26 Aralık 2011 Pazartesi

Bugün bir Çinli'yi memleketine yolladım

Tıkçe'yle her şeyi göze alıp (Pazar akşamı dışarda olmak, otobüsü kaçırmak, 35tl, bürokrat adamlar, çirkin çocuklar, zenci türbanlılar) Japonca hocamın çağırdığı kursçanak gidilen Japon yemeği olayına katıldık. Hiç bi zaman istediğimiz gibi olmaz zaten, yine olmadı tabi. Ama hay lanet denmedi en azından çünkü kendi aramızda yine kahkahayla sıçabildik. Yanımızdaki herifler 10. kur adamlarıydı bekledim ki hep Japonca konuşsunlar yok olmadı.
Neyse hayatımın ilk miso çorbasını içtim. Getirsinler içerim ama ah bi olsa da içsek demem. Şurda üstüne limon sıkıp pul biber döküp yenicek mercimek çorbası efenime ezogelin bi kaşşarlı domates çorbası varken.
Sonra çeşitli etli susamlı böreksi bişeyler bişeyler. Onların yanında Sashimi getirdiler. ÇİĞ BALIK DİYECEKSİNİZ ÇİĞ BALIK! Aldım bi tane de inat ettim bitirdim ama hayatımda öyle mimiği bi arada yapmadım. Böyle bi de yanağımla dişim arasında bi parça kaldı hayatta dilimi götürüp almadım bırak ne hali varsa görsün kendi kendine aksın gitsin ben hissetmiyim dedim. Balığa alttan çakmak tutmayı düşündük ha.
Hep bitti sandım bitmemiş ondan sonra masa doldu hayvan gibi. Tavukla ananas bir arada yenmez arkadaşım. Ananas pişirilmez tatlı-ekşi sosa batırılmaz! Bi de bişeyi aldım tel kadayıf ha bu dedim keh keh keh sonra karides çıktı lan. 
Ha bi de sake söyledik 5 kişi ortak bi bakalım diye. Getirdikleri bardakları çok sevdim. Gece boyu koltukaltı civarımda döndürüp saklamaya çalıştım. Bi tane garson çok şüphelendi benden. Ama yılmadım o bardağı aldırtmadım, her garson eli masaya uzandığında ağlarcasına gerildim bardak gidecek diye. Gecenin sonunda bardağı attım çantama (olm çogseldi lan). Sonra hesap ödendi vs. biz erken çıktık otobüse yetişmek için. Tam çıkarken aklımıza geldi suç mahaline geri döndüm, tam da benden şüphelenen adama " boş sake şişelerinizden alabilir miyim?" dedim. Verdi sağolsun. 
Bütün yemekleri de mutfak kısmında gördüğümüz adını Satou koyduğumuz Satou-san için yedik. Enseden biraz Türkümsüydü ama yavaş yavaş belli etti kendini Japonluğunu. Senin için diyip diyip yedim o sashimiyi. San dediğime bakma gider geyşası olurum 2 dakkaya satou-kun derim ordan saboşa geçerim. 
İlk oturduğumuzda telefon çaldı. Benim telefonda çin halk müziğiyle ötmekte. Orda bi tane Çinli yavrum gariban duydu hemen kafayı kaldırdı güldü bağa  ay dedim yavrııım memleket hasretimi çekiyon sen özledin mi gülüüğm dedim bildinmi bu şarkıyı dedim kahroldum. Bi de onun için yedim.

2 yorum :