8 Nisan 2010 Perşembe

evcilik

Bugün komşuya gittim. Adı tuğçe. Gel kız şu meşhur kısırından yap dedi. Kısıramadım.
Bindim otobüse yol bilmem. Şoför bende bilmem dedi. Yanımdaki amcaya dedim "amca 4üncü etap". Amca dedi "Ohoo daha 1 var 2 var 3 var.". Garantisi yoktu amcanın. Onun amacı başkaydı. 4üncü etapa gelsek haber bile vermiycekti kimbilir. Ama indi 2de.Koklayarak buldum yolumu.

Öyle bi gündü ki bugün kısır tarifinin erkek bir bireyce telefona mesaj olarak atıldığı, krema tarifinin peçeteye yazıldığı bi gündü bugün.
Maydonoz yok dediler marul koydum. Pul biber yok dediler kurutulmuşunu koydum. Nar ekşisi yok dediler almaya gittim yokmuş. Sonra dediler suyunu çok koymuş. Kafiye değildi maksadım. Ben elimden geleni yaptım sorumluluk bendeydi arkadaşlar ama bütün suç Tuçe'nin.
Tencere dibine ortak olacağını bilemedim. Sanki hepsi benimmiş gibiydi. Bütün bütün attığın yumurta hep ağzıma geldi aslında ondan hep keyifsiz yedim ben. Bütün bütün attı bütün bütün. Topakta oldu. Gitmez ama sürdürüyorum şu aralık dolsun diye. Aralık demişken dolaba sıkışmışların günüydü bugün. Dolaba sıkışmış bacakların. Aslı da ıstırdı bi tane o durumdan. Hep güldük hep. Dolmadı hala okumayın buraları tamam çocuklar dağılabilirsiniz. Allasen dağılın.
Kısır benimdi arkadaşlar. Dedim nasıl olmuş. Dedi ço ıslak. Dedim git kapıyı sik o zaman. Çok pis görünüyo lan tabak! Altında şey yemiştik altında değilde bi öncesinde, köri soslu tavuk. Mantarına kadar yedim öyle böyle güzeldi. Ço güzel gibi bişeydi. Tasarımcılık var kanımızda bi nevi kalpli yapıcam dedim. Kolay şekil alıyo namussuz. Sincan sitayl bi tasarımcı oldum şu kalp şeklinde kısırla. İçinde nar ekşisi yok.

Tuçe pastası. İyi hoş güzel. Günü kurtardı ama şekilsizdi. Şekillisi pazara gibi belki. Bunun tarifi peçetedeydi. Öyle bi pastaydı bu.Yazamıyorum bay.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder