25 Eylül 2012 Salı

Okunan Mangalar 2

Son manga yazısından sonra 17 manga daha okudum, yarım kalan animeleri bitirme telaşına girdim. Neden? Çünkü haftaya okul başladığında hiç boş günüm olmamakla beraber pazartesi öğlene kadar ve diğer günler sabah 9 akşam 5 okulda ordan oraya sürüniciim. Hep kredi yetiştirme telaşından bunlar. 3 yıl yattım ya, az sıkı tutuyım bari 1 yıldan fazla uzamasın diye. Eğer buralarda görürseniz yarın okula gitmiyom, öf devamsızlığımda çok oldu falan diye kapın balkon demirini 3-5 vurun bana :')
Neyse mangalara geçiyorum!

Ability Shop


Kendini her şey için yetersiz gören bi çocuğun bir yetenek dükkanından yaşayacağı senelere karşılık yetenekler almasıyla ilgili bi one shot. Hele ki kızı etkilemek için aldığı yetenekle beni yerle bir etti :) Hadi biz olsak neyse erkeekkiimm diye koşarmışız da, öyle kız sanmıyorum ki tek darbede okul duvarını yıktın diye sana koşsun ;) Sonu farklı olaymış, severmişim de, yok olmadı yea!

Houkago wa Koi no Yokan (After School)


Şimdi bu manga hakkında yazacaklarım düz spoiler olacak ama, bunu demem gerekiyo yani üzgünüm genşler. Yine coolluktan ölen bir karakterimiz var ve ona aşık kız. Çocuk neden böyle depresif hallerde bilemiyoruz. Keşke öğrenmeyeydik. Olm çocukla eskiden "kekçi garsonu" diye dalga geçtikleri için bu kuul olmaya karar vermiş ya la :)))))) Çok mu aradınız ha? Daha ne kadar saçmalayabiliriz diye mi düşündünüz acaba!?  Hadi yine bişey demiyom taam.

Akai Michi


Benim bu mangayı anlamaya zekam yetmedi ya la :) Kırmızı ip ne oldu ağzına sıçtıklarım dedim ve kaldım yani. Zaten  üst üste okuyup mangaları bi bezginlik gelmişti bana, üstüne de bu eklenince hepten yaktım. 

Alive


Bu hafta okuyup en sevdiklerimden oldu Alive. 10 chapter, ilk 9 chapterı 17-18 sayfa son chapter yanlış hatırlamıyosam 50 sayfa kadardı. Keşke daha çok olaymış. Konusu da idam cezası alan bi adam, artık ne şekilde idam ediceklerdiyse, tam odaya girerken 2 seçenek sunuluyo kendisine. Ya bizimle gelirsin ya da ölürsün diye. Sonra yaşanan bi takım doğaüstü  olaylar. Hoştu bence. Yine hafızam gereği sonunu hatırlamasam da tam olarak.

Aoi Kiseki



İşte çok dellendiğim çizim tarzı. Çocuk yüzmekten deforme olmuş töbe töbe bişey olmuş yani. Leblebi kafalı,  boy nerden baksan 2 metre ayak 50 numara, el desen kafasının cılkını çıkarır teneke kutu sıkar gibi. Sayfalar da çok kalabalık benim için okuması çok yorucuydu. Ama hikaye olarak fena değil. 5 chapterlık bi shoujo manga.

Bi de yine uzunca yazmaya üşendiğim, yazcak bi şey bulamadıklarımın üstünden geçersek. Adolte and Adarte; ne yapmaya çalıştınız hiç anlamadım. Ai Kaimasee yine "olm tamam abartmayın" one shotı. Aibiki, kağıt ziyanı yaoi, 10 sayfa mı neydi, bari sadece net üzerinden yayınlamış ol yeminle içim acır. Akuma Bengoshi Kukabara, hiç hatırlamıyorum lan ama fena değildi sanki. Ame no Furu Basho, çizimden gitti gözümde, yok olmadı yani. Angel's Share 8 sayfa sonunda "neden yani? Yani ne oldu şimdi?" diye saf bakışlarla kaldım :) 5-6 tane kaldı lan yazılcak da anime bitirmem lazım!! Gidem izleyem bi sonraki manga yazısına şoolsun onlarda.




24 Eylül 2012 Pazartesi

Bugün evren bana güzel :')

Ben bugünü bi yere yazıyorum bak, evrenin "hadi la bugün bendensiniz" dediği nadir günlerdendi çünkü!

Dün gece burun tıkanıklığımla bi türlü uyuyamadım, kalktım anime izliyim dedim. Zamanında bıraktığım Special A'ya devam ediyim dedim 5te bıraktım sanıyodum öyle izleye izleye 12ye geldim, ama hala hatırlıyorum la ben bu bölümleri diyodum. Bitirdim de farkında mı değilim nedir.

Neyse sonra yeter la sabah 7de kalkıcam yatıyım diyip 4te neyn yattım. Sabah 7da kalkıp 7 bıçıkta güzelce çıkıp okuluma vardım. İşte ordan yılın ilk otostopu falanlar. Fakülteye gidip bizim kata bi çıkarım ki listeler asılmamış. ÇOCUK KAYIT YAPACAĞDI! O sırada Batü geldi. Dedik ki Beycafeye gidelim ne zamandır gidilmiyo laa dedik, karar verdik sonra bunun sevgilisi aradı, gelemüyüm diye belirdi. Defterimi çıkardım tarihle beraber not aldım bu ekmesini, bu yıl da küsücez bence. Ben olsam ben de giderdim de dkoaspdokasd olsun Batu dop sonuçta.

1 buçuk saat kadar bi süre sonra listeler asıldı. Tabi maşallah her sınıftan dersimiz oldugundan hepsini bi not alma, fotoğraf çekme telaşına girdik. Sonra laptopa sarıldık ama sistem felç :)))))))) O kadar şu gün şu ders şu saat diye beyin patlattım ama istediğimizi yazamadıktan sonra. Biz orda dellenirken çooooooo....ook sevdiğim bi arkadaşım böyle cınım binim iciğim biciğim koridorda telefonla bağırıyor şu kodu yaz şunu şu şubeyle değiştir diye komut veriyor kendisi için. Ay çok seviyom ay canım ::)))))))):))))))) İNŞ BU SENE MEZUN OLURSUN KARDEŞ!

Neyse sonra bi bağlan bi kop sisteme girdik, bi ders yazıyoruz atıyo bizi falan. Sinir harbi! En son bi baktım benim kredi 26 olmuş hoşt camış yaa en fazla da 28 alınıyomuş. Bi tane istediğim dersi gireceğdim olmadı 3 kredi diye, alttan sikko bi dersi sildim onçün, aldım yine.

Bi ders için de tığçe sabah şubesine girdi, hemen ardından benimkini yazıyoduk ki şube dolu dedi. Öğlenki şubeyi de alamıyom başka dersim var. Tığçeyle yer değişelim dedik, Tuğçe o şubeden çıktığı an ben girdim, demesin mi şube doldu :::::::::))))))))))))) resmen o saniye arada kapmış çahalın teki. Kesin çok sevdiğim bitaneciğimdir haa ::::)):))):) İşte tam o anda evren bize kucak açtı. Yanımıza gelen Ahmetlen Bora'ya (isim yazınca da günlük gibi oldu he hehehe) şu dersi aldınız mı ya, hangi şubedesiniz diyince. Sabahtayız ama öğlene geçicez demeleriyle LLAAAAĞĞĞNNN! dedim. Biri çıktığı an hemen diğerimiz girerek o dersi de öylece hallettik!

Yine kaldığımız sikko bi dersi başka dersle değiştirmek için danışman hocamıza sorularımız vardı. Öğlen yimek yiyip döndük. Hocaya sorduk ve evrenin yine alttan bizi desteklemesiylen mikemmel cevaplar aldık. Ağzım açık kaldı. Danışman hocamla resmen iletişim kurabilmiştim! Çok seviyom :B Sonuç olarak pazartesiden cumaya sabah 9 akşam 5e kadar yoğum ben genşler :'))))'))') 1 boş günüm olmadan hayata tutunucam. Hele bi de Japonca kursum da eklenirse buna naparım bilemedim. Yalnız işte tek içimde yara olan ders İllustrasyon dersini alamamaktır, kontenjan 10dan az mı neymiş hatta sanırım :) Nabıyonuz ki :) ben illüstrasyon alamadıktan sonra mezun olmuşum neye yarar! Neyse onu da seneye işşalaahh!!

Dur bitti mi sanıyon!? Haayaağğğ bitmedi! Eve gitmek üzere otostopa çıktık. Sıcaktan bezmiş haldeyken babamı aradım bizi al nollaaağğğr diye, alamadı yazık. Sonra geri döndük otostopa. İlerden bi Koreli kız geliyodu. Hemen anyonhaseyomu hazırladım. Elimi yanak kenarında bili bili diye selam pozuna geitirip anyyonn dedim ki kız döndü baktı VOOŞŞŞŞŞŞŞ!!!!! Bak bak evren geliyor! Bi kuvvet anyonumu tamamladım, o an önüme savaş topu koysanız kaldırırdım yeminle! Sonra kız merabaaa dedi ANANAASSS.... diye kaldık. Yıllardır anyonluyoz ama hiç cevap vereni çıkmamıştı! Hiç de düşünmemişiz cevap verseler ne deriz acaba diye! Sonra gittik yanına ahiihiiyiyiiy yihihihiyi diye konuşmaya başladık. Başladık diyosam kızla ben konuşuyom. Çünkü Tuğçe kenarda başka boyuta geçmişti çoktan. Allahtan Türkçe biliyomuştu kız o an neler dedim ne soruştuk birbirimize hatırlamıyom da kız neden burda belirsiz bi 2.5 aydır Türkçe öğreniyomuş onu biliyom. Adı da Haşin li bi şey ha. Ben Burcu dediğimde suratı bin parçaya bölündü voohh çok zor dedi :'))') Saçın çoksel dedi kamsamnida didim bence ben çok biliyom ha Korece dpoaskdasıkd sonra böyle ne yapsam bilemeyip biz seni tutmayalıma bağladım, napiyim orda numaranı ver kız mı diyim, öf keşkem bi Kakaotalk falan sorsaydım of allam bu arkadaşlık devam etmeliydi lan. Kendimizi aştık lan! Daha ayağıma basıp gomen diyen teyzenin karşısında sızdırıyodum ben ne demek Koreli'yle konuşmak!!!! Sonra tam ayrıldık bize de araba durdu biz binerkene bi daha döndü güle güle mi ne didi kaymışım ben hatırlamıyom, çalka dedim öf çok pis de bilirim pıdajsdoıpasdj o da çalka dedi. Daha orda olm biz naapttık lan sevincini yaşayamadan arabaya tıkılmak zordu tabi. Bulacam kızım seni dıoajsdoıasjd dur sen, daha bu iş burda bitmedi.

22 Eylül 2012 Cumartesi

İzlenen Animeler 2

Natsuyuki Rendezvous


İlk bölümü izledikten sonra Şeyma'ya haber verip, beraber gece uyumayıp bitirdiğimiz ço hoş bir seri. Josei  tutkunu olarak, böyle animeleri gözyaşı sızdırırak tutkuylan seviyorum. Son bölümün tr altyazısı olmaması sebebiyle ingilizce altyazılı izledik, ama ne çektik biz biliriz! Finalden önceki bölümü tr altyazılı izlerken "olm ben bunun türkçesini bile anlamadım ki ingilizceyi nasıl yapıcaz" muhabbeti yaşadık. Olaylar bi karıştı çünkü. Sonra finali izlerken bi ara pes edilse de "dur la anlıyorum galiba"larla devam edip çok güzel noktaladık. 12 bölümde güzel ilerleyip güzelce toparlamışlar. Sadece 1 bölümde çok sıkıldım sanırım 9du ya da 8. Havada duran hayalet bende hep bi simste bug varmış hissi uyandırdı. Kasabada bi tane sim öyle kalmış gibi pdkoasokad neden bilmiyorum :')
Neyse sonuç olarak, aradan zaman geçince daha bi sevdim ben bu seriyi. Tavsiye ederim.

Hanamaru Youchien


Bu sabah başlayıp, hasta yatağımda bi kaç saat önce bitirdiğim sevimli seri. Konu tamamen resimdeki 3 chibimizin yaşadıklarıyla alakalı. Genetiği çok yanlış anlamış insanların ürünü olan şu sarı kahve saçlı kızımız Anzu'nun öğretmenine olan aşkını ve diğer küçük chibilerimizin ona yardım etmesini 12 bölüm güle oynaya izliyoruz. Anzu'nun utanmaz ve sevimli halleri, Hii-chan'ın bilmişliği ve soğukkkanlılığı vee mikemmel kostümleri, Anzu ne kadar utanmazsa bir o kadar utangaç Koume beni yeterli miktarda güldürdü. Bitirdikten sonra kendime bir pandaneko yapmaya karar verdim! 

Mushishi


26 bölümünde de tüylerimi diken diken yapabilen ço hoş bir seri. Hiç sıkılmadan, birbirinden farklı ve ilginç olayları rahat rahat izleyebiliyosun. Ben Mononoke'den daha çok sevdim açıkcası, olayların yansıtılması açısından. Bi 2. sezonu olsa çok sevinirdim :') Bi de film izleyesim geldiği an ilk iş filmini izlicem, ço merak ediyorum.

Bunların dışında uzun uzun yazmaya üşendiklerimin üzerinden bi geçeyim. Brave 10; çok iyi başlayıp, çok havada kaldı, 2. sezon şart. Tsuritama; saçma sapan insanların olduğu ve saçma sapan olayların yaşandığı yine ço sevimli bi anime olmuş. Kyou, koi wo hajimemasu, 2 bölümlük bi shoujo, düz shoujo işte. Bakuman 2, bi ara darlanıp bıraktım ve tekrar devam ettim, son bölümler yine çok sardı ve güzel sezon finali yaptılar bi mıtlı oldum! Corpse Party: missing footage wtf did i just watch!?

21 Eylül 2012 Cuma

Biri gereksiz etkinlik mi dedi :')

Bugün Dünya Barış Çanı etkinliğine gittik. Hala soruyon mu neden diye :))))) Gerizekalılar çünkü, yapcak bi şey yok.

Dersim olsa götümü kaldırıpta gitmeyeceğim, illa gidersem de hayata lanet eden bakışlarımla insanları delerek gideceğim bi saatte yola koyuldum. Otobüs farklı yoldan gitti zaten tanıdık yerleri görene kadar ne huzursuz bakışlar attım, herkes de "ay ben her gün geçiyorum burdan" modunda, yanlış mı bindim acaba diyip çaktırmadım. Neyse, 3 kişilik kadromuz 2ye düştü buluştuğumuzda. tabisi Tığçe ve ben. Her Japon etkinliğinde olduğu gibi. İşte tee gittik Botanik Parkı'na, birileri toplaşmış, platform kurulmuş üstünde amcalar teyzeler oturuyo. O sırada biri konuşma yapıyodu biz de geçtik arkada dikiliyoruz. Biz 3 kişinin konuşması boyunca arkada durduk öyle, olm acaba herkes için değil miydi lan diye diye. Çünkü mekanda bulunanların yaşı 50+ :))))))) Neyseki sonra göründü 3-5 genç. Yazık ki böylesi önemli bir güne katılım oldukça azdı, biz bile canımızı dişimize takıp gitmdpoaskdaskdao Öf taam la, adam gibi duyurun şu işleri, hiç, kim biliyo 21 Eylül'de barış çanı çalıyomuşuk meğersem!

Kameralara yansımamasını umut ettiğimiz anlar; arkada ayakta dikilirken çevre gözlemlemesi sırasında yaptığımız konuşmalar. Şimdi anlatınca gülmiceniz o yüzden anlatmıyom odpkaspdokasd Bi en son "barış çanı nerde la" dedi tığçe, "olm galiba herkesde tarkanın zillerinden var, onları çalcaklar" diyip arkadan müzik verdik kuzu kuzunun o toz kum atma sahnesindeki. Sonra orda gülemeyince "bunu giderken bi daha de de bi rahat gülelim" dedi podasjdasıodkaspdıj çok gülüyom ben tuğçeye. Başka anlatcak yerim yok şimdi şuraya sıkışsın, geçen neye en çok güldüm bak, hala gülüyom dpkasodkapdok ortaokulda soyadı "nacitarhan" olan arkadaşım vardı dediydim buna. Olm nasıll lan nassıll laann diye 2 saat gerildi sonra olm ikna etseydiniz lan o senin ikinci adın diye dedi çok üzülmüş bi suratla daspjdopaıjdasıdjasıodj salak. GÜLMÜYONUZ MU LA?! Komik bence arkadaşım :)  Bi de son olarak bu ara en çok üzüldüğüm şey, geçenlerde "adet kanı" taklidi bilem yapmış olmamız. Yani düşün o derece yapıcak işimiz, konuşucak şeyimiz yok :')

Öf konuya dönersek, konuşmalar bittikten sonra, hadi çanı çalıyoruz dediler herkesi topladılar ortaya, biz ve 3-5 kişi hariç. Platformda oturanlardan bi teyze de aşağı incek ama platform yüksek. Yanımdaki edeme eliyle gel gel yaptı ama görmedi heral adam, ben halkın iyiliksever yankeesi olarak hemen duttum elini teyzenin. Beni görünce bi güldü kihihihi diye, ay seni, yeşilli kız, başka renk mi bulamadın ihihihi, oy ne şirinsin ay ne tatlısın diyip enseme bili bili yapıp, ordan burnuma pıtık attı. Ayaküstü tacizimi yiyip yerime geçtim. Bi süre daha takıldıktan sonra çaktırmadan nasıl gitsek lan diye düşünürken, saldık gittik. Botaniğin en sevdiğim yanı da ordan kuğuluya yürüyerek gitmek :') Nasıl basit şeylerle mutlu oluyom ben işte ama siz hayvansanız yapıcak bişey yok. Sizden kastımı bilmiyorum şu an.

Tee geçen haftaların Kore Kültür Merkezi  olayını anlatıcam bak ne zamandır ama videolu bi yazı olcağdı. Videoyu adam etmeye üşeniyorum o yüzden yine şimdilik kalsın madem. Uykum da var bak, öf çok problemliyim la haftaya ders kaydına gitcem ya hep ondan pdoaksokd Gidiyim uykumu açıyım kahve anime neyn. Hadi oldu.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Tırtoğlu muffinleri (ekekekeke :| )

Japon sever arkadaşım Tutku'nun blogunda gördüğüm muffinlere özenip, tarifini istedim ondan bi kaç gün önce. İnternetten bulduğum tariflerle mala bağlıyorum ben çünkü. Yapmış, denemiş çevreden alınca daha bi rahat oluyo. 
Bugün mutfağa girdim tarifteki gibi yaptım. Hatta dur bak tarifi de yazıyım lan, benim gibi bu işlerin cahili varsa örnek alsın:
3 yumurta
1 çay bardağı toz şeker
2 yemek kaşığı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilin
aldığı kadar un
karıştır, çırp ve 150 derece fırına ver. Tutku'dan aldığım tarif budur. Ben aldığı kadar un olayını tam çözememişim sanırım. Çünkü onun fotoğraflarına bakınca bonibonları gayet muffinlerin üstünde kalmış, benimkiler dibe battı, ne yazık :')  Neyse ama ilk denemem için iyiydi bence pdajsdpoasdas. Ay dur bu ilk deneme değil. Şimdi sizi  bambaşka bi dünyaya götürücem. Sene 2010 Tığçeyle ilk muffinimizi yapmışız. Aha buraya tıkla hele.


Neyse o konuyu atlattıysak, yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü üzre çogsel kabarttım. Tadı da gayet iyi. Ama jelibonlar sorun çıkardı! Ben bu muffinleri jelibonlu yapıcam arkadaş! Taktım bu işe! Bu mesele çözülecek!
Ben eriyip dibe çökmez de en azından dibe yakın bi yerlerde kalır diye bi umutluydum, ama yukardaki o kabarık muffinlerin alt kısmı aşağıdaki fotoğraf gibiydi. Yani hamur gitmiş sadece jelibon kalmış.


Öf çok sevimli görüntü lan dpokasdpoıaksd blogum yaşadığı en sevimli anları yaşıyo bence. Az ellemeyin. 

Acaba hamura biraz daha un koyup katılaştırsam nolur? Jelibonlar batar mı ki yine, ya da hamurun kabarmaması gibi bi şey olur mu?
Ya da zemine hamuru dökmeden önce başka bi şey mi koysam? Denişik muffin olsun diye. Ama hiç bilmiyom napsam. Mutfak işlerinde deneyimli olanlarda tavsiye istiyorum boynum bükük :')

Kesin hiç bilen biri yorum yapmıcak lan dpoaksdpoakdads bilmiyom sanki sizi :'(
 Neyse ossun.


17 Eylül 2012 Pazartesi

MİM - Devamını istediğiniz yapımlar

Yine bi Harmony mimiyle beliriyorum blogta. Kendim istedim bunu da pdoaskdpaoskd çünkü yazcak bi bok yok ama yazmayınca da sıkılıyorum ya ondan. Harmony'nin yazısı içün şöyle geçiyoruz: http://harmony-halmeoni.blogspot.com/2012/09/nerde-devam-bu-dizi-film-animelerin-mim.html#comment-form

Devamının gelmesini istediğim dizileri, filmleri animeleri bi düşüneyim ben. Defterime baktım çok şey çarptı gözüme ama, dünyevi heveslerimi kenara koyup aza indigemeye çalışıcam artık.

Diziler 

House


Her ne kadar zamanında küsüp, son sezonu izlememe kararı almış olsam da İZLADIM! Köpek gibi de izledim! Hatta özel bölümünde ağladım bilem! Tüylerim diken diken oldu. O kadar yıl nasıl geçti lan dedim. İlk bölümlerdeki pındık Wilson'ın tipi falan. Gider daha 3-4 sezon daha giderdi. Beyle konuşmayın etrafta "aman hep aynı şey, nasılsa hepsini çözüyo" diye, ağzınızın orta yerine sıçarün :') laf demeyeceksiniz House'a! Adam olacan önce adam! Her bölüm aynı şeymiş, HADİ LAN ORDAN!

Friends


Ben Friends'i döneminde izlemedim, 1-2 yıl önce izledim hatta. Ama devam etseniz ederdiniz bence :'''( Siz de son bölüm de sarılıp ağlaşıp dram yaratmıştınız pislikler! Daha çok güldüğüm bi dizi olmadı ha! En çok hangi karakter güldürdü onu bile seçemiyorum ama bana göre Chandler'la açıp Ross'la kapattılar. Hala youtubedan açar açar izlerim. Çok gerizekalıydınız :'))

Bunların dışında daha bitmedi ama, gün gelip bitecek "Doctor Who". Devam etsin, bitmesin yani ama allahın belası dalekler bitsin! Bir göt atamadınız, bir fıske vuramadınız şunlara, 7. sezona geldik hala varlar arkadaş! Allan elektrik süpürgeleri! Yediricem o "exterminatei" bi gün!

Bloody Monday


Bak dizinin afişini bile koyamadım Hiroki'yi görünce pdokapdoaksd Resmen herif en mükemmel, en daha fazlasını yapamayacağı tiplemedeydi şu dizide! Adam beyaz! Hadi kırık beyaz dpoaskdaoskd Zaten öyle belirsiz bitirip kalabalığa karışamanız bu diziye 3. sezon istiyorum lan!

Yankee-kun to Megane-chan


Ay bak yine Hiroki oldu lan :') Demek çok seviyosam, ama yine ilk göz ağrısım Shun'un yerini almaz, yoh olmaz. Tam dibinde böyle :') Bu serinin mangası mı bitti ha noldu? Bittiyse siz yazın da çekin lan dizinin 2.sezonunu, hadi taam ver ben yazıyım lan! Gokusen'i hayvan gibi 3 sezon yaptınız ama!!! Ne var accık daha yankee Hiroki görsek hea?!

Hana-kimi


Hele ki o götüm gibi Kore versiyonu çıktıktan sonra daha mumla arar oldum. LAN SANO HİÇ MINHOYA OYNATILIYO MU?! Yeminle o çocuğa yaptığınız yatırım ziyan lan günah lan. Bi tipe bakın, resmen bi cücük koysan Keremcem diye piyasaya sürersin! Allah bilir şarkı da söyletirsiniz siz o dizide ona. Öff Kore nefreti geliyo bana böyle mal mal işler yaptığınızda bi de o diziyle övgü aldığınızda. Hadi gidin lan ordan! Japonlar bile şu diziyi başka karakterlerle çekmeye kalktı da gitmedi yani olmadı. Has kadro budur! O fındık faresi Mizukiye bile katlanıyorum yani. Shun'un Serdar Ortaç modelli saçlarına bile bayılıyorum. Nakatsu'nun gayliği dşpoakspoakdsd Tamam gel allahın belası Kagurazaka sen de gel. Ömrümü yedin her dizide oynayıp gerizekalı! Sekime'ye Tekime diyin de gülelim lan yine :'''( Ay çok özlüyom! Derhal toplanıla bir sezon daha çekile. Shun yüzüğü at gel güli :')

Filmler

Harry Potter


Çocukluğunu, gençliğini bu uğurda harcamışlar da benim gibi ister devam gelsin. Bi 10 kitabı daha yazılabilir, 10 filmi daha çekilebilir. Hatta şunu kesinlikle istiyorum Titanic'e yapıldığı gibi bundan bi 5-10 yıl sonra bütün seriyi 3-5-10 boyutlu izleme şansımız olsun :''((('(( Daha fazla yazarsam ağlıcam!
Başka film de bulamadım lan devamı gelsin istediğim. Yerinde iyiler demek ki.

Animeler

Danshi Koukousei no Nichijou


Yazın bi kez daha izleyerek 3. turumu tamamladığım mithiş seri. Devamı gelmezse bu böyle gider, her zaman izlerim yani. Gülüyom çünkü hayvan gibi. Benim espri anlayışıma tepeden tırnağa uygun olan tek seri şudur. Çok özlüyom sizi geri dönün :')

Vampire Knight


Herkes yıprandı lan 3. sezon geliyomuş haberleriyle ara ara heycan yapmaktan. Kendimi bu arada Zero'dan delicesine soğutup "sen kimsin ki olum allan deli yüreği, git köşede acı çek, sincap falan ye, konunun senle alakası yok" demişsem de, adam beyaz saçlı, yani yapacak bi şey yok! Gidip mangasını alabilirim aslında satılmıyo değil, konu açıklığa kavuşsun diye ama, ben One Piece'i alıyorum bi de buna para veremem, o yüzden şu fakire acıyın da bi devamını şaapın la.

Angel Beats


1 günde büyük aşk yaşadığım seri. Devamı gelsin çünkü, orda o kadar karakter var, bi keşke onların da hikayesini duysaydık, hepsine Yui'ye yaptığınız şeyi yapsaydınız. her bi karakterle bir gün geçireydik. Onların hayt hikayelerine meraktan ölüp gitmesem. Ayrıca hem dram hem komikli hem heycanlı olayları bana çogsel şekilde yaşattığı için seviyorum. Ayrıca müzikleri de mikemmelliğin sınırlarında dolaşmakta. 2. sezonu gelcek mi la bunun?

K-On


Pembe sıçan insandan ne kadar tiksiniyosam, bu seriyi eyle bi seviyorum. Sanırım mangası bitmiş, 3. sezon olmayacakmış öyle haberler okudumdu. Yıkıldım mı? Yıkıldım tabi. Miymiy sevimlilik yayan, salak saf, ama ecchi olmayan, kızlara tahammül edebildiğim nadir animelerdendi. Sanırım bi daha izlicem lan ben bunu.

Nana


Hayatımın Joseisi :') Mangasını alıyorum ama sadece 5 cilt satılıyo. İnşallah nerde satılıyo bulamanız da hepsini ben alırım. Daha 1.'yi alabildim sadece. ALMAYIN LA BEN ALCAM ONLARI.
Bi süre daha devamı gelmezse artık bilgisayarda oturup mangadan devam edicem ama yok lan istemiyom ya tiksiniyorum bak bilgisayardan manga işine! HOF EĞER ZAMANINDA HAYVAN GİBİ SPOILER YEMEYEYDİM! Gerizekalı göt suratlı her kimse yazmış oraya kepsi açıp "hani böyle oldu yaa ay çok üzülüyorum yaa ::'((" diye. EBEN! EBEN AMK! Git çok üzülüyon madem gir küvete jiletle bileğini! Bi bulsam seni, bi gün gelsen ben böyle büyük bi spoiler vermiştim diye, ne dalarım bilemen! Sırf o işe dellenip nasıl oluyo lan acaba diye dellenip internetten okursam mangayı öf duramayırum da merakımla! Yapın lan artık şunun devamını :'(

Bi de Deadman Wonderland ve Ao no Exorcist diyorum. Çünkü bok gibi bıraktınız! Öyle mal gibi ovalarla bu iş yürümez. Edebinizle devamını getirin şunların, hatta ao noyu sevmiyorum bile çok bayık seri ama iş nereye bağlandı onu öğrenir kaparım.

Neyse bu kadar galiba. Kesin bak devamını istediğim film var ama gelmedi işte aklıma.

Mimlemeye geçiyorum, Şeyma :), Mathilda, Rvzgrl, Şizomizo (belki utanır da araya bi normal yazı yazarsın sonra mim falan yaparsın). (=^_^=)Zennn~~ , egosantrikrapso , Tutku
Hadi görüşürük!


16 Eylül 2012 Pazar

Okunan mangalar -1

Hiç sevmediğim halde internetten manga okumaya başladım. Hem de Türkçe olarak mangaturk 'den sırayla, en fazla 10 chapter olan serileri okuyorum seçim yapmadan. Tamamlanmamışları ingilizce devam ediyorum. Hepsini ingilizce okumak istiyorum da o kadar üşeniyorum ki, manga türkçesinden nefret etmeme rağmen dayanıyorum ha öyle bi üşengeçlik. Neyse bakıyım nereye kadar gidicek bu iş. Şimdi okuduklarımı yazıyım şuraya, manga yazılarına da başlamış olurum.

0x0 Memories


Böyle hikayelere karnım tok ama sıradan gidiyorum diye okudum işte. Klasik shoujo, one shot manga. Manga boyu dellendiğim konu şuydu, yanlışsam okuyanlar düzeltsin; bu kız kafasına top çarpıp hafızasını kaybetmemiş miydi lan? Neyin dramını yaşadılar o kadar anlamadım. Sürekli bi "ben hiç kimseyim." tripleri! Resmen lisede sınıfta bayılıp duran, bünyesiz iğrenç kızsın! Senin yüzünden sınıfın en iğrenç pislik kızları da "açılığıınn yaa açılıığnn kolonya getirinnn!" diye bağırır! ÖF BAK NASIL TİKSİNDİM! Lisedeki bütün tipler geçti gözümün önünden, ne kadar iğrençtiniz kızlar ;) Hep manganın dışına çıktım burda sizin yüzünüzden!
Neyse okumayan varsa,bi baksın bence. Bilmiyorum aktif manga okuyanların çoktan okuyup arşivine attığı bi manga mıdır, önceden okuduğum bi kaç seri ve param oldukça aldığım one piece ve nana dışında manga kültürüne sahip değilim. Evet buğadar.

24 Color


Çok seviyorum bu tarz çizimleri. Onçün mangakasının diğer mangalarına da sıranın gelmesini iple çekmekteyim. Yine bir shoujo manga, resim yapmayı çok seven Nanaka isimli kızımızın liseye başlaması ve gelişen olaylar olaylar. Kendi gibi resim yapmayı çok seven Chihaya'ya aşık olur. Hatta öyle kabullenemeyeceğim aşk ki, okulun 2. gününde kız çatıya çıkar ay lav yu castin biber tarzı hareketlerde bulunur. Bunu okurken de çok dellendim evet, 3 günde neyin ölümsüz aşkına ulaştınız 14-15 yaşınızda bilmiyom. Neyse ama 5 chapterlık fazla vakit almayan sivimli bi manga.

A Star Sleeps Until The Sun Goes Down


Bu da 3 chapterlı Halfway mangasının 3. hikayesi. Sanırım 3 hikayede birbirinden farklı, ama sıralama gereği önce bunu okumuşum tabi ben, diğerlerini daha okumadım. Mangakalarının tek mangası bu muymuş bi de? Yine çabıcak biten kısa bir shoujo. Genç kızımız evine dönerken kapısında uyuklayan sarhoş taş gibin bir çocuk görür, uyanmayınca polise haber verir falan. Neyse, sonra çok da yabancı olmadığımız olaylar yaşanır. Böyle bi şey.

Asa mo Hiru mo Yoru mo



Mangaka Aoki Kotomi  Boku wa Imouto ni Koi wo Suru'nun mangakası. Mangasını da animesini de sevdimdi, her ne kadar filmini yarım bıraksam da Matsumoto Jun'a rağmen. Şimdi diğer mangalarına baktım da sırayı bozup hepsini okuyasım geldi. Bu mangada da erkeklerden bi sebepten ötürü nefret eden liseli kız ve ona yakınlaşmaya çalışan diğer liseli genç. Açıkçası okuduğum şeylerin, etkisine göre, aklımda 2 gün ile 1,5 hafta arasında kalmasından dolayı sonunu hiç hatırlamıyorum. Ama güzel mangaydı.

Fugurumakan Raihioki


Sıradan giderek manga okumaya başlamadan önce okumuştum bunu. Mangakanın tarzını çok sevdim, hikaye de çok güzeldi. Diğer mangalarını da hevesle okumayı bekliyorum.
Manga Yoh ve Ian isimli kapaktaki Japon bebeği ve yaşadıkları çeşitli olayları anlatıyo. çeşitli olaylar da şöyle ki; Yoh insanların kalmadığı, sadece onların geride bıraktıkları eşyaların kaldığı bi kasabada yaşıyo. Bu unutulmuş, atılmış eşyalar insan görünümünde ama, ruhları gibi yani. Bunun üzerine ilginç ve ço hoş bi manga olmuş.

Goth


Bunu da sıradan okumaya başlamadan önce okudum. Karakterlerin adını falan hatırlamıyorum tabi. Oldukça karanlık bi manga adından görüldüğü üzere. Cinayetlere ilgi duyan 2 sınıf arkadaşı hakkında. Ne olaydır ki yakınlarında da sürekli bi cinayet olayları var, hiç olmadı kendileri öyle meselelerin içine düştüler. Belki de okuduğum bu tarz manga olmamasından dolayı bilemiyorum hoşuma gitti benim, en başta sevmesem de.

A Thousand Years of Snow


Ouran Highschool Host Club'ın mangakasından bir manga. Emin olmayaraktan sanırım ilk mangasıymış bu. 9 chapterdı yalnız 10. chapter çıkmış mı, çıkacak mı anlamadım? O şekilde bitse de olurmuş bence, baya belirsiz bitti ama rahatsız etmedi beni. Şimddiiğ bu mangada da Chiyuki, en fazla 15 yaşına kadar yaşayacağı söylenen bi kapl hastası, ki ne yapmış etmiş 17sine kadar gelmiş. Ve vampir Touya'yla tanışıyo, sonra komikli dramlı olaylar. Yine bi kaç saatte rahat rahat okuyarak bitirilebilecek bi manga. Özellikle en çok güldüğüm yer de Chiyuki'nin Touya ona güzel şeyler söyleyince defterine not etmesiydi ğdoaksdopaskd yazık lan :')

Neyse yazacaklarım bu kadar. Görüşürük.


15 Eylül 2012 Cumartesi

90'ların Karanlık Yüzü

Yine çok sıkıntıdan bu yazıyı yazmaya karar verdim ama bi korkaklık yok değil, çünkü aylar önce googhan demişti yazıcam diye, bekliyom yazmıyon olm çok sıkıldım napiyim podajsdoıasjd Bi gün sen de yazcan işşalla!

Neyse hiç yapmadığım kadar düzenli bir şekilde "90lar" yazısı yazmak istiyorum kısmetse, ama birazcık 90lar ortası-sonu ve 2000ler başı gibi, bakalım nasıl olcak.

Kağıt bebekler ve maketler


Oldukça yalnız geçen çocukluğumun en büyük eğlencelerinden biriydi, gazetelerden çıkan bu kağıt bebekler. 4-5 yaşlarımdayken deli gibi biriktirdiğimi hatırlıyorum. Gazeteler hala veriyo olsa keşkem gider toplarım hepsini. Bi de çok farklı kıyafetler, mankenler oluyodu ahiy negseldi lan!
Bi de şimdi görselini bulamadım ama belki hatırlayan vardır. Yine aynı yaşlardayken ben, yani 95-96 yılları oluyo, gazetelerden çeşitli maketler veriliyodu. Gemi, ev şato gibi farklı farklı. Her gün belli parçalarını veriyolardı hatta, benim istediğim bi şato maketi vardı. Casper şatosu diyodum ben ona, bilmiyorum öyle miydi gerçekten Casper şatoda mı yaşıodu la? Neyse, hatta o zamanlar İstanbul'da yaşıyoduk, beni döven ahmetler Ankara'ya taşınmıştı biz de onlara gelmiştik. Ama babam bi gününü kaçırmıştı gazetenin :'( Beni döven Ahmet şatosunu bitirmişken ben sadece hayranlıkla bakmakla yetinmiştim :''('('( ÖF ÇO ÜZÜLÜYOM!!!

Muhabbetler


Sizi de koydum genşler ama Almansınızdır işşalla. Bu konu da ben 3. sınıftayken patlak verdi, ya da daha öncesinde de vardı da hatırlamıyorum. Konu şu ki, delicesine kulaktan kulağa yayılan "Almanyada osurmak ayıp değilmiş.". Bunu kim nerden çıkardı acaba o kadar merak ediyorum ki. Bi de yazık hiç mi konuşacak bi şeyimiz yokmuş lan, tabi internet daha adam olmamış, ya dizilerden, çizgifilmlerden konuşacaksın ya da böyle şeylerden konuşacaksın. Ve hatta bu muhabbet level atlatılıp "ama geğirmek çok ayıpmış." kısmı eklenmişti. Bi gün bi almanı çevirip sorcam "osuruyon mu uluorta?" diye. Ekşide bu konuyla ilgili ço hoş şeyler yazıyo gülmekten pek bi sıçtımdı zamanında bi bakın bence.

Televizyon


Evet, biliyoruz şimdi o dönemler Küçük Melek Maria'lar, Vahşi Güzel'ler, Rosalinda'lar, Çılgın Bediş'ler dönemiydi. O konuya bulaşmıyorum, biraz da konuşmadıklarımız hakkında yazmak istiyorum.
2001 yılında ekranlarda görüğümüz Nihat Doğan'ın tabiki de başrolde olduğu Sultan dizisi. ben adını "İşçi" gibi bi şey hatırlıyodum, ama baktım ki Sultan'mış. Bilmiyom belki Nihat işçi birini oynuyodu ya da allah korusun adı işçi falandı, emin değilim. Konuyu da hiç hatırlamıyorum ama pek bi acıklı olduğunu şu surattan anlayaniliriz heralde, belli bi dümenler dönmüş yoksa Nihat o hallere düşecek insan değil.
Beni dışarı çağırmak için eve gelen bi arkadaşım, televizyonda görüp "ay ben çok seviyorum bunu, keşke böyle bi abim ya da sevgilim olsa demişti." O zamanlar bile nasıl zevk sahibiysem maşallah, gözümü devirip konudan çıkmıştım. NOLDU HA NOLDU ÇİĞDEM ALDIN MI BABAYI?
Bunun dışında bir zamanlar Oktay'la evlenme hayali kuran tüm kızlar sonradan İvo'yla evlenme hayalleri kurmuştu. HALA KURUYOM İVVOĞ :')
Ve televizyondaki diğer lanet olası zenciler de, şu Kemalettin Tuğcu kitaplarının dizi uyarlamasıydı. Allah belalarını versin o Küçük Besleme'nin suratı gördükçe ne tiksinti yaşıyodum lan MEH GİT SÜMÜKLÜ SENİ. Bi de Üvey Baba vardı. Höf! İyi ki annem bana yasaklamıştı Kemalettin Tuğcu  kitaplarını, örtmen okumam için verdiğinde de yassah diyodum okutmuyodu bana. Oh çok şükür.
Bi de bizim televizyon 12 kanallıydı la :) kablolu olayı olmuyodu, o yüzden yaşıtlarımın discoveryde şöyle bi belgesel vardı veya nickelodeonda şöyle şöyle oldu muhabbetlerine hiç katılamadım :''')) Hele ki Adams ailesini hiç izlememiş bir çocuğum ben. HATTA 2 D İLE YAZILIYOMUŞ BAK ONU BİLE BİLMİYOM!

Film


Şizomizo'nun karıncalı filminin travmasının aynısı bende bu film için var. Allahın belaları öf bak nasıl hala tiksiniyorum. 93 yapımıymış film ben de bundan 1-2 yıl sonra izledim sanırım. İzleyen varsa oturup ağlayabiliriz yani. Bu tipler uzaydan mı ne gelmişler ya nerden geleceğdi zaten, bi karavanda mı ne yaşıyolardı sanırım. Kimse de olm gaffana noldu la? demiyodu :) Hatta dişleri sivri sivriydi de gidip onu yaptırıyolardı falan. Bu kızları da ergen yoldan çıkıyodu falan, bi dünyalıya aşık oluyodu sanırım o da Adam Sandlermış, her boka koymayın o adamı da. Lan niye değiştirmedim acaba da izledim bu lanet şeyi! Düşün ki bi tek 4-5 yaşlarımda izledim ve sahneleri hatırlıyorum başı sonu yok ama, öyle de bi travma!

Sonracııma derinden etkileyen Jumanji var tabi. keşke oyunu çıkaydı lan neden yapmadınız :'(

Garip Etkinlikler 


Bak bunu bilmiyorum hepimiz yaşadık mı, ama bizim okulda ve oturduğum çevrede delicesine yaygın bi olaydı. 2li dans olayı vardı. Şimdi hatırlamadığım bir çok şarkıyı bi koreografi eşliğinde yapıyoduk karşılıklı. Ama herkes aynı koreografiyle yapıyodu, yani bu işi kim çıkarmış belirsiz!  Bilen bilmeyene öğretiyodu. Bi hatırladığım Yonca Evcimik'in şu 9.15 vapurlu şarkısı, bi de shakira'nın şarkıyı hatırlamıyom şu kızıl saçlı olduğu ilk şarkısı heral. En mohteşemi de Hakan Peker'in Karam şarkısıydı. Lan şarkı çıktığı an hepimiz, yine kimin çıkardığı belirsiz dans hareketleriyle 2şer 2şer toplaşıp yapıyoduk. Yazık gençliğimize yeminle. 

Sonra her bulduğumuz duvar deliğinde otlarla kumlarla yemek yapardık, taso olayı vardı bi de bildiğimiz üzre Pokemon kaynaklı.

Moda

Bunu da şimdiye dek hatırlayan tek kişi de Tuğçe'ydi. Hatta yıllar önce söylediğimde, gece gece Sıhhıye'deydik yolun ortasında sevinç çığlıkları attıkdı, bilen birini bulduk diye. Bahsettiğim şey Mirkelam pantolonu.Bu da 95-96lı yıllara denk geliyo. Şimdi görsellere güvenemedim, koştuğu klipteki pantolonu muydu acaba emin olamadım. ben kareli diye hatırlıyorum ama ordaki kareli değil. Böyle bol cepli olduğunu hatırlıyorum bi de. Beni döven ahmetle ikimizin vardı negsel giyerdik la. Annem atmamış olsa hala giyerdim bence.
Bol bol da bahçıvan pantolonlardan giyerdik :') Hatta dur ne deniyodu la... Slopet hah! Şimdilerde 80-100 liraya satıldığını görüyom da içim acıyo :'(

Teknoloji

3-4 yaşlarındayken o zamanlarki kankeytom "Memoş"la onların evinde televizyon izliyoduk akşam vakti. Hatta power rangers vardı. "Ben buyum sen bu ol"culuk yapıyoduk. Sonra bi tanesi hakkında kötü bi şey söylemişti, ben de ne biçim gerilmiştim. Çünkü teelvizyondakilerin bizi duyabileceğini düşünüyodum :) Gerizekalıya bak :) Şşşş duycaklar şimdi falan demiştim lan yazık kim bilir naptı çocuk hiç hatırlamıyom.


Bir de dönemin devrimsel hareketi internetti tabi. Evlere yeni yeni girmeye başlamış. Biz de 2000 ya da 2001 yılı gibi bilgisayar alıp internete kavuşmuştuk. Tabi ben kavuşmuştum, 1. sınıftan beri evde yalnız kalan çocuklarına acımışlar demek almışlar eve. hatırlıyorum ki "ixir" vardı o zamanlar. Reklamı da koydum ki bilmeyenler öğrensin, bilenler nostalcik duygularda kavrılsın. Bu arada çok başarılı ve dahice bi reklam olduğunu söylemeden geçemicem. Dönemine göre ve hatta şimdiye göre bile en iyilerden biri bence. Neyse genşler siz bilmezsiniz o zamanlar internete bağlandığımızda ixirin küçük bi cdsi vardı onu takardık, bağlantı sesi duyulurdu ondan sonra ay bak ço özledim o sesi. Ve sonra ev telefonundan arayanlar size ulaşamazdı tabi. Ey gidi lan! 

Reklam demişken sanırım 2000lerin başlarında da fındık reklamı vardı şu aganigi naganigili. Bilmiyon tabi ne demek olduğunu orda burda bağır, ne gerizekalı nesilmişiz la.

Bi de konuyla biraz alakasız da söyliyim içimde kalmasın. Evde tek kalıyorum diye günde 6 kere aranırdım. Annem, babam (2 yıl başka şehirde görevdeydi o zamanlar) ve ananem tarafından sabah ve akşam olmak üzere 2şer kere. Merak ediyolar ya tabi. Ama zavallı ben ne zaman tuvalete girsem telefon çalardı. SIÇIYOM LAN SIÇIYOM DE Mİ?! Anneme isyan etmiştim de, annem eve telsiz telefon almıştı, nereye gidersem yanımda taşıyodum :')

Ha bi de telefonda hikaye dinleme hattı vardı. Yımışak sesli bi teyze sincaplardan kuşlardan bahsederdi, arkadaşımla gizlice arardık hep.

Neyse şimdi oturup bi anda yazmaya başlayınca bunlar geldi sadece aklıma. Sizde de varsa böyle "acaba herkes mi böyleydi lan?" dediğiniz yazın bence ço hoş olur.
Görüşürük!



Mim (bilmiyom adı ne bi kaç soru var işte)

Ne biçim depresyonum bilemeniz! Okul başlıcak ya şimdi 1 hafta sonra ya da 2, o kadar öğrenmek istemiyorum düşün. Derslerin durumu ne olucak, hangi dersleri alabilicem bilmem ne, gereksiz gerilim yaşıyorum. Belki bi dışarı çıksam stresimi atıcam da, tatilde Ankaradaysam dışarı çıkmam arkadaş ben. tatil demek evde kıçı yayıp oturmak demek. Zaten sonra istemediğim kadar dışarda olucam. Ha 4 aylık tatil sana yetti mi derseniz, yetmedi :') Hala yorgunum, hala uykum var pdokasdaskdo Neyse bu hafta biraz dışarı atıyım da kendimi okul işi zorlamasın, hikikomori olup odama sıçıp duvarlara yazı yazmıyım sonra.

Sürekli evde olunca da tek yazıcak şey izlediğim filmler diziler, okuduğum kitaplar oluyo. Bi de mimler var işte. Harmony imdadıma yetişip şu yazısında beni mimlemiş http://harmony-halmeoni.blogspot.com/2012/09/soru-cevap-6-mim-okuldaki-rehberlik.html?showComment=1347697877461#c5961664581362085219 oturup bunla uğraşıyım bari.

Kendini seviyor musun?

Tabisi sevmiyom. Tamamen bulunduğum mekanla ilgili ama bu. Kendime acı çektiriyorum resmen nefretimle. Oysa Japonya'da olsam kendime aşık olurum. Tek problem bu :')

Yapmaktan hoşlandığın şeyler?

Uyumak, yemek yemek, çiş-kaka yapmak en başta bi kere. Resmen ayrıyetten yapmayı sevdiğim bi şey yok, şuraya yazsam bungee jumping, okçuluk, eskrim... Yok ama işte düz kitap okumak, anime-film-dizi izlemek pollyannasıyım :') Bir de Japonca'da ilerledikçe nasıl yımış yımış mıtlı oluyorum bilemen. Bi hocamla konuşaydım kurs ne zaman başlıyo diye iyiydi.

Hedeflerin nelerdir?

Çok utanç vericidir ki, okuduğum bölümle ilgili hiç bir hedefim yok. yani mezun olunca iyi bir grafik tasarımcı olayım şurda çalışayım şunu yapayım yok arkadaş. Öyle bi aracı olarak görüyorum ki her şeyi. Neyin aracısı dersen, Japonya'da yaşamanın aracısı. Hedef Japonya yani. Şurdan mezun olayım, Japonca kursunu bitireyim şimdilik hedeflerimdendir yine aracı olan.

Kendini bir cümleyle anlatır mısın?

Gözlerim küçük ve kahverengi.

Nefret ettiğin şeyler nelerdir?

Çok fazla dürüstüm :)
Taam yazıyom sıs. Çorapların ayaktan çıktıktan sonra katlanmadan odanın bir köşesine fırlatılması. Telefonda konuşmak. İsteğim dışında gelişen olaylar, adeta 5 yaşındaki çocuk gibi olur hayatı zindan ederim. Alt kat ve üst kat komşum. Bir grafik tasarım öğrencisi olarak, efil efil sanat kokuyorum ben elimde şaraplan bir sürü sergi geziyorum kültür sıçıyorum tipleri , ki sanat camiasından nefret etme sebebimdir. Oturduğum evi çok sevsem de bulunduğu yerden tiksinti duyuyorum. İstenmeyen tüyler, ne tüyü KIL DİYECEN KIL! Sabah 5te duyduğum ezan sesi, ne varki şu akşam mı ne bi tanesi hemen bitiyo ya onu sabah okusanız HA NE VAR!! Kalabalık ve çok gürültülü insan grupları. Öf çok var lan yeter saydıkça hayata küsüyorum zaten depresyondayım diyom!

Favori şarkıların, filmlerin, kitapların nelerdir?

Bu aralar favori şarkılarım olarak fma brotherhood ost'leri diyebilirim. Bir de Nell'in tüm albümleri indirip, eski şarkılarını dinlemeye başladım. Ama belli bi favorim yok.
Film favorim, Harry Potter'ı bi kenara koyarak konuşuyorum, More Than Blue'dur zaten. Ama yine bu aralara favorim hangisi dersek, Gong Yoo'nun Dogani'si, bi de Hello Schoolgirl.
Kitap için yine Harry Potter'ı kenara koyarak, Haruki Murakami'den aldığım tadı hiç bi kitaptan alamıyorum bu aralar. Onun kitapları dışındaki kitaplar basitçe hatta ahmakça yazılmış gibi geliyo, okuduklarımdan bahsediyorum tabi.

İlham aldığın kişiler?


Öf en zor sorular da hep böyle sorular ha. Ama dur cevabım var galiba. Bu ara saçımı sürekli değiştiriyorum, sürekli bi G-dragon saç modellerindeyim. Son hedefim de böyle kestirmek. Ağzına sıççam artık bebenin SAÇINI DEĞİŞTİRİP DURMA LAN!! Bakıyım 2 hafta sonra falan gidicem kuaföre o zamana kadar fikrim değişir mi bilmiyom, yazık o adamı da Asya hayranı yapıcam yakında. Bana bi gün Death Note izledim diye gelmese bari.

Death Note'u sen bulsaydın en yapardın?

Sobaya atacak halim yok çatır çatır kullanırdım. Elimde küçük bi liste var, acıma-vicdan-sorumluluk hissetme gibi tüm duygulardan da arındırılmış haldeyim bu konuda. Burdan Shinigamilere sesleniyorum, bu işi yapabileceğime güveniyorum, biraz eğlenmek isterseniz 1 numaralı defter düşürülecek kişiniz olabilirim :''')))') Elmayı da kasayla alıyoz biz.

Neyse şimdi mimlemeye başlıyım kim yazmadıysa artık;  Seyma (mimlendin zaten ama ossun yazmassam olmuyo), Mikalzia, Voodoo Baby, Şizomizo, Oh Yoon Joo, Demetgil. Görüşürük

11 Eylül 2012 Salı

Bir güya korku filmi incelemesi


Konumuz Death Bell 2. Afişleri ne kadar başarılıysa filmleri bi o kadar berbat bu Death Bell serisinin. Hayır bi de ilk filmle alakası yok, şimdi anlatıcağım ikinci filmin. Madem bağımsız konular, o zaman adını değiştirin de 1. filmdeki rezilliği devam ettirdiğinizin üstünü örtmeye çalışın az. Demek nasıl gurur duydularsa, aynı bizdeki o Dabbe midir nedir, onun gururu var demek...
Korku için değil ama bi kaç kişi toplaşıp gülmek için izleyebileceğiniz bi film. İlk filmi de öyleydi zaten. Bi korku filmi bulamıyom ben korkmalık Kore-Japon camiasında :')
Şöyle ki, bi tane kız ki kendisi Donghae'nin dizisindeki Panda oluyür, yüzücü bu tamam mı ğodpaksdaoskd güya kafayı atlama tahtasına çarparak ölmüş. Filmin ilk sahnelerinde de gece ve tabisi ışıkları açmadan havuzda yüzen kız var, buna Snape'in uçarkenki çıkardığı toz bulutuylan bi şey geliyo bunu öldürüyo. Kimdi hala bilmiyom. Ama tabi filmin ilk "biz korku filmiyiz" diyen kısmı, sınıfta birinin burnunun kanamasıydı. Yapmayınca olmuyor arkadaşlar burda bi anlaşalım.
Neyse bu sınıfın öğrencileri çok mu salaklarmış neymiş okulda eğitim kampına alınıyolar. İlk günden bunları bi tane örtmen okula kitleyip gidiyo, kimsenin haberi yok.
Sonra olaylar başlıyo işte, garip garip ölümler, ilacı değiştirilip kafayı üşütenler. Ki mesela bu o sahneden bir görüntü. Filmi yapanlar, olm napsak la diyip kızın eteğinin altından kıl fışkırtalım demişler zaar. Lakin arada bir ağdaya gitmesini, hiç olmadı makasa sarılmasını öneririm.


Ve böyle gerizekalıca bir sahne olduğu da doğrudur. Gel gör ki piyano çalan bu ellerin de konuyla bi alakası yok. Film yapımcıları hevesini almış sadece.

Neyse, du bakıyım başka neler oluyodu..He azgın gençlik tabi çeşitli şekillerde öldürülüyo falan, bunları hep o pandanın ruhu yaptı sanıyoz. Sonra öğreniyoruz ki pandanın eski sevgilisi ve sevgilisinin ablasının işiymiş. Abla da okuldaki yeni örtmendi bu arada. Şöyle ki, sınıfın azgın bir grup genci eğlenmek için içlerinden birini, tecavüz etsin diye, yüzme sonrası duşunu alan Panda'ya yolluyo. Çocuk bunla mücadele ederken geriya kalan  ergenlerimiz eğlenerek izliyo falan. Sonra kız çocuktan kurtuluyo hepinizi şikayet edicem derken, içlerinden bi kız bunun kafayı mıslığa geçiriyo. Çat diye ölüyo, bi gıdımlık canınız var yeminle. Sonra buna intahar süsü verip Panda'nın sevgilisine atıyolar suçu. Çocuk hapislere düşüyo. İntikam için dönüyo. Ki burda gördüğünüz gibi bir insanı öldürmenin cezası Kore'de 1 yıl falan olsa gerek ki, gençler hala lisedeyken geri dönüp intikam alabiliyo :) Neyse hadi tamam TAMAM HADİ BİŞEY DEMİYOM! 

En son bütün iftira atanları öldürüyo bu eski sevgili. Ha bi de Panda'nın kuzeni mi kardeşi mi neyi bi kız var, meğersem o da razı gelmiş kızın tecavüzlenmesine. Son sahnede eski sevgili ondan da intikam almak için havuza atıyo zincirlere bağlayıp, sonra hortlamış Panda beliriyo suyun altında kızın zinciri çözüyo. Sonra bu eski sevgili de havuza atlıyo mu napıyo pandayla elele yüzerek gidiyolar. FAKAT ORASI HAVUZ! NEREYE KADAR GİDEBİLİN!!! 

Filmin sonunda da o kapıyı kitleyip giden örtmen ne ayaktı, madem hayaletin cinayetlerle alakası yok en başta havuzda öldürülen kız neyin nesiydi gibi sorularla kalıyosunuz. Bunun dışında bir de çocukların kilitli okuldan neden ilk kattaki camları kırıpta çıkmadıkları belirsiz. Madem iş hayaletin işi değil neden hepiniz bi yerde toplaşıp sabah olmasını beklemiyonuz da tek başınıza karanlık koridorlarda dolanıyonuz? Bununla ilgili bütün sitemleri ve yorumları buraya ekleyeceğim, film sırasında yaptığımız ses kaydından daha net görebilirsiniz.
Görüşürük!

Yok vazgeçtim la çok uzundu kayıt bölmeye üşendim dpokasdasdkasok neyse bay.

10 Eylül 2012 Pazartesi

Seti kurun geliyom basmaya!


Şu diziyi izlediğim en sinir bozucu ve en salakça dizilerden ilan ediyorum! Adı "White Christmas" olan Kore dizimiz, gerilim-gizem türünde iyi bi başlangıç yapıp, son 4 bölümde gördüğü yere sıçmayı başarmış. Toplamda 8 bölüm olması ve türü nedeniyle hevesle başlamıştım diziye. Another'daki "ölü olan kim?" gibi bi olay var.
Şehrin çok dışında bi yerlerde, ülkenin göyası en zeki öğrencilerinin okuduğu bi okulda yaşanıyo olaylar. Okulun tek tatili 8 gün süren tatil. Bu sürede okulda kalan öğrencilerin başına bi de öğretmen veriyolar. 7 erkek 1 kız öğrenci ve 1 tane de öğretmen okulda kalıyolar. Hepsi kimden olduğu belirsiz mektup alıyolar, böyle şiir gibi bi şey herkesi suçlayan ve 8 gün sonra saat kulesinin orda birinin ölüsünü görüceksin diye. Bu işi çözmeye uğraşıyolar, kim gönderdi diye. Bu sırada okul kapısına arabasıyla kaza yapmış bi tip geliyo, onu içeri alıyolar, 10 kişi takılıyolar. 4 bölüm sonra öğreniyoruz kimin mektubu yolladığını, ama ülkenin en zeki öğrencileri o adamın seri katil olduğunu anlayamıyolar :)


Şu fotoğrafta, sağ alttaki adam hariç diğerleri okulda kalan öğrenciler-bi tanesini koymamışlar fotoğrafa neyse olsun-. Kızın boyu bile 1.75 düşün! Erkeklerin boyu da 1.80-1.90 arası değişiyo. Şu sağ üstteki picir hariç hepsinin karın kaslarının omuzlarının maşallahı var. Kırmızı saçlı olanın şimdiye kadar elinden kurtulan olmamış, demir sopayla adama dalıyo. He ayrıca başlarındaki öğretmen de Judo şampiyonu.

Sağ alttaki adam da 7-8 kişiyi öldürmüş bi psikolog. Tam yakalanmış polis arabasında götürülürken araba uçurumdan uçuyo, 2 polis ölüyo bu sağ çıkıp tee okula yürüyüp orda kalıyo. Ama 8 gün boyunca hiç bizim 2 tane polis arkadaş vardı la noldu onlar bi haber alamadık, bi arayalım demiyor yetkililer. 8. bölümde de hala kaza yapmış arabayı ve ölüleri görebiliyoduk kar kaplı şekilde. Neyse tamam hadi, bu adam daha 3 gün önce kaza geçirmiş yaralıydı, üstüne bi de 41 derece ateşlerde yattı ve tek kolu sargıda dolaştı incittiği için. Ama bu hayvan gibi herifler şu adamı 4 gün deviremediler :) Tek kolu sargıda olmasının nedeni de  judo şampiyonu vardı ya hani onu vurdu silahla, boğuşurken adam buna darbe indirdi ölmeden önce ondan. Hayır bi de "rehin alındık" diyip duruyolar ama bi gör, hepsi gece kendi odasında yatıyo, 3 öğün yemeklerini yiyolar, hiç bi kelepçelenme bağlanma olayı yok el kol sallaya sallaya dolanıyolar. Katil olan amcamız gayet rahat, el serbestliğiyle silah tutuyo bi fıske vursam düşecek silah ama bakıyolar öyle. Birileri içeri gidiyo gelirken adamın arkasından geçerken bi sandalye vur de mi kafaya, YOK ARKADAŞ! GEBERİN GİDİN HEPİNİZ diye izledim diziyi. Öf çok sinir oldum lan bu kadar uzun dizi yazacak adam mıydım ben pdaoskdaodkasopdk Ayrıca okulun her yeri camdı lan göt bebeler!!! Bi omuzla kırar çıkardınız okuldan! Ama gerek yok adam bi omuz atmaya devrilirdi! Nasıl arkadaş 8 herifi nasıl sakat bi herif bu şekilde tutabilir!

Son bölümü sinirden atlaya atlaya izledim zaten, en son gördüğümde polisler gelmişti ama hala adamı vurmuyolardı, üzerine 10 tane lazer tutmuşlar ama vurmuyolardı :) Sonra adam yakalanınca bunları oyuna getirip kaçtı mı naptı anlamadım ben orayı o kadar kafam çalışmıyosa demek :) Bana bi açıklarsınız izleyenler artık. Neyse en sonda adamı aşağıya atıyolar dicem artık, hastanenin tepesinden. Adam bi şekilde tutunuyo onu hiç sormayın nasıl diye, ve 4-5 katlı binanın çatı katından nasıl aşağı sallandığına bi bakın bence :)


Görüşürük!

6 Eylül 2012 Perşembe

Çok güzel film incelemeleri 6

Make It Big

Kwon bi de diğer adam adı her neyse var diye izlemiştim. Ene demiştim konuya bi çuval para buluyolar hemi de liseliler, ne biçim eğlence çıkar. Ama yok yani, olmamış. Klasik parayı bulunca mağazada kıyafet deneme sahnesi bile olmamış. Liseli adam öyle yapmazdı. Çok sıkıcıydı, nasıl bitti hatırlamıyom da. Gerek yok.

Finding Mr. Destiny

Bu ara takıntılı derecede Gong Yoo izleme isteğiyle doluyum. Yıllardır elimde olan bu film de sonunda nasibini aldı. Nerdeyse herkes izlemiş zaten, sevimli bi filmdi. Dursun kenarda.

Donggam

Hello schoolgirl'ü izlememle başlayan Yoo Ji Tae hastalığım son hız devam etmekte. Ço seviyom :') Bu filmde yorumlara göre "öf mükemmel"di. Ama değildi yani. Öyle vakit geçsinli bi film. Yalnız Keanu Reeves ve Sandra Bullock'un Lake House filmini burdan araklamışlar dicektim ama zaten "Il mare"den araklamışlar la pdoaksdpoakdsasd Neyse 1979 ve 2000 yılından 2 insanın radyo aracılığıyla konuşmaya başlamasını konu alıyo film. Her şey tahmin edilebilir şekilde işliyo ama benim kopup gittiğim yer şu oldu. Ji taemiz sağanak yağmurdan kaçmış eve gelmiş sırılsıklam, üstündeki kazağı çıkarıyo ama altındaki pantolon da ıslak. Sonra o halde camı açıp bakıyo, sonra kapatıp hemen yanındaki yatağa atıyo kendini, ama pantolon kuru. LAN OLM PANTÜLÜN ISLAKTII YAA ISLAAKKTTIII diye diye bi kaç yıl yaşlandım, sonra gidişat açısından pek tutunamadım filme zaten. 

Castaway On The Moon

Afişteki adamın Going By The Book'daki amca olduğunu bileydim önceden izlerdim. Klasik ıssız ada filmlerin  enseye çakıp geçmiş bi film. Klasik bile değil zaten olm, izleyin. Son 10 dakka kızın koştuktan sonraki nefes sesiyle geçmeseydi daha bi mutlu olurdum, zira çok dellendim.

Detective Cha

Ne yazık ki böyle pislik üzerinden komedi yapan filmleri çok seviyom. İlk sahneden adamın ağzından yemek saçarak, kükreyerek ağır çekimde koşması beni ordan oraya atmaya yetti. Öf çok basit şeylere gülüyom :'( Sonra birini sorgularken çorabını çıkarıp attığında çorabın artık pislikten dik durması, adamın yaşadığı coşku, sorgu odasının dışındakilerin "insan haklarına aykırı" gibi yorumlar yapması pdajsasdjasdokaspdk ço komik la :') He adam sikspekli karizmatik bi insana çok çabuk dönüştü, bari son yarım saat falan dönüşseydi ama olsun, sonrasında da komik komik devam etti. 

Midnight Fm

Yoo Ji Tae  hastalığımın getirisi olan bi diğer film. Twitterda topluca film izleme olayına giriştik bu arada, geceleri anasayfaya pek bi sıçıyoruz evet farkındayız, yazık oldu biraz dopaskdapsodk 

Bu filme başlamadan önce yaşanan konuşmanın 100de 1i mesela. Filmde tabikisi seri katilimiz Ji Tae'nin bir gülüşe tav olduğumuzdan hevesle kadının ölmesini bekledik. Sinir olamıyosun arkadaş adama! Zaten öyle katil olmazdı :'( Öf bak çok üzülüyom allam. Sen yatakodası sesinle edebiyat yapmayaydın radyoda bu çocuk şizofrene bağlamazdı! Ona bi kucak açaydınız, önüne yemek koyaydınız! Kak git kız burdan :'(
Neyse özetle, heycandan öldük bittik, izleyin.

Oldboy

4-5 yıl önce izlemiştim, tebi o zamanlar bir Yoo Ji Tae'ymiş efenim Kore'ymiş bi şey olmadığından, iyi filmmiş diye izlemiştim. O zamanlarda Dae-Su'dan çok Woo-Jin'e içlenip, üzülmüştüm. Şimdi Ji Tae'nin farkında ola ola daha bi kahroldum. Diş çekme, dil kesme sahnelerinde yine gözümü alıp nerelere gitsem dedim. Yalnız neden "oha hiç tahmin etmediğim şekilde bitti" yorumları var lan? Olm hiç mi film izlemediniz dğoaksdağsodk en başından belliydi kimin ne olduğu. Neyse taam bi şey demiyom, bu yaşa gelmiş izlememişseniz cahil kalmayın izleyin dpaodksaspodk

Quick


Minki'nin giderek gözümden düşüşüne katkıda bulunan bi film oldu. 1 dizi 1 filme tav olmuştum ama Dal Ja's Spring'deki kötü oyunculuğu ve bu filmin saçmalığı yüzünden bi silkinsin diyom ona burdan dpoakspdoaskd "Aksiyon yapalım olm" diyen bi kaç adam oturup bu filmi çekmişler, yapmak istedikleri her şeyi bu filme sığdırmışlar. O kadar araba patlatana kadar 3-5 hayır kurumu açaydınız biz de izlememiş olurduk. En azından filmin sonunda 3-4 dakika filmin tamamen dublörden ibaret olduğunu gösteren kamera arkasını koymuşlar. Ambulans eksik olmamış zaten. En sonda çıkan bacakları kırılmış dublöre ço üzüldüm zaten. Daha da izlemem la seni dedim. Kırdı.


Gereksiz not: Olm takipçim 444 olmuş la bi kişi daha gelirse kabul etmicem! Ya ben görmeden 555 olun ya da 333e düşün. Bozmayın allasen.