12 Mart 2013 Salı

Boleyn Mirası / Philippa Gregory


İlk Philippa Gregory kitabını lise 1de okumuştum, Tudor serisinin Boleyn Kızı. En son da lise sonda Mahkum Prenses'i okumuştum. Sonra niyeyse bilmiyorum bırakmışım seriyi. Geçen haftalarda baktım seriye 2 kitap daha gelmiş. Devam etme kararı aldım ve bu sabah Boleyn Mirası'nı bitirdim.

Önce kitaptan hoşuma giden 2 kısmı yazıyım:

..."O bir kral. Nasıl olsa herkesin kafasındaki düşünceleri bilmiyor mu? Tanrı ona söylemiyor mu?"
"Tanrı yardımcımız olsun, bu kız tam bir salak!"...

***

..."O zaman özel bir ricam olsa, acaba ayıp mı olur? Şu kütüğün buraya getirilmesini istiyorum." dedim komutana.
"Kütük mü leydim?"
"Evet, şu cellatın tahtası. Hani başımızı koyduğumuz. Onu odama alabilir miyim?"
"Eğer arzu ediyorsanız...Ama...Niçin istiyorsunuz?"
"Prova yapmak için."...

Tudorların kronolojisini biliyo olsam da, serinin önceki kitapları birbirine girmiş durumda kafamda. O yüzden bu okuduğum kitabı öncekilerle karşılaştıramadım net bi şekilde. Yine de en başa koyduğumu söyleyemem. Çünkü okurken resmen başım ağrıdı!

Kitabın 3 ana karakteri var. Anne, Katherine ve Jane. Sanki canlı yayında mikrofon tutmuşsunuz da anlatıyolar gibi bi izlenim uyandırdı bende. Hepsi de kendi bölümlerinde aynı olay hakkında düşüncelerini döküyo ortaya. Ama Anne'in iyi niyetli de olsa safça "yaparım ben" havası, Katherine'nin tam bir ergen oluşu -ki zaten 14 yaşından itibaren kitapta-, Jane ise zaten hastalıklı bi akla sahip. Yani 3ü de çok ağır karakterlerdi. Kafalarının içinde olmaktan yoruldum, okurken.

650 sayfa bence 2 yıllık bi zaman dilimi için fazla olmuş. En azından bi 150 sayfa çok sıkıldım bunaldım. Çünkü hep aynı şeyler döndü durdu. Hele ki Jane. Allahım Jane!!! Böyle bi kadın yok! Kitaptaki her bi karakterin boğazına yapışıp öldürmek istiyosun, ama sonradan duyguların değişiyo da, Jane... Yok yani yolu yok, pislikten başka bi şey değil! Hatta VIII. Henry'den nefret ettiğimin 2 katı nefret ediyorum sanırım bu kadından.

Yine de genel olarak bakınca sıkıldığım kısımlar da olsa hızla akan bi kitaptı serinin diğer kitapları gibi. Bolca kasvet yükledim kendime ama... Yazarın tarzını sevdiğim içün tüm kitaplarını okumadan peşini bırakmam.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder