2 Şubat 2012 Perşembe

Japon Filmleri Festivali günlüğü

Bugün 2nci günü de sona erdi Ankara'da. Ve düşünüyorum ki bu film festivali için 4 gün çok az, en azından 1 hafta olmasını isterdim. Zaten geçmişteki 8 festivale gitmediğim için pişmanlığımla kavruluyorum olduğum yerde.

Goethe Institut'da yapılması ne derece iyi bilmiyorum. Daha uygun bi yer olmasını isterdim. Çünkü küçük bir salona dizilmiş sandalyeler ve çokta geniş olmayan bir beyaz perdeden izliyoruz filmleri. Ben katılım daha az olur sanıyodum ama hoş bi kalabalık var. Bi tıklım tıkışlık durum yok. Tiplerde, festival lafını duyunca fularını kapıp gelenler ve anime izlediğini salona girdiği an belli eden erkek çocukları. Bir de bu ikisi arasında yol alanlar.

İlk filme gitmediğim için şu an pişmanlık duyuyorum. "İyi Uçuşlar" filminin beklenenden iyi olduğu yönünden duyumlar aldım ama bi zaman izlerim artık.

İkinci film "Noriben" Yoshinori Okada'yı gördüğüm an beni mutlu etti. Evde açıp izlemeyeceğimi düşündüğüm bir film ama orda izlerken çok eğlendim. Bi kere ağız sulandıran bento görüntüleriyle doluydu, bir italyan bayrağı esprisi vardı ki kaç dakika güldük! En çok yaran sahneyse karı-koca kavgası oldu. Yumruk yumruğa kavga başlaması çok güzeldi ama sonra kızın "kız gibi dövmeye" yeltenmesi "sen az önce böyle değildin" dedirtti. Tipik Japon ifadeleri ve sesleriyle güldüren bi kısım oldu. Sonunda hep Yoshinori Okada'ya varıcak sandım ama olmadı. İşin içine dram koymamaları da güzeldi.

Bugün ilk film daha doğrusu anime "Kappa ve Sampei" ye gidemedik. Sabah 9-10 gibi yattığımız için akşama doğru uyandık. Ona da biraz pişmanlık var ama.


Bugünün ikinci filmi çok büyük hayal kırıklığıydı. Adının "Bir Yaz Rüyası" olması filmde yaşanan her şeyin rüya olmasını gerektirmiyodu bence. YOK ARTIK ANASINI dedim. Hani tamam lan sen bi yere bağla şu işi ben yine oh iyi film dicem dedim ama, velet çıktı bunların hepsi rüyaydı dedi. SENİN AZINA SIÇARIM dedim ben de. O an bi kaydım sandalyeden.  Filmin ilk yarım saatinde bir güruh salonu terk etti, peşlerine takılmış olmayı dilerdim, daha sonra da gidenler oldu. Zaten abartısız 1 saat arkadan önden "kız heralde ya" "yok erkek" "kız kesin ha" gibi sesler geliyodu. Hepimiz tek yürek olmuş "Majiru" kız mı erkek mi onu anlamaya çalışıyoduk. En son kız olduğu kanısına varıldı memesel bi yapı görünce. 
Filmi izlediğime pişmanlık duymak istiyorum ama o ortamda bulunmak güzel olduğu için bişey diyemiyorum. Evde izlemeyin la ama valla. İşte yine tipik Japon ifadeleri ve kavgadaki kız sesleriyle güldürmeye çalışmışlar ama he güldüm ben. O kadar. Bi girdisi çıktısı olmadı.

Yarın ve cumartesi günkü filmlere ve animelere çok hevesliyim lan. Özellikle cumartesi 3 tane ard arda olması gözlerimi yaşartıyo. 
Ve mekanda favori 2 tane Japonumuz var. Dünkü Japon bugün gelmeye tenezzül etmedi, onun yerini başkaları aldı. Bi tanesi kendisi Hancı olur, bir yaz rüyası filmi onun seçimiydi bence. Az biraz nefretim var ama. Asıl favorim, takım elbise ve kulaklığıyla müthiş koruma-güvenlik görevini üstlenmiş olan Büyükelçi. Adamda şurası şöyle olsaymış diyebileceğin bi yer yok. Japonlar mikemmel insanlar.  Hani benim Sarar billboardlarındaki çekik var ya onun hikayesi Büyükelçi için de geçerli. O kadar aldatmaz belki.

2 yorum :

  1. vov bu yazıyı bu kadar çabuk beklemiyordum yazdığın için teşekkürler öncelikle, sen en azından bu festivali yakalamışsın ya ben napiyim, nerelere gidiyim falan.

    YanıtlaSil
  2. Sonra yazmayı unuturum, birikir üşenirim diye gittikçe yazmaya karar verdim. Olsun gidersin sonrakilere üzülmeğ

    YanıtlaSil