14 Nisan 2011 Perşembe

ensiz saadet neymiş (bu da konuyla alakasız aslında)

Sabah bir otobüs şoförüne "çok şirinsiniz" demem üzerine, "lütfen terbiyeli olalım" cevabıyla başlayan gün, akşam derdi bitmeyen çocuğun rona el sallamasıyla sona erdi. Bence bu cümleden çok güzel ders alınabilir aslında.
Türkün bir olup şoföre veriştirdiği bi otobüs yolculugundan sonra otostopta aradıgımızı bulamayışımız derinden sarstı. Hayır amaç fakülteye ulaşabilmek. Kapıya kadar bırakabilirim ne lan?! Zaten sorun ordan sonra başlıyo genşler lütfen.
Tabi sonra tam fakülteye yaklaşmışken sınavın iptal olduğunu öğrenmek çok sevimli anlar yaşattı. Şoföre boşuna şirin demiş oldum sabah sabah ya hallahalla!
Beyde çıkan kavga günün en merak uyandıran olayıydı.
Mert'lerin karışması.
Sonra desen vizesinde töçenin çektikleri. Mezuniyetine kadar ooğ siz uyanır mıydınız tuğçe? OK BAY.
Birazı açılmış fasülye yine vardı.
Arabasını park ederken, park halindeki bi araca sürten çocuk plakanı aldık.
Bi de batu tuğçeye yatakta tam bi vahşi fahişesin dedi. Hem de yemekhanede keşkül yerken. Burnumdan çıkıyodu az kaldı.
Biiğ de tuğçe beni lazanyaya benzetti. Beni hiç lazanyaya benzeten bi arkadaşım olmadıgı için çok sevindim. Ama bu bugün olmadı.
Evet bi şeyler dedim sanırım ben buralarda. hof.

1 yorum :