31 Ocak 2012 Salı

Çok güzel bir ankara yazısı

Bugün Ankara'da "İstanbul'da kar..." yazıp duranların ağzına sçacak bir soğuk vardı. Ayrıca Ankara'nın karla güzel olması, pardon Ankaralıların deyimiyle "Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...", photoshoplu kadından farkı mı var sanki? NAH yakışıyo.

VALA KONU O DEĞİL LAN, yeni geldim toparlayamadım. Hiç gitmediğimiz en ücra, en köşe yerlerdeki tükkanlara gittik bugün. Hepsi beslenme kabı almak içindi. Bir insana beslenme kabının ne olduğunu anlatmak çok zoruna gidiyo insanın. Amk okulda yemeğinizi, dane dane üzümünüzü, peynir zeytininizi neye koyuyodunuz acaba? Eskiden ne güzel bir sürü çeşit vardı renk renk boy boy, şimdi zarzor orda burda ben10 olsun kalyu olsun öyle şeyler.


Bu da çeşitli etli teyzelerin arasında dolaştığımız 1001 çeşit tükkanlarından birinde gördüğümüz gay ışın kılıcı. Ben pek bi mantığını, amacını anlayamadım.

Aylardır da metro altına inmemişiz sanırım. Hatta kızılaya kimbilir ne zaman gittik. İşte biz şehrimizi böyle tanıtıyoz. Çok manyak insanlarız biz. Yolda gördüğümüz insana "abi kırop yapmayı biliyon mu?" deriz ("crop" olayının tam türkçe karşılığını oturtamıyoruz bi türlü kırpmak, kesmek tam anlamıyla açıklamıyomuş gibi geliyo) "he az bi bilgim var" diyeni alırız yanımıza, böyle bişey yaptırtırız işte. İşin içinden çıkamadığı kedi tüylerini de arkadan ışık vererek halletmeye çalışır, olsun elinden geldiği kadar.

Bi kere fıskiyeler olmazsa olmaz! Her yere fıskiyeli havuzlar koymayı severiz, renk,görüntü ve koku kirliliğinin hastasıyız. Bir banka oturduğumuzda görmeyi en çok istediğimiz şeyler fıskiyelerdir. İçi tamamen boşaltılmış, 3-4 dükkandan başka bişey kalmamış olan Atakule'yle ünlüyüz nedense, hiç bi yerden eksik etmeyip, gerektiği değeri de vermeyiz. Her hafta yeni başlayan cami inşaatları görüyoruz, tabi ki de bunları afişlerde kullanmamız gerekir. "Hepiniz müslümansınız itler" mesajını vermemiz gerek. Ve tabi ki yine islamik ögelerden iğreeeeeeennnç mii iğreeeeenç renkelere sahip laleleri hatta LALEyi koymazsak olmaz. Bitmemiş metro inşaatlarımızla da çok övünüyoruz, aman allahım o ne güzellik!!
Buna ek olarak GENÇLİK PARKI GÖTÜM GİBİ YER, şehir dışından gelipte "aaaiiiyy gençlik parkına" gidelim diyen insanlar görüyorum. Çok net söylüyorum AĞZINIZA SIÇARIM. Ben sıçmazsam zaten orda ya bıçaklanırsınız ya da taciz/tecavüze uğrarsınız. Dönme dolap olursunuz kehkehkeh.


Ne zamandır ordalar bilmiyorum ama dediğim gibi kaç aydır metro altına inmemiştik. Bugün gördük ki eski türk filmleri afişleri sergisi yapmışlar. Çok hoşumuza gitti, 2dklık yolu yarım saat kadar bi zamanda geçtik hepsine tek tek yorum yapmaktan. Ama fotoğrafta görüldüğü gibi bu olaya verilen önem ortada. KOLİ BANDI! Böyle bir miras, koli bandıyla sergilenmeye layık görülmüş. AMA KODUMUN HOBİ GRUBU MANZARA MEYVE TABLOLARINI ŞÖVALELERDE SERGİLERİZ. Gitmeyin teyzeler hobi kursuna, çok rica edicem. Aynı şeyleri çizecekseniz hobi olarakta yapmayın. Tepsi boyayın misafirlere çay ikram edin, ama o işe bulaşmayın, sonra serginizi yapıyolar bak yerli yersiz.

Tabi bu afişlerin çok düzensiz bir şekilde, asıldığını yıllara göre bir dağılım yapılmadığını söylememe gerek yok sanırım. BİZ SEVİYOZ ÖYLE. Ankara bugün de bok gibiydi. Olmadı.

30 Ocak 2012 Pazartesi

gereksiz ayrıntılar #3

Öncelikle OLM BEN ÇOGSEL YEMEK YAPIYORUM.

Ama konu o değil. Şöyle ki, dinsiz bi insanım. Ama ateistmiş, agnostikmiş efenime deistmiş gibisine bişey diyemem. Çünkü amk zaten bi inanç kalıbından çıkmışım neden sonra inançsızlık kalıbına giriyim ha neden? Dindarlıktan pek farkı yok gözümde.

Her neyse konu o da değildi. Dinsiz bir insan olmama rağmen, cinli ruhlu hayaletli film izleyince, çok temiz korkuyorum. Çok eğlenceli değil mi ama lan?!  Bazılarına garip geliyo bu iş ama, onu da mı alıcaksınız elimden! Hele ki televizyon da Bio kanalında mıydı yoksa başka bi yerde mi hatırlamadım şimdi, bokunu çıkarıyolar olayın. Bi hayalet avcıları gibi bişey var, gidiyolar kötü ruhları falan kovuyolar. Adamlar mekanizmayı kurmuş bi de, ev ahalisi hüngür hüngür ağlıyo, bunlar kafalarda gece görüşlülerle dalıyolar odalara. Tık sesine "SEN DE DUYDUN MU DUYDUN MU BU TARAFTA OLMALI" amk buzdolabıdır lan ne heycan yapıyonuz ki? Bi de her bölümde mi bi gölge görürsünüz de  o kafanızdaki kameralara yansımaz hiç bi şekilde. En sonunda da hepsi bi daire oluşturup incil haç yardırıp yüce isa adına bu evi terket diye konuşmaya başlıyolar. Televizyon izlersem ilk o program var mı yok mu diye bakıyorum. SEVİYOK.

gereksiz ayrıntılar #2

Telaffuz edebildiğim kelimeler sınırlı.


*Enee çok eğleniyom.

gereksiz ayrıntılar #1

Çok sıkıldığım için şu an böyle bişey başlattım blogumda. Başlıyorum o zaman:
Elime bi kitap aldığımda ilk önce orjinal adına bakarım.
Bay.

*Bence böylece "ben de şöyle, ben de böyle" furyası olabilir burda. Bence ama lan.

29 Ocak 2012 Pazar

Benden zenci olduğum için nefret ediyosunuz

Bugün otobüs beklerken aklıma hep bu muhabbet geldi. Şu olayın küresel bi sorun haline gelmesi önce "yalnız değilsin" etkisi yaratıp sonra gülmekten sıçırtıyo beni, durakta tek başıma olsam da. Ciddi ciddi babam 16 kere aramış olsa 17ncide "neğarla?" diye açarım ama bir anne araması bir "buyrun efenim?" e bedel.

Ha bi de çok derinlere gömmüş olduğum bi anı daha geldi o sırada aklıma. Sanırım rüyamda ananemi gördüğüm içün oldu bu. Ergen dönemlerde göğüslerim büyümeye başladığında, ne göğsü lan meme, ananem bak öne eğilirken tişörtün önünü böyle tut, Esra Ceyhan nasıl yapıyo bak bak diyip ekranı göstermişti. Bi nevi kendime örnek olarak ESRA CEYHANI almamı istemişti. Ya ben o müsait dönemde kişilik bulma hevesiyle onu cidden örnek alsaydım? Bu yükün altından kalkabilir miydik ağkadaşlar?

Bi de bi de Tühçe'yle kahve içerken (olm kahve içerken deyince çok olgun, sıkıcı insanlar gibi gözüküyoz ama FRAPUÇÜNO İÇİYODUK DEMEK İSTEMEDİM) cam kenarında oturuyoduk, camın devamında da masalar vardı. Biz de onlara dönük oturuyoduk bar sıtayla. Tam önümüzde de bi tane kız var oturuyo. Gözleri dikmiş bize bakıyo, Tüyçe'ye dicektim neden lan diye, sonra Tühçe dedi ki "olm kalk gidelim lan, göz kaçırdım" dedi. Onun gerilimiyle durdu baya, sonra "bari çıkınca "içerden de dışarısı görünmüyomuş ha" diyelim" dedi gerizekalı, çok gülüyom.

Bi sonraki sahnede kız yanımızdaydı, bi arkadaşıyla. Onların muhabbetini dinledik, ama muhabbet olsa keşke. Tühçe'ye sarılmak istedim lan canım arkadaşım diye. Resmen dövmediği kaldı kızın. Arkadaşı kahve almış onu içiyo ama sevmemiş içmicek, "içmiceksen neden aldın? güzel göründü ne demek ya içiceksin onu uçsan da sıçsan da içiceksin. Bunu bitirmeden gidemezsin. Senin nefes alman hata yaa. Seni yanlışlıkla yapmışlar..." LA Bİ SUUUSSS LAAA!!!!!! Olm neyin kafasıı cidden neyin?? Kızın da gıkı çıkmıyo amk. Hani yavşak bi ağızla söylese aralarında öyle şakalaşıyolar dersin ama yok. Amk korktum lan bi an tabancayı çıkarcak diye. Neyse bay.

28 Ocak 2012 Cumartesi

Oturup ağlıcam lan

Al canımı da kurtılıyım. Once yaptığım planlar ilk günden kotü hava şartlarıyla iptal edildi. Yarın da iptal olucak büyük ihtmalle. Yine evde oyalanmaya devam ediyodum. Sonra french oje nasıl bişeymiş la bi bakıyım dedim googleda. Sürmeye çalıştım. Asetonla düzeltmeye çabaladım, kapağına biraz doldurup laptopın üstüne koymuştum her şeyi gze alıp. Şimdi dkülse sıçarım ha dediğim an çat diye elimi çarptım. Küçükken de koşarken şimdi ayaklarım çapraz olsa demiştim. Aklıma soksunlar.

Sağ,sol ve alt ok tuşlarım çalışmıyo. Ayrıca O'nun noktalı harfini de kaybettim. Meğer ne çok ihtiyacım varmış. Ayrıca o "fn" tuşu mu takılı kaldı ne bok yedi tek çalışan ok tuşum olan yukarı ok tuşuna basınca brigthness açıyo.Sol ctrl tuşu çalışmazken aseton dktüğüm yerdeki çalışıyo. Ordaki ctryi kullanmak hayatta en çok ağrıma giden şeylerden biri haline geldi. Numlock falan yerinde ama. Esc'ye basamaz oldum lan uyku moduna geçmesi yüzünden. Ben anlamıyorum bu işlerden, bi bilen :'''''')''

Ayrıca sol ayağımdaki küçük parmağı da bu sabah itibariyle kaybetmiş bulunuyorum. Zaten işlevi yoktu diyip biraz olsun kederimden kurtulmaya çalışıyorum.

27 Ocak 2012 Cuma

agresif beslenme yazısı

Bu ara çok fazla her şeye muhalefet profili çizdiğimi farkettim. Ayıpladım kendimi. Ama bi şey daha söylemek istiyorum. Bence bu konu büyük bi çoğunluğun içinde dert, hatta kimisi çoktan dışa vurdu. Konu şu ki "nutella". Her gördüğüm yerde ""YETERR LAA YETERRRR" feryatlarıyla saçımı başımı yoluyorum. Tamam tadı güzel olabilir, ki bi kaç kere alınmıştır eve heralde, diğer ekmeğe sürmelik çikolatalardan bi farkını göremedim amk. Ne çıldırıyonuz nutella diye! Çok mu battı lan 70 yıllık sarelle ha? Nutellanın bi tr web sayfası bile yokken sarellenin var tağam mı?!  Nerde o çokokrem yediğimiz günler? O böyle reklamını görüpte geçmediğimiz "en tatlı sabahlar çokokremle başları" duyunca içe yayılan huzur? (google'a en tatlı sa yazınca en tatlı sabahlar sabah namazıyla başlar diye tamamlıyo, bilginize)

Küçükken, yolda yürürken ekmeğe sürmelik çikolatayı ekmeksiz yiyebildiysek o da bunun sayesindedir. Kim çıkardı lan bi anda bu nutella'ya tapınma işlerini kim!?!?!!!1!!! Az bi gidin Fiskobirlik sürün lan ağzınıza fındık fındık.

26 Ocak 2012 Perşembe

gerek yok ama saat geç oldu işte

İstanbul paramı şu an itibariyle tüketmeye başladım. İlk iş kitap siparişi verdim. Neslihan erzincan özgür'ün zamanında tavsiye ettiği Yukio Mişima'ya göz attım. Malesef hepsi Can yayınlarınındı. Bir kitaptan zevk almayı öldüren en büyük unsurlardan biri bence. Ama yine de bükemediğim eli öpercesine verdim sipraişlerimi.
Olm ben ders kaydı haftaya sanıyodum bi sonraki haftaymış lan.
Ayrıca "pathetic" sözcüğünü tam tumturaklı teleffuz edebilen türk, tanrı mertebesine ulaşmıştır benim gözümde. Önemli bi şey.

25 Ocak 2012 Çarşamba

gidemedik

Kötü hava şartları nedeniyle İstanbul gezimizi bahara erteledik. Biraz üzülsem de bi rahatladım oh lan dedim. Çok gerildim çünkü bi türlü bilet alamayışımıza. Bugün gidip alıcaktık ki evden dışarıya adım atmam mümkün olamadı. Dün geceki kar yağışından sonra yolları açmamışlar ve bi alt caddedeki otobüs durağına gitmem gerekirdi. Onu da götüm yemedi. Ayrıca ne internet ne televizyon yayını oldu bi süre. Felaket anları yaşadık lan 3 gram karla. Neyse söylediğiniz tüm etkinlikleri baharda gerçekleştirecek olmak daha iyi ama Dali'ye ve Japon Film Festivaline Ankara'da gidecek olmak koyuyo biraz.

Dün Fairy Tail'e başladım ve izlemediğim her güne lanet edebilecek kadar sevdim. Bu kadar basit bir hayatım var. Ama SOPA meselelerine denk geldiği için izlemekte indirmekte çok zor. Elleh yardımcımız olsun.

Giden günlerim oldu gerçekten. 8 saat kadar ekrana baktım bebek gibi oldum. Tatil projeme de ön hazırlık oldu. O beyaz alan rahatsızlık verse de belki bi daha yıllar sonra açar bakarım. Yok lan tiksinirim bu ne la derim yapmam yine. Bay.

hayatta görücek daha fazla bi şeyim kalmadı

Allah belamı versin. 9dan beri burdayım. Bir dur diyende olmadı. Bitmez.

24 Ocak 2012 Salı

ta şuramdan geldi bu soru

Uzun zamandır merak ettiğim ama gündem yapmadığım bir konuyu, cahilliğimi çat çat yüzünüze vurmayı göze alarak yazmak istiyorum. Aslında çok alakasız bi yerden ulaştım buraya, dün tesadüfen televizyon izledim. Tesadüfen de NCIS vardı. Enee dedim oturdum izledim. Ne zaman izlesem de Mark Harmon'un saçları kesin peruk lan diye düşünürdüm, dün de düşündüm. Annem gençliğinde de öyleydi demişti zamanında da bi 5dk önce googledan bakmak geldi aklıma. Sonra görsel sayfası bir sürü sırtla doldu. Ödül törenlerinde verilen omuzdan bakış pozları. Şimdi gözümde canlandıramıyorum. İnsanlar yürürken bi anda durup etrafında dönüp omuz üstünden bakışlar mı atmaya başlıyo? Bunu kafamda kurunca çok gülüyorum lan. Gülüyorum ben öyle şeylere. Orda bi fotoğrafçı bi kameraman olsam, hadi arkada duran hayranlarından biri olsam bu insanların allah belanı versin der giderdim heralde. Şu olayı bi canlı canlı görmeden yaşamak istemiyorum, bi youtube videosu da olur. Bi kaç tane baktım ama dönen insan göremedim.

Ayrıca NCISte en karizmatik McGee'ydi olm. DiNozzo yaşlanınca çok kırmızı olucak çünkü.

23 Ocak 2012 Pazartesi

hala tiksiniyorum sizlerden pislikler


Bu gördüğünüz Tcdd'nin "kimse istediği bilgiye ulaşamasın, bir şekilde işini halledebilenler mide bulantısıyla hayatına devam etsin ve bakın ne kadar anlamsız majiskül ve miniskül harfler kullanıyoruz" sitesidir. Gerçekten bu siteyi hazırlayanların nasıl bir amaç içinde olduğunu anlamıyorum, daha da beteri "tamam abi bu olsun" diyip nasıl halka açtınız acaba bu siteyi?  Boşuna okuyorum lan ben.


Bu da bir kaymakbirası bile içemeden sonlanacak hayatımın acınası resmidir.

mutluluk gözyaşları


Biliyodum, biliyodum :'''')''

22 Ocak 2012 Pazar

Kültürel aktiviteye gidip gelicem

İstanbul'da oturanlardan ya da ben bu işi iyi bilirim diyenlerden bi yardım istiyoruum. 3-4 günlük sürede gidip görmeye değecek yerleri bana söyleyebilecek misiniz acaba? Bundan 10 yıl öncesinde İstanbul'da olduğum ve bu sürede en fazla 4-5 kere gittiğim için, neler olup bitti pek bi fikrim yok. Ayrıca internetten araştırmaya da bi skimlik güvenmiyorum. Geçen yaz travesti evinde kaldık, sağolsun. Neyse baya yaratıcılık bahşetti bize ama.

neden


Bi zombi kalmıştı işte aşık olmayan. Ama kokar lan ALLAHINIZIN AŞKINA kokar olum.

21 Ocak 2012 Cumartesi

çıkmadı bu sefer

OLUM ESKİDEN TURTİ VARDI. Nasıl bitti, çıktı gitti lan? Çok mutsuzum şu an, geldi oturdu öküz gibi ciğerime, göğsüme. :''''''''('''' (ağlarken akan salyalarım)



Tam bu lan işte buydu istediğim dediğim bi anime espriler açısından. İlk bölümden erken konuştum ama, yok yani çok güvendim lan. Her gün ilk bölümü izleyip dursam sıkılmam, öyle işsizim zaten bu ara. 


 Yukardaki ünlülere baktığımızda bi burun toparlatmamı denir ne denir öyle bi olay var. O burun gelişindeki yanağa dağılma olayı tek bi çizgide halledilmiş. İşte bende de ünlü hastalığı var. Aynı dertten müzdaribiz. Müzdaripmişiz yani, adamlar yapmış. Beni bıraksalar kulağıma kadar da gider bence burnum. Neyse, kate winslet en güzeli en süperi bi de.

19 Ocak 2012 Perşembe

bunu istemiştim


İşte anasının kuzusu. Beni yüzüstü bırakmadı, o güzel genlerden doğru sonuca ulaştı. Tükürdüklerimizi yalıyoruz gençler, çocuk taş.

lanet olsun (lanet bir seferde okunacak, "a" uzatılmayacak)


Sen o kadar yedir içir, bi dediğini iki etme, yüksek mevkilere getir, kültürüne kültür kat, en yeni moda kıyafetleri giydir, gelsin sana şunu doğursun. Bunu mu istedim lan ben? Bunu mu istedim!? Bu muydu sana dediğim gittin kagurazakayı verdin elime.

18 Ocak 2012 Çarşamba

yine de adam var adam var


Fazlaca matsuyama kenichi günü yaşayınca bi filmini daha izliyim dedim. Aslında önce animesini izlemek istiyodum ama oldu bi kere. Filmle (detroit metal city) ilgili yorumları okudum, tebessüm ettiren bir film falan yazmışlar. LÜTFEN! Açık konuşalım sıçtım gülmekten. Sizi bilmem ama ben çok gülüyom böyle şeylere. Tez vakit animesini de izlicem.


Bir insan bir kıza bu şekilde aşık olmaz lan! Oluyosa, bizdendir.

adam var adam var

Götü yaya yaya yatmanın 5. gününü ,ki bana daha 2 gün gibi gelmişti çok küfrediyorum şu an, sims oynayarak geçirdim. Bi de yine Jackie Chan izledim. Bi kaç anime izledim. Böyle de boş, huzurlu ama bi yandan da hiç bi şey yapmadım lan bugün vicdan azabıyla duruyorum şu an. Boşta kalınca da elin heriflerinin reklamlarını izliyorum. Bugün Matsuyama Kenichi takıldım. Görüyoruz ki, adam seks.

16 Ocak 2012 Pazartesi

şu zor günlerim için film lazım

Yeni bi defter geçti elime bütün günüm ona çizim yapmakla geçti. Heves işte alamadım kendi elimden. En fazla 3 gün. Film izlemek istiyorum, ne izlesem la? Şiştim Jackie Chan izlemekten.  Ayrıca anladım amk heryerde kar var!

Biliyodum ki başıma gelecekleri

Hani daha şurda 10-15dk önce 3saatlik göt uyuşukluğumdan bahsetmiştim ya. Az önce su içmek üzre kalktım. Ve çok senaryotik düştüm olm. Game Of Thrones'da biri okla vurulsa öyle düşer ha! Ama ben ayak uyuşukluğumdan mütevellit küçük ayacık parmacıkımı vurdum kapı kenarına. Sonra koridorun duvarına bi anda kendimi bırakıp yavaşça yere serildim. Her şeyi yine annem gördü, valla yazık lan artık o kadına.

15 Ocak 2012 Pazar

sıkılanlar elime mum diksin kehekehemeöhöhmMEH

OLUM BEN ÇOK SIKILIYOM.
Yine oturduğum yerden 3 saat kalkmayarak götümü uyuşturdum. Susadım, ama bi kalksam koridorda uyuşmaya başlayıp, mutfakta hareketsin kalmakla son bulucak. Annemi bi daha öyle bi duruma sokmak istemiyorum.
Napıyım yeni bi animeye başlıyım lan bari.

Sıkıntımdan ilk defa kız çizimi yaptım. Önceden yaptımsa da hatırlamıyorum. Herkes bi okulun tatil olması derdinde, aynı duyguları paylaşamıyorum diye ezikledim kendimi. Hayatımda da ilk, ezilmeyi eziklemek olarak kullandım. Bayadır yutkunmuyomuşum şu an farkettim, valla birikim büyük. ALLAH diyor gidiyorum.

işim yok

Lan bak yine mail gelmiş ders değerlendirme anketini yapın diye. Amk yapmıyorum lan yapmıyorum! Bi çok şeyle vakit kaybeden bi insan olabilirim ama yine de o işe ayırıcak vaktim yok. Yapmıyom lan! Zaten çok şeyime ya notlarımı öğrenmek göstermezsen gösterme olm. Hacettepenin sitesine girince bi ürperti bütün tüyleri yoklayıp gidiyo. Bi tiksinme hali bi bişeyler. Ene ne biçim kar yağıyo. Neyse taam yaparım bi ara beni böyle sıkıştırmayın. Girdiğim de ders varmış gibi.
Yine twitter açtım ha. Ben çok böyle bi insanım. Biraz insanları takip ederim tatil bitimine doğru da kapatırım kesin. O zamana kapatmazsam da hiç kapatmam zaten. Neyse bi süre sinsice kenarda bekliyim.
Babam da odaya gelmiş şu özürlüye bi ilaç içirsene diyo. Kardeşimdi.

14 Ocak 2012 Cumartesi

iyiyim abi nolsun

Tatilimin 2. gününde yükünü kaldıramayacağım bi huzurla boş boş vakit geçiriyorum. Nasıl güzel duygu la! Akşam 7den beri banyoya giricem bak, ilk bilgisayarın başından 10dk önce ayrıldım onda da işedim ve banyoya üşenip yüzümü yıkadım. Olm hayat çogsel la!
Geçen girdiğim ceki çen kriziyle bütün filmleri baştan izlemeye karar verdim. İzleyemediğim ço eski filmleri vardı onları da bulduğum kadarını izlicem. İlk olarak Mr. Nice Guy'ı izledim.Nasıl oldu da Fırtına Adam diye çevirdiler çok belirsiz. Tabi yine konuyu takip etmen ya da anlaman gerekmeyen bir ceki çen filmiydi. Aval aval o ekşın sahnelere bakmak yeterli bi doyuma ulaştırıyo zaten. Bugünde Rush Hour serisini aradan çıkarıyım dedim. Bundan sonrası her gün en az 2 filmini izleyerek hayatıma devam edicem. Neden mi? çünkü bok gibi zamanım var.

Geçen haftalarda bitirdiğim animelerden Hanasaku Iroha. Şu an böyle yeni yeni çıkıyo bitmiş olmasının acısı. İlk 10 bölüm pek hoşlanmadığım sonra baya saran bi animeydi. Daha da böylesini bulsam da izlesem.
Hani oha ço heycanlı lan ene nolcak acaba diye meraktan ölmesem ilk bölümden şu bebe yüzünden bırakabilirdim. Seni allan dımbılı ya gerizekalı bebesi diye küfrederek izliyorum hala, olsun ama. Benim de yanımda böyle psikopat bi kız olsa ben de bu çocuğun halde olurdum heralde. Sen nasıl bi sürtük şırpıntı bi kızsın. Bi de "Yukki" demiyo mu geçir bi tane ağzına! 5 yaşındaki bebe için hiii ölsün gebersin dedirtti bana bu anime.



Sonraya bıraktığım K-ON'un 2. sezonunu da dün bitirdim. Bu da en sevdiğim endinglerinden olmuş oldu. Oldu hadi bay.

13 Ocak 2012 Cuma

projeye destek söz konusu

Tatilde pek bi bok yapmayacağımı bildiğim için (çalışma anlamında) hocadan bi tatil projesi istedim. Çokta mükemmel bişey dedi bana, bir hikayeden 3 sahne seçiyorum ve çiziyorum. İllustrasyon sevdiğim için böyle bi şey düşünmüş (hocam ben sizi çok seviyorum öyle böyle değil).
Aklımda nasıl çiziceğime dair bişeyler oluştu ama ne çiziceğim konusunda kararsızım. Konu geniş olduğu için ben eskiden izlediğim bi filmin konusundan yola çıkıcam. Ima, ai ni yukimasu diye bi Japon filmi izlemiştim hatta blogtan biri önermişti sanırsam. Çizimlerde de biraz dramatik etkiler istiyodum, bu film de öyle.
 Özetle bir baba ve çocuk, anne ölmüş yağmur mevsimiyle geri geliyo ama hafızası yok, yanlış hatırlamıyosam bi hatıra kutusunu mu açıyodu günlük mü okuyodu öyle bişey sonra hafızası geliyo. ve yağmur mevsimi bitimiyle geri gidiyo. Filmde şok edici bi son vardı ama direk senaryo ele almaktansa onlarda yaygın olan hikayeler gibi bırakmak istedim.
Ama hala kararsızım yeni yeni öykülere de açığım şu an. Böyle çok etkilendiğiniz bi şey olur falan burdayım yani.
*Şöyle bi bakınca Ruhsar'a benziyo la aslında bu.

12 Ocak 2012 Perşembe

ölmesin, dursun kenarda



Sıçmışsınız lan adama :'( Ben de kakakakikiki izlerdim küçükkene. Sizler çok piç adamlarmışsınız, adam altına bi yastık atar minder atar. Mundar ettiniz.
*şarkıyı da o mu söylüyomuş :')

Çok geç kaldım bunu yazmak için

Bi kaç gün önce çok etkili bi rüya gördüm. Başı sonu çok belirsiz ama bi otoparkta Cehennem Silahı'nı canlı canlı yaşamaktayım. I'm too old for this shit amcanın elinden kurtulmuş olan pek sevgili Martin namı diğer Mel Gibson yanına çırak olarak beni almış. Elime de bi silah vermiş. Bi tane kadını kurtarıyorum arabaların arasından geçe geçe, silahda götüm gibi kullanamıyorum.Sonra gidiyorum Martin'e çemkiriyorum bi yandan da çok pis yazılıyorum tabi. Adam sex lan! Zamanında ve hatta şimdi bile izleyipte fiyuuu herife bak demeyen insan hatalıdır, sorun vardır. Ben bu seriyi her ne kadar küçük bi kızken izlemeye başlamış olsam da o günden bu güne hissiyatta bi değişme olmadı. Hatta Tığçe'nin halasının saçının cehennem silahı mel gibson olması bile beni yıldırmadı. Ve hatta google'a mel gibson yazınca direk müslüman oldu diye devam ettirmesi. Yılmam. Pis, iğrenç sakallı halleri de yıldırmadı. Ve hatta o tek pozda müslüman oluşu da. O müslüman oldu haberlerinde kullanılan tek fotoğraf, elini yanağına koymuş ve müslüman olmuş fotoğrafı. Bu rüyanın sabahında tesadüfen kendisiyle ilgili bi belgesel izledim. Belgesel mi denir ki la onlara  bilemedim şimdi? Sanıyodum ki tek sorunu müslüman olmak, yok çok çekmiş adam. Hep küfretti soru soranlara seni lanet olası pislik dedi yayını kestiler falan. Olm sen bu hallere düşecek adam değildin :'(

yok böylesi


Çok temiz bitirdim bu dönemi. Bütün teorik dersleri yine bırakmış olsam da 2. döneme halletmeye kararlıyım. Hep bu kararı alabilme gibi bi şey bahşedilmiş bana. Neyse bugün kalan 2 dersi de verdim ve uzatmalara kalmadan okulu kar yağışı altında terkettim. Yol boyu da "olm biz var ya biz çok mükemmel insanlarız, hani süper mükemmeliz öyle böyle de mükemmel değiliz değil hani lan" gibi gereksiz laflarla şiştik de şiştik. Biri duysa Amerika'yı dibe batırıp, Türkiye'nin borçları kapattık ordan geliyoruz sanır. Halbuki kendimizce işlere girip 4 yıl sonra açmak üzere şişe gömdük ormana. Şu geçenlerde Japon yemeğinde aldığım sake şişelerine yazdığımız kağıtları koyduk, gittik kendimize güzel yer bulup iyice basamak sayıp, ağaç sayıp yerini ezberledik. Benim eski evden kalma 2 tane kaşık ve saksı küreğiyle daldık. Her şey, hiç böcek falan da çıkmadı denene kadar çok güzel gidiyodu. Laf daha bitmeden kaşığı daldırdığım yerden kafam kadar solucan çıkardım. Hayatımda öyle tiksinmedim lan. Kız çığlığı attım koşarak kendimi beton olan bi yerde silkeledim bol bol. Hala titreme geliyo bak.

9 Ocak 2012 Pazartesi

bu derste düşünecek çok şey var

Sabah otostopta bindiğimiz arabada bi şarkı çalıyodu. Yine sinirden kudurduk oturduğumuz yerde. Bilmiyorum kimdir nedir, belli bi grupta, kızın sesi falan da güzel şarkı da güzel olucakmış ama bi yerde "pembe mezarlık" diyo. Amk o ne lan?! Hangi kitaba, hangi felsefeye, hangi inanca nasıl bi şeye gönderme yapıyosunuz! Anısı var diye araya cümlelere kelimeler mi tıkıyosunuz? Öyle bi durum varsa bizim mithatpaşa şarkımız bin basar lan. Vala anlamıyoruz diye (kendi adıma, çoğul konuşmak iyi hissettiriyo) dayayın abidik gubidik lafları. Kaç kişinin msn iletisini süslemiştir o sözler.Ne lan pembe mezar?

*Dün gerilmekten geberdiğim dersi şu an atlattım ve atlatmaya devam etmekteyim. Hazırladğım logo ve kartvizitleri hocanın bilgisayarına yükledim sabah gelince. Hocada 2 saat kadar geç kaldı büyük mutlulukta takılıyoruz öyle. Sonra geldi isteiğiniz logoyu kartviziti seçin muhabbeti yaptı. Tıhçeyle hoooveeeeyyy lelee leleleeee diye sevinçten geberirken, neyse yine de bi hızlıca bakalım dedi. İşte onun hızlıcasıyla  buçuk saattir burdayız. İşlere bakma sırası bana gelirken baya elele tutuşup elektrik gitmesini, ortaya çat diye fare düşmesini vs diledik. Tabi olmadı yine. Neyse sıra bana geldi HOCA ÖVDÜ LAN!!!!!!!!!!!!!1!!!!1!1! 3 yılımın şokunu yaşıyorum!!! Ağzıma sıçıcak sandım hep! Bi kendim için logolar bi de onun istediği gibi logo yapmıştım! Ama teek teek güzelce eleştirdi resmen, espriler hoş dedi, bu geçişler ço hoş dedi, güzel bi havası var dedi logolarıma!!!!! Kartvizitlerde o bunu sever diye yaptığımı sevmekle kalmayıp kendimce karaladığım kartvizite aaa dedi bu çok hoş dedi ne kadar kadınsı bir havası var neğadar güzel dedi. Burdaki kadınsıyla orkid bi ara pedlerin üstüne motifler yapmıştı da maviyle, ambalajında kadınsı motifler yazıyodu. Kadınsı motif oysa, erkeksi motif görmeyi talep ediyorum ki eğer öyle bi şey varsa zaten erkeksi motifin pedin üstünde ne işi var. Her neyse yine bi tane asla istemeyeceğini bildiğim bi kartviziti herşeyi göze alıp koydum! Direk neyse zaten bunları kendiniz oynarken yapın dedi. Biliyom ben. Şu son haftamda çok pis yırttım, yırtmam gereken bi ders daha kaldı hadi bakalım.

Bu da benim sonraki şokum ve tıhçe yorumlarını dinlerken.

8 Ocak 2012 Pazar

bok

Her zaman ilk haftada biten finallerin, bir tane dersle bir sonraki haftaya da sarkması beni yerle bir etmiş durumda. Bir ekstra gün daha o güzel kıçımı kaldırıp o yollara düşmek! Hem de hocanın benim istediğimi asla istemeyeceği, hepsine "geçelim bunları" diyeceği bir ders için! Açık açık yine kendi kafama göre yaptım. Ben istemedim, farkında olmadan inadım beni o şekilde yönlendirdi. Sıçtık. Resmen sinirden de ellerim uyuştu gözlerim kamaştı ciğerim büzüştü lan. Bu dersi vermeden mezun olucam ben öyle bi karar aldım. ANA ÇOK SİNİRLİYİM HA.
iğrençsiniz tiksiniyom sizlerden pislikler (dıajsdpıoasdjasodıajsdoıasdj anısı var) ama hala sinir oluyom.

7 Ocak 2012 Cumartesi

yazamıyosan bırak arkadaşım!

Şimdi kitabın sevenleri hiç okumasın çok terbiyesiz, seviyesiz laflarım var. Kitabın adını tam hatırlamıyorum bile şu ejderha dövmeli kız ya da oraya buraya çokmak sokan kızlardan biri. Annem almış bi şekilde zamanında bi hataya düşmüş. Ben de bi bakıyım demiştim. Zaten onla ilgili de yazmıştım önceden. Her neyse ben hayatımda öyle basit, bayağı, ucuz, ve aynı anlamı taşıyan bir sürü kelime bi kitap görmedim. Yazarı çok iyi etmişte ölmüş (sevenlerine sabır tabi, canım) yoksa daha devamı olucakmıymış neymiş. Lan allah belasını versin kitaptan soğudum yeminle. Okurken gözlerime inanamadım bu kadar iğrenç olamaz diye. Bi okuyucu bu kadar ucuz yöntemlerle meraklandırmaya çalışan biri daha görmedim ben. Resmen "oysa ki hiç beklediği gibi olmayacaktı" GUPGUP GUPGUP GUPGUP (kalp efekti). Ya da "tabi o gün 1 ay sonra söylediklerine pişman oalcağını bilmiyordu" gibi. Amk Pepe izlesem daha çok heycanlanırdım merak ederdim, Pepe bugün ne öğrenecek acaba diye. Bu sinir seviyesine bi anda gereksizce ulaşmamın sebebi de geçen hafta aldığım Haruki Murakami kitabını bitirdim. Açık açıkta utandım ben bu adamı niye hiç bilmiyomuşum diye. Hani rahatladım lan oh be dedim kitap lan KİTAP.

6 Ocak 2012 Cuma

Bu konu çok yordu

Dün ayranını ve dürümünü beraber götürebilenlerden konuştuk. Geçtiğimiz haftalarda okulda yemek yerken de rastlamıştık öyle bi insana. Koreli bi çocuktu hatırladığım kadarıyla. Şaşkınlığımızı gizlemedik. Nasıl olur lan? Nasıl yaparsınız? Mutlaka dürümün yarısı dururken 1 yudumluk ayran kalmış olması gerekir. Sende tüm susamışlığına göğüs gerip dürümü bitirip o son yudumu içersin. Ama yine yetmez. Bu ikisini beraber götürebilen insan çok öngörü sahibi insandır dedik. Liderdik dedik, o ruh vardır onlarda. O insan başlı başına bir stratejidir! Öyle ki bi savaş olsa en başa geçerler orduyu yönetirler dedik. Onlar günümüzün geleceğin Atatürk potansiyelli insanlarıdır. Bundan sonra dürüm ve ayranı beraber götüren bi insan görürseniz durmayın gidin öpün alnından burnundan.

5 Ocak 2012 Perşembe

Burda dursun (ağlayarak)

Bir önceki sarar yazımı desteklercesine. Bugün çekebildim fotoğrafı. Görünce hemen babama arabayı kenara çektirttim (H). Bi de beytepe durağı lan her sabah görücem niehehe ehe sanki okula gidiyom da. Neyse Mr. Chan 4 tane yanyana da konulabilirmiş. Hala diğer 2sinin yüzünü algılayabilmiş değilim. Benim için orda zenci 2 adam ve Mr. Chan var. Mr.Chan çok iyi niyetlerle çok sevdiği karısının babasının şirketinde bişeylerin müdürüdür. 2 çocuğu var. Vakit ayıramıyo ama iyi baba. Sık sık yurtdışı seyahatleri yapıyo, kötü kalpli, yağlı saçlı, ataist(!) arkadaşlarının peşine takılıp karısını aldatıyo. Her gittiği şehirde bi hatun yapmış kendine. Ama evine dönerken de hediyelerle dönüyo karısına çaktırmıyo. Çok güzel adam, seks bi adam yani. Gelsin.

hayat bundan ibaret

Dün akşam 8-9 gibi yattım uyudum. gece 2 de çat diye uyandım lan sonra bi daha da uyuyamadım. Biraz anime izledikten sonra bi şekilde youtubeda slow-motion (çünkü ingilizcesi daha havalı) videoları izlemeye başladım. Biraz hayretler içinde kaldıktan sonra dünyada yaşanan felaket videoları izledim. Tsunamilerle kusma noktasında gerildikten sonra dünyadaki devasa deliklerle alakalı şeyler izledim. Ordan açıklanamayan canlılar tarzı videolara geçtim, deniz kızı bile vardı, sonra kutuplara gittim. Saat sabah 9 oldu zaten.
He bi de geçen günlerde lanet olsun yapmak zorundayız diyerek vampirli filmi izledik şafak vakti oluyodu sanırsam en son. Olm o düğün sahnesinde allam çocuğa bi şeyler olmuş lan. Böyle siyah böğürtlen mi yedirmişler, tutup iyice  diş etlerine falan mı sürmüşler ne yapmışlar. Bu güldükçe mahvolduk lan. Dur görsel de arıyorum şu an ama. Bi pıt daha gülen resmi olsaymış tam belli olurdu böğürtlen ama bu da yeterli bence. Bay.

4 Ocak 2012 Çarşamba

Peşinden koştuğum bazı adamlar var

Öyle gereksiz yoruldum ki bugün, şu ölmek üzere halimle 1 saattir Sarar reklamındaki adamları arıyorum. Reklam dediğim Kızılay'dan eve gelene kadar 4-5 kere rastlama güzelliği yaşadığım billboardlar. Siyah- beyaz bi fotoğraf 4 tane edem var. LAN YOK BULAMIYORUM! Çekmeye de üşendim googledan bulurum lan dedim. O 4 heriften bi tanesi çok güzel bi çekik. Çok güzel ama ço temiz mis. Tahminen Çinlidir bu dedik. Harbiden allah yarattıysa güzel yaratmış la adam yapmış yani. Oturmuş uğraşmış, kasmış. Diğer 3 adamın hiç silüvet olarak bile aklımda kalmışlığı yok çekiğe bakmaktan. En akılda kalıcı olan zenci var aralarında işte. Googleda adam akıllı aramalarla başlayıp ırkçı söylemlere vardım en son allah belanızı versin dedim bıraktım. Hava soğuk olmasa gidicem çekicem fotoğrafını burda yakında bi yerde var öyle de üşenmiyorum. Bi fotoğrafını bulsam adamın hayat hikayesini yazıcam şurda.

gerçekten bilemiyorum

Şu subliminal mesaj olayları yüzünden izlediğim her animede buluta, çime bakıyorum lan! Kenara köşeye "sex" yazmışlar mı diye. Tamam anladık ben görmesem de beynim algılıyomuş hop bilinçaltına atıyomuş falan ama neden"sex"? Sevişgen bi toplum mu amaç, sapık potansiyelli insanlar mı? Ne olm amaç? Ne oluyo ben orda "sex"i algılayınca? Cidden cahilim bu konuda. Hani bok yaz sıç yaz kan yaz ama neden ille o. Ya vala hayatımız kaydı lan "sex"i seçicem diye.