nefret ettiğimi düşünürsek bu kitap da bu kategori de yer almakta. Lisedeykene Shakespeare'in daha iyi kitaplarını okumuştum. Buna koskoca bir SIKICI damgası vuruyorum. 1 haftada anca bitti zaten 100 sayfacık şey. Komikliklerine de gülmüyom zaten Şekspir. O diyaloglarda oyuncuları düşünüyorum kim bilir nasıl abartılı oyunculuk sergilemişlerdir diyorum, ki tiyatrodan tiskinme sebeplerimin başlıcası,  sonra tiyatroyu izleyen tiplerin gülme efektlerini kafamda canlandırıp kendimce kehkehkeh ediyorum. Nasıl sıkılıyosam bak.

Bi de Açlık Oyunları serisini yazıcam bi ara biteli ne kaa oldu ama üşendim yazmaya. Hadi işalla. Oldu görüşürük.

23 Mayıs 2013 Perşembe

Kitap alışverişi + 2 indirim kuponu #6


Bu ayki kitap alışverişimden pek bi hoşnutum. Kudurmuş gibi kitap almasam bi de. Nereme koyucam bilmiyorum lan biccik kadar kitaplığımız var zaten :'/

Taht Oyunları'nın 2 kısmını birleştirip tek kitap yapmışlar. Çok şükür ki kapağında da diziyle alakalı bi şey yok. Kendi kapağı kullanılmış. Fiyatı da çok hoşken aldım DnR'dan. Başladım okumaya. Dizide 3. sezon güncelde olsam da zaten önceki olayları çoktan unuttum, poroblem yok.
Zaman Yolcusunun Karısı'nın da geçen çekilişine katılmış kazanamamıştım, hırslanıp aldım yine DnR'dan :')

Diğer 4 kitap Scalakitapçı alışverişimden. Aras Kargo'ya hiç güvenmesem de (geçen paket açık gelmişti, merak mı ediyolar ney) bu sefer sorunsuzdu. Yine zamanında kazandığım indirim kuponumu kullanarak aldım. Ve elimde 2 tane indirim kuponu daha var genşler. 31 Mayıs'a kadar kitap alıcam diyosanız 2 talibe bu kuponları bırakıcam. Ziyan olmasınlar, ihtiyaç sahiplerine ulaşsın :')
Burda göremiyosunuz ama Fang Ailesi ve Güzel Harabeler'in kapak tasarımlarıyla aşktayım :::::::::) Bu da bu kadardı işte. Hadi.

Japon Kültür Şenliği - II

Bugünün ne kadar çabuk bittiğini farkedince daha da ağlayasım geliyo. Japon şenliği dediğin şey bu kadarcık kısa olmamalı :'''''(  Ama adamlar bunu gönüllü olarak yaptığı içinde minnettar olabiliyorum sadece gözyaşlarımlan. Buna da şükür diyip anlatmaya başlıyorum.

Saat 1de Hat sanatı dersimize katılmak üzere Şeyma'yla Türk Japon Vakfına gittik. Çalışma sınıfına girdiğimizde bizi şöyle görüntüler karşıladı.





Hıı hıı evet onlar manga. Hıı hıı evet kitaplığın sadece bir bölümünü çektim. Hıı hıı daha çok vardı öyle ::::::::::) Altındaki fotoğrafta da bizim derste kullanacağımız malzemeler. Origamiyle mikemmel desenlerde kağıtlardan yapılmış kelebek üzerine konulmuş fırçamız ve hep merak ettiğim mürekkep taşımız. Bi nevi taştı o evet. Sınıfa ilk biz girdik zaten uzun süre bunları inceledik. Sonra insanlar gelmeye başladı. Max 12-13 kişiydik. Herkes 40 üzeri yaştaydı. Koskoca etkinlikte tek gençler bizdik. Ben size bi şey demiyom Japon severler. He okulunuz vardı hee taam. Tek gençler olarak bi takım teyzelerin gözbibikleri olduk lşdaskdaskd.

Neyse efenim bu hat dersinde çok pepitok 3 Japon hoca tarafından 40dk.lık bi ders aldık. Fırça tutuşu, kol duruşu vs. Tek bi kanji çalıştık zaman kısıtlı olduğundan. Çok romantik bi sahne yaşadık bi de. Bi hoca, arkamdan gelip benimle beraber elimin üstünden fırçayı tutarak, beraber yazmamızı sağladı. Yaşayacağım en romantik anın 60 yaşındaki bir Japon kadınıyla olacağını tahmin etmezdim. Heycandan boğazım kurudu dşaksdjaosıdjasdoıj İlk kez bir Japon'a bu kadar yakındım!!! O mutlu anlardan sonra arigatoulayabildim. Hatta bi tanesine "watashi mo" bile dedim. Ben ki geçen yıl ayağıma basıp "gomennasai" diyen Japon teyzenin heycandan üstüne kusma tehlikesi atlatmışken, büyük bi başarıydı!!

İşte, aynı romantik sahneyi Şeyma'da yaşadı. Sonradan anlattığına göre sevdiği biri elini tutuyomuş gibi hissetmiş o da lkadsdlasdjalskdj sapık mıyız neyiz lan! İşte efenim Hat dersinde bol sıçıp sıvadık ama eğlendik. Ordan İkebana dersimize inmek üzereyken tahta bebek sınıfında bi baktık bizim Daidabo'daki mikemmel adam!!!! Şeymayla bbıızızızızııı diye titredik yıkıldık orda heycanla dlşaskdşasdkaskld Sonra hemen gittik, çay seremonisi dersimizi tahta bebekle değiştirdik. Ki zaten çay seremonisinde biz bi şey yapmıyomuşuz. Sadece izliyomuşuz. Ben tayt giydiydim lan yere çömecez diye öyle hazırdık biz çay servislemeye oşdkasdlasd

Sonra ikebana dersimize de gittik. Aşşağda görüyosunuz ki yaptığım çiçek sanatı ve ben (Hoca benim yaptığımı söktü aslında ben yapmadım onu dakşsdjaskdj kendi oturdu baştan yaptı. Ama ben yaptımdı çocuklar tağam mı, çiçekleri taktığımız bokumsu kilimsi süngerimsi şeyden tatmin olmayıp hepsini çıkardı, iğneli bi şeye batırdı. Ama siz bilmiyonuz bunu ben yapmışım gibi, ben) 


Ordan da çıktık tahta bebek sınıfımıza. Ne yazık ki Daidabo yoktu. Möthiş bir hayalkırıklığı yaşadık tabi. Gerçi olsalar da heycandan yerimizde fingirdeyip dururduk Şeymaylan kdlasdlaskdj bir "atla bebek" diyemiyoz arkadaş yazık yaa! 

Ay bu fotoğrafı niye genişletti bu?! Neyse, anlaşılıyo yeter o. Tahta bebek hevesiyle gittik ama süre az olduğu için onu yapamıyolarmış. Japonlardaki nazar boncuğu gibisine bi şey olan bu şeyi yaptık. Yuvarlak kumaş parçasının etrafını dikerek bir deniz kabuğu etrafında sıkıca büzüştürüyosun. Aynı şekilde bi tane daha yapıyosun. Ortalarına bu zilli ipi koyacak şekilde birbirine yapıştırıyosun. Böyle basit bi şey. Ve bunu LYS'ye giderken yanımda götürücem. Orda yaptığım her şeye çok deli anlamlar yükledim hemen çiçekleri hat kağıtlarımı ve bunu sandığıma koydum üfleyip koklayıp.
Bu sınıftaki hocayla muhabbetimiz çok oldu. Çok konuştuk diye demiyom bak bunu kşdasdalskdj Ama söylediklerini anlayıp tepki verebildik, ii desu ka? diyebildik. Hattası Harry Potterlı yüzüğüme dokunup "kirreeeeiii" didi. KIZ :::::::) diye sevesim geldi. Sonra biz bi kaç Japonca şey söyledikçe vay negsel Japonca dedi. Japonca çalıştığımızı söyleyebildim neyse ki lşdaksdkd sonra bize ganbatteleri yolladı. Allam girersem o bölüme hep bu kadına bağlıycam işi bak bebişsin sen yaa :')')') Burda da işimizi bitirip sayonaralaşıp çıktık.

2 sınıfta bizle beraber olan bi kadın bizimle durağa yürüdü. Baya hoşbeş ettik. Hatta şu an farkediyom ki kadına bi ara "estağfurullah" demişim şdaskdaşsdkasldk Olm Şeyma biz nolduk acaba o teyzelerin arasında 2 saatte!!! Kadın da bol bol Japonca kazanalım diye dualar yolladı üstümüze :')''))) Bilmiyom belki de bugün bi dönüm noktası yaşadık ve bu sayede çalışmadan girebilcez kşdasdlaksd Çalışmak  demişken yarın devam ediyom çalışmaya yeter bu 2 haftalık tatil.

Haa orda bi de Japon dilinden öğrenciler vardı görevli oalrak. 2.-3. sınıflar falan. Hep sordum kaç povanla girdin diye hiç biri söylemedi bak hep bi bahaneler bi şeyler. Yemezler.Ve hepsi de istemeden girmiş, yani bilmemkaçıncı tercihleri. Hatta tahta bebek sınıfındaki kız "neden burdayım bilmiyorum" diye sitemledi bile bize. Bu sene istemeyenler şöyle bi kenara kayabilir mi ortayı bize açabilir mi acaba!

Ve ordan da gittik bizim ucuzcu Çin lokantasına yimeğimizi yedik. Sonra Şeyma'ya Kuğuluyu gösterdim ldşaksdskad Ankarada dolaştırcak ne çok yer var allahım ne güzel bir kodumun memleketi. Ordan dolanaa dolaanaa işte evdeyim. Yazık çabık bitti. Hadi gittim bay.

Japon Kültür Şenliği - I

Şeyma'nın Ankara'dalılığının şerefine Türk Japon Vakfı 2013 Japon Kültür Şenliği düzenliyo arkaaşlar. Haberiniz yok, Ankara'da mal gibin dolanıyosanız gidin azcık kültür görün diye söyliyim ben.

Kalktık, üşenmedik Şeyma'yla buluşup gittik.Gösteri ve konserler olucaktı. Akşam 7 buçukta açılış konuşmalarıyla başladı. Pek sevimli ve makamlı Japonlar Türkçe konuşurken "aiiiy gömcem suratına çık tıtllıığ" bünyesi yarattı içimizde. Sonra Susumu Fujimoto adlı bir abimiz kısa bi konser verdi, kendi şarkıları ve gitarıyla. Türkiye'yle ilgili yazdığı şarkıları söyledi, hem Türkçesi hem Japoncasıyla. Hiç anlamadık Türkçeden Japoncaya geçişlerini ama daskdalsdk kendi çabasıyla sevimli sevimli söyledi işte. Bi de defterine, arada Türkçe konuşucağı şeyleri not almış yıvrım yıaa :') Şarkılarda öyle bi Türkiye var ki aşık oldum dlşaskdasşldk Sen hangi Türkiye'ye gittin amca? diyesim geldi. Nasıl seviyonuz arkadaş vay anasını! Hadi başka biri sevse ok tamam derim ama mükemmel Japon halinle nasıl!!!

Sonra Ren diye bi grubun 2 kişilik gösterisini izledik. 2 bağyan kadın davullarla hoş beş ettiler. O kollar kürdan gibi kalır o hareketle falan diye laklak ederkene biz Şeyma'yla, henüz Daidabo isimli grubu görmemiştik tebi. Ona gelcem birazdan bi dur.

Bujutsu gösterisi vardı, Samurai dönemii kendini koruma dövüş sanatıymış. 15. Kuşak bujutsu ustası ve bi hoca karşılıklı gösteri yaptılar. Ama olmaz eele. Öyle savunaman yani bunu bil.

Ve sooonrraa kalbimizi gözümüzü gönlümüzü orda bıraktıran Daidabo grubu geldi. Normalde gösterilerini 15 kişi yapıyolarmış ama bize 3 kişi düşmüş. Koyduğum videoyu izlerseniz, bunu 15 kişi nasıl yapıyonuz laaaaaan diye bağırabilirsiniz.


Şimdi o mohteşem kültürümüzün davul ve zurnasını daha bi tiskintiyle anıcam. Koysunlar öyle kültüre. Ortaya öyle 2 tane amca atmakla olmuyo o işler. Bak adamlardaki takım çalışmasına bak bi görselin güzelliğine bak lan!! İzlerken,"dünya üzerinde yapılabilecek başka karizmatik hareket kalmadı galiba" didim, kalmış. Onları da yaptılar ama dalskdaslkd bitti arkadaşlar boşuna yıpranmayın karizmatik değilsiniz.
Bütün gösteriyi soluksuz izledik resmen o kaa etkilendim ki! Şeyma etkilendi mi bilmiyorum da soldaki adamla evlenmek istediğini düşünürsek evet gibi lşasdkşasdklasd. Evet soldaki adam! Adını aldık hadi bakalım işalla. Eğer ailemizin verdiği terbiye olmasa "ne kadar Ankara'da kalıcaksınız? Nerelerde takılırsınız?" diye sorabilirdik... Lanet olası zenci kaderimiz işte.

Yarın da çok güzel bi etkinlik var. Çay seremonisi, ikebana, tahta bebek sanatı,  hat sanatı,  origami kursları var. Bu 5 gruptan 3ünü tercih edebiliyosunuz. Son başvuru 18 Mayıs'tı ama çıkışta hala kayıt alıyolardı. Hemen gittik çay seremonisi, ikebana, hat sanatına yazıldık. Tahta bebeği şuvan görüyom bak bileydim ikebana yerine onu şeeyederdim neyse kader kısmet. İşte bunçün yine buluşcaz Şeyma'yla. Böyle olunca Ankara'yı nasıl seviyorum bak çogsel etkinlikler yapılıyo :') Ankara'da olmayanlara burdan bi: ZUAHAHAHHAHDASJDASLDHAHHAHAHAH Hep size mi haa hep size mi!!!

19 Mayıs 2013 Pazar

Bir vempayır dayiris incelemesi

Uzuuuun bir The Vampire Diaries yazısı geliyo şimdi. Yıllar önce internetten tanışıyo olduğum bi arkadaşım fanıydı bu dizinin. Zengindi bi de kız. O yüzden bende hep bi "zengin dizisi olm bu" düşüncesi vardı. Geçenlerde izlemeyi düşününce hemen Şizo dedi izle izleaa didi. Baktım Ego bile izliyor. Bizim faqirler izliyosa poroblem yoktur dedim başladım. Güya bi de sınavdan sonra başlıcaktım ama ben 4 sezon bitirmiş halimle burdayım lkdajsdjklasd Hep "ergen" bi dizi olduğunu düşünürken bi anda deli gibi fantastikli bir dizi olduğunu anlamış bulundum çünkü. Olmuş yani hakkaten olmuş. Her ne kadar arada birilerinin götünü kurtarmak için senaryo saçmalasa da takmayıp yola devam ediyosun.

Neyse şindi başlıyorum, 4 sezonluk spoi içerir ona göre. İlk 3e benim başrollerimi koyuyorum o zaman:

Elijah
Adamdan seks akıyor. Karizma akıyor. Ama siz tutup şunu bi kadrolu eleman yapmadınız. 1 sezonda 5er dakkadan 5 kere gösterseniz seviniyoz resmen. Ayıptır GÜNAHTIR YAA! Şöyle bi gelip "Katarina" diyo ya, işte o anlarda ben. Yolda görsem hemen eline bozuk para tutuştururum "batlatsana şu binanın camları" derim. Asilliğinde boğuluyom :')


Klaus
Kendisine olan hislerimi en iyi anlatan şey "kulağımdan öp beni gıdıklanıyım hoşnut kalıyım..." gibi anlamlı sözlerle devam eden güzide parçadır. Ayrıca bir "Çilek dudaklarına yapışıp kalıcam..." da olur. Her ne kadar Mathi kendisini "dörde bölümüş salatalık" olarak tarif etse de...Densiz be!
 Elijah'la brolove geçinseler nasıl mıtlı olcam var ya böyle bebek gibi olcam. Bi de Kerolayn şu yavrucağa bi yüz vereydi... Sürekli "yaazzzzık laaan" olmaktan içim çürüdü. Ayrıca kendine melezler yaratıp dünyayı ele geçirmeye falan çalışmaması çok hoşuma gidiyo lan şdalskdşaslkd Resmen üşengeçliğinden, iş yapmıyım diye melez yarattı adam kendine. Ayak işlerin yolluyo. Kralsın panpa.

Caroline
Dizide en çok gelişme gösteren karakter. Aptal populer sarışın olarak başlayıp, vampir olduktan sonra kızlar arasında en olgun kişiliğe dönüştü. Geriye kaldı Klaus'a yüz vermesi ldkdskdasd hem müthiş genleri olan çocuklarınız olur sizin bak diyorum, gördük zaten Klaus'un tohumları bereketli dksjdkasjd Tyler'ı da severim ama, nereye kadar olm...Klaus yani. Adam köken. The Originals'da Kerolayn olmazsa yazık olur lan... Bi de bu kıza şöyle az bi makyaj yapsanız çok güzel uzaylı olur bilimkurgu işlerine.

Stefan
Stefan'la ilgili çok konuşucam az bi yer açın. Bu çocuk dizinin mazlumu! Kimseler sevmiyo, herkesler deymın deymın diye ölüyo diye ben sahiplendim bu çocuğu, karpuz gibi aldım kollarımın altına!!! Ne deymınla ne sitefınla ilgilenirken, ezilenin yanında olmak adına sitefın fanı oldum lan ben!! Ah garibim neler çekti elena ırısbısı, kalleş deymın yüzünden! Sen git sırf kaarşim deymın iyileşsin diye Klaus'a kendini teslim et! İnsanlığından çık! Onun bunun ölümüne sebep ol! Deymınla aşifte elena işi kırıştırsın!! YOOHH YAA! Bi de neymiş, deymın da çok şey feda etmişmiş,  kaç sezondur Elena'ya olan hislerini saklıyomuşmuş. HE GÖTÜM. Her fırsatta atladı kızın üstüne sen nasıl his saklıyon!!! Sezon finalinde ikisi de tencere kapak olup sitefını bıraktılar, oh dedim sitefın boşver kız hayatını yaşa. Çat öldürdünüz bebeyi!! Yani ölecekmiş gibi gösterdiniz. Öyle sezon finali olmazdı. Hiç mıtlı olamıcek mi bu çıcık!!! Lexi'yi de elinden alıp duruyonuz, yazık lan! Şimdi duyguları bir kenara bırakıp objektifliğime dönüyorum. Stefan'ı yaparken kullanılan malzemeleri açıklıyorum: bu + bu + bu. Castin biğbır bilinen gerçek oldugundan karışımıma koymuyorum. Ayrıca şu ağlamasıyla, buna benzetebildiği için panpitom Tuğçe'yi tebrik ediyorum.  Bi de sürekli bi beklenti içindeyim Stefan'ın burnunun ucu düşücek diye. Böyle düşerken çıkarıdığı sesi duyabiliyorum bak... O ucu inceldiği yerden kopuvericek, aslında tırnak makası törpüsünü bi pık vursanız gidiverir o.

Damon

3. sezona kadar o kadar sinir olmuyodum. Sonra bi "geldi yine tipini sktiğmin" ruh haline büründüm ki. Ay böyle konuşması batıyo, yandan zorlama gülüşü batıyo, kaşlarını kaldırması batıyo...Bi şey söyledikten sonra yaptığı bi hareket var ya bunun "nası lafı soktum ama" gibisine gülüp kaş kaldırıp kafayı salladığı....Ver ver baltayı ver!!! 2 örnekle açıklarsak bu ve bu. Hiç bilmiyom ağzın oraya kadar nasıl gidiyo. Bi de buna oscarlık oyuncusun deymın diye yorum yazanlar var. Hep böyle böyle itildim zaten bu çocuktan. Allasen ne yaptı lan oskarlık?!! Herkes nasıl oynuyosa dizide bu da öyle oynuyo öf sanki vallaha bak damarım atıyo tık tık haa sinirden!! Böyle iyrenç seviyonuz insanları sonra ben sizin yüzünüzden tiskiniyom! Bi yerde çok üzüldüydüm bak içim ağladıydı o da, Elena koşarak geliyodu kendisine sarılcak sandı, sitefına sarıldı. Orda tipine içim parçalandıydı yazık :'/ Şimdi deymının karışımlarına gelirsek; dizideki şu saçı yüzünden tartışmasız bir bu. Ve genel hatlarıyla adeta bir şu.

Elena
En nefret ettiğim karakter değil, çok ilginçtir ki. Halbuki hemen allan ergeni seni beee demem lazımdı, ama bi çok açıdan takdir ediyom. Bi kere olağanüstü ekşın durumlarından hatur hutur adam kesebilmesi. Başka bulamadım dur ldaskdklasjd. Tahammül edilemez noktası da "sevdiklerim benim yüzümden zarar görüyor"kızı olması bi de stefan mı damon mı diye yıpranması. Orduyu mu istiyon be kız! Şu ketrin versiyonunda da konuşurkenki o ağzı. Ben öyle konuşsam bi tane çakarlar suratımın ortasına napıyon sen bee diye. İşte hep böyle şeyler yapabilmek için oyuncu olasım var ama üşeniyom. Diyceğim şudur ki, dizide Stelana  mı Delena mı ne diyosanız öyle aşk üçgenleri umruma değil. Ekşın falan güzel. Ha ama bir Klaus-Elijah yaparsanız hayır demem dşlasdkaisdk Klajah ;) Elaus ;) Negsel oldu lan bakın  bi ama ne tatlı durdu dlaskdsdk

Jeremy
Bu çocuktan da güzel tiskiniyodum haa. Sonra ergenliğini falan üzerinden attı bi, böyle Anna'dan sonra toparlanmaya başladı güzel olduydu. (Yeri gelmişken ANNAYI NİYE ÖLDÜRÜYONUZ Kİ BEN ÇO SEVİYODUM LAN O KIZI) Kerolayndan sonra en çok gelişen karakterdi Ceremi de. Sonra haşırt diye öldürdünüz. Resmen üzüldüm orda, Elena'nın kafayı yemesine falan. Son bölümde geri getirdiniz bi daha ölmez işalla hadi bakalım. 

Bonnie
Kodumun karısı. Ohg negsel de öldün geberdin gittin pisliq bee! 4 sezonluk acım sona erdi NİUUAAHHAAHAAA!! İşalla geri döndürmezler seni de. Gurur yap dönme bence, giden gitmiştir de lan. Bu sefer ağzını burnunu kanatmadılar, artık set ekibi olarak da nasıl tiskindiyseniz. Bunçün bi teşekkür ediyorum. Son dönemde izlediğim dizilerdeki tüm zenci kadınlar salak lan. Sonra ben sevmeyince ırkçı oluyom. Efendi zenci seçin siz de.

Matt
Bu çocuk da yazık garibim dedirtti kendine sonra çok sıktı. Yeter lan şuna bi faqir yetim sakat maaşı bağlayın daha fazla konuşmasın dedirtti. Kendine acıya acıya hık diye gidebilirdin bence. Etrafındaki herkes fantastik bi bu insan tabi, bari bir arı kostümü giydirin bi hevesini alsın. Rebekah'ya ayrı kısım açamıcam o da buraya sıkışsın bak. O kızceğiz de abilerinden vurgun yiye yiye yıprandı yazık, Matt he de şu kıza da beraber mutlu mutlu yaşayın lan. Sen o tipinle çok şey bekliyon, bulmuşun Rebekah'yı kaçırma kenks.

Başka kim vardı yia? Haa Alaric... Hep sübyancı tipi yüzünden tiskindim ondan da, ama ölünce üzüldüm bak. Geri dönse sevinirim bence. Ama yalama olur artık.  Dursun durduğu yerde. Ha Taylor'da efendi çocuk. Bi tane götü yere yakın bi kız gelmişti neymişti adı dur, heh April. Kaksın gitsin allasen tiskiniyom. Ayrıca Klajah çiftime çok güzel bir Kol kardeş gelirdi. Ama kesin siz de adını sevmeyip öldürdünüz güzelim çocuğu. Allah allaah ne demek ya dünkü varmpirler gelmiş kökenleri öldürüyo NE DEMEK! Olduğ gittim hadi.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Çenemi de sökebilirlerdi...Çok şanslıyım :3

Hazır acım ve nefretim tazeyken şuraya bi dökeyim gideyim.

Bugün yine sosyal aktivitem olarak 2 implantıma iyileşme başlığı mıdır nedir o zımbırtıyı taktırmaya gittim. Normalde benim tatlı 2 tane doktorum var orda, babamın kankaları, onlar bakardı bana ama ikisi de ameliyattaydı. Bi tanesi House'un torunsever versiyonu, bi tanesi de Afgan bi adam. Ama böyle Orphan Black'te bi tane "sözde" Hintli var ya.. Hani inanmıyoz Hintli olduğuna, adam güzel çünkü, şimdiye kadar önümüze serilen Raj ve Ranjitlerden farklı olarak bir enrike iglesyas. Bu Afgan adam da öyle. İnanmıyom Afgan olduğuna, Afgan olmak için çok temiz ve çok kibar lan! Afgan deyince gözümün önünde Usame Bin Ladinler uçuşuyo. Ay bi daha Afgan demek istemiyom.

Neyse, ben de kaldım babamın başka bir kankasına. Oturdum. 2 tane yer uyuşturucak. Birini uyuşturdu. Benim tatlı doktorlarım olsa, önce dış taraftan iğne yapar 1-2 dk bekler damaktan bir iğne daha yapardı. Damak daha hassas oluyomuş çünkü. Ama bu direk damaktan daldı, lafı edilmeyecek kadar acı duydum tabisi ama iğne fobisi olan biri için hoş değil. Sonra diğer tarafı uyuşturmak için yine damaktan daldı. Anında enjektörü batlattı mal. Yuttuğum ve üstüme dökülen acı iyrenç ilacı geç, genzime de kaçtı :') Bi kaç dakikalık boğulma öksürüğünden sonra "iyi misin" didi bana BANA!!! -_- ifadesiyle kafamı salladım. Neyse sonra bi daha iğne yapmadı oraya, didim sonra uyuşturcak heralde :::::::::) Görüyo musun saflığı yazık yavrum lan...

Uyuşan tarafı kesti, ooğ negsel kemik oluşmuş bilmemne bi şeyler dedi çok iyi çok iyi böyle olması dedi sonra kemik kazıdı. Hiç bilmiyom sen ne istiyon. Elindeki malzemeye bakıp "bu anahtar uygun değil" didi. E sen uyuşturdun kestin beni bebişim :') Başka anahtarlarla 20 dk falan ağzımın içinde oynaştı. Tabi yine dudak-yanak kalmadı. Bilmiyonuz galiba ama onlar sonsuza kadar sünebilen organlar değil :'( Öyle kan yutarkene işte doğru anahtarın getirilmesini bekledik. Gelince işini halletti diğer tarafa geçti. Hani uyuşturmadığı. Hani enjektörün patladığı :)))) Bilmiyorum muhabbete dalıp mı unuttu naptı acaba :')

Öyle canlı canlı bi kesti, bi şeyler kazıdı, beynime kadar ittirdi, anahtarla işini görüp, dikiş attı. Prensip olarak küçüklükten beri dişle alakalı şeylerde sesli acı çekmem. Kalbime gömerim. Çünkü milletin o koltukta çıkardığı seslerden çok rahatsız olurum. Acı çektiğimi belirtmek için "SEN NABIYON KODUMUN DİŞÇİSİ" subliminal mesajını barındıran ufak hareketler yaptım. Bana "tomom totlom böttö böttö" dedi. ANAN TAMAM.

Böylece 22 yıllık hayatımda tıbbi açıdan çok şanssız deneyimlerim olduğu bir kez daha kanıtlandı. Ne zaman doktora gitsem ya 24 iğne verildi, ya 2 hafta hastaneye yatırıldım, ya 15 yer delinip kan alındı ya da ameliyata alındım. Bunları biliyor ve regl zamanlarımda 6-8 ağrı kesiciyle direniyorum. Belki de gitsem poroblem var rahmimde. Ama gitmem. Çünkü orda ultrasondayken doktor bi anda neşteri çıkarıverir cebinden. Ya da hastaneye adım attığım an "Alın bunu alın ameliyathaneye" diye sedye sürerler üstüme. Kendime güveniyom bu konularda. Olduğ bitti bu yazıda sıkılmaya geri dönüyom. Bay.

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Ne dinliyorum #4

Twitterı kapatınca dedim oh oh bloga daha çok yazarım ama, yok. Yazmaya bile üşeniyorum lan hayat çok boş anlamsız şuvan bana dşlaksdlaksd gülmüyom. Sınav gelse de canımı alsa diye bekliyorum. Beklerkene yeni yeni şeyler dinliyorum işte bari onları yazıyım.


Her ne kadar 53453241 yıldır ilk sezonu bi türlü bitiremesem de, 8. bölümü izleyip bi sonrakine 31234234133 defadır geçemesem de soundtrackleri indiricem Natsume'nin. Çok istiyorum izlemek ama izleyemiyorum lan yok beele bi şey. İzleyemeden seviyorum resmen :'3 Bu şarkıyı da kaç gündür baş tacım yaptım :') Aishiteru sekai ga owaru made diye arabesk yapıp bileq kesicem yakında.


Bi kaç saat önceki yutup turlarımdan çekip çıkardım Yutaka Ozaki'yi. Kendimi alamıyom ::::::::::::::( Hemen diskografiyi attım. Lisedeki ölmüş adam fangörllüğüm geri döndü. Ama niye ölüyonuz :'( İçime bir Jeff Buckley gibi oturdu bak 2 dk.da. İlk dinleyince hiç şarkıyı duymadım adama kapıldım gittim. Hareketlerine hasta oldum. Hiç hareket etmiyo şlaksdaksdalşskd. Hele 2.16dan şarkıya girişine kadar ki "kal gelmesi"yle yatıp kalkarım bi süre. 2.28den sonrada ağız hareketleri :::::::::::::( Kahroluyom bak tazecik gencecik körpecik ölüyosunuz. Manyakça dinlediğim 2 şarkının adı da aynı lan bak şindi farkediyom şldakdşlaksdlşk Bu aishiterular hep senden sebep Bulanık. Allah belanı versin. Ölmüş olman ya da taşınmış olman dışında bahane kabul etmiyom bunu da bilesin (BİLEMEDİ)

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Ya sen ne yiyon yaa!


Dün 'siyah fasulye sosu' buldum karfurda. Yıllardır içim akar o kore dizilerinde filmlerinde gördükçe noodleın üstüne lömbür lömbür sosu döktüklerini. Hemen aldım tabisi.


Bugün yapıyım dedim. Önce bi sos kavanozunu açtım kokladım. Böyle soyalı pekmez kokusu var. Miiaaaeehh diyerek geri çekildim. Hevesim ilk orda saldırıya uğradı :') Sonra yeppudadaki tarifi temel alarak yaptım. Ben içine sadece 2 patates 1 soğan 1 havuç koydum. Onlar tavada biraz kıvama gelince sosu ekledim üzerine. Ama kokuyu ve ilk kez deneyeceğimi göze alarak az koydum sostan. Nişastayı da 1 kaşıktan biraz fazla koydum sulandırıp. O sırada noodlelarım hazırlandı. Sonra iş bitince azcık bi noodle koydum. Üzerine de soslu karışımı ekledim. Koku hala hiç hoş değildi :') Sonra karıştırıp "allah pismillah itadakimasu" diyip yolladım. Bi 30saniye falan ağzımda beklettim belki alışırım. Belki de o kadar kötü değildir dedim. Sonra birazcığını çiğneyip yuttum. Midem bulanmaya başlayınca gidip tükürdüm ağzımdakileri. Suyla bol bol çalkalayıp tükürdüm bi de. Üstüne yoğurt falan yedim. Naneli sakız çiğniyom şimdi de. Yuttuklarımı da en kısa zamanda tuvalette doğal yollarla çıkarırsam problem hallolcak bence. Yolda koreli görürsem çevirip dövcem.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Saç boyama ve saç tebeşirleri

Sanırım son kez saç diplerimi açtırıp boyadım. Bundan sonra, kendime koyu tonlarda bi kahve boya alıp onla boyayıp bi daha dip açtırma, boyama falan uğraşmıcam. Kendi saçlarımla takılıcam. Ama tamamını boyamayıp, yarısını boyıycam ve uçları yine renkli kalıcak. Biliminsanları saç açtırmadan boyatmanın formülünü bulmadığı sürece bilimi reddedicem ve uzun bi süre daha boyamıcam. Onçün son saç boyama hatıralarımı şuraya gömüp gideyim laşskdaldskasdk


Manicpanic'in Mega Blue'sunu ilk defa denedim. 118ml ve kutudaki Manicpaniclere göre daha dayanıklı. Şişenin fotoğrafta görünen hali bi önceki saç boyama işinden kalan boya. Yani omuzlarıma gelen saçlarıma şişenin yarısı yetti. Kalan yarısını da son boyamaya kullandım.


Sol üstte diplerimin açılmış hali ve diğerleri boyayı uyguladıktan sonraki hali. Artık saçımı boyamıcam kararını da dipleri açtırdıktan bi kaç gün sonra verdim. Keşke önceden düşüneydim de yazık olmasaydı :''')) Şimdi dip gelmesini ve renk atmasını beklicem. 1 ay sonra falan boyarım heralde. Elimde de Manicpanicin adlarını unuttuğum pembe ve kırmızı boyaları var. Onlar bitene kadar boya almam büyük ihtimalle bi daha. Uçlar o renklerle takılıcak biraz.


Bu da ebayden 15dolara aldığım 36 adet saç tebeşiri. Türkiye'de 24lüklerini 40tlden falan satıyolar eziqler. Daha tam olarak kullandım denemez. Bi denemelik küçük bi tutama uyguladım ama... Bu faqirce işler bana göre değil sanırım şalskdalsdk git saçını boyat daha kolay yani. Her yerime bulaştı madırfakırın boyası. Elini sürmeye gelmiyo. Bileydim desen dersinden kalma kuru pastellerimi kullanırdım lan aynısı. Kullanımı da saçı nemlendirip uygulayıp maşa,kurutma makinesi efenime düzleştiricyle kurutuyomuşsun. Aynı yaptım ivit. Ve de saçı keçe gibi yapıyo. Başka saç tebeşiri kullananlar varsa bi desin bakalım sorun bizim aldığımız üründe mi acaba? 
Ama kullanmıcam değil tabi. Hatta kullandıkça "bugün beele  yaptım" diye yazılar yazıcam şladskdslakd
Gittim bay.