31 Temmuz 2012 Salı

Kyuhyun'u ne kadar dövemediysem, o kadar dayak yedim

Dün gece itibariyle Kyuhyun'lu rüyalarıma açılış yaptım. Halbuki daha 2-3 gün önce Seymsomething'e en büyük korkularımdan olduğunu söylemiştim. Beklemediğim anda vurdu :')

Şimdii başlarda bişeyler bişeyler hatırlamıyorum. Lise yılları ama. Kyuhyunda böyle ortamın Kimi ni Todoke Kazehaya'sı, herkes bayılıyo buna, arkadaş ortamlarının aranan adamı. Hatta sınıfta örtmenlerine yaptığı baş kaldırışlar, espriler falan hep birileri tarafından vidyoya alınmış, okulda dolanıyo. Ama gerçekçi yönüm yine ön planda dlaıosjdoasıdjasd Kyu estetik öncesi tipinde, işte tam lise hali.
Her yıl sınıflar değişiyo, şans ki Kyu'nun sınıfa, tam da arka sırasına düşüyorum. Yanımda oturanlar önceden tanıdıklarım, Kyu'yu mu anlatıyolar napıyolar, o sırada gencimiz arkasına dönüp bişey söylüyo uzunca. Çokta ses var ayıptır söylemesi "duyamıyom cınım" diyince dibime kadar gelip konuşuyo. Tabi ki o an dinlemediğimden hatırlamıyorum podaskasdpoksdpokasodk bi de burnu yanaama değiyo. Nasıl oldu da parmağımı burun deliklerine sokup söküp atmadım suratını bilmiyorum. Bütün şiddet unsurlarından arınmış bi rüya bu, ama Kyu açısından, devamını yazıyım da bi dakka.

Sonra o temastan sonra kaydım gittim mi rüyada yazık nolduysa, ortam değişti. İstanbul'a geziye gitmişiz. Yine yanımda şizomizo var dkaspokasdpoasd. Böyle dolanırken, bi zenci grubu görüyoruz. Sen tut şizo, acaba tepki veriyolar mı diye içinde "niga" geçen korece şarkı söyle tam yanlarından geçerken. Öyle dayak yiyen çok ya, onu test ediyo aklınca dolaısjdosıdjsoıjsd. Önce tepki vermediler sanıyoruz, sonra ilerleyince bi bakıyoruz 3 kişi bizi takipte. Öf ne göt tutuşması! Korkulu rüyalarımdan olan gengsta zenciden dayak yememe ramak kalmış! Hızlı hızlı gidiyoruz, otel gibi bi yere girip merdiven altına saklanıyoruz. Ama bizi görüyolar çekiyolar ordan. Evir çevir "ne dedin ne dedin" diye kaposdpoaskdpa 2 tanesi zenci ama birinin rengine bişey olmuş böyle turuncu siyah, anlatılmaz bi şey. Zenciler bi şey yapmaz halde, açıklamamızı dinlerken, bu rengi bozuk bize vurmaya çalışıyo. En son olay atlatılıyo neyseki.

Ordan devam ediyoruz, seymsomethingle tığçeyi görüyoruz. Birine hediye mi alcakmışız ne. Giderken, 5-6 tane zincirli gengsta bu sefer bize saldırıyo. Para verin diye. Hayatta verir miyim, aha babayı alırsın diye saldırıyorum. O sırada şizomizo elini cebime atmış telefonumu alıp bunlara veriyo gitsinler diye ğpdaklsğdpoaskldğoasaposdaksd Olm neden benim telefonum :') Kapıyorum hemen, sonra bi yandan dövüşürken bi yandan memur bey yetkili yok mu diye bağırıyoruz. Neyse en son geliyolar, 1i kaçıyo ama onu başka rüyada yakalarım artık. Kyu'ya hiç işkence yapamadım ya içimde kalmış demek bütün dayağı biz yedik.

Sonra üst kattaki gerzek karının gürültüsüyle uyandım, saate baktım 7 buçuk gibi bişeydi. Bi süre sonra tekrar uyumuşum rüya devam ediyo! Sınıfça yine bi yere gidilmiş ama, o arada Kyu gitmiş estetik olmuş. Tığçe'yi görüyorum "tebrik ederim kaarşim ilk kyu rüyanı görmüşsün" diyip elimi sıkıyo pıdjasdoısjdoaısdj orda arada bi, yan bakan, kol çarpan, dil atan var mı diye gözümüzü çocuğun üzerinden ayırmadan anlatmaya başlıyorum yukarda yazdıklarımı. Sonra yine uyandım. Böylece rüyada küçük çaplı atlatmama rağmen, uyanınca ruh emici öpmüş etkisiyle hayatıma devam ediyorum.

27 Temmuz 2012 Cuma

İzlediğim anime, k-dizi, k-filmler

Şimdi burdayken izlediğim animeleri, dizileri bi toparlamak istiyorum.

Angel Beats


Angel Beats'i izlemeden önce şarkılarını dinliyodum. Nedense hep karşılaşmama rağmen, bi izliyim dememişim.Bu tatile denk getirip de izlediğim için eyle beyle bi mutluyum ki sormayın. Tekrardan başladım hatta izlemeye, çünkü bu kıtlıkta tek oturuşta bitirmem pek hoş olmadı. Böyle çok tadına varılmaz bi anime. 13 bölüm olması çok mantıksız ama lan! Bi kaç karakterin nasıl öldüğünü, nasıl hayatları olduğunu gösterdi, ki hepsi de dramatik, ilgi çekici şeylerdi, e geriye bir sürü adam kaldı! bi 13 bölüm daha olsa yine de sırıtmazdı bence. Neyse izlemediyseniz izleyin genşler.

Rose of Versailles


Tee ne zaman başlamıştım izlemeye 10lu bölümlerde unutup bi kenara atmışım. Animelerimin tükendiği bi anda karşılaştım ço şükür. Küçükken izlediğimi hatırlıyodum jenerikten ama olayları falan hatırlamıyodum diye başlamıştım. Andre'nin kör olma sahnelerinde hep hatırladım. Olm televizyona siz ne biçim animeler koymuşsunuz lan zamanında. Dram dram dram! Gayet seksist sahneler falan. Vay anasını. 20lerden sonra çok deli bi heycanla bi anda 40. bölüme kadar geliyosun bu animede. Zaten 30 kadarı Antoinette ve Oscar'a sinirle geçiyo. Öf allam seni kıç yalayıcı Leydi Oscar allam nası sinir oluyom. Bi tutturmuşunuz Fersen diye, bir gör de mi yavrım kizuum Andre orda çırpınıyo çocuk aşkınla. Pislik, çocuk kör olunca Andore Andore diye dolandın ama. Bi de yok aşıkmışta haberi yokmuş. Nasıl lan!? Neyse ölmüşlerin arkasından konuşmıyım.

Bokura ga Ita


Ben tatil için indirdiğim animelerden pek bi memnun kaldım lan. İzlemek isteyipte bi türlü izleyemediklerim çoh tatmin ediciydi. Biri de Bokura ga Ita. Burda da Takahashi (Nana) ve Motoharu'nun (Yano) inişli çıkışlı aşkıyla karşı karşıyayız. Bir Lovely Complex bir Kimi ni Todoke işte. Anime Yano'nun sorunlu çocuk olmasıyla gayet güzel yürümüş gitmiş. Ama arkadaşı Takeuchi'den nefret ettim. İkinci adamsın olm sen ikinci adamlığını bil! Kız ne zaman ağlasa, Yano ortalarda olmasa pat dibinde, sürekli bi seni korurum demeler falan. Gelen geçen kıza "seni korurum" dedi, olm napıyosunuz lan?! Kıtlıkta mısınız, savaş mı var? Liseye gidiyonuz altı üstü, üniversite sınavından mı korucaksın nedir? Bi de o Yamamoto denen kız, ey allam, öldür gitsin. Anime bitince aklımda delicesine kalan tek soru 'KAVUNU KAŞIKLA MI YİYOSUNUZ LAN?' Neyse bunun mangası devam ediyo mu? Bilgisayardan manga okumaya da hiç gelemiyorum ama merak ettim okurum.

The Client


Bu filme ne kadar büyük beklentilerle başladıysam o kadar hayal kırıklığıyla bitti. Hep yorumlardan sandım ki "oha olm" dicem. Hep başka başka şeyler bekledim, hani la? Bu kadar beklentim olmasa sorun olmayacağdı. Yoksa gayet sürükleyici, nasıl geçti anlamadım. Ama işte sonunu çok başka bekledimdi. Neyse demiyim bişey izlicek olan vardır falan. İzleyin izleyin.

Queen In Hyun's Man


Aiiy böyle ıscacık, ıcır bıcır. 45 dakkalık tam tadında bi dizi olmuş. Ço sevdim. Nadir olarak başrol kıza sinir olmadığım dizilerden biri oldu. Yalnız o estetik öncesi hali :) Tek suçumuz Türkiye'de doğmaksa! dasıjkdpıojasdıj Neyse efenim. Binbir çekim hatası ve deli dolu mantık hatalarına rağmen görmezden gelip gayet tadı çıkarılabilindi. Bu öocuğu aldım ben listeme çok Jisub bakışlı, olur olur.

Öf aslında daha Fma, bi anime filmi, bi dizi daha vardı ama deri koltuktan afedersin götüm pişti! Çokta rahatsız belim ağrıdı. Ondan yazmıcam.Hadi görüşürüz.

22 Temmuz 2012 Pazar

Anlatacak hiçbi şeyim de yokmuş :')

Ben bu satırları yazarken ayağımın minnak parmağı foşur foşur kanıyor, sandaletten yerlere akıyor. Tırnağım parçalanmış, sızım sızım sızlıyor, ama işte internetsizlik böyle bi şey. Hiç siklemeyerekten işime bakıyorum.

İnternet cafemi değiştirdim ha, çok lüks bi yer buldum. Kardeşimi de aldılar, bi önceki gittiğim yer kabul etmemişti. Önümdeki kız da bi Kore dizisi izliyo lan, kesin bi yerlerden akrabam ha doajksdpoıakjdasd.

Neyse bugün denize gitmnek üzere yola çıkmıştık ama dolmuştan inince farkettik ki, 10 dakika da deniz çalkalanmış, her yeri sis basmış. Giremedik tabi. Annem yazık halbuki oruçlu oruçlu heves etmişti. Oruç demişken evde hiç olmadığı kadar işe yarıyorum bir dinsiz olarak.Yapılan yemeklerin hepsi bana tattırılıyo, işte gün gelicekmişte böyle islami meselelere yardımcı olucakmışım demek ki. O değilde biri bana açıklasın cidden, evde "sus kız" yemekten bi cevap alamadım. Şimdi okulda din kitaplarında oruç hep "fakirleri anlamak için" diye geçmiyo muydu, e hani la etraf fakir dolu? Tüm gün aç kalıp, akşam donatılmış masaya oturunca "hımmm gerçekten de fakirleri anlıyorum..." diyip yemeğe mi gömülüyosunuz? Bu mu yani? Tamam biliyoruz, bi cennet cehennemlik göt korkusu olayı var da yok bana geçerli sebep gibi gelmedi bunlar.  Gecemi ziyan eden davul olayına dalsam çıkamıcıiim zaten. Binbir küfür dönüyorum sürekli. Yemiyo da çıkıyım bağırıyım. Eli tokmaklı karadeniz erkeğini mi alıcam karşıma. Ama bir işi de sessiz sedasız halledin be güzeller, ha!!?! Namaz kılcaksınız, sabahın 5inde dışardan amca sesleri, oruç tutcaksınız davul sesleri. Parayı buluyım kendime davulcu tutmazsam, alakasız bi zamanda gece yarısı sokak sokak çaldırmazsam, aha da buraya yazdım. Hadi bakalım o da benim dinim.

Çok celallendim neyse dopşaskpaos geçen gün anladım ki benim acı yeme eşiğim almış başını gitmiş. Annemle ananem, deli acı seven insanlar, hayatta yiyemezdim onların yediklerini. Bi tane biberi vvoooo çok acı diye bıraktılar, baktım tadına hiç bi tepki vermedim. Ortamın Jaejoongu oldum adeta, ne var ki didim. Hep o kızın Koreden gönderdiği ramenden sonra oldu bak bunlar. Suratım şişmişti, konuşamamıştım lan. He bi de oturmuş yapboz yaparken bi yandan da müzik dinliyodum. K-popçu tarafımı konuşturarak da söylüyodum bi yandan. Ananem "bak ne güzel de söylüyo" diye baktı bana sevgi dolu gözlerle ğdopaskdsooğpdkaspdoask. İşte söylüyom ki :B

Neyse izlicek animem var şimdi indirmeyi unutmuşum 2 bölümünü. Hadi görüşürük.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Çok şey izliyom eyle beyle değil

Burda çok garip rüyalar görüyorum ben, anlatmaya da çok üşeniyorum. Ama çok yoruldum lan! Du bi tanesini söyliyim.

Evdeyim ama kimin evi belirsiz. Balkona çıkıyorum, bi bakıyorum Jaejoong duruyo, Millet etrafına toplanmış falan bu masada ortada oturuyo. Yukarı bakıyo beni görüp el sallıyo. Meğersem 5 dakkalığına uğramış ğdasdpasodkapsodkaspod nasıl Ankara malı olduysa herif artık, 5 dk görmeye razı. Neyse asıl olay TOP'nin gelmesiymiş. Ama kimsenin haberi yok. Ben duyuyorum fırlıyorum hemen. Boş bi alışveriş merkezi gibi bi yerde, elinde mikrofonlu bi kadınla dolanıyolar. Güya saçma kore tivi şovları gibi bi program yapıyolar. Arkada bigbang müzikleri çalıyo, kadınla tiovpide klip çekiyolar ayaküstü. Ben de hevesle peşlerindeyim. Sonra kenardan sinsice Shinee geliyo dans ederek. Öf nasıl rüya lan bu!! Onlar orda takılırken klip ayağına son şarkılara doğru evlenmeye karar veriyo kadınla tiovpi kdaspodkasdpoaskdpok Vay sen misin yan bakan diyip kadını dövüyorum ben. Sonra gözüm kararıyo bişey oluyo evdeyim. Hemen bilgisayarı açıyorum. Amacım şizomizoya haber vermek podajkspdoıasjkdoaısdjk Öyle de çakal ki giderken değil, iş bittikten sonra haber veriyom. Sonra uyandım zaten. Şizocum kusura bakmazsın :)pdoaksdpokasdpoaskd

He dur neyse, izlediğim şeyleri yazıcaktım asıl ben buraya. FMA'yı bitirdim bi kere. Ama ne  zorladım kendimi hemen bitmesin diye. Deftere kaldığım bölümleri gün gün nasıl not emişim bi görelim, anlarsınız zaten: 21,46,55,57,58,59,60,64. Çok çırpındım ama son 7-8e geldikten sonra o heycanla kaçışım yoktu. Ankara'da olsaymışım her 10-20 bölümde bloga koşarmışım kesin yazmak için. İşte en çok koyanda ost'leri indiremiyorum ya la :'(

Bi de Quuen In Hyun's Man'e başladım. İlk 2 bölüm sürekli hatalarını görüp durdum, çok sinir oldum dellendim. Az bi dikkat edin lan oha dedim. 3. bölümden sonra hiç bi şey göremedim pdokasdpoaskapsodk öyle bi sevdim lan. O Kim Boong Do'yu nasıl döverim bilemen! Yine bitmesin diye direniyorum. Yarısına geldim ama artık tutamam galiba. Bi kaç günlük ömrü kaldı. Ama işte yine bu geleneksel kıyafetlere takılmadan edemiyorum arkadaş çok çirkin lan!!! O ne abi kafayı bi kreşe sokup çıkarmış resmen kadın. Ne takıyosunuz lan o kadar. Aşağıdaki amca da çayırda çimende sevgilisiyle yuvarlana yuvarlana mı gelmiş ne yapmış. Ama yapmayın litfen ya!


Kaldığım yerden devam ettiğim dizi Oh My Lady ve mikemmel Siwon suratları ile karşınızdayım. Benim yüzümü kara çıkarmadı ve 2. bölümden itibaren konuşturdu yeteneğini güzellik ya. Aslında çok sıkı 2-3 keps daha almıştım ama atmayı unutmuşum telefona. Neyse bunlarla idare edin. Yalnız herif cidden rol yapamıyo lan dpoasdjkaspdokasdpoaksd yani herkese birazdan yatağa atıcakmış gibi bakıyo, 7sinden 70ine. Burdaki fotoğraflar sizi yanıltmasın da dpasdkapsodkasdo şimdi yazarken alttan alttan görünce bile gülüyorum. Hele ki kenarda köşede acı çekerken ki tipleri var, allasen bi git lan diyip kaptırıp gidiyorum orda.





Öf ne biçimde hızlı yazdım lan. Klavyesi çok güzelmiş bu kafedeki laptopın podkasdpoasdkapsd bi de tekne turuna gitcez birazdan. Ama öyle turistik mekan tekne turları değil tabi bu. Öyle bi döncek gelcek. Nasıl heycanlıyım :') EHE. Ondan hep hızlı da yazdım. Çok özensiz oldum ben bloguma karşı yazıktır. Olm midye de yedirmiyolar bana lan! Midyeleri yıkadıkları yeri görmüş annemler, resmen dayak yicem eğer yersem. Hayallerim suya düştü. Neyse gidiyom bay.

Sinop günlükleri - II

Şimdi çok fazla vaktim yok, konuları birbirine bağlamakta zorluk yaşıcağım için bi kaç post olarak belirebilirim burda. 1 haftadır da ne alıştım lan internetsizliğe! Sadece telefondan mailleri kontrol ederek yaşadım. Zaten onun dışında deniz falan, akşamları da anime, dizi, son günlerde de kardeşimin bilgisayarından Sims oynayarak geçiniyodum ki bilgisayar bozuldu. Ben de vakti geldi dedim artık ve internet cafeye geldim.

Genel olarak her gün, "vay anasını lan Ankara ne kuruymuş olm" diye şaşırıyorum. Her yaz yapıyorum ben bunu. Ailecek vücutlar şokta bizim. Sadece terleme görevi görüyo, dışarda insanlara bakıyorum saçlar hiç kabarmamış, hiç bir yerde ter yok, sinirleniyorum. Benim saçlar beynime çıktı, ter dese kıyafet yetiştiremiyoruz. Her şeye rağmen Ankara'yı hiç özlemedim. Siktirsin gitsin. Geçen burda bi tip gördüm o kadar eminim ki Sincanlı olduğuna, refleks olarak anneme "kocan böyle olsun" dedim. Yazık...

Biraz da sorunluyum bu aralar. Özellikle sağ kolumda başlayan ağrı beni çok tedirgin etmekte. Bilmeyenler için gerekli ayrıntı; 10 yıl kadar önce kolumu bilek dirsek ortasından 2 kemiği birden kırarak, güzel şeyler yaşayıp, platin taktırmak zorunda kalmıştım. İşte o kemik platin birleşim yerinde 2-3 gündür anlamlandıramadığım en ufak temasta acıyan bi şeyler yaşanıyo. Öğrenmiyim öyle yaşıyım diye de doktora gitmiyorum dpokasdpaoskdasopdk Ama benden artık hayır gelmez ben okulu bırakıyorum bile dedim. Temaz etmesin diye de bu sıcakta kolumu sargıladım öyle dolanıyorum hayat çok zor la.

14 Temmuz'da benim doğumgünümdü ayıptır söylemesi. 16 yaşından beri doğumgünlerimi hiç kutlamam. Zaten yaz ortası olması hiç bi zaman arkadaşlarınla kutlayamama gibi sebeplerden dolayı her yaz aylarında doğan insanda olan bezginlik ve bıkkınlık bende de vardı. 16 dan sonra da artık bundan sonrası yokuş aşağı, yaşlanıyorum dedim bıraktım pasta kutlama işlerini. Annemlerde dayımı falan çağırmış. 2 tane de bebesi 7-4 yaşlarında. Onlar içerde doğumgünümü kutlarken ben odamda anime izledim. Her yıl yeni bir atraksiyon doğumgünlerimde vallahi bıktım :')

Neyse yaklaşık 2 hafta daha burdayım. Bi blog daha yazıyım gidiyom.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Sinop günlükleri - I


Öncelikle içimde kalan şu fotoğrafı koyarak işe başlamak istiyorum. Baya şoförün kafasında gidiyorum ha. Anlatacaklarıma dalabilirim şimdi. Keşke bu yazıya da bi isim bulma zahmetine gireydim ama acıktım la gitcem hemen :')

Hemen bi bu sabah yaşadığım şokla başlıyım da unutmadan. Kahvaltıda nerden geldik bilmiyorum da Kore'den bahsediyoduk annemle. Sonra ben yine dellenip sana o kadar liste verdim, gittin bana yemek çıbığı aldın geldin diye çemkiriyodum. 2 yıl önce Kore'ye gitmişti de iş gezisi sebebiylen :') Sonra ordan "ben Seul'deyken bi grup konser veriyodu. Adam Kore'nin en sevilen gruplarından demişti bize." dedi. Orda Hİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ didim. Hemen dedim, dans mı ediyolardı yoksa hepsinin eli iş mi tutuyodu dedim. Bi kişi söylüyodu diğerleri gitar, bateri falan dedi. İlk aklıma ft. island geldi. Anneme HongKi'nin 5 fotosunu gösterdim. 3üne "yok bu değildi" diyip 2 tanesine "buydu galiba" dedi :')') Öyle zor bi durum yani, çekik ayırt etme yeteneği yoksa yapcak bi şey yok. Kim bilsin Koreseverlerin aylar, yıllar tepindiği işi annem farkında ve umrunda olmayarak elde etti lan pdoaskdpoasdkapsodkapdok


Gelelim tatilimde neler izliyorum. Fullmetal Alchemist'i bu zamana kadar beklettiğim için çok mutlu oldum. Geldiğimden beri eve gidiyim de izliyim, kahvaltıyı yapıyım izliyim modundayım. Bi de hemen tükenmesin istiyorum, gerçi elimde 5 seri daha var şu an ama belli de olmaz. Öyle böyle sevmedim değil lan öyle bişey dopkldpoasdkasd. Yabancılık çekmek bi kaç bölüm sürdü, sonra bi olaya kaptırdım, bi üzüldüm, bi gülmekten öldüm. Favori serilerimden olacağı kesin daha yarısını izlemişken.


Oh my lady'yi de sırf Siwon var diye attım bilgisayara dpoaskdpaoskdpasod onun da hayranı oluyom ya lan! Ama o trollface haller allam resmen çirkinlikle beni baştan çıkardı doaksdpasodkaspodk At yaa. İlk bölümünü izledim daha ama beklesin biraz zaten hepsini indiremedim 9 bölüm var sadece. Aralara serpiştiricem güzelliği podaksdpoasdkapsodk. Bi de sanki hep bi suratı az kaldı kayıcak, zor tutuyo gibi geliyo hiç gülünmicek yerlerde gülüyorum lan. He şu dizinin de ilk sahnesiyle anladım ki ben Koreli'lerin iyi rol yapamayanını anlamıyomuşum. Güyası Siwon berbat rol yapıyo ama, o filmi ya da diziyi izlesem ağlarmışım ha pdokasdpoaskd. Japon da çok net anlaşılıyo kötü rol yapan ama Kore'de yoldan çevirsen rol kesermiş gibi. Rol kesme o anlamda değil aslında da ben gerçekçi kullandım :')

Hee Sinop'a gelirsek, yaşlandıkça ben burayı daha çok seviyorum lan. Çünkü 20 yıldır ordan oraya taşındım durdum, ama en sonunda geldiğim yer burası oldu her seferinde. Burayı Ankara'dan daha çok bilmek güzel oluyo. Bi de yolda giderken bana "Ayşşeggüüülll??!" diye dönüyolar (ama herkes aynı tonlamaya sahip). Annem olur kendisi. 2 adımda 1 akraba komşu olunca. Sonra bakıyolar ben annem değilim hemen başlıyolar "vay küçük ayşegülde bilmem ne" Halbuki annemi 2ye katlar kolumun altında götürürüm nereye gidecekse ha. Dur la bunu demiceğdim ben. 


 Ha evle ilgili ilk anlatmak istediğim şey. Apartmanın önünde bi tane terkedilmiş hastane var. Allam tebe yareppim neğadar korkuyorum bilemezsiniz. Böyle camlar ney kırılmış, her yeri ağaç ot. Daha sarmaşıktan görünmüyo kıvamı değil. Bizim eve bakan taraf gayet temiz ama olsun. 
Bu 2si aynı taraftan çekilmişi yan kısımları. Diğer tarafı daha korkunç ama henüz geçmedim oraya. Yoldan ya burda ya daha korkunç olan diğer taraftan gidiyo. 
Geldiğimin ilk gecesi zaten hastaneyle ilgili kabus gördüm de uyandım. Annem ço dalga geçiyo :') Ananem de "kimse yok orda" diyo kendince rahatlatcak beni ya, daha beter lan dopaksdpasodkapsod sonra geçen akşam da "arada adamlar bakıyo ama" dedi dpıajsdoaısjdaosıdajsd ah nasıl rahatladım bilemen. Bu hastanenin küçük bi kısmında hala çalışan bi kaç memurumsu adamlar var da. Bence ölü onlar ölü, bilmiyolar farkında değiller.
Tam odamdan da görüyorum vala cam açık yatamıyorum lan dpoaksdpoaskdaspd ama eğleniyorum da, çok hevesim var içeri girmeye. Dean'le Sam lazım yanıma ha :')



Bu evi çok seviyorum lan ben. Bi kaç yıl öncesine kadar harabeydi aslında. Annemlerin küçükken yaşadığı ev bu. Şimdi restore etmişler Mimarlar Odası mı ne olmuş. Böyle tam kalenin dibinde. Kale- sur fotoğrafları falan da koycam sonra.
Bu da şu an internet cafeden yazdığım yerin dışarısı. Etrafı çevreleyen surların bi parçası görünüyo. Mekan edindim ha ben burayı. Ama gidiyom şimdi, yandakinin "aalooovv"ları bitmedi çarpcam ağzına Karadeniz erkeği falan demeden. Hadi görüşürüz.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

Ölmeyeydim iyiydi!

Bu yazı googhan, at yarisindaki esek, seymsomething ve sizomizo'ya ithaf edilmiştir. Sizi seviyom pdoakspaoskdpasd bu da yapabileceğim en büyük sevgi gösterisidir ha :B

Bi önceki gün 2 saat kapıda kalmamdan belliydi işlerimin doğru düzgün gitmeyeceği :') Yolda uyuyım hemen geçsin bitsin diye önceki gece sabah 7de yatıp 3 saat uyuyup kalktım. Akşam her şeyi kapatıp çıktım evden, aştiye gitmek için. Annem de tam zamanında aramış, salak gibi otobüs+metro yapıcaktım yoksa tek dolmuşla gidildiğini unutup. Ama yani dilerim ki Ankara'da kimse dolmuşa binmek zorunda kalmaz. Herkesin bi kaç kemiği kırıldı gelirken. Neyse dolmuşta da neredeyse uyudum.

Aştiye girince içerdeki mükemmel kokudan duramadım dışarda dikildim 1 saat. Sonra otobüs geldi. Bagajımı verdim, bilete baktım ki saçma sapan bi şey, ne yazdığı belli değil. Koltuk numaramı bulamıyorum. Her gelen soruyo birbirine nerde yazıyo diye. Ben de en önde oturan gence sordum. Of genç ne lan pdoaskpdoas ben neysem. Neyse baya aradı, şu heralde dedi, tam da yerinize oturmuşum dedi kalktı. Ben çocuğun götünün koltukta bıraktığı ezilmişliğe bakakaldım. Sonra bilete baktım kenara sıkıştırılmış 2K benim yerimmiş :')')')))) Şoför arkası-koridor. :')')')') böyle kaldım. Oturdum bi önce taam la sorunyok diye. Oyyyy dedim kalktım anında. Boyum 1.50 olsa mükemmel sığarmış bacaklarım. Hemen indim annemi aradım. Babama bir sürü saydırdım, rahatlıyım diye. Çünkü dedimdi ki siz almayın ben alıcam bileti diye. Yer yoksa alma de mi sonraki güne kalsın, yok! Gittim oturdum. Sonra yanıma oturcak teyze geldi. Baktım konuşcak çok şeyi var, kulaklığı taktım, sinirimden ağlamaya devam ettim. Yola bakamıyorum, ama kafamı çevirince ya da gözümü kapatınca içim hopluyo. Bu durum üzerine de sinirden ağlamaya devam ettim gece 1deki mola yerine kadar da devam ettim. 4-5 yaşlarında annemle aynı benim oturduğum yerde oturarak bi yere giderken, otobüs bi köpeğe çarpmıştı. Köpeğin o suratını, çarpma anını ve en kötüsü üstünden geçme anını saniye saniye yaşadım. O yüzden çok gerilirdim önde oturmaya ama bu kadar olduğunu ben de ilk kez tecrübe etmiş oldum. Ben bunları yaşarken yukarıda bahsi geçen 4lü ve Tığçe bana twitterdan çogsel destek oldular. Orda salya sümük sızdırırken bi yandan da sesli gülmeyim diye kendimi tutmaya çalıştım bi süre. Burnumu teyzeye silmem bile söylendi poadkdpaoskasod allam salaksınız!

Bacaklarım 90derece açıyla yere temas ederken, yolla mücadele etmeye çalışırken, teyze bana dönüp dönüp sol tarafını üşüttüğünü, belinin ağrıdığını falan anlatıyo. Dövcem seni galiba, diyemedim. Mola yerinde de çok beklenen soru geldi "Sinoplu musun?". "Öğrenci misiniz?" dicektim karşılık olarak, bırak Burcu uğraşma büyüklük sende kalsın dedim.

Neyse efenim bütün yolu uyumadan geldikten sonra indim, servise bindim-indim ananemin evine doğru yürümeye başladım. Aslında fotoğraf koyucaktım ama, usbyi getirmemişim. Neyse ben bu internet cafeyi benimsedim 2-3 günde bir uğrayıp, Sinop belgeseli yapıcam buraları!  He işte zaten her yaz olduğu gibi ben yine balkonda bekleniyodum. Sonra bi süre ananem tarafından boğuldum, şaka değil. En güzeli de ananemle bir olup annemi dışlamak lan pdasdpoasdkapsdkasd meğersem bileti alan babam değil annemmiş :')')'))))') KIZ SENİ!!!!  Telefonla ayırttırmış, adam buna 2 mi olsun 3 mü deyince öylesine sıkmış 2 diye. Ha en ön olduğunu anladın madem cam kenarı diye sor de mi. Dünya güvensizliğiyle 8 saat yol yaşadım ben! Evde bacaklarımı delicesine gerdirip uzanırken, yaşadığım dramı anlattım. Allam resmen hayat bu değil, hep güldüler bana, hep kahkaha attılar. Ben mi anlatamıyom lan acaba, KOMİK Mİ YANİ ŞİMDİ. Ağladım hep diyorum gülüyo bana :') Bi de saçma bi inadım var benim, sabah kahvaltısıyla çıkmıştım yola, sonra bi şeyler alırım diye. Vicdan azabı çeksinler diye yolda verdikleri keki bile yemedim. Ki normalde her yolculukta o kadar bilet parası verdik olum diyip suya abanan şundan da alabilir miyim diye soran bi insanım.

Evde bi şeyler atıştırıp hemen yattım. O sırada beni görmeye akrabalar doluşmuş eve. Uyurken mi izlediniz naptınız bilmiyom pdoadkpaosdkapsdspdoddıajsd elbet görüceksiniz olm aceleniz neden. Uyandığımda 7 yaşındaki kuzenim kalmış bi. Çocuk üstün zekalılar sınıfına falan girebilir gerzek anası olmasa. Ama gel gör ki beni hatırlamadı. O kadar emeğim var sana dedim ğdğapsdlağspdaspd yine hatırlamadı. İyi la ben de senin adını hatırlamıyom zaten dedim. Bi de bi küçüğü var bunun onun da adını bilmiyorum ama Lost'taki Sayid'in aynısı la. Böyle sıkı akrabalıklarım var benim.

İnternet cafe bulacağımı bileydim usb alırdım lan tööh. Neyse bi kaç güne fotoğraflı belgesellerimle dönüş yapıciim. Görüşürük!


8 Temmuz 2012 Pazar

K-pop şarkıları nasıl söylenir - III

video

Gitmeden son la hadi. Bay.

Ne olur ne olmaz vasiyeti

2 saat sonra evden çıkıcam, onun gerilimiyle oturupta bi şey yapamadım. bilgisayara bir sürü anime, bi kaç kore dizisi ve film depoladım. Birazda önceden kalma mangalar vardı. Geçen yaz olduğu gibi laptop tatilin ortasında bozulursa kimin ağzını burnunu kırarım bilmiyorum :)

Hava da kapalı galiba. Daha hiç bi perdeyi açıyım, bi dışarı bakıyım, yok içimden gelmedi. İğrenç sarımsılıktan kapalı olduğunu düşünüyorum. Zaten geriliyorum burda, istediğim şeyleri yapamadan ölürsem krizim gelmiş, bi de yağmur falan yağarsa şoförü döverim.

Şimdi ölürsem diye sonra söylemeye fırsatım olmazsa diye dğpasdklaosdk beni yakın da Japonya'ya serpin lan :') Tığçe'ye dedim kargoyla yollarım dedi. Güvenicek kimsem kalmadı. İlla gömücez derlerse de parçalara ayırttırın bi zahmet. Hoşlanmıyorum ya içerde uyanıverirsem duygusundan. Garanti olsun. Yalnız o küller Japonya'ya serpilmezse ruhum hiç çekilmez olm söyliyim yani.
Gidene kadar ölmezsem de bu sefer denize çok yakın olma durumundan kaynaklı sürekli dışarıyı kontrol edicem tsunami geliyo mu diye. Allam hayat çok zor.

Bu yaz da aklıma getirip getirip gülüceğim espriyi buldum. Ama anlatınca komik olmıcağı için yazmıyorum hiç. Çok komik olm lan dpokasdpoaskdapsodkasdopkaso

Bundan sonrasında hayatıma twitter üzerinden devam edicem. Neyse hazırlanmaya devam ediyim. Hadi.

7 Temmuz 2012 Cumartesi

K-pop şarkıları nasıl söylenir - II


Bugün de üzerime 10 yaş atıverdiğim günlerden biri oldu. 2 hafta evden ayrı kalıp, geri döneceğim zaman, çantamdaki ev anahtarının aslında tırnak makası olduğunu keşfettim. Mecbur yine geldim eve, apartman görevlimiz Marty'nin müthiş yardımlarıyla 3 saatte huzura kavuşabildim. İlk çağırdığımız çilingircinin malzemesi eksikmiş, madem eksik ne geliyon?!! Neyse işte, yarın akşamda Aştide yaşlanıcam biraz. Sonra 2 hafta yokum. Ço özlicem buraları. Gider ayak 1-2 video daha koyyim dedim. 

Bigbang-Lovesong
video

Jyj-Ayy Girl
video
Bu şarkıda da ufak bi dram yaşıyoruz. Hala da içime oturdu duruyo.
Neyse OPTM görüşürüz.

5 Temmuz 2012 Perşembe

K-pop şarkıları nasıl söylenir - I


Şimdi biz yaz eğlencesi olsun diye, kendi kendimize albüm çıkarıyoruz. Korece şarkıları daha insanca okumaya çalışıyoruz falan. Dedik bi kulağımızı sıkıca kapayarak hiç duymadan söylemeye çalışalım acaba nasıl oluyo. Allah belamızı verse yeriymiş. Bilmiyoduk bu kadar sıçtığımızı pdojaspdoasjdpasjd. Aslında kendi kendimize takılırken bu kadar değil gibiydi, yazıkmışız la meğersem. Neyse ben bunları yavaştan yüklemeye başlıyorum azcık ders alın, Korece öğrenin, cahil cahil takılmayın.

video


Bağrbağrlaağr

Pazar günü ananeme gidiyorum, 2 haftadır aktif olamayan internet hayatım bi 2 hafta daha telefondan devam etmek zorunda kalıcak. O yüzden ne diceksem diyim de içimde kalmasın.

Domuz yedik biz. Aylar yıllar içimizde kalan bir şeyi daha gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Ev boşken yapılacaklar listemizde hep başı çekmiştir. Bi de milletin dilinde dolanan çok kokar o, yapınca tavayı atın vb şeylerden bi tırsmadık değil. Burdan açıklıyorum  YOH LA YOH SALAM LAN BİLDİĞİN. Yemin ediyorum o salamların içine domuz koymuyolarsa aha da bak yazdım buraya. Ne bir koku ne bi şey. Yaptığımız makarna daha çok koktu lan. Öyle "ııyyy yaağlıı öğğk" olayı da yok, salam la işte. Yedikten sonra geğirdik osurduk işedik kaka yaptık. Normalinden farklı değildi. Şimdiye kadar duyduklarımız yalanmış gençler.
Biz bi de bunu yerken, alttan bi anda tak tak tak diye vurdular. Hala da sorarım neden vurdun lan şimdi diye. Sezdi mi naptı. Kapı çalsa "domuz yidikte biz" dicek konuma geldim. Bi kaç saat sonra da yukarı çıktı kadın biraz sessiz olur musunuz sabah 6da kalkıyoruz diye. Halbuki oturmuş işimizde gücümüzdeydik gerzek.

Tunalıda bi tane Çin restoranı var ya, orda sakın su istemeyin bi de. Zaten yemekleri porsiyon porsiyon tabaklarda getirmek yerine hepsini bi tabağa yığıyolar iskender gibi. Bi de tek tabak 2-3 kişilik oluyo nerdeyse. Aldığın içecek ona yetmiyo, ölmemek için su istiyosun. Ama o suyu "seni sana bırakmam" diyip masana bırakmıyolar. Amca aldı elinde dolandı, her bardak bittiğinde geldi doldurdu. Ağlıyodum artık "verin onu bana" diye.

Dün gece eve dönerken, camiden akın akın insanlar çıkıyodu. Hepsi de sigara yakıp yola devam ediyo ama. Hiç camiye gitmicek tipler de vardı. noluyo lan bedava bi şey mi dağıtıyolar dedik, sonra meğersem kandil partisi varmış. Sonra yok efendim hoca iş kıyafetlerini pantolonun içine sokmuş, sakalı çıkarıp pantolonunun kenarına asmış elinde tepsiyle simit dağıtıyomuşta, barda zemzemsuyu kokteyli yapıyomuş bardağa da bi tane hurma atıyomuş diye...Hep aynı yolda çok edepsiz şeylerden bahsediyoruz, ama daha çarpılmadık.
Sonra evin önündeki çardakta dondurma yerkene oturalım dedik. Camiden çıkıp gelen 2 tane yaşlı teyze "aahggg uuuyyhh vuııyhhh" sesleri eşliğinde 5 dakikada falan oturabildiler. Sonra "kandiliniz kutlu olsun evladım yıvrımm kandilin yıvrım oy kandil" diye sekmeye başladılar. Allam hiçte bilmiyom ne cevap verilir öyle şeylere. Tuğçeden de ses yok. O da korkmuş "biz kutlamıyyooorroozz" derim diye pokapsodkaspdokasdop O an çok doğruymuş gibi gelen şeyi söyledim "sizin de" dedim. Sonra gülesimi tutarak boğazımı yakarak buzlu dondurmayı en hızlı şekilde tükettim. Bu sırada teyzebnin oğlu nerde oturuyo, meslek ne, nerden geldiler her şeyi öğrendim. Ben de yaşlanıp aynı işkenceleri tüm gençlere yapmak isityorum lan.