12 Eylül 2010 Pazar

Bu çocuklar bayramda şeker yemedi!

Normal başlayan bir güne nasıl sıçılır bunu göreceğiz birazdan hep beraber:
Bayramın zararlı etkilerinden en az derece de etkilenmek için Tuğçe'ye gittim. Otobüsün beleş olması "hay anasını o egoyu almayaydım gitti para" etkisi yaratsa da, yerime geçtiğimde bünyede huzur vardı. Gider gitmez "meyve var mı la?" deyişim kısa bir hüzne yol açtı Tuğçe'de. Dolaba koştum. Beni bekleyen tek bir armut vardı. "Bunu yiycek olan var mı?" derkene ilk ıstırıklarımı atmış koltuğa yayılmıştım. Ayçişkonun favorisi Geniş Aile seyir etmekteydi tivide. Bi ara armuda "Seni seviyorum." demişim ama hatırlamıyorum Tuğçe dedi. Evcimen kıyafet giymek üzre odaya giderken armudumu Tuğçe'ye emanet ettim. İçeri "Salyan elime akıyo lan" diye bağırdı. Temiz olduğundan değil. Laf olsun diye konuşur.Sonraları Funda geldi. Makarna falan yapıldı tavuklu kremalı. Bayılarak (masaya yığılma eylemi baya baya) tüketildi. Pencere kenarına tüneyip karşı pencereyle oyalandık baya. Ama perdeyi erken kapadı canısı.

Ertesi sabah mükkemmel bir mantarlı salamlı yumurta kahvaltısı yaptık. Günü geri kalanı baya bi hasarlı geçti. Dışarı pijama altına botla çıkıp *bildirici*ye gidip alışveriş yapmamız eryamanın çokta alışık olmadığı bir durumdu. Doğa dostu olarak poşet almayıp herşeyi elimizde taşıyışımız ise olaya farklı bi boyut kazandırdıydı. Cupcake yapmaya karar vermiştik. Bu Tuğçe gitmiş cupcake için albüm oluşturmuş bilgisayarında. Bakıpta denememek olmazdı. Kafaya göre takıldık. Üzücü oldu az biraz.
Elde var olan kağıtlarla yapmaya kalktık. Tepsiye böyle dizdik. Ama bir çoğu intahar etti. Kişileştirdik o yavruları. İlk Fatmagül esprim işte o anda doğdu. Eksik kalmak gücüme gitti bu olaydan. Ve bi tane sıvı kekle muabbete girmiştim, onu kağıttan fışkırmamaya ikna ediyodum ki "Senin adın Fatmagül olsun." dedim. O sıra Tuğçe gelince en çok ezilen daralmış sıvı keke Ahmet adını koyduk. Arkadaşımız bunlar. Bi tane de Eren vardı. Onu tanımak için üstüne kırmızı boya döktük.Tanıyamadık.
Tabi ki de yapamadık. Sonuç bu oldu. Ahmetle Fatmagül açıkca seçiliyordu fakat Erenden çok emin değildik. Sanıyoruz ki onu da Funda yedi. Kağıtlarla baya bütünleşmişlerdi başta ayırmamayı aynen hüpletmeyi düşünsekte, Fundanın verdiği kültürel bilgiyle kağıtları ayırmaya karar verdik.Kekleri beklemeye bırakıp Fundanın feyk feysine konsantre olduk. Evet-hayır olaylarına derinleme dalmış bir hesaptı bu. Ortaklaşa çok derin konular konuşuldu. Beraber yorumlar yazıldı. Döndürülmeye müsait adamlar seçildi.Sonra kremayı yapmaya başladık kekler için. Gayet düz cupcakelerdi bunlar.
Gece balkona geçip tüketime giriştik. Amaç daha çok boyalı ıvırtılarla eğlenmekti.Bu fotoğrafta çok mesajlı bir içerik var. "Çok güzelsin" şimdilik yeter. Burdan Tuğçe'ye sesleniyorum her bokun üstüne s.k çizmesin. Bu da blog hayatımın ilk sansürüdür. Fotoğraftaki mutluluk gecenin ilerleyleyen saatlerinde çok başka şeylere dönüştü. Bu da ayrı bi yıpranma konusu. Kekler yendikten sonra din konusuna daldık bi anda nasıl oldu anlayamadan. Çok ciddiyiz bu ara üzülüyorum lan! Şimdiye kadar sorgulanmaya tursılmış şeyleri açıklamaya başlayınca, zaten arada kalmış olan Tuğçe sorgulama güdüsünü harekete geçirdi. Anlattıklarımın mantığında kaybolmuştu adeta.
Coşumsal şarkılarla karşı pencereye huzursuzluk verirken, dayanamayıp ayakta, bağırarak söyleyerek, dans etme eylemine geçtiğimizde Baba devreye girdi. Ailecek dikizlendik ancak nafileydi çok.Günümüz müzikleriyle yavaş yavaş beyne olumsuzluk, hüsran, geçmiş gibi konular verirken, bir anda Aydın Bey'in türk sanat müzikleri albümü ortaya çıktı. Sonrası vahim. Şarkıların en "olluuuuuuuum" yaptıran sözlerinde kendimizi nerelere atmadık nerelere.

2 yorum :

  1. ben ordaydım cidden böle oldu herşey hala düşünüorm işaret bekliorum ama gelmiceğinede emin %70im

    YanıtlaSil
  2. O keklerden bende yaptım.Ama balkondan aşşağı attığımızda kırılamayacak kadar sert kekler oluştu.Ve biz 5.katta oturuyoruz.

    YanıtlaSil