10 Aralık 2010 Cuma

Mendilci çocuk.

Neggadar özensiz ve takipsiz bi blog yarattım lan ben böyle!
Ama şunu da eklemeden geçemicem.
Dün tunalıdan kızılaya doğru yürüyoruz akşam. Mendilci çocuk çekmiş çekmiş geldi Batu'ya sataşıyo. Mendil alsağa lağ örrospüğ çoccuu dedi bi. Sonra bi sürü küfür etmeye başladı. Ben de çok burjuvazi bi şekilde aa a lütfen dedim. Ne lütfeni lağ örrospüğ dedi.
O çocuğun ayık halini bulup alnından öpücem tutup bi de yemeğe çıkarıcam! Hayatımızın en güzel 2 gününü yaşattı bize. Her cümlenin sonuna örrospüğ koyyoruz. Bknz. -Günaydın. -Ne günnaydını lağ örrospuğ :G.
Bilmeyenler için :G --> Git ören lağ örrospüğ :G

2 Aralık 2010 Perşembe

Zift.

Geçen yıl ki aynı kadro yine göya bi diyetin içindeyiz. Okuldaki yemeklerden sıkıldığımızdan da bi nevi gidip salata alıyoruz 3 kişi çömüp yiyoruz. Yine bi gün diye başlayasım var, neyse yedik bitirdik yan masa da 1 tane bittiyle bitmedi arasında biteyazıcak ama bu eylemi gerçekleştiricek kimsesi olmayan profiterol vardı. Nasıl baktık baktık. "Olum hem de 3 kaşık var lan!" deyince bi yarıldık. İşte biz aslında böyle boktan şeylere gülüyoruz ve diğer masaların tepkisini çekiyoruz. Aslında bi bok konuştuğumuz yok. Dün da 1 saat boyunca ölünce götnden içtiğin sigaraların zifti akıyomuş muhabbettiyle çok uzun süre oyalandık ama etkisi 2 3 ay sürücek biliyoruz.

20 Kasım 2010 Cumartesi

Şu sahneyi nası sevmezsin ya?

"Harry Potter çok iyiydi tamam mı!?!"  "Kesin lan sesinizi." gibi çıkışlar yaşadım dün gece. 2 tane mongol arkadaşımla gittim. Severim öyle böyle değiller mucuk falan.
Ben oturup tüm seriyi baştan izlemişim, fragmanlar çıktığından beri kendimi heycan ayarıma kurmuşum; filmin ortasında "hadi çıkalım" diyolar. Çok güzeldii tağaaaaamm mmıoooo?! Heycandan filmin sonunu getiremiyodum lan ben bi kere! Tamam Ron'un seslendirme sıçıştı baya. 1 2 3 üncü filmlerde tamam ama herif hala "nabey heyi, hoytkuluk, püfüyk" falan diyince... (gülüşmeler)

19 Kasım 2010 Cuma

Yapta görelim (fıkra başlığı tadında)

Artık blog yazmam ya diye takılan bireyi yolundan döndüren varlık; kendinden çok emin garson modeli.
Bugün tanıştık onla. Şöyle ki; bugün bir arkadaşımla buluştuk ve çok övülen cafe tarzı bi yere gittik. İşte neymiş NY'de çok ünlüymüş, bi Ankara'da bi de İstanbul'da varmış falan. Neyse oturduk, söyledik o yere göğe sığmayan tatlıyı. Sonra kalp çırpıntılarıyla gıdım gıdım yemeye başladık. İtiraf etmek istenmedi gibi en başta ama bildiğin muhallebiydi lan. Başladık yorumlara; ya aslında evde de yapılmıcak şey değil, aralarında en iyisi çikolatalı galiba o da puding gibi sanki ya... Sonra bitireyazarken biz bu halis muhlisleri, O geldi. Tatminsizliği sezmişti resmen. O kadar ustalaşmış ki kokuyu takip ederek gelmiş olabileceğinden de şüpheleniyorum şu an. "Nasıl buldunuz?" geldi çok geçmeden. "Dadlu var dediler geldih." bir tarzımız vardı gerçekten de. Çok büyük beklentiler içinde gelmiş ancak hayal kırıklığının sularında yüzmekte olan bedenlerden biri "Ya bilmiyorum evde de yapabilirim sanki öyle gibi geldi bana" dedi.(Hayalgücümüzle burda bi NAH sallayalım) "Yapın da yiyelim o zaman" dedi.

Hayatta hep olmak istediğim bi yer de duruyo O benim için.


3 Kasım 2010 Çarşamba

nah

Çok garip lan!
Ağlıcam bak yine ha.
İçim daraldı resmen.
Baykuşla, iki kafa tanrıçayla falan uğraşıyorum.
Bi bok yok amonyum!!1!11!!!
Bunalımlıyım.
Bi de Harry Potter izleyesim geliyo.
Damien malı oldum çok.

30 Ekim 2010 Cumartesi

kılabır

Şimdiiğ ben gereksizce naptım Eskişehir'e gittim cuma günü. Eve de bi kaç saat önce geldim zaten. Yazmazsam ölücem lan!


Arkadaşımın arkadaşının doğumgünü varmışta ona çağırmıştı işte. Neyse trenle gittik tıngırmıngır.Hava bildiğin buz gibiydi suratımızı kesti attı. İnince bi kaç mekana gittik. Sonra öğrendik ki doğumgünü bi tane kılapta yapılıcakmış. Hayır lan olmaz dicek halimiz yok ya tağam dedik. Bilmediğimiz alışık olmadığımız mekan olmasının verdiği coşkuylaan gece 12 da falan gittik oraya. Lan içerisi nasıl kusmuk kokuyo kahretsin sizi gidiler ya. Öyle oynayın oynayın bi de kusun kapalı yere var mı lan?! Bi dışarı çıktık önce. Sonra güruh konumlanamadı tekrar girdiler vs bi kaç yer değişikliğiyle pozisyon alındı. Merve'yle ben gözümüze bi kaç figür kestirdik onları izliyoruz. Dans edişleri falan. Bi tane gözünü sevdiğimin keli vardı nassı oynuyo nassı ya. Ama çok eğlendik bu aşamalarda biz. Sonra lean dedik ne biçim oynuyonuz olüüm!? Kızlar böyle hafiften bi sallantı halinde aynı hareketler falan. Biz başladık bayaaca yer kaplayarak dans etmeye. Ama o nasıl kendini aşmış figürler ya. Bildiğin kendinden efektli dans ettik. Hande yener dansları falan yaptık. İlk başta uyum sağlayamadık müziğe. Anlamadım lan bi yer geliyo hepsi ooooooğğğğ falan diyo. Ama sonra kavradık olayı yeri geldi ooooğlara katıldık yani. O danslarla insanlar üzerinde çok yanlış izlenimler bıraktık ama tarz olarak fakdısistım idik. Sonra bi arkadaşı tren istasyonuna bırakmamız gerekti sabaha karşın 3te. Çıktık. Dönüşte barların ordan geçerken şarkıyı duyup içeri daldık bi barda. Canlı müzik falan ooooohggg dedik. Dımtıs dımtıs beyin tikildi yani. 2 şarkı orda dağıttık yine mekanımıza döndüüük. Artık benimsemiştik lan zaten. 4 gibi de ordan çıktık heralde. Börekçiye falan gittik. Sonra Banu'nun evine gittik. Seni Banu seni yaa. Ordan da sabahı ettik çıktık gez dolaş treni kaçırıyoduk. Yanlış yola sapmışız bi amcaya sorduk dedi ters yol. Döndük hemen bi baktık 10dk var. Tüm yol koşarak gittik! Son dk.da istasyona vardık. LAaaaaaaağn tren karşıda. Ay diyoruz nasıl geçcez. Merve atlamayı düşünmüş ya garibim. Sonra alttan merdiven varmış gördük indik. Ve bindiğimizin bi 10sn sonrası tren kalktı laağn! Uyumuşuz zaten hep. Şimdi napıyorum cs3lere gömüldüm boyama yapıyorum napcam!

25 Ekim 2010 Pazartesi

Arada bi yazılan blog

Eveeet Ekim tablomuza baktığımızda anlıyoruz ki okul başlamış, projeler dayamış ve blog 5 tane yazılmış. Hepsi de skndrk bi şekilde hemde. Proje yaptığımdan da değil. Napıyorum lan ben harbi?

Okul başlayınca entrika oluyo lan hayatım! Bi de şu psikolojiye girdim; sanki sürekli bi etkinliğim olmalıymış gibi. Bu hafta mesela çok alakasızca eskişehire gidicem. Ne işim var bilmiyorum. Arkadaşım gel gidelim dedi gidiyorum. İşsizim, arayıştayım ama bulsam da bırakırım.

Çok garip insanlarla da tanıştım. Ama orda bıraktım. Garipsiniz oluuuuuğğm!

16 Ekim 2010 Cumartesi

Konulu blog

Akşam bindik otobüse gidiyoruz tuçeyle. Lan şu bi belamızı verse yeminnen rahatlıcam ya o kadar boş muhabbet ki!
Şimdi bi başladık zaten önde oturana sataşmaya. Yazık lan tek istediği evine gitmekti lan!!! Götler sizi!
Bi de bi adam bindi otobüse. Kime benziyo diye konuşurken şu sonuç çıktı "Onur,ivo,taze fasulye"
Sonra nerden geldiği belirsizce bir şekilde camiye gitsek ya lan dendi bi anda. Orda bi "aa" tepkisi verildi olumlu onaylama anlamında. Sonra batu tuçe ben camiiye gitsek neler yaşanır diye düşünüldü. O selam verme sırasında kafalar döner ya sağ sol. Orda kafayı çevircen "nebağyün?" dicen falan olduk bi yarıldık. Sonra ben öne eğilirken olum çantam açık lan diyorum allam nolur çantam kapalı olsun diye yakarışa geçiyroum, bu sırada tuçe de olm kesin götüm açık lan diye düşünüyo.

Sonra tam durulur gibi olurken "olum biri ölse de etli pilav yesek lan" diye belirince tuçeden bir "aa" tepkisi verildi yine olumlu onaylama olarak. Kaçak olarak ölü evlerine gidebiliriz diye düşündük. Mevlüt şekerleri falan ohg. Sonra nikah düğün hatta nerde ne salon var diye tasarlamaya başladık ki etraf röntgene döndü lan şimşekten. Tabii naptık kıyamet senaryoları falan. Aman hayat zor lan.

5 Ekim 2010 Salı

Kedi gitti çiçek geldi

Bizim apartmana takılan bi kedi vardı. Karşı Komşu Dede'nin paspasına yatardı öyle yavrum. Dede ona su kedi maması vs koyardı kenara. Yer içer uyurdu orda. Çıkmak istediğinde miyavlardı gider dış kapıyı açardım. Ya da sabah okula giderken apartman kapısını açtığımda orda olurdu. Beklerdi içeri girmeyi. İşte o kedi var ya o kedi. Öldürmüşler onu. Şimdi su ve mama kabının yerine çiçek koymuş dede.

günlük

* Öyle bi arkadaş ortamım var ki bi tanesinin en büyük hayali her gün geçtiğimiz altgeçitteki küçük yokuştan aşağı bişey yuvarlamak.

* Bugün 2inci kez "Düz yolda kaza yapıyolar ya" dedirttiler lan bana! 19 yaşındaki bi insana bu kadar yüklenilmez. Durup dururken bu kadar türktepkisi verdirtilmez! Yazık lan! Hayvanlar!

aa bu kadarmış lan neyse.

2 Ekim 2010 Cumartesi

İtiraflı Mim

Dedimdi beni 5 küçük itirafta bulunmam için mimlemiş. Hadi düşünüyorum şimdi.

1- Osuruklara isim takıyorum. Sadece ben değil.
2- Hayranı olduğum çocuğun resmini çizdim dolabıma astım ama gerekli zamanlarda indiriyorum.
3-Sakızı çiğnemediğim zamanlar müsait bi yere yapıştırıyorum -genel olarak diz- sonra zamanın geldiğini anladığımda tekrar çiğniyorum.
4- Sevdiğim çocukla konuşamamamın en büyük sebeplerinden biri söylenilenleri genel olarak anlayamamamdan kaynaklı.
Bi su bi bişey içelim --> Mitsubishi mi?
Turp gibiyiz--> Topkeki mis
Blabla'nın annesinin çalıştığı yer burası --> Sevdanın tıpası
Upuzuuun bi cümlenin sonunda--> Recep kim ya? (yok öle bişey)
Bi telefon konuşması sırasında alakasızca "Seçil kim?" deyince teli kapattı arkadaş.
Vs örnekler var. Korkutur lan yazık.
5-Pis ve kokan erkek seviyorum. Modaya ilgi duyan hoş kaçmıyo bi de. Kalktığı gibi gelsin. Ohg mis.

Mimlediklerim:
Tuvalet Mecmuası, http://stupidinthebox.blogspot.com/ , http://aslindahicoyledegil.blogspot.com/

Asit yağmuru

3 gündür aynı otobüste yol aldığımız çocuğa sesleniyorum burdan! Bugün evlendiğimizi ilan ettim, yarın da aynı araç ile yolculuk edersek çocuğumuz varmış gibi davranıcam. Adı da Arthur, hazır. Bi de bi ego bi dolmuş bi ego yaptık. Denk getirdik o derece. Yarın egodayım ha ona göre.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Bora'dan yeni haberler var

Ders kaydı için okula gittik pazartesi günü. Sonra beycafeye gittik işleri halledince, takılıyoruz. Daha doğrusu bizim evhamlı bi arkadaşın belirmesini bekliyoruz. Muhabbet dönerken Bora "program var mı?" dedi. Anlamadım haliyle ne bekliyosunuz. Anlamadım dedim. "Ya program işte" falan dedi. "Ne programı lan?" dedim. "Bak enerjim bitiyo" deyip sustu, masaya kapandı.

Diğer bi olay dün sabaha karşı günlerdir süren yoğun isteklerin sonucunda webcam açtı!!! Hsktr. Yıllarca yaşanmayacak bi olay.

bir gün

banyosuzluğun 9uncu gününde yaşanan bir diyalog:
(gülüş sırası yanlışlıkla kafalar birbirine değmiştir...)
t- olm sert bişey geldi kafandan.
b- ...
t- birine mi çarptım lan acaba?

(gülüşmeler ayıca)

26 Eylül 2010 Pazar

olay var gençler

Bu benim sevdiceğim. Tersten de güzel. Çok ileri gittim daha fazla bilgi isteyen arasın; 03124567890

Yalnızlığın gözü kör olabilir bi de mesela.

Masaüstü olayı. mim de var

Görselin berbatlığından dolayı özür dilerim fakat Tuvalet Mecmuasının mimi üzerine yayınlıyorum bunu.
Bi de rastgele harflerle jpeg'i olmayan beri gelsin lan hadi bakalım! Bence insalığın tek ortak özelliklerinden biri bu. Git lan sanki herkesin bilgisayarı var.

Mimliyorum; girl with the red balloon, persephone, dedimdi.

yok o

Eveeeet. Her gün Zübeyde'yi arayan Teyze, 3 4 aylık molasına son vermiş bulunuyor ki az önce yine aradı. Bi gün bulup getircem lan sana Zübeydeyi sözüm olsun ki!

Özgürlük battı iyi mi!

Lan çamaşır birikti evde! Makine nasıl çalışcak onu da bilmiyorum annem anlattıydı ama dinledim mi acaba??! Kadıncaaz dedi bak şimdi diyip kapağı açtı makinenin " haa demek böyle açılıyomuş" diye dalga geçtim, kafama vurdu. Bilsem yapar mıydım olum! Giycek çorabım kalmadı!

Bulaşık duruyo öyle. Makineye atmaya üşenmekteyim bile. Atsam makineye sanki düğmelerden bi bok anladığım var. İçine konan deterjan mıdır çamaşır suyu mudur nedir artık onu da bilmiyorum zaten. Aynı tencerede 3 kere makarna yaptım. Geçen patlamış mısır yapıyım dedim. HAYVAN SENİ ONA DA MI İNTERNETTEN BAKILIR. Hadi baktın ordan bari hepsini yakma de mi!?

Evin 3 yerinde de yattım. Hepsi dağınık duruyo. Her yerde bi battaniye yastık. Üzülüyorum lan annemi ço özledim :(

Bi de meyve sebze hastası ben sosis yiyip duruyorum lan! Üşengeçlikten gidip meyve almıyorum. Diyorum bi de bırak param gidicek. Dolapta 2 tane incir var ama özel günlere saklıyorum yemek için.

25 Eylül 2010 Cumartesi

1315

Dün çok erken yattığımdan sabahın 7 buçuğunda uyandım. Tv baktım biraz. Ve oyuncuları şu erkeklerden oluşan bi dizi izledim. Of.

24 Eylül 2010 Cuma

Eğleniyo muyuz gençler?

Eneeem! Dün ne güzeldi ya! Ne zamandır toplanamıyoduk dün çok sıkı toplandık. Önce Batu ve ben buluştum gidip keman kursuna cüzdanımı sordum. Bi de hocam ölmüş galiba lan hiç ses yok adamdan. Geçen derse de gelmedi. Neyse orda değilmiş cüzdan. Direk hassktr lan napıcam ben ekimin ortasına kadar 7 lirayla. Azına edicem zaten ne zaman parasız kalsam 7 liram kalıyo lan!? Sonra düşüne düşüne şuna karar verdim ki cüzdan ortaya çıkmazsa Scorpions biletimi satarım dedim. Of dedim. Aman dedim. Yazık.

Sonra gittik Sultan'ın çalıştığı mekana.Bi baktık Özlem! Eskişehir grafik kazandı lan o bi kere! Geçtik oturduk arka bahçeye. Batu sağolsun türlü rezilliklerden sonra, güruh artmaya başladı. Benim gözüm Tuğçe'nin gelmesindeydi çünkü dün gittiğimiz bara bakıp cüzdanımı sorcaktı. En sonunda geldi yok olm cüzdan diyerek şakacı kimliğini sergiledi. Ama cüzdanı elime alınca içindeki kimlik ve kartlar öpmekten alamadım kendimi.Telaşa mahal yok gençler cüzdan çıktı yani. Sonra ço acıktığımızdan bozukları birleştirip cips kraker bisküvi aldık. Bira söledik Sultan'a az iş yapsın diye. Sonra da Selcen'le Ahmet geldi. En son Bora sorun çıkardı tabi. Bizim Bora işte. Eren'le telefonda Bora'nın nereye gelse onu ordan alabiliceğimizi ve Bora'nın gelmesi gereken yeri bilip bilmediğini tartıştık. En sonda Leman'ı bulabiliceğini düşündük önüne gelsin alırız dedik. Aldık. Çocuk sakalı kesmiş arkadaşlar. Okul açılmadan önce oluyo mu öyle? Kız ayarlıcaktık ona sakallıyken. Her şey sakala kadarmış. Yapmayın. Ama Bora iyidir.

Sonra Sultan izin aldı. Kalktık hep beraber. Neye bincez gitcez bilmiyoruz. Sora sora bulduk. Bütün gün kızılayı sik eden "bazı" liseli güruhları tartışırken, o durakta liseliden farkımız yoktu. Üzülüyorum arada. Neyse bindik gidiyoruz. Adama söyledik şu caddede incez falan. İndik, hızlı hızlı gidiyoruz geç kalcaz diye. Oha nereye gittiğimizi sölemeyi unuttum da çıkar ortaya şimdi.  Sonra böyle çok zengin bi semtteyiz. Batuyla konuşuyoruz "Canım biz zenginiz ki" "Canım biz köklü ailelerdeniz" diye, tam o sırada limuzin gördük " Oha limuzin hassktr" e döndü olay. Sonra Eren geldi karşıdan. Hep beraber girdik içeri. Önce yer bulamadık ezikler masasına geçtik, sonra Eren taşıdı bizi. Hepimize 10 lirada bira dayadılar tabi. Eren'in abisinin grubunun konseriydi olay. Kalabalık olmadığından çok oynayanda yoktu. Tabi biz zaten hah tabi ki de oynadık. Hatta abiye tezahuratlar falan, kıroluk hatsafa. Olsun orda da belli oldu. Napalım.

Sonra otobüse yetişebilmek için erken çıkmak zorunda kaldık. İçim hala kan ağlıyo lan resmen. Olum onlar daha eğlenecekti diyorum! Büyükşehir belediyesinin belasını diliyorum. 11i 10 geçe falan duraktaydık ama bi baktık son otobüs 11de geçiyomuş. Napcaz otostop tabi. Tuğçe sürekli şurdan ekmek alalım dedi ama. O da öyle işte. Bi araba durdu sadece 3 kişi dedi. Zaten Özlem Batu'nun oturduğu yere gidiyodu. Onlar bindi. Biz de taksiye bindik topluca.Ucuza indik oh şükür. Otobüse atladık geldik. Ama hala üzülüyorum lan! Yapılır mıydı lanet herifler! Bu çocuklar eğlenicekti daha!

Bay Özgül'e de kocaman teşekkürler.

Yazı da çok uzun oldu ben olsam okumam.
Bay Özgül ve küçük ailesi.

bütün kızlar toplandık diyim de bi kusun.

daha vardık bu bi kısmı.

selam canım ben ucube.

23 Eylül 2010 Perşembe

fak

Olm sinir oluyorum lan! Böyle iyi biten bi gecede tam eve yol almışken cüzdanın yokluğunu farketmeyi şaapıyım bi mümkünse!

21 Eylül 2010 Salı

en iyi arkadaşım Bora

Bora. Hiç aktif bi hayatı olmasa da hep bizimledir Bora. Öyle severiz onu. Asla konu içinde değildir. Hiç bi şeyden de haberi olmaz çevresinde ne olup bitiyo. Dışlandığından değil kendisi istemez. Ama artniyetinden de değil. Sadece Bora.

Bora. Hobisi kaybolmak. Bilmediğinden değil. Uğraşmak istemez Bora. Fakülteden Beycafenin yolunu bulamadı 1 yıl. Kaybolduğu yerde oturur bekler, neyi beklediğini bilmeden. Ama biri onu alır kurtarır. Yön tarif etmeye uğraşılmaz. Yorulmak istemez çünkü Bora. Yürürken bile uykum geldi der, durur. Ayrılık vakti geldiğinde ona yapacağın en güzel iyiliktir otobüsüne bindrimek.

Bora. Hiç gülmez bizim muhabbetlerimize. Genel olarak çevrenin anlamadığı kendi iç muhabbetlerimizi çevirsekte - ki aslında anlaşılmayacak hiç bi şey yok, derinlik arıyonuz ondan, düz insanız diyoruz- , güldüğümüz zaman -asla bir tebessüm şeklinde olmadı bu, hayvanlık.- Bora hep "Noldu ki şimdi?" ya da "Ne var yani?" der. Ama artniyetli mi? Yok sadece Bora.

Bora. Ebeveynlerin, büyüklerin, yaşlıların, hocaların sevgilisi Bora. Hep mülayim, terbiyeli, çalışkan çocuk diye düşünürler Bora'yı. Ya da genç kızlar "Uvv cool ha" derler kim bilir? Ama öyle midir Bora? Yok ne alaka.

Bora. Bi yere çağırıldığında ya da çağırılmak üzere olduğunu anladığında hep " o gün işim var ya" lafını hazır tutan Bora. Gerekirse masaya vesikalığı konan Bora. O saçların gitmesi iyi olmuş.

Bora. Düşünme süresi çok uzun olan Bora. Ama hiç ellenmez çünkü girdiği şekilden anlarsın düşündüğünü. Bi kere caddenin ortasında düşünmeye başladı, ellemek zorunda kaldık.

Bora. Yaptığı bir espriyle beni benden aldı. Esprinin geçmişini kaynağını vs hiç bi şekilde araştırmamaya karar verdim Bora. O öyle çok güzel çünkü. Sende güzel.

Nil Karaibrahimgil'in BenOnaResmenAşığım şarkısının baş harflerinden de BORA çıkıyo Bora ama konumuzla alakası olmadığını biliyosun.

Bora bi de Tuğçe'nin 25 lirasını ver artık.

Ha bi de geçen tam uyumadan önce sana Bo diyesim gelmişti. Artık öyle diycez. Çok yakıştı, özür dilerim.

İbret alın ya doğru sölüyorum!

Gece 12 de yatıp sabah 5e kadar sancıdan uyuyamamış bir gencin gereksiz feryadı:

Kotexe sinir oluyorum lan. Kullanan kesimi de anlamıyorum. Reklamı mı cezbediyo nedir?! Çok huzursuzsun olum bi kere. Göte yakın kısmı utanmasa 2 loba ayrılcak. O derece geniş lan. Hakaret lan resmen. Hatta utanmasalar avuç şeklinde yapcaklar o kısmı ki burdan fikri saldım beyninize hadi rastgele. Bi kere ben mavi çizgisi olmayan pede ped bile demem lan! Bu ne lan derim? Şaka mısın derim. Adında huzur var hem: Mavi çizgi. Tam bi güven verir. Hele bi de 3 yastıklı olayı vardı bi ara, liselilere tavsiyem sıraya yapıştırın oturun. O derece yastık. Diyceğim şu ki, pedlerle hiç alakası yok, ağrıdan -ki 4 ağrı kesiciye rağmen- sabah 5 buçuk gibi uyudum ( saat kaçta uyuduğunu tahmin edebilen insan tipi. bizden fazla kalmadı gençler kendinize mukayyet olun.). Sonra 7de tekrar ağrıdan uyandım. Geber.

20 Eylül 2010 Pazartesi

öldüm. durum nedir?

Dün gece çok fena kafama takıldı. Böyle hasta olduğum zaman sürekli bişeyler düşünüyorum ve kafayı yiyorum. Bunlardan biri de:
Şimdi ben dinsiz bi insanım. Ama öldüğüm zaman çok açıktır ki "İslami şartlara" göre gömülücem. Yani kıbleye doğru falan uzatcaklar, namazımı falan kılıcaklar heralde. İnanmadığım Tanrı'nın beni, inanmadığım cennete alması için dua edicekler falan. Belkide dinsiz olduğumu bilen dindarlar toprak altında bedenimi böcüklerin, yılanların falan kemirdiğini, benim azap içinde olduğumu düşünücekler. Şimdi bi yandan zaten öldükten sonra ne önemi var lan bırak naparlarsa yapsınlar diyorum, bi yandan da bu durumu yediremiyorum. Yine çıkamadım işin içinden.

90lar buluşması






Zamanında, çocuklarını Barış Manço'nun 7den 77ye programına göndermeyi talep etmeyen, aklından geçirmeyen aileleri güzel bir akşam yemeğinde buluşturmak istiyorum. Onların konuşacak çok şeyi vardır.

Bi de 10 yıl önce falan İnci Türkay'ın bi çocuklu programı vardı adını hatırlayamıcam. Oraya katılanlardan bi genç çıksın -şimdilerde 15 16 vardır heralde- hayatında neler değişti anlatsın istiyorum.

19 Eylül 2010 Pazar

bi nevi konuşuyorum



*Bu ara sürekli siyasi rüyalar görüyorum. Geçen yine uyuyorum. Tayyip korumaları eşliğinde benim geçdiğim yerde arabasına bincek. "Tayyyiiiip" diye bağırıp lokkum gibi hareket çektim. Uyandım hemen.

*Kardeşim anaokuluna başladı ve ilk toplantıya annem izin alamadığı için ben gitmek zorunda kaldım. Peşime Tuçeyi de aldım gittik. Kadınlar yemek listesi hakkında konuşurken bizde tuğçeyle olayın saçmalığı hakkında tartışıyoduk. Sonra birden " Kızlar dinlemicekseniz dışarı çıkın. Veline ne anlatıcaksın?!" dedi öğretmen. Ben de " Ben burda 19 yaşında bir bireyim benimle böyle konuşamazsınız. Diğer velilere eminim bu şekilde hitap etmezdiniz." dedim. Kadın kaldı böyle. Yok lan şaka. "Örtmenim herkes konuşuyodu." dedim.

*Bugünüm baya hastalıklı geçti.Ateşim fırladı, halsizlik dizboyu. Annem geldi "ahgg ahgg" seslerini çıkardı. Sitemkar çileli ana. "E dedim ne zamandır hasta olmuyorum bırak arada bi olsun lan!" dedim. Sonra o da "Tam ben yurtdışına çıkıcakken hasta olur mu insan!?! Burda bırakmam babana gönderirim." dedi. Baya taşınabilen, oraya buraya gönderilebilen bi organizma olmuştum

* Yine bugün anneme korece el sözlüğü tarzı bişey bakmaya gittik kitapçıya. Bi teyze -ki çok fazla Türk bi insandı bu- Çocuk bölümündeki masaya oturmuş, bir yemek kitabını kendine dost edinmiş, ordan beğendiği tarifleri kağıda geçiriyodu hınzır hınzır. Çok alnından öpesim geldi, yürrü be denilesi bi Türk Teyze'ydi o.

* Bu ara hayatımdaki en hareketli olay Peçenekli Süleyman'ın Etimesgut Belediyesi Bilmemne Festivalinde sahne alıcak olması. Coşuyo muyuz gençler? triple triple

15 Eylül 2010 Çarşamba

yunus katliamı!

http://www.dogadernegi.org/tutsak-yunuslar-icin-imza-kampanyasi.aspx

‎12 Eylül 2010 tarihinde Japonya’nın Taiji kasabasındaki kanlı koyda büyük yunus katliamının ilk adımı atıldı: 80 yunus yakalanarak koya hapsedildi. Av durdurulamazsa 1-2 gün içinde korkunç bir şekilde katledilecekler. Ve ardından her gün başka yunuslar öldürülecek, ta ki Nisan ayına, katledilen yunusların sayısı 23 bin olana dek.

dalek

Yetmedi mi? 5 sezon oldu arkadaşlar! Yazık değil mi lan!

0329

Bi arkadaşım msnde "ah bu şarkıların gözü kör olsun" a el kaçması yaşayıp "ha bu şarkıların gözü kör olsun" deyince olaya sıçtı tabi. O şarkının bi daha aynı duygularla dinlenebiliceğini sanmıyoruz. Halbuki rakı gecesi yapıcaktık o şarkıyla :(

0249

Şu anda Sigmund yazmaktan büyük bi haz alıyorum. Anlayamadım.

12 Eylül 2010 Pazar

o iş böyle olur taam mı!

fak

Canım ülkemin, canım insanları; siz ne şeker şeysiniz öyle ya?!
O inandığınız allahınız işi yoksa bi belanızı verebilir mi ha?
Hadi canım öptüm aeo :*

bakıyon

Bence yaşlılar birine, onu öldürünceye kadar baktıkları için uzun yaşıyorlar. Böyle enerji emerek, yaşama isteği söndürerek.

hava hoş: beni en çok sen güldürüyosun

hava hoş: beni en çok sen güldürüyosun: "Hiç normal bi yaşam yok bu evde. Annemler geldi gtcek yerim yok. Sanki kiradaymışta almanyadan oğlu gelmiş bana çık diyo gibiyim. Halbuki dü..."

Bu çocuklar bayramda şeker yemedi!

Normal başlayan bir güne nasıl sıçılır bunu göreceğiz birazdan hep beraber:
Bayramın zararlı etkilerinden en az derece de etkilenmek için Tuğçe'ye gittim. Otobüsün beleş olması "hay anasını o egoyu almayaydım gitti para" etkisi yaratsa da, yerime geçtiğimde bünyede huzur vardı. Gider gitmez "meyve var mı la?" deyişim kısa bir hüzne yol açtı Tuğçe'de. Dolaba koştum. Beni bekleyen tek bir armut vardı. "Bunu yiycek olan var mı?" derkene ilk ıstırıklarımı atmış koltuğa yayılmıştım. Ayçişkonun favorisi Geniş Aile seyir etmekteydi tivide. Bi ara armuda "Seni seviyorum." demişim ama hatırlamıyorum Tuğçe dedi. Evcimen kıyafet giymek üzre odaya giderken armudumu Tuğçe'ye emanet ettim. İçeri "Salyan elime akıyo lan" diye bağırdı. Temiz olduğundan değil. Laf olsun diye konuşur.Sonraları Funda geldi. Makarna falan yapıldı tavuklu kremalı. Bayılarak (masaya yığılma eylemi baya baya) tüketildi. Pencere kenarına tüneyip karşı pencereyle oyalandık baya. Ama perdeyi erken kapadı canısı.

Ertesi sabah mükkemmel bir mantarlı salamlı yumurta kahvaltısı yaptık. Günü geri kalanı baya bi hasarlı geçti. Dışarı pijama altına botla çıkıp *bildirici*ye gidip alışveriş yapmamız eryamanın çokta alışık olmadığı bir durumdu. Doğa dostu olarak poşet almayıp herşeyi elimizde taşıyışımız ise olaya farklı bi boyut kazandırdıydı. Cupcake yapmaya karar vermiştik. Bu Tuğçe gitmiş cupcake için albüm oluşturmuş bilgisayarında. Bakıpta denememek olmazdı. Kafaya göre takıldık. Üzücü oldu az biraz.
Elde var olan kağıtlarla yapmaya kalktık. Tepsiye böyle dizdik. Ama bir çoğu intahar etti. Kişileştirdik o yavruları. İlk Fatmagül esprim işte o anda doğdu. Eksik kalmak gücüme gitti bu olaydan. Ve bi tane sıvı kekle muabbete girmiştim, onu kağıttan fışkırmamaya ikna ediyodum ki "Senin adın Fatmagül olsun." dedim. O sıra Tuğçe gelince en çok ezilen daralmış sıvı keke Ahmet adını koyduk. Arkadaşımız bunlar. Bi tane de Eren vardı. Onu tanımak için üstüne kırmızı boya döktük.Tanıyamadık.
Tabi ki de yapamadık. Sonuç bu oldu. Ahmetle Fatmagül açıkca seçiliyordu fakat Erenden çok emin değildik. Sanıyoruz ki onu da Funda yedi. Kağıtlarla baya bütünleşmişlerdi başta ayırmamayı aynen hüpletmeyi düşünsekte, Fundanın verdiği kültürel bilgiyle kağıtları ayırmaya karar verdik.Kekleri beklemeye bırakıp Fundanın feyk feysine konsantre olduk. Evet-hayır olaylarına derinleme dalmış bir hesaptı bu. Ortaklaşa çok derin konular konuşuldu. Beraber yorumlar yazıldı. Döndürülmeye müsait adamlar seçildi.Sonra kremayı yapmaya başladık kekler için. Gayet düz cupcakelerdi bunlar.
Gece balkona geçip tüketime giriştik. Amaç daha çok boyalı ıvırtılarla eğlenmekti.Bu fotoğrafta çok mesajlı bir içerik var. "Çok güzelsin" şimdilik yeter. Burdan Tuğçe'ye sesleniyorum her bokun üstüne s.k çizmesin. Bu da blog hayatımın ilk sansürüdür. Fotoğraftaki mutluluk gecenin ilerleyleyen saatlerinde çok başka şeylere dönüştü. Bu da ayrı bi yıpranma konusu. Kekler yendikten sonra din konusuna daldık bi anda nasıl oldu anlayamadan. Çok ciddiyiz bu ara üzülüyorum lan! Şimdiye kadar sorgulanmaya tursılmış şeyleri açıklamaya başlayınca, zaten arada kalmış olan Tuğçe sorgulama güdüsünü harekete geçirdi. Anlattıklarımın mantığında kaybolmuştu adeta.
Coşumsal şarkılarla karşı pencereye huzursuzluk verirken, dayanamayıp ayakta, bağırarak söyleyerek, dans etme eylemine geçtiğimizde Baba devreye girdi. Ailecek dikizlendik ancak nafileydi çok.Günümüz müzikleriyle yavaş yavaş beyne olumsuzluk, hüsran, geçmiş gibi konular verirken, bir anda Aydın Bey'in türk sanat müzikleri albümü ortaya çıktı. Sonrası vahim. Şarkıların en "olluuuuuuuum" yaptıran sözlerinde kendimizi nerelere atmadık nerelere.

8 Eylül 2010 Çarşamba

bugünden kısa kısa hüzün anları

* Evden çıkmadan önce kardeşim "Sen ölünce odan benim olacak" dedi. "Hııh hıh hıııggg hıh" tarzı bir gülüş geçti içimde bi yerde.Ona diyemedim "Çocuğum ben ölmeyeceğim. Daha da fenası 5-6 ay sonra beni bulamayacaksın bile." Suratına baktım. Baktım. Baktım.

*Keman kursunun bugün iptal olması sebebiyle ortalarda salınırken kitapçıya gidip hocanın söylediği kitabı alacaktık. Gözümüz yüksek raflarda "Nerde bu Ömercan?" diyoduk. Aslında içten içe farkındalık vardı adı düz Ömercan olan bir kitaptan beklenti çok olmamalıydı. Sonra haa yok galiba diye gideyazdık ki gözler aşağı raflara sürttü.Çok anlık. "Aaaa" dedik birden. Ama tonajını koruyan hevesli değil. Azalarak biten.Adı gibi düz bir kitaptı Ömercan. O an kemanları düşüşe geçirdik.Etrafı kolladık, izleyici yoktu. "Aaa" dedik tonajını koruyan, "bizim kitap ileri baya ya"dedik. Almadık.
Msnde "Selam" diye giriş yapanlar vardı hani?

7 Eylül 2010 Salı

twitter

gereksiz bir girişimde bulunup twitter göz atması yaptım dün gece. Eskilere baktım neler yaşanmış dedim. Sonra bi hevesle tekrar başladım.
biraz daha asosyal olursam enseye doğru bi üfleyiverin.

5 Eylül 2010 Pazar

sorunsal

Bugun fındık yiyerek ölmeyi denedim. 2 kase ve hala hayattayım.

scorpions konserine gidiyorum

Gazı verdim tuçeye yaptırdım kafada bişeyler oluşsun diye. Parayı bulunca dövme hedefim var ama. Bok. Ev parası konser parası. Hayallerdeyim gibi hissettim bi an ama bunun içinde ayrı bi kumbara yapabilirim. Neyse şu mal karakterin yanına bişey tutuşturup koluma veriştircem. Ama ne olduğunu bulamamaktayım. Çıkmazlara sürüklendim hep. Kafamı kemiriyo bu olay. Bi de bugun bi çocuk kapıyı kapatıyım mı dedi. Kapat canım dedim. Hassktr!

4 Eylül 2010 Cumartesi

kafama sıcabilirim su an

scorpions konserine gidiyorum

Star Tv'nin renginin maviden kırmızıya döndüğü zamanlar çok gergin zamanlardı. Bi de ilkokul öğretmenimin sümüğünü görmüştüm.

neler oluyor

Söylememem gereken mevzular var.
Bay.

Tıkla beğen

Feysbukta kanal d nin yeni sezon fragmanını paylaşan arkadaşlarımı anlayamıyorum. Anlayamadığımdan yorum yapmıyorum, beğenmiyorum, beğenmekten vazgeçmiyorum. İlla diyosun ki izle izle izle ezlaa ezlaa ezlaezlaezla edem edem edem. Güldüm lan şimdi. Aklımdan çıkmıyo o karikatür allah belasını. Olm izlemiyorum ben o kanal d yeni sezon fragmanını. Hatta kanal d'nin yeni sezonunu da izlemiycem ki fragmanını izliyim. Nasıl duygular içinde paylaşılıyo o fragman? Hayır bi yaratıcılık varsa söleyin izlicem.

3 Eylül 2010 Cuma

nereye gidiyosanız bana uyar

Uzun zamandır yaşadığım en mutlu anlardan birini sizinle paylaşıyorum. Öncelikle eve çıkıyorum dediğimde meh geh tarzı burun kıvıran gençlere sesleniyorum. Seslenmiyorum ellerim havada kocaman kocaman NAH'lar sallıyorum size. Çok güzel baya. Bu saatte sallıyorum yalnız görür müsünüz belirsiz. Benim eve çıkmam senin,senin ve senin de eve çıkmandır dostum. Bunu 3 4 5 6 7 8 imizde biliyoruz. Ço mu abarttım? Yoo. Ben hesabımı yaptım. Bi tek ben de değilim hesap yapan. Neyse yapıldı işte. Büyük bir neşeyle de planın ilk partının ilk partı olan 50tl kumbaraya girdi. Bütün tantana 50tl içindi evet, fekat 2 haftayı 7tl ile geçinmek zorunda olan biri için ne büyük şanstır eline para gelmesi durumu. Ama o kocaman kocaman nahlar var ya hani. Onların bana besleyip büyütülmüş şekilde geri dönme ihtimali de var onu ayrı bi paylaşırım artık.

Fidayda da sütlaç ayıklayalım mı?

1 ay içinde işe giremezsem öldürün.
6 ay sonra eve çıkmamış olursam öldürün. Ya da zaten kendimi imha edebilirim.
50 yaşında demirtepede dikmende veya etimesgutta oturuyosam acımayın götüme basın tekmeyi.
Herkesin istediği gibi yaşamışsam öldürün.
Yine 50 yaşımda kendimden 20 yaş küçük bi çıtırı tavlayamamışsam öldürün.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Konulu Şiyir

Şu tipişkoyu görünce dayanamadım, duygulara hakim olamadım, bir şiir yazdım:
Küçücüktün.
Büyüdün

Sabah neşesi

Sabah annemin "sana bebek aldım" sesiyle uyandım. Bir insan evladına bu yapılmaz. Yapılır mı? Hayır, yapılamaz! 19 yaşında bir çocuğa bu şekilde davranılmaz! Hele ki bu çocuk sabah ezanını duymadan yatmıyorsa ve de o amcanın sesinin getirdiği huzursuzlukla bir süre daha uyuyamıyorsa, sabahın 10'unda bebek aldım diye kaldırılmaz. Neyi amaçlamıştı? Ne isteyecekti benden bu kadar ucuz numaralara girişmişti. İnanmak istemedim ama ne yaptığının haberini verdikten sona gidip 20 sn sonra geri dönünce "neabıon sen ya?" dedim. Ne dicem lan başka? Bildiğin bebek almış. Ortada parmağı sok çalıştır yeri vardı. Onu da yaptı. Ağlamaya başladı. Kafam duvara bakıyodu zorla çevirtti "bak bak" dedi hevesle. Baktım. Gözü oynuyodu bebeğin. Ağzı da kasılıyodu. İğrençti tek kelimeyle. "Allaaaşgına" diye bağırabildim. Sonra bi de gülme sesini dinletti. Amacını hala anlayamamıştım. Bi amacı da yokmuş zaten. Gerçekten sevmiş bebeği. Önümdeki 2 haftayı 7 lirayla nasıl geçineceğimi düşünürken o gidip 19 liraya bu bebeği almıştı. Sonra odama koymaya çalıştı kasılan ağzı. Yörü git dedim. Sonra da dış kapının sesini duydum. Bayadır da yok. Çok alındı sanırım.

kapitalizme yenik düşen bir beden daha.

29 Ağustos 2010 Pazar

ta şuramdan geldi

İyi miyiz gençler?

Sonra müzik girdi

estiyine

Bu çocuğa biri desin ki yavrum desin alnını kıl basar desin.

İş arıyorum abiler

Part-time iş arayışlarına bu hafta itibariyle başlamış bulunmaktayım. Bugün anlık sevinç yaratan ancak part time olamaması sebebiylen beni derin kederlere gönderen kurs hocası sana sesleniyorum bi de. Oha cümle ne biçim kaçtı. Ankara da olupta part-time cafe bar elemanı arayan dıbındımın dıbındısının mekanı tarzı görüşlere çok açığım. Burdan da aramıcam da napıcam! Mekan benim.

Mimsi

İlk mimli yazımı da Mathilda vesilesiyle yazıyorum.

1) Lakabın var mı varsa nedir?
Yoo. Lisedeyken ismimin fazla bulunmasından dolaylı soyadı hitabı vardı geçti bitti.

2) Son zamanlarda diline dolanan şarkı?
1 aydır Damien Rice - Can't Take My Eyes Of You'dan geçemiyorum malesef. Ço duygusal kızlarız biz.

3) En son ne zaman ve neye/kime aşık oldun?

En son geçen yaz oldum *i will always love you* eşliğinde tek bi gülüşe kaptırdım vay anasını.Öyle de gidiyo.

4) En son okuduğun kitap/film?

Ahmet Ümit - Beyoğlu Rapsodisi. Inception (adam yapmış).

5) Son zamanlarda en çok özlediğin...

Okul, fakülte, çim, beycafe, bam, festival zamanları bi de eminin evi.

6) Bir günlüğüne ünlü biri (oyuncu/şarkıcı/politikacı vs) olma hakkı tanınsaydı kim olurdun?
Bir günlükse heves kursakta kalır. Ne olcam.


7) Yarın sabahki ilk planın?
Şimdiye kadar neyi planladık allasen.

8) En sevdiğin huyun?

Kendim olarak değil de tam kırılma burulma anlarında bi bokluk yapıp gülme krizine girebilmek hoş olsa gerek.

9) Şuan ki bölümünde/mesleğinde olmasan ne olurdun?
Oha. Başka bişey düşünemem lan! Grafikteyim ama olmasaydı direk resim ya da heykel. Çokta değişmezdi.

10) Okurken en zevk aldığın 3 blog?
Seçemedim şu an.

Tuğçeyi mimlicem lan. Yazmaz o uyuz da. Tuğçe yapsana sen de şunu balım tividen gelince hadi konuşturma beni :*

25 Ağustos 2010 Çarşamba

hiç normal arkadaşım yok :(

arkadaşla sıradan bir msn konuşması. Hiç araya girmeden dinliyordum halbuki.
arkadaşım:
şeye karar verdm ondan dikildim karşısına buluşalım die

şimdi herşeyi abartısız herşeyi dışardan bekliorm
bana gelsnler beni sevsnler bnei sevdklerini özlediklerini sölesnler bni okşasınlar tarzı
ama bn bunlaı yapmıorm hemde hiç
sora insanlarda bnden uzaklaşınca olay çıkarıorm
bnde bişiler ypmaya karar verdm
hatta aaa bile gtmeden buluşalım die ddm fln
normalde onn çağırmasını beklerm
değişik bi koku gelio ya memeden
ama kötü diil
ilgnç kokluorm

ben:
DAĞSDOKASĞODKADS

AĞDOKDSA
SĞODKASD
ĞSODK
OLM KONUYU DEVAM ETTRCEN SANDIM BEKLİOM
GERİZEKALI
d ::: d: d
DASÜDPALSD
AĞSDPASKDA
DĞOK

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Ağız ve diş sağlığı

Bugün ilk iş günümüzdü. Hatta ona giderken bile yolda bi işe daha başvuru yapmaya gittik uymadı. Yapılcak anket, tanıtım varsa arayın burdayım. Para lazım. Ev parası abiler :'(

Neyse gittik başladık apartman dolanmaya. Önce öğreticim yakupla 2 apartman gezdik. Bi tane amca direk yooh yooh diş fırçalamıom ağzımı yıkamıom diye bastırdı bizi. Dedi yakup diş fırçanız yok mu? Yoooh yooh dedi. Aradan misvak diye belirdim ah dedi keşke olsa. Benimsedi lan.

Sonra bizi bıraktılar. Başladık tuğçeyle dolanmaya. Kahvede oturan amcaya bile sattım lan! Tuğçe tam dedi okuyup yazın çalışan öğrencilere bu ürünü alrak yardımcı olmak ister misiniz dedi. Amca dedi ki sadece okuyun. pdaoskjaspodksdpo yazık lan hep o çocugu buldu böyle şeyler dicem kiii bana da az şeyler olmadı. En büyük sorun apartman kapısının kapalı olması. Açılması sırasında basılan zillere hesap vermek. Mesela bi tanesinde bastık 2 numaraya ya da 1 ne boksa. Kadın uzuuun uzuuuun baktı. Duruyo öyle. Biz de. Sonra kapıyı açtı. Tam oraya ilerleyerek yakşamlar vs diyodum ki kadın hiç bişey söylemeden kapıyı yavaşça kapattı. Azalarak gitti lan ben de azalarak sustum. Hareketi yedi ama benden ne fayda. Sonra girdiğimiz ikinci kapıda okuldan hocamızı gördük! Almadı o ayrı. Sonra sonlara doğru girdiğimiz bi bina da tam bi kapıyı çalıyodum ki karşı komşusunun kapısı açıldı. Bi ses "sen ne arıyosuun burda yaa?". Silüveti inceledim bi süre. Ana dedim Burak!!! Ordan da bi tuğçeye satış yaptık bol bozuk parayla. Ananeye sevgiler.
Bi tane teyze de almadığı için üzülüp darlanıp bizi yemeğe çağırdı. 3 saat sonunda bir sürü anket ancak ben 4 satış tuğçe 3 satış. Arabaya döndüğümüzde rekor bendeydi arkadaşlar. Tuğçe dedi arkada bii 8 dedi diye ama yok lan 2 dedi allahımı. Nolur lan rekor benim olsun. Deneyimli herif bile 2 tane satmıştı. Peeeyyyyy.

Gaza geliyoruz prim kapmaya niyetliyiz çokca. Eve çıkıcam arkadaşlar mavi saçlı bi kız kapınıza gelirse sormayın allaşkına verin 10 lira gitsin.

evde durmak sakıncalıdır


21 Ağustos 2010 Cumartesi

Bizim evde her zaman bolcana dondurulmuş vişne olur. Hatta bi keresinde evde o kadar çok meyve yoktu ki onlardan çıkarıp kemirmek mecburiyetinde kalmıştım. Anneme dedim hoşaf yapsağa diye. Dedi ki kışa saklıyorum onları dedi. Höt lan kışın buz gibi hoşafı napıcam. Neyse bu da böyle bişeydi. Şu an tuğçenin googleda arayıp bulamadığı "güvercinler neden öyle yürür'ü arıyorum.

Dizlerini dibe deydiren cek

Sıkıntıdan evde durmanın getirdiği kalıcı ve ezici hasardan ekilenmemek için sinemaya gittik bugun töşeylen. Laaan o film sıkıntıdan gidilecek film miydi lan!!! Hep bi olayla bahaneyle ertelendi ama biliyoruz ki kaçabilirsin ama saklanamazsın! Derdim ki Batman, Prestij falan öh yani. Ama Inception'ı izleyince ölsün artık istedim adam. Ölsün lan ciddi daha ne yapabilir ki bundan sonra dedim! Salon tıklım tıkıştı zaten bi de kaçıncı haftasında bile. Ama arada telefonla konluşurken güzel değil ya diyerek salonu terk eden 2 sarışına sesleniyorum!! O kadar!
 Sonra bi de filmden çıkınca lan şu şöyle oldu da böyle oldu de mi gibisine yorum yapmak çok yanlış! Anladığımız filmin içine gayette sıçmayı başardık işin içinden çıkamadık! Zaten film bitince bi "neden yapıyonuz gençler" dedik. Olm çok güzeldi lan.

20 Ağustos 2010 Cuma

dede dedeciiim

otobüste tanıştığım çok sevgili dedenin tavsiyesi üzerine artıkın vatan gazetesi okuyorum. hacışakir kokuyodu lan dede :( olm çok şirindi. bana anılarını anlattı. akpli bi milletvekiliyle kavgasını anlattı. sonra bi doktorla tanışmış. kadın kapalı. demiş isteyerek mi kapandın. he demiş. siktir git o zaman demiş. dedem lan!

İşe gidiyom anne

Dün o kadar plan yaptık ki bi sonraki sahnede bunların hiç birini yapmayacağımızı düşündük. Amaaaa yaptık! Uzun bir düşünme evresinden sonra ilanını gördüğümüz işe başvurmaya karar verdik. Gittik konuştuk. Yarın başlıyoruz. Onun heycanıyla kaptırdık gittik zaten. Yolda daha çok para veren bi yer gördük. Ama ordakiler "ramazan" nedeniyle akşam seansını kaldırmış. Ne de olsa müzlüman bi toplumuz ide mi dedi adam. Yoo değiliz ki dediğimde kafayı çevirip konu değiştirdi. Kalktık gittik zaten. Çok hızlı konuşuyodu bi bok anlamadım. Sonra bi de cebe anket işi attık ki bu iş yürümezse diye. Hayalini kurduğumuz keman kursu olayımız vardı. önce gittik bi müzik aletçisine he öyle. Benim zaten keman var ama öğrendim ki kendisi viyolaymış. Vay anasını dedim 10 yıldır kendisini yanlış bilmişim. Neyse onun teller kopuk onu da yaptırıcaz. Sonra gittik kurslarla konuştuk. Bi tanesini ço sevdik. Kadın da bizi sevdi zaten güzel sanatlardayız diyince. Oy yirim. Bu hafta kursa yazılma işi de hallolursa zaten kazandıgımz paranın 3te 1i oraya gidicek. Bi kısmını da tabi ki yine ev paramı biriktirdiğim kumbaraya gidicek. Ohg dedim bi rahatladım lan!

19 Ağustos 2010 Perşembe

Aşk yarası

Kardeşim az önce geldi. Dedi ki bi tane arkadaşla tanışdık, onla 1 tane uyuyunca buluşucaz (bknz.5 yaşında ya da 6). O bile buluşuyo lan. Arkadaş bulup ertesi güne buluşuyo. O çocukla buluşamayacaksam. Bi makarnaya çatal atamayacaksam! Size sahip sesleniyorum!
Evde durmanın sakıncaları son 3 günde tavan yaptı. Msndeki arkadaşlarımdan özür diliyorum hareketli avatarlarım için. Sıkıntıdan blogla uğraşmaya başladım. Dedim ben buraya her gün hadi her gün olmasa da bi kaç günde bir sevdiğim şeyleri ekliyim. Bugün Jeff buckley ekledim.Last goodbye sözlü. Oh dedim rahatladım dedim. Ama biliyorum sonraki sahnede bi kaç şey daha eklemiş ve bırakmış olucam. Neden yapıyonuz?

BİM bazen çok kırıcı olabiliyor

O kadar mail attım olum size. İnsan bi okur cevap yazar. Her hafta inbox'ınızdayım!