29 Haziran 2012 Cuma

Mantı yiyom ben.

Kendi evimden çıkıp ailemin yanına geldiğimden beri, hiç ebeveynsiz evde yaşama özgürlüğünü tadamamıştım. Hatta bi ara kafayı yedik, bütün bayramlar yaz tatiline denk geliyo diye. Yapmayın lan böyle! Neyse ki geçen hafta Tığçe'nin evinden memleketlerine bi göç yaşandı ço şükür. Hop diye taşındım hemen. İlk 2 gün çıkmaya üşenip evde göt aşşa yatsakta, sonrasında kendimlen gurur duyacak kadar sosyallik yaşadım. Ama aklım hep benim evin ordaki caminin imamında kaldı. Cami bozukta. Yazık adamcağız her akşam ezanına çıktığında "iiieeeeehjhkk" oluyo ses kesiliyo. Bir hevesini alamadı! Her akşam ezanı duyduğumda "bizimki naptı acaba :'(" dedim. Sanki o an sakalı fırlatıp gidermiş gibi. Kucağımı açıp avluda bekleyesim geliyo yeminle.

Bu sırada hatıra ossun eğlence ossun diye kendimize albüm çıkarma olayına giriştik. Tasarımcıya para gitmiyo lan en azından pdoaskdpaosdksd. Sevdiğimiz Japonca-Korece şarkılardan gidiyoruz ama Korece bizi biraz kastığından arada sinirleniyoruz. Valla kaç haftadır "olümvarya mopınsağ kıkıkıkı çoğaaboyoo" diye dolanıyorum lan!

G-dragon'ın da mantar saçıyla çok ciddi anlamda aşk yaşamıştım, klibin GDli kısımlarını geri alıp alıp izlemiştim. Düşün ki Top nerde ne yapıyo bi haberim la klipte. Ama çok uzun sürmemiş sanırsam, pembe falan olmuşsun cınım. Halbuki ben haftaya pembe boya siparişimi vereceğdim, neyse yine maviden kopamadım zaten yine mavi alcam. Ama bu saçla karşıma gelsen sana da dalardım balkon demiriyle, öyle güzeldin yani :')
Kyu'nun teaser fotoğrafına hiç değinmicem, 1 hafta önünü alamadık biz o işin. Monitörü kapıp atlıyoduk camdan aşşa. Çok yıprandık yani. O bebeyi dövmediğim her gün kendi aleyhine. Gelsin efendice dayağını yesin, işkencesini çeksin gitsin. Çimento, küvet, koli bandı, balkon demiri neyse ben bi hevesimi alıyım. Yoksa tek darbede öldürüvericem diye korkuyorum lan!

Ha bi de takılmayı en çok sevdiğimiz mekana aylar sonra gittik. Çalışanların hepten değişmiş olmasını diliyoduk, valla da değişmiş lan. Deklanşör gitmiş, sapık barmen gitmiş. Ama gel gör ki bizim çok sevgili Pis'imiz hala orda. Oturduğumuz an yanımızda bitip el uzattı. Bıktım arkadaş senle tokalaşmaktan hiç güvenmiyorum da ellerini yıkamıyon bence. Pis mi temiz mi çişli pipili elini sıkıyorum herifin. 

Ayrıca evde gelmemizi bekleyen ve endişelenen anne-baba olmadan gece gittik piknik yaptık. Aile pikniklerinden neden tiksindiğimizi bi kez daha anlamış olduk. Bi hevesle de voleybol topu almıştık. Bak sinirlendim yine. Arkadaş voleybol oynayan gençlere yanaşıp "yakan top oynayalım mı?" diye sormak nedir lan!?!!! Bi kadın toplamış bebeleri yanına, geldi öyle. Yıooohhh yıııaaaa. 

"Hanımefendiliğimden bir şey kaybetmem"in fotoğrafı :')

Bunu da beni bi süre böyle hatırlayın diye koyuyorum. Gece yanımıza yanaşan arabalara aynı bu suratları yaptım. NOLDUNUZ ANGARANIN chiLgin_seRseR!_06 LARI HAA!

Bi sabah da "anaaa hankang olmm" diye kalktım. Sonra düzenli olarak trt1deki kore dizisini izledik. Böyle tanıdık bir sürü tipi, öyle latin rüzgarı seslendirmesiyle görmek facia lan! 
Bi şeyler daha dicektim, birikmişti baya neydi lan :') Haaaa! 

Samurai High School'a başladım. Japon lise dizilerini nasıl seviyosam :')  Miura Haruma'ya ço sinir oluyodum ben, Kimi ni Todoke'den kalma. Sonra Koizora'da beyaz saçıyla tabi beni kendine çekip, filmin tatminkar sonuyla, "olmmmm :'(" seviyesine getirdi. Üstüne bi de Bloody Monday'de 2 sezon boyunca hiç ergen tavırlara takılmadan liseli hekır görevini tamamlamasıyla, gördüğüm dizisini filmini izlemeye başladım. Şu dizinin jeneriğindeki tipi lan zaten pdaokspasdokasd allam salak ya! Çok gülüyom ha diziye de, hatta düşünün ki yıllar yılı artarak devam etmiş, Kagurazaka nefretime rağmen! Herif hangi diziye el atsam orda lan! Bi de kazulet gibi şeyi kırılgan, gay rollere sokmuyo musunuz! Neyse, böyle dizi, film tavsiyesi olursa diye.

Ben kesin bi şeyi yazmayı unuttumi aklıma gelince devam edicem burdan.



Anime karakterleri ödül mimi

Aslında mim özünde Kore dizi karakterleri ödül mimiydi, narsistprenses'in de fikriyle bunu anime karakterlerine ödül olarak değiştirdim. Çünkü zaten aylardır seymsomethingin dizi ödül mimyle boğuşuyorum, sürekli kore dizisi izleyerek. Uzun süreli şeylerde çok çabuk bunaldığımdan birikmiş bi Kore dizisi arşivim yok. Japon dizilerini tercih ediyorum o konuda.
Ama oturup düşününce şimdiye kadar ki en zor mimle karşı karşıyayım. Ama çokta eğlenceli lan! Duruma bakılırsa her ödülü tek bi karaktere vermem imkansız. Dur bakıyım halledicem.

En çok güldüğüm karakter: 
Öncelikle Danshi Koukousei no Nichijou ekibini bi kenara koyup cevaplamak istiyorum bu soruyu. Sonuçta kimse bir Yoshitake, bir efenime Hidenori değil.



Ve bu ödülü hakeden kişi Tamaki (Ouran High School Host Club)!
Bu çocuğun gerzekliklerinin hakkını yiyemem.







En Tatlı Aşık:
Yok lan öyle bişey. Aşık olan kız olsa da erkek olsa da delleniyorum ben. Bi ağızlarını açıpta konuşmuyolar ya olay kıvrandıkça kıvranıyo. O yüzden tüm aşıkları kesebilirim. İlla ki ödül verceksem de, yaoi serilere yönelip, Akihiko'ya veririm.



En Cool Karakter:
Ne kadar çok karakter gelse de aklıma, ilk göz ağrım Dante'den kopamıyorum. O şekil duruşla, kıvrak hareketlerle iblis öldürmesi sonra da gidip çilekli dondurma yemesi. Ağzını yüzünü!




En Karizmatik Karakter: 
Ben karizmatikle coolun arasındaki farkı bilmiyomuşum lan galiba. Şimdi Dante karizmatik değil mi yani olm?! Karizmatik. Peki Alucard cool değil mi? Cool. Ama böylesi daha doğruymuş gibi de. Zaten ikisini alıp birbirine vurarak dövebilirim. Bilemedim şimdi bu 2 ödül arasında çok bi fark yok bence.




En Tatlı Gülen Kız Karakter:
Yok öyle bi şey. Ama sanırım fark yaratmasıyla Sawako'ya verebilirim bu ödülü. Çok çalıştı lan yazık, gülemiyo belki lan size ne!





En Yakışıklı Karakter:
Cevap nasıl da "neredeyse hepsi" lan! Çok zor ha du bi bakıyım. Ooo yapcak bi şey yok yardırıyorum sırasız bi şekilde.
Howl (Howl's Moving Castle)





Liseli yarim Usui (Kaichou wa Maid Sama)




Touya ( Ayashi No Ceres) Ço üzülüyom bu çocuğa :'(








Okumura Rin (Ao no Exorcist) Adam şeytan, adam mavi la!
Thor (Jyu Oh Sei). Beyaz saç takıntım göz önüne alınarak yazmadığım tüm beyaz saçlı karakterleri temsilen Toru kardeşimize de bir ödül veriyorum. (No 6-Shion, Dante, Zero, Hotarubi no Mori e-Gin, Bakuman-Fukuda, Guilty Crown-Gai...)  Çocuğa tayt, göbeği açık badi falan giydirmeyeydiniz iyiydi.
Bu ödülü burda bırakıyorum ben daha çok yolu var lan yoksa.



En Güzel Ses Tonu:

Bunun için en iyisi seiyuuları değerlendirmek, yine çok zor bi ödül ama, kendimi sınırlıcam. Sugita Tomokazu'ya Gintoki ve Hidenori'nin mikemmel karizmatik sesleri için bu ödülü veriyorum.






Vee bir de Morikawa Toshiyuki diyorum.  Dante'nin yanı sıra Takumi'nin (Nana) etkisi büyük.
Kendimi tutamıyorum bi ödül de Miyano Mamoru'ya veriyorum :')








En Uyumlu Karakterler:
Usagi Drop'nun Rin ve Daikichi'si çok mükemmel bi ikiliydi bence. İçimde çok büyük özenme durumları oluşmuştu.







Oga ve Baby Beel ikilisi de hem en uyumlu karakterlerden hem de en çok güldürenlerden. Bu yüzden En Çok Güldüren ödülünü de veriyorum.
Bi de en özendiğim çift ödülü varmış, onu da bu 2 ikiliye veriyorum.




En Güzel Ağlayan Erkek: 
Gin (Hotarubi no Mori E). Gel gör ki ağlamış mıydı onu bile hatırlamıyorum. Ağlamamıştıysa da ağlamış olsa eminim ağzıma sıçardı. Öyle böyle değil. Allam her aklıma geldiğinde içim burkuluyo lan :'( Ço üzülüyom. 40 dakikada insana ancak bu kadar sevdirebilir bi karakter kendini.







En Çok Nefret Ettiğim Karakter:
Bu ödüle de Orihime'yi bir kenara koyarak devam ediyorum.
Aklıma da hep son dönem izlediğim animelerdeki tipler geldi en nefret ettiğim deyince. başı Yuki-Yuno ikilisi çeker zaten. Öf bi gidin lan.




Misaki Mei (Another). Kız sen çok laf dolandırdın yeminle hep kürekle dalasım geldi, her ne kadar animeyi güzelce uzatmış olsan da, işime gelse de, elimde olmadan senden nefret ettim.


Azuki (Bakuman). Bi açıklama getiremem. Gereksiz lan, çok görünmese ya :)





En Odun Karakter:
Yachiyo (Working). Çocuğu yidin bitirdin lan yazıktır. Ah Satou canım Satou ya! 





En Kasvetli Karakter: 
Bunu da ben ekledim. Bu ödülü Zero hak eder. Vampire Knight baya baya kıro animeydi lan. Güller silahlar falan, kenan imirimizalıoğlunu koy oraya sırıtmaz hani.  Kaname olmasın Zero olsun demiş olsam da hep, olm sanane lan! Çıksana lan sen aradan! Kenarda köşede acı çektin bir sürü, ama Kaname varken sen kimsin lan!?


Bu mimi de burda bitiriyorum. Baya mimlemek istediklerim var ama çoğu bireysel anime blogu olmadığı için emin olamadım. voodoobaby'yi mimliyorum o yüzden, gerçi bol bol animeyle ilgili yazıyosun da belki böyle bişey de istersin didim. Onun dışında yapmak isteyen, anime izleyicisi genşlere gönderiyorum burdan. OPTM BAY.

20 Haziran 2012 Çarşamba

En ciddiye aldığım mim olmamış mı ama?!

Tee ne zaman narsistprensses ve voodoobaby 2 ayrı konuya mimlemişti beni. Hazır evde kokmuşken yazıyım dedim.

Şimdi bi tane superkahraman mimi var. Ama düşündüm ben de ne bir animelerden fırlamış kahraman ne de marveldan fırlamış kahraman figürü var. Derinlere indim bi tane buldum ama pek hoş değil.
Hatay'da otururken babamın bi arkadaşı vardı. Şimdi hiç yüz hatlarını falan hatırlamıyorum da Sinan Çetin'le aynı saç-sakal-renk kombinasyonuna sahipti. Motoru vardı. Her gün işe motorla gidip gelirdi. Ben de arkadaşım Memoş'la (çocuğun adı Mehmet'miş arkadaşlar ben de yakın zamanda farkına vardım :)) park halindeki motora biner diyar diyar gezerdik. Bi gün ailelerimizden izin alıp bizi motoruyla gezdirmişti. İşte o gün müthiş bi kahraman olmuştu o adam. Tabi 2 yıl civcivlikten beri beslediğim tavuğumu kesip yiyene kadar. Çocukluk travmama bi çek daha atalım.

Diğer mim de narsistprensesten gelen "içinizdeki sesi dinler misiniz?" mimi.
Bi an, tabi olm dinlerim dedim, sonra düşününce bi yere kadar hep babamı dinlediğimi farkettim. Onun dediği şeyler hep doğru çıkardı çünkü. Ben de pek sorgulamazdım, babam diyosa doğrudur derdim. Sonra neydi lan bizim zamanımızda sınavın adı lgs miydi oks miydi bok var değiştirip durdunuz, neyse o sınavdan sonra kazandığım okula hiç gitmek istemedim. İyi de bi anadolu lisesiydi., ama okulu görmeye gittiğimizde yolu yok ben burda okumam demiştim. Sonra babamı dinledim, okudum. 4 yıl cehennem gibi hayat yaşadım. Hocalarını da öğrencilerini de lanetle anarım hala. Öyle sikindirikti benim için.

Ama son yıl hakkını yemiyim hala görüştüğüm tek lise arkadaşımla baya badass takılıp, eğlenmiştik. İkimizde 3 yıl sayısalda sürünüp son sene eşit ağırlığa geçmiştik. Ha işte bu da kendi iç sesimi dinlediğim yerlerden biridir. 11 yıllık eğitim hayatında inek takılıp, bunun 2 yılında sayısalda ana ağalatıp, son sene "ben dersaneyi bırakıyorum eşit ağırlığa geçiyorum ve resim kursuna yazılıyorum diyip" her şeyi baştan almıştım. İç sesimin tavan yaptığı andır. Neyse ben bi daha lise konusunu açmam, hazır konuya girmişken bi kaç aklıma gelen şeyi anlatıyım.

Bi tane hoca vardı dil ve anlatım mı öyle bi dersin, allam bi şey diyoduk adama ama unuttum şimdi. Onun dersi de tam bizim sağlıklı beslenme saatimize denk geliyodu. Bizim suçumuz değil yani. Kuru kayısılar, incirler, cevizler...En sona beyaz leblebiyi bırakır, ağzımıza dizerdik diş gibi. Ders sonuna kadar öyle takılırdık. Sonra geliştirdik araya çürük diş olsun diye kuru üzüm falan koymaya başladık. Bi gün yapmadık bu işi hoca oturduğu yerden "ne o bugün inci dişleriniz yok mu?" demişti. asddsfdopakposakdpasokdaspodkaspoaksd çok komik olm adam, tek güldüğüm andır herife bak kaç yıldır da gülüyorum. Yazık bi tane de yeni edebiyat hocası vardı. Adam Türk Clark Kent'ti, çaydan sigaradan dişler sararmış falan. Onun dersinde de çeşitli yerlerden topladığımız diapakları kağıdın üstüne dökerdik serçe parmakla tadarak koklayarak yeni mallar gelmiş olm gibi muabbet çevirirdik. doasjkdpoasdkapsodkaspdokasdo bi gün ciddi ciddi bütün ders başımızda durmuştu. Öf yazdıkça aklıma geliyo da neyse la dursun. Kimi mimlesem la? Geri dönüşü şerefine şizomizo'ya yolluyorum. İstediğini yap cınıms.

14 Haziran 2012 Perşembe

G-dragonla hayat mücadelemiz

Huzur içinde uyuyamadığım için teee bu saatte kalktım lan. Ama ne binbir küfürle! Aynı rüyayı 2 kere görmek nedir 1 gecede! Aynı konu farklı karakterler şeklinde hem de. Konu da azına sıçıyım ki tsunamiydi. Yeminle ben tsunamiden ölcem bakın yazdım buraya demişti dersiniz mezar taşıma da yazarsınız.

Şehir neresi bilmiyorum ama biz Yalova diye geçiniyoruz işte rüyada. Arkadaşlarla sahil kenarında dolanıyoruz, hava da kapalı delicesine, deniz mallaşıyo bi yandan. Ben bu konuda usta olduğum için gördüğüm tsunamili rüyalar sayesinde, aha diyorum yükseklere çıkalım. Sonra bu lafımla millet kaçışmaya başlıyo benim arkadaş grubum dağılıyo, ben kimle kaçmaya başlıyorum. G-dragon'la dopakdaoskdaspodkasod. Niye bilmiyorum bana da o düştü.

Neyse en yüksek noktaya çıkmanın kısa yolunu biliyomuş kereta. Bu önde ben arkada koşuyoruz. Şimdi beni oraya koysalar bulurum aynı yolları öyle net aklımda. Bu sırada deniz taşmaya başlıyo yavaştan ama biz zaten baya yüksekteyiz. En son en yüksek yere çıkınca en yüksek binaya giriyoruz bi de. Yukarı çıkıyoruz asansörle. Bizim gibi orayı keşfeden 5-10 kişi daha var. Biz de geçiyoruz kenarda durup izliyoruz aşağıyı. Hayvan gibi insanın üzerine üzerine geliyo deniz, bize olan yolu yarılamış. Sonraki görüntüde su çoktan bizim ayaklarımızın dibine kadar gelmiş binanın bulunduğumuz kısmı dayanmıyo hatta, bastığımız yerler dağılıp içe göçmeye başlıyo. Biz gdyle bi şekilde suya inip, kenarda duran kocaman demirlerle yapılmış kare kare bişey var şimdi anlatamadım neyse onu alıyoruz. Zemine oturtuyoruz millet onun üstünde duruyo. Alt taraf su tabi yine. Sonra biz orda bişeye biniyoruz ama neye lan acaba hatırlamıyorum. Su geri geri çekilmeye başlayınca onla beraber gidiyoruz. Bütün şehir yerle bir olmuş tabi.

Orda bi kaç sahneden sonra sapıtıyo konu. O bindiğimiz şeyle havuza gitmişiz arkadaşlarla yine, bi biz varız bi de Bigbang var doğaskdğaspdkasğodk. Hatta tiovpi üstsüz güneşleniyo! Artık nasıl içlendiysem herifi çıplak görememeye. Neyse rüyadaki çok netti, yeterli oldu.

Sonra uyandım işte saat öğlene geliyodu. Bir sürü sinirlendim içimdeki daralmışlığı az da olsa dışarı attıktan sonra bi daha uyudum. Aynı rüya :) O binanın tepesinde gördüğümüz bi kaç tipi canlandırıyorum bu sefer. Yine aynı yollardan geçiliyo ama bu sefer biraz daha geç kalmışız su hemen dibimizde. Arkamızdan da kendini kurtarmaya çalışan askerler var, bizi takip ediyolar 10-15 tane. Ama bunlar zor bi yerden tırmanırken bi tanesi ayağı kayınca arkadakilerde hep yuvarlanıyo gidiyo. Onları kurtarmaya çalışmanın gerilimi yaşandı bir sürü, hepsi suya karıştı gitti 2 tanesi kurtuldu falan. Ordan kaptırdık yolumuza devam ettik binaya çıktık bişeyler bişeyler sonra ben uyandım. O andan bu ana kadar olan durumum ve bundan sonraki bir kaç gün için geçerli olacak olan durumum şudur:




13 Haziran 2012 Çarşamba

Çocukluk travmalarım-3


Sıcaklar, tatil falan derken bütün gün evde yatınca bana yine geldi çocukluk travmaları.

Ben 1. sınıftayken, okuma yazmayı önceden öğrenmiş 2 kişiyi, ben bi de bi çocuk şimdi hatırlamıyorum, sınıf başkanı yapmıştı öğretmen. Demek ben tam öğrenememişim ki bu travma benle beraber bugüne kadar geldi. Sanırım o zamanlar şöyle bi durum vardı, kızlar kızları yazmaz, erkekler de erkekleri yazmaz, hani konuşuyo diye. Sınıfta da "Oğuz" diye bi çocuk çenesi kopasıca susmuyor arkadaş. Ne susuyo, ne oturuyo. Diğer başkan da arkadaşı diye yazmıyo bunu tahtaya. Ben yazıcam ama "O" dan sonrasını getiremiyorum bi türlü. Nasıl öğrettilerse "ğ" ile olayı bağlayamıyorum. "Oz" falan yazasım geliyo sanki öyleymiş gibi hissediyorum ama 2 harfli isim olmaz diye kendimi ikna edip, "O" yazıp yazıp siliyorum. Ben tahtaya yazmadıkça da ağzına sıçtığımın Oğuz'u coştukça coştu. Suratını hatırlasam, bi yerde karşılaşsak yeminle pipisine yicek yumruğu.

Bi de kendini çokca yaralama, en ufak şeyden büyük darbeler alma gibi olaylar yaşamamın yanında, asparagas haberlerle de gençliğim heba edildi. 7. sınıftayken nasıl olduysa 23 Nisan mı 19 Mayıs mı ne hoca beni şiir okumam için seçti. Hayatta da en tiksindiğim şeylerden biridir şiir. O kadar yalvardım, istemiyorum dedim tutturdu kadın. Okuldaki itibarımı havamı sarsıcak aklınca pdokaspodkaspo. Neyse o gün geldi işte, ben çıktım tam şiiri ortaladım mikrofonun sesi kapandı. Hoca bana doğru koşmaya başladı, ben fırsattan istifade bi çırpıda bitirdim şiiri ses kapalıyken. Okudum okudum bitti diyip kalktım gittim. İşte günün sonunda eve gittiğimden telefonlar susmak bilmiyodu. Her cevap verdiğim telefonda bi arkadaşım "Burcu sana araba mı çarptı?" diyodu. Alla alla nerden çıktı olm ne arabası? Ama bu şekilde 10 kere falan telefon edildi eve. Bi süre sonra eve babamın arkadaşları geldi sana araba mı çarptı diye. Sonra annem iş yerinden çıkmış gelmiş ağlayarak bana araba çarptı diye dpoaksdoaskdaposd Halbuki beni sapasağlam da görüyolar karşılarında. Meğersem, artık ben nasıl mükemmel şiir okuyosam demek, aslında şiiri okuyacak olan başka bi kızın yerine beni seçmiş hoca. O kız da Burcu'ymuş, aslında adım çokta nadir rastlanır ama ıpdsjdaıojsdıasjd bu kıza da araba çarpmış. Artık ben yerini alınca kendini arabanın önüne mi attı naptı. Benim de bi arkadaşım bunu birinden duyup herkese yaymış Burcu'ya araba çarptı diye. Baya bi kaç hafta toparlayamadık dopaksdpasodkasok

Neyse la çok sıcak!

12 Haziran 2012 Salı

Biraz kırıldım sanırım

Günlerdir -yaklaşık 5 gün- çok mutlu bi anımı ya da çok güzel bi haber alacağım anı bekliyodum notlara bakmak için. Çok güzel haberi de iş başvurusunda bulunduğum yerden bekliyodum. Hala da aramadılar. Ço ümitlendirdiler beni sana masa veririz bile dediler. Hangi gazeteye geçiceğim belli değildi sadece, onu haber vericeklerdi gidip başlıcaktım ben de efendi gibi. Masamı nelerle donatıcağımı bile düşünmüştüm la! Neyse daha vakitleri var elbet ararlar. Ben baktım yine de sonuçlara.


Ve kaldılar... 
Mitoloji finaline çalışıyoduk biz orda. Noldu ama, o kadar belgesel o kadar kitap okumaya, kalındı. 
Haketmedimdi bence. Sorduğu sorulara "şimdi tam hatırlamıyorum da", "sırasıyla yazamıcam da ben yazıyım yine de", " birinin koyunlarını kaçırıyodu ama kimin hatırlayamadım" (koyun bile değilmiş amk sığırmış) gibi cevaplar verince aslında, olsun olm çabalamışım de mi!!?! Son gelen habere göre tüğçe piçi d2yle geçmiş! Yine bana, yine bana :')
Neyse ben şu işi bi alıyım da gerisi çok boş benim için. Olm o işi de alamazsam baya depresyondayım ha dopaskdpasodkaspdokasdok beni hiç arayıp sormayın yani! Çok hazırladım kendimi. Bütün planlarımı ona göre ayarladım. Ayda ne kadar para biriktirirsem ne zaman araba alabileceğimi bile düşündüm. Stajı da orda yaparım diye yerimi bile hazır ettim. Arasanıza la!

Geçen günlerde güpegündüz hırsızlık olayı yaşandı! Tüğçe'ye bi kitap vericektim okusun diye. O kadar göze almışım düşünün, onca şeyimi çalmışlığına geri vermemişliğine rağmen kıza kitap veriyorum. Ama çantam çok ağırlaştı diye almadım yanıma kitabı. Neyse buna yeni başladığım kitabı gösterdim çantamdan çıkarıp. "Bu muydu bana getirceğin kitap?" dedi. Yok o çantama sığmadı sonra getiricem, bunu şimdi okuyorum dedim. Sonra otobüste giderken çantama bi baktım ki kitap yok! Öf ne kriz geçirdim orda. Sonra eve gelip yakındım bir sürü kitabım yooğğ diye. Bu gerzek demesin mi "olm sen onu bana vermedin mi?" diye :''''''''')))))))) Kaşla göz arasında atmış abi çantasına! Zaten 24 saati aşkın uyumamışım, orda çaktırmadan tıkmış kendi çantasına, üstüne bi de tatile gitti. Bu hafta okuyacağım kitapta oydu kaldım mal gibi.


2 Haziran 2012 Cumartesi

Çok şey anlattım olm okursunuz bi zahmet ;)

Şimdi bloga alışma çalışmaları olarak içimde kalan birikmiş bi kaç şeyi söyliyim kaçıcam.

Öncelikle tişört baskısı işiyle ilgili bi konuşayım. Bugün Japonca'dan sonra çıktım baya bi dolandım. Yok arkadaş bir tane baskı yapan yer görmedim. Kırtasiyeden baskı istemiyorum, okulda projelerde hep oralardan baskı aldığımızdan biliyorum dandikliğini. Ama bu işin peşini bırakmam olm! Kore ve Japon camiasının eksikliklerinden birini kapatmazsam içim yanar, gözüm akar! Ankara'da varsa bi yer bileniniz, söyleyin gidiyim konuşayım adamlarla. Fiyatta güzelliklerle şu işe girişeyim.

Anneme de daha söylemedim mesela bu işi kesin dellencek kdajspdoasjdpaıosjdpasjıod. En son derinlerden çıkardığım, asla yüzüne bakmam, piiiy ben bunu nasıl okudum dediğim 30 tane kitabı satma hevesindeyim. Kitapları yığılı görünce bıktım bu bişeyler satma hevesinden dedi. Sonra ordan başladı "Ortaokulda da evde yaptığın sandiviçleri satıyodun, sen nası bi kızsın..." diye devam etti. Olm neden lan para güzel şey pdoaksdoaksdpoaskdaopsdk


Ay çeviremedim fotoyu. Bunu sırf pastacı amcanın müthiş emeği için yükledim.  Tüğçe'nin doğumgünü için pasta alıp gidecek kadar mikemmel bi arkadaş olduğuma değinmeme gerek yok heralde. Amcaya kağıdı verdim bu yazılcak didim, tabi gerildi bi Japonca yazmadığım kalmıştı dedi. Aslında tancobiomedeto panpa yazdırıcaktım, lan dedim adama öyle söylenir mi panpa yaz diye düşündüm, hiraganayla yazdırdım çaktırmadan. O sırada gözüm tiviye kaydı Kore dizisi varmış ama öyle bi seslendirme yok, Rosalindayla Fernando Hose gelmiş resmen. İşte ben ona dalmışken adam birden panpa yerine panpan yazmış. Ses etmedim HERİF KANJİ YAZDI OLM!


Bu aralar deli gibi kitap kapağı eleştirisi yapıyoruz. Gidip hepsini inceleyerek. Bunu bu ayın güzeli seçtim. Arkadaşım hiç mi seni seven bi dostun abin kardeşin annen baban yok ya!?! Olm bu ne sen adamları neden oraya tıkıştırdın demediler mi?! Bu nasıl bi mantıktır, bu kitap kapağı müşteriye nasıl kabul ettirilmiştir? Yeminle bırakıcam okulu! 


Ve bugün yaptığımız albüm kapakları turunun güzeli. Ferhat Güzel başka boyutlarda, başka dünyalarda bu şekilde takılıyomuş.

Yaz tatilinin ilk etkinliği olarakta, Burgerda oturup dondurma yerken sçarcasına, masayı yumruklayaraktan gösterilen komikli vidyolara güldük. Espri anlayışımızdan şüphe duyuyorum lan. Zamanında bi abimize (:')) ben sana hiç gülmüyom deyince sizin espri anlayışınızı anlamıyorum ben zaten demişti. Haklı olabilir, evet şu an bi bende. Neyse. Bişey daha dicektim galiba ama sipariş ettiiğim kitaplar gelmiş daha fazla oyalanamam. OPTUM.