Tişört baskısı (uzun süreli yeni meslek)

Bu ara haftalardır bloga bir şey yazmamanın vicdan azabıyla kavruluyorum. Aslında ben az önce bu yazıyı bitirmiştim, bitaecik aşkım ttnet yine kendini geliştirirken benim neti kesiverdi sonra burası takıldı sonra kaydetmedi falan :''')'))' Gel kaç hafta yazı yazma! Sonra bütün hanımefendiliğimi üzerime takınmış, yazımı bitirmişken sil hepsini. Neyse yine küfretmicem şurda siftahımı yaparken.

Aslında çok çıkar amaçlı geldim ha tekrar bloga. Yoksa bişey yazcağımdan değil. Yazılcak bir sürü şey oldu ama bi kere bırakınca da gerisi geldi. Bi ara toparlarım artık. Hatta okul bitti ya belki bu hafta toparlarım la.

Neyse konu o değil şey dicem, bu ara sürekli birilerine blog resmi, taam la taam banner, header her ne ise, yapıyorum. Bu işi de başıma Seymsomething sardı pdaoksdpoaskdapod olsun dedim en azından çizcek bişeyler oluyo dedim. İsteyenlere çiziyorum. Sonra dedim ki bi de şöyle bi şey yapıyım. Bu ara kendimize yaparız diye tişört baskısı için bi şeyler çiziyorum. Başkalarına da çiziyim didim. Bilmiyorum talep olur mu, kesin mal gibi kalcam lan ortada dalısjdaopsdjapsdojapsdojsd Olsundu, şansımı denerim. Mesela gelceksin şunu çiz diceksin çizicem, maille imzalı halini atıcam, tamam bu olsun dersen 5-10 tl kadar bi para ço bişey değil karşılığında o resmin imzasız halini atıcam. Bunun gibi bişey. Hem orjinal, kimse de olmayan tişörtler olur la güzel olur dedim. Olum olur lan bence :'')')'''

He bi de son zamanlarda yaptığım bi kaç şeyi yükliyim ki bi fikriniz olsun dedim. Çok düşündüm ben bunları :')  Farklı farklı tarzlar isteyebilirsinize örnek olarak koydum. Hatta mailimi de yazıyım olur da, OLUR DA istersiniz falan :') burcutirt@hotmail.com  Evet bu kadar. Görüşürük.





Açıklanamayan olaylar

Aklıma takılan bişeyi söylemeyince ya da yazmayınca vala bi odaklanma sorunu yaşıyorum. En iyisi hemen yazıp işime gücüme döneyim.

Bi süredir aklımı kurcalayan olaylar, dün gece tam uyumadan önce yine bende soru işaretleri bırakarak gitti. Şimdi hazırsak geçmişimden açıklanamayan olaylar dosyasını açıyorum.

Benim için en gizemli ve iç acıtıcı oalnıyla başlıyorum. Beni Döven Ahmet'i bilirsiniz. Heh, işte onla sinemaya gönderiliyoruz. Ben de 8 yaşında değilimdir belki. İlk kez sinemaya gidicem. Halka açık sinema değildi de bi tesisin sinemasıydı. Servise binip gidicektik. Hani çocuğunuzu hangi filme yolluyosunuz bi bilin de mi lan, bi araştırın bakın. Hayatımın ilk sinema filmi "Öğretmen" miydi adı "Tehlikeli Öğretmen" miydi neydi!? Dur bakıyım bi ne bokmuş. http://www.imdb.com/title/tt0133046/ bu lan bu! Allah belasını versin. Ama konu film değil. Filmi izlerken yanımıza yiyelim diye anneler bize "balık-ekmek" vermişti. Abi sinmeya gidiyoruz ya!!! Biz tabi utancımızdan yiyememiştikte, yolda Lays ve Oops almıştık (adı böyle miydi lan o içeceğin?)
Neyse film sırasında içerken bunu, ben bezip koltuğun altına koymuştum, sonra içerim diye. Sonraaa içesim geldi. Aldım,diktim ve yuttum ki, boğazımdan bir topak geçti :''''''''')')''))' Bilmiyorum hiç neydi o. Mide bulantımla Lays'e saldırmıştım da yine dayak yememe ramak kalmıştı galiba.

Bir diğer hikaye de ilk korku filmi izleyişimle alakalı. Bu olayda da sanırım 4 yaşındaydım. Evde oturmuş Zeyna'yı izliyorum. Sonra reklam girdi, ben tivi başından ayrılmayaraktan devam ettim reklamları izlemeye, sonra tekrar başladı. Ve hatırladığıma göre de o zamanlar, gösterilen filmin adı kenarda yazmazdı. Neyse izliyorum izliyorum allahım zeyna çıkmak bilmiyo. Bi tane çirkin bebe milleti kesip deşip duruyo.Tahmin ettiğiniz üzere Chucky'yi izledim ben. Oturdum filmin yarısını elbet gelir Zeyna olayı çözer diye izledim saf ve salak bi halde. Sonra odaya giren biri, artık kim hatırlamıyorum, zaten gözüm dönmüş orda, kanalı değiştirmişti. Şimdi Kanal D sana sesleniyorum. Ya o seneye döner bu gizemi çözersin ya da çözersin! Sen orda Zeyna bitmeden başka film başlatıyosun ne demek ya ne demek!?!! Hem aşşa yazmıyonuz adı ne diye hem de sabahın köründe korku filmi koyuyosunuz lan!

Son olarakta, bi gün evde yine oturuyorum, yine 4 yaşlarında olsa gerek. Burnumdan boncuk düşmüştü, böyle minik bi tane !? Neyse bu kadar, görüşürüz.

Telefonunu klozete düşürenlere çok acilen...

Olm ço mutsuzum :'''''''''( Çiş yapıyım derken ahiiiyyyyy :'''''( Telefonumu klozete düşürdüm :'''''('(')')'(') Pantolonumun arka cebine koymuşdum unutup indirince tabi, lök diye girdi. Cepada günde yüzlerce kadının sıçtığı, işediği klozete, o anın sıcaklığıyla elimi sokup aldım. Ço şükür alan derin değildi, yarısına kadar batmıştı da elimi kesmek zorunda kalmadım, bi şeye değmedi.

Aldım koştum sardım sarmaladım, kurutma makinesine tuttup tek tek. Sonra yeni aldığım t-shirte :') sarıp eve gelince de zamanında okuduğum "pirincin içine koyma" meselesini yaptım. ALLAM ÇO ÜZÜLÜYOM. Kesin sıçtım ben de mi la :')

Bi de bütün bunlar başıma sırf cepaya gittim japonca çalıştım ve Kore'ye yollayacağım paket için alışveriş yaptığımdan mı başıma geldi allam :'( O değilde kıza çok güzel doğumgünü kutusu hazırladım. Bir sürü lokummuş, çikolataymış, şekermiş güzelce doldurdum. Kurdelaağsını bağladım :') Bu muydu hakettiğim!

Bi de oturmuş gerzek gerzek "vuuuyaaannng" "lleheyyyoooyyy" diye bi oyun bulmuştuk. I'm sorry I love you'da Moo Hyuk vurulunca çirkin kız ağlıyodu ya "vaaayyuuukkkkkk vuvuuyuuuhhh" diye. Öyle bağırıp hangi ismi söylediğimizi bulmaca oynuyoduk. Tam sıra bendeyken 2 çocuk geldi "Çok önemli bişey sormam lazım, kulağımı deldiricem de acil nerde deldirebilirim" dedi. Sonra da "peki sağ mı sol mu" dedi. Gaysen sağ bence yani dedim. Ben öyle gördüm. Bilmiyorum arkadaşım. Sonra ordan kaptırdı gitti, o gazla deldirmeye yer mi aradı Cepada naptı bilmiyorum. O DEĞİLDE TELEFONUM LA :'(

Korku filmi izlemeyi beceremiyorum


Dün bi korku filmi izleyelim dedik, 2 film indirmiştim "Alone"u izleyelim dedik. Sürekli korku filmi izleyen biri değilim. Belli başlı olanlar dışında da pek bilmem zaten. Böyle arada gelir izleyesim işte. Ama anlamıyorum lan bu işten heralde bi doğru filmi seçemedim. Bu filmde de gülmekten sıçtık yani.

Filmin her bi karesinde yeni karakter eklene eklene gitti. Sürekli "al biri daha, hey allaam " dedik. En başta gösterilen sahnenin olayını son 5dk.da anladık. Hani filmi izlersin izlersin sonuna kadar bişey anlamazsın, en sonda bi açıklığa kavuşur "haaaaaa, ohaaa" dersin ya. Biz sürekli küfrettik. Yapmamışlar çünkü. Maç izler gibi izledim bağıra bağıra, üstümü başımı çekiştirerek.

En başta çok gereksizce bi kızın bunalımını ve intiharını izlettiler. Bi böcek efektidir takılmışlar gitmişler. Cidden herifler böcekleniyo mu napıyo anlamadım da. Kız odasına falan sıçmış böyle oh mis. Kız, ona takılıp duran kötü kızı odasına çekiyo, mal mal konuşup boğazını kesiyo. Sonra kötü kız da intihar ediyo. Ama bunların filmle hiç bi alakası yok.

Asıl kızımız da bu intihar edenin kankasıydı. Ama onun kafayı yeme sebebi amcası sandığı adamın aslında babası çıkması. Amcayı da Kore büyükelçiliğine danışman olarak bekliyorum bu arada. Neyse, kız kendini odaya kapıyo bi kaç gün, bi iniyo aşağa saç baş daalmış. Ben bi yıl taramıyom saçımı öyle olmuyo lan. Bu büyükannesi odasınıın penceresine merdiven dayayıp çıkıyo kızın. Kız bunu aşşa itiyo falan. LAN 17 YAŞINDA ERGENİN YAPTIKLARINA BAK! Sen gel bakıyım buraya kendini odaya kapatmak ne demek. Ne demek lan ne deemeeekkk!!!? Senin ağzına sıçarlar, sen kimsin ki lan bebe?!

Büyükanne olayından önce mi sonra mı ne, bu amcasının (yani babası) sevgilisine matkapla dalıyo. Kadın koş git de, bu bana böyle böyle yaptı diye, de mi?! Duygusal bunalım yaşıyo karışmayın kıza falan diyo. Gerzek misiniz lan bi gözünüzü açın bakın kızın tipine!!

Ha sonra bi de evin hizmetçisini baya alıyo varile tıkıyo bu kız yine. Ama sen koskoca kadını 17lik çıtır halinle bi varile nasıl tıktın, efenime o varilin neresinden tıktın amk bi tane göz kadar deliği vardı!?!!! Biri de çıkıp sormadı ki film boyu bizim hizmetçi nerde, hay allah evi de bok götürmüyo hala tertemiz ama kim yapıyodu ki bu işleri diye!!?

Her şeyden önemli olarak hiç mi seni seven bi arkadaşın yok, olm bu film ne lan diyip silkelemedi seni arkadaşım ya! Hadi yok diyelim o settekiler "o değilde biz ne çekiyoruz amk bu ne lan akakkekekek" diye dalga da mı geçmediler.

Sonuç olarak bi adam gibi korku filmi istiyorum allaseniz ya :') Yine bi Japon-Kore filmi olarak tabisi. Bana burda Garez, Testere derseniz... 3 noktalı bitiririm cümlemi böyle.

Yeni Bir Yaşama Başlamanın En İyi Yolları Hürriyet Emlak Gazetesi'nde!


Konu gayrimenkul olduğunda nerden başlayacağınızı bilemiyorsanız, artık tüm sorunlarınızı yanıtlayacak bir kaynağınız var.

Konut projelerinden yatırım fırsatlarına, kentsel dönüşüm planlarından konut kredilerine kadar emlak sektörüyle ilgili bilmek istediğiniz herşey her Pazar yeni Hürriyet Emlak Gazetesi Yeni Bir Yaşamda...

Haftanın son günü, YENİ BİR YAŞAM’ın ilk günü.



Bir bumads advertorial içeriğidir.

Yine anlamadığım bir mim :')

Diziler ve ben diye bi mim çıkmış. Önceki mimlerin hepsine sevimli gözle baktım, abi bu ne lan?! Diziler ve ben ne?! Bu kadar mı dizileri alıp içinize tıktınız, sevginizle boğdunuz? Nasıl bi kafayla oldu bu iş? Hiç anlamadım yine ne bok yazıcaz buna, zamanında takip edip, artık arada bir baktığım dizileri yazıyım bari. Ne yazıcaksam artık. Kendimi neresine oturtcam bilmiyom.


Böylesi bir daha gelmez dediğim tek dizi Friends'tir. Hangi karakteri daha çok sevsem diye düşündürüyo insanı da yok lan seçemiyosun. Hepsi birbirinden gerizekalı olabiliyo. En başlarda Ross'u pek sevmezdim. Ama sonra kendisi zirveye oturmuştu resmen. Dizi kadar sahne arkası olaylarını izlemekte çok eğlenceliydi. Bi sahne koyyim dedim şuraya bir saattir bir sürü şey izliyorum bak! 

En son buna karar verdim. PODKAŞODKğdokaspodkasd ay çok gülyom.


Bu aralar devam etmesini dört gözle beklediğim dizi. Bilmiyorum başladı mı ki lan? 2012 eylülü gibi diye duymuştum ama başladıysa da bi haber veriniz :') Tabi herkes bi David Tennant olamaz. Barty Crouch Jnr. iken tipine ölüp bitmiştim de sonra bi baktım Doctor Wholuğu devralmış! Sonra gidince mecburiyetten Matt Smith'i de sevdim napalım, yoksa katlanılmaz o acıya. Şimdi o giderse yerine geleni de sevicem. Çünkü kim oynarsa oynasın Doctor Who'nun hakkını veriyo bence. Tip değişse de karakter hiç değişmiyo. Efeklere laf edenlerin de ağzına çarpıcam! Yeminle kurgunun içinde başım dönüyo ya, öyle mikemmel.



İzlemeyi bıraktığım dizidir kendisi. 6. sezon mu 7. sezon mu tam hatırlamıyorum bitirip bıraktım. Çünkü Cuddy ile çıktığı dönemde, Hugh Laurie'nin çıplaklığına dayanamadım. Sonra da o etki gitmedi üstümden. Çıplak görmeye tahammül edemediğim bi adammışsın demek ki, yapcak bişey yok. Ama böyle görüyorum, "işi gücü laf sokmak, tıp terimleriyle konuşup konuşup son 5dkda olayı çözüyolar nasılsa" diyen densizler var. He  densizsiniz bence. 
Bi de densiz demişken aklıma geldi önceki ankette "yazma" diyen şimdiki ankette "çizme" diyen biri var. Bi tanesi Batu olsa hadi, diğeri için; "KAKGİTLAN". Madem nefret ediyon benden ne takılıyosun hala burda. Densiz.

Yeter la mim içinde başka yazmıcam, aklıma da gelmedi zaten dizi falan. Himym bi de tbbt vardı, ama son sezonlarını hiç izlemedim, gitmediler. 

Son olarakta tabiki de beni mimleyen Seymsomething! Sana bişey demiyorum artık dğasokdapsodkaopsdk http://seymsomething.blogspot.com/2012/04/mim-diziler-ve-ben.html yazı da budur efenim. GÖRÜŞÜRÜK.

Dişçi koltuğunda ölmemek için sebeplerim var

Bugün 4 tane 20likleri çektirme ve 2 implant yaptırma serüvenim başladı. Sabahın köründe kalkıp gittik hastaneye. Ben gittim doktorumu bekliyodum, biz biraz geç kalınca ameliyata gitmiş. Doktor da benim hevesle dişçiye gitmemi sağlıcak bi insan. Aşırı bi heves değil tabi lan dişçi sonuçta.  Böyle House'un karizmasını al, babacanlık, sevecenlik ekle, öyle bişey :')

Neyse onu beklerken karşıdan bi doktor geliyo. Kafayı böyle hızla çevirip bakınca "Oguri Shun" la! Aynı aynı. Bana doğru gelip "Burcu?" demesin mi? İVİİİTTTT dedim. Sonra kafamda kendisi beni kolumdan tuttuğu gibi hızla sürüklüyo, beraber motora binip gidiyoruz. Ama tabi biz doktorun yanına  indik. Sonra ameliyathaneye girdik.

Yukarda ağzımı uyuşturmuşlardı zaten. Aynada kendime bakıp burnumu şişirip durdum, tek taraf şişmeyince çok gülüyom. Sonra suratımın yarısına tenturdiyotsu ilaç sürdüler. Üstüme iğrenç yeşil örtüyü örttüler. Sonra 2 mikemmel doktor yanağımı öldüresiye gererek ağzımı incelemeye başladılar. Arkadan Christina Aguilera You Are Beautiful çalmaya başladı.
Böyle kaldım abi o an. Sen kime güzel diyon, KİME?

Benim gerizekalı 20liklerim içerde kendilerince dönmüşler, yatmışlar falan, böyle bi parti havasında dağılmışlar. Çekmesi az biraz zorladı tabi. Ağız bakımından yıllarca özendiğim Julia Roberts'ım zaten. Bi de dişçiler için sadece ağzın içi önemli sanırsam, orda demir aletlerle diş arasında ezilen büzülen dudak, yanak umurlarında değil. Benim bi de her zamanki gibi, kendini asla geri çekmeyen, uçuğum çıkmış. Teheeey teheey. 

Olayın ciddiyetine de , yani ciddiyet derken içerde kan gövdeyi götürüyo durumunun farkına biraz geç vardım. Şöyle ki 20lik gittikten sonra implanta geçtiklerinde, bi aletle daldı oraya. Sesten çıkardığım kadarıyla bi delme durumu gerçekleşti. O aleti çekince foş diye boğazıma kadar kan doldum :''''''''''''') Onca kan mundar oldu.

Bi kaç ay daha git-gel sürünücem ama sonuçta bir Oguri Shun kolay yetişmiyorum. Sökün gitsin.

Bir insan rüyasında çakma T.O.P görmemeli :')

Hazır yeni kalkmış, hatırlıyoken rüyamı yazmak istiyorum. Ne zamandır da rüyalarımı hiç hatırlamıyodum ha.
Neyse biz şimdi eski evimizde oturuyoruz. Annem babam, ananem de var sanırım dayı falan da var tam bilemedim şimdi. Ve nalakaysa artık Bigbang üyeleri bizim eve geliyo kalmaya dşasdmpasdkaopsdk Konserlerimi vardır nedir, ama sanki böyle bi değişim programı resmiyeti var. Neyse 4 gün kalıcaklarsa mesela ben bunları 3 gün boyunca hiç göremiyorum. Heycanımı yenip ortaya çıkamıyorum, kusarım falan diye. Evden sürekli gizli gizli kaçışlarda bulunmaktayım.

Artık son gün cesaretimi topluyorum sabah erkenden kalkıyorum banyo falan yapıp saçımı yapmaya girişiyorum. Allam bak o yorgunluk hala üzerimde. Tam iki saat hatta 9dan 11e kadar ben kollarım havada saç yapıyorum!!! Olmuyo hiç bi seferinde, en son içerden kahvaltı masasının kaldırılma sesleri gelince oldugu gibi bırakıp koşarak masaya oturuyorum. Gözüme de güneş ışığı geliyo tam göremiyorum karşımdakini ama saçlar T.O.P mavisi ya da turkuaz her neyse. Öne eğiliyorum suratını görmek için. Bi tane çocuk. "Sen kimsin lan?" diyorum. Yanındaki adam, bunlar Bigbang figüranları, asılları başka yerde kalıyo, medyayı yanıltmak için böyle yaptık diyo! O an o medyayı alıp yamultmaz mıyım lan ben! 4 gün diken üstünde yaşamışım!!!!!!

Sonra sahne değişiyo babanemlerin evdeyiz. Apartmanın dibinde de bi tane gölet var. İçindeki çeşitli hayvanlar görünüyo. Farklı olarakta 3 tane timsah var. Ene diyorum bunlar nerden çıktı, birileri bağışlamış mı ne. Ama bildiğin gölden çıkıp diğer apartmanın merdivenlerinde güneşleniyolar falan. Sonra akşam bi tane gazete alıyorum elime, o timsahlarla ilgili bi haber. Meğersem o timsahlardan biri Tuğba Ekinci'ymiş.

Bay.

Tesadüfen yaşıyorum

Bugün işlerimin yolunda gitmeyeceği sabah babam tarafından kandırılmam da belliydi. Seni ben bırakıyım kursa dediğindeki hevesim anında söndü, şaka la şaka diyince. Olsun, babadır dedim, gittim bindim otobüsüme. Yolda "allah yareppi bi buzlu şey olsa da içsem"lik sıcakla boğuştum. Otobüs kızılaya girince meğersem Meşrutiyet kapalıymış, Starbucks'ın önünde indirdi la. NNİHÖHÖHÖ dedim. Yolda kapış kapış satılıyodu da biz mi almadık. Kıydım parama aldım buzlu meyvemi güle oynaya yürüdüm kursuma.

Acı gerçek o andan sonra suratıma tokadı vurdu. Bir kişi daha kursu bırakıyodu. Aylarca 2. kur için beklememin ardından bir kez daha 3. kur için bekleyebilirim. 3. kur açılsa bile 4. kuru göremicem çünkü sınıftan biri  Japonya'ya gidicek :'''''''''''''''''''''''''')))999999999999999999)')29'9)')')')') Bu her şeyi anlatsın. Japonca öğrenicem diye verdiğim mücadeleyi okulda versem! Sınıf kapatılınca yeni açılcak sınıfı beklemek 3 ay belki de 6 ay! Kanjileri unutmak var :'''''') ALLAAM YIHAAA! Sonra o sınıfa geçince tek tek sorguya çekicem eğer sınavın varsa, çok meşgul bi insansan siktir git allahını seviyosan dicem. YEMİNLE YIPRANDIM!

Kurstan çıkınca turbo yapmama rağmen kızılaya yarım saatte ulaşabildim. Sonra otobüste ölmek üzere olarak eve geldim. Kapıyı açan babam içeriye "Ayşe kaç!" diye bağırdı. Aha dedim ne bok yediniz acaba!? Odama bi girdim ki. Annem bütün dolabımı boşaltmış (Harçlığının 4/3ünü kıyafetler harcayan biri olduğumu  düşünün),
onları kendince düzenlemeye başlamış! Koreli ablalarımızın gırtlaktan gelen o "yyyyaaaaa" sesiyle daldım ortama! Annemi aldığım gibi (Hulk) dolaba attım, kapağa üstüne kapamaya çalışırken, biraz da orda çemkirdim. Ardından bütün yorgunluğumu ve açlığımı unutarak 1 saat kadar annemin bütün nefretime, iğrenç çıkardığım seslere rağmen dolabımı düzenlemeye devam etmesini izledim. Sonra baktım çişim gelmiş, bi gittim ki kapı kapatılamayacak şekilde, kıyafetlerimin devamı yığın yapılmış! Bu evde işeyemeyeceksem huzur nerde haaa nerdeee, tikkkkkksssiniyom hepinizden diye kapı açık işedim, çok bişey değil.

Mim olsam bu olmak istemezdim, çok zor la.

Öncelikle burdan yeni blog tasarımı olayına lanetlerimi yolluyorum. Yüzün gülmesin işşşaaalllaaah!

Demetgil beni http://demetgil.blogspot.com/2012/04/ilk-mimim.html şu yazıda mimlemiş. Görevimi yerine getirmek üzere başlıyorum.

Mimdeki gibi bişeyler olmaya kalksam nerde bokluk varsa o olurdum şansıma. Bi de böyle şeyleri asla düşünmemiş biriyim, mantığını bile anlamıyorum hatta. Neden oluyorum lan? diyorum. Yine de denicem. Soru cevap mimlerinde çok başarısızım :'(

Yemek olsaydın hangisi olurdun?
Bu soruya hiç bi şey diyemedim lan, bi daha dönücem sonra. Döndüm. :'''''''''''')') Baharatlı, körili yemekleri ço severim mesela. Onlardan biri mi olsam :') karee raisu. ehehahelelahale. HAA BULDUM TAMAM. Takoyaki olurdum, tadını daha çok merak ettiğim bişey yok zaten. Gün gelicek elimde takoyakilerlen yürücem :')


Müzik aleti olsaydın hangisi olurdun?
Şimdi bi kere, hangi müzik aleti olursam olayım ilk olarak kendiliğimden Yılan Hikayesi'ni çalardım. Artık kimin elindeysem duvara vurarak parçalardı heralde.En karizmatik müzik aletlerinden olan "gayageum" olmak isterdim. Onunla Yılan Hikayesi çalmakta çok havalı olurdu.




Araba olsaydın hangisi olurdun?
Lada Niva olurdum. Bu çok net bi şey. Ya da Miyazaki'nin animelerindeki minnak arabalardan olsam sevimliliğime doymazdım :')

Aylardan hangisi olurdun?
Hep Nisan ayında doğumgünü olanlara özenmişimdir. Nisan olurdum heralde o yüzden. Ya da Mart olurdum, "aahiiyy yaz gelsin yıaaa" diyenlere ve güneşin götü görününce tişörtle sokağa dalanlara kazma kürek yaktırarak girişirdim.

Ayakkabı olsaydın hangisi olurdun?
Ricky Martin'in giydiği ayakkabılardan olabilirdim, küçükken çok seviyoduk herifin ayaklarını. Şimdi üzerinde düşünmek istemediğimden ilk aklıma geleni yazdım. Yoksa ayakkabı olmalık ayak çok :')

Kıyafet olsaydın ne olurdun?
Yeminle anlamıyom bu soruların mantığını. Sikko cevaplarla devam ediyorum :'( Neler olmak istemezdim biliyorum da, olmak istediklerim çok belirsiz. Mesela Ross'un giydiği, içinde pudralandığı kremlendiği deri pantolon olmak istemezdim.http://www.youtube.com/watch?v=ON4ECUkK_xI&feature=related Embed kodu yokmuş, ama şu videoyu 2.dkdan itibaren izlerseniz bana katılıcaksınız bence. YAZIK LA.

Renk olsan hangisi olurdun?
Hamile tonu hariç her türlü mavi olurdum. Hepsi benim!

Hayvan olsan hangisi olurdun?
Olm soyum tükenmesin de :'( Yine de göze alıp Okyanustaki ilginç hayvanlardan biri olurdum.


Şu an okuduğun kitabın 137. sayfasında ne var?
Yazı var abi, ne var, YAZI VAR YAZI?!?! Bütün sayfayı mı yazcam ki? Ne istiyon canımı mı istiyon?

Voodoo Baby, Seymsomething, Mikal Zia ve Hana Yori Darko'yu mimliyorum.

Çok güzel film incelemeleri 3


Bilgisayarda uzun zamandır duran filmleri izlemeye başladım. Blind'ın afişini ilk gördüğümdeki tepkiyi, izlemek için baktığımda tekrarladım, "Oha So Ji Sub mu lan o?" diye. Konusunu da unutmuşum ilk yarım saat kadar dram sanarak izledim. Bu aralar Kim Ha Neul'un oynadığı filmleri tesadüfen üst üste izliyorum.

Film fena değildi, yer yer gerebildi. Her gerilim filminde yaşanan "Duuuuurrrr bi daha vur, ölmedi o ölmedi" gibi ya da " arkanda sopa var lan alsana gerizekalı" gibi haykırışlardan kendimi alamadım. Hadi o kadıncağızın gözleri görmüyo ya sen genç  delikanlı!?!!! Cidden gerizekalının dibiydiniz. Polis ağbiler tabi bütün heycanı kaçırıp en sonda yetiştiler canlarım yaa :'')









My Tutor Friend 2'yi ilkinden daha çok sevdim. Ama o herif Koreli değil lan, yapmayın etmeyin. Konuşmasa Koreli demicektim ben buna. Hatta konuya şöyle bi göz atıp, Avrupa'dan falan gelmiş bi değişim öğrencisidir dedim adam için. Ve de bu kadının tipinin iticilikten ibaret olduğunu düşünürken, Flower Boy Ramyun Shop'ta nasıl da ağzımı açık bıraktığını anlamıyorum! Ne yaptınız olm kadına taş gibi oldu yaaa!?!?!

Bu filmde de Japonca konuşan o ağzını alıp ayağımın altında cılkı çıkana kadar ezesim geldi. Tahammül edilemez bi sesi vardı! Japon kızlarının sesi o kadar da kötü değil lan! Ama saç modellerinde kulağı dışarda/açıkta bırakarak çok güzel bi Japonluk yakalamışlardı.

Neyse, güldüm.







Bilgisayarda izlenmek için en uzun süre bekleyen film bu oldu. Tee çıktığı zaman indirip cesaret edemediğimden izlememiştim. Sonra her üstünden geçtiğimde üzüldüm, en son yeter la izliyom dedim. ÇO MUTSUZUM.

Zaten izlemeye başladığımda yanıma tuvalet kağıdımı almadığımı farkedip odamdan çıkmaya üşendim. Film bitince t-shirtümü değiştirdim :'(

Şurda ağlamasına kahrolduğum iki heriften biri zaten So Ji Sub. Her ne kadar Han Hyo Joo ile hiç mi hiç yakıştıramasam da, dramıyla kendimi ordan oraya atmama yetti. Bi de bu kadına uzun saç hiç gitmiyo lan bence. Bu filmden teknik açıdan anladığım şudur ki, So Ji Subla bi filmde oynayacaksan kör kızı oynayacakmışsın! "Gel seni tanıyım" ayağına ellenmedik yer bırakmadı :''''')'' Dramı kenara bırakıp yine içimden "kak kız ordan, çekil kız" dedim, dedim tabi, demedim değil!

Patronun kıza saldırdığı sahnede yavrum Ji Subun dalıp adamı evire çevire dövmesi ardında kızın tepkisi :)))))))))))))) Salak, salak işte. Bıraksaydı da skse miydi afedersin? Neyse sonra yola geldin, toparladın.

Dram filmleri benim için More Than Blue ve diğerleri olarak ayrıldığından, diğerleri kategorimde ilklerde oynuyo artık bu film! OLMUŞ.

I'm a Cyborg, But That's Ok, bu filmin de hiç konusunu okumamıştım, yine okumadan başladım izlemeye. Hatta afişe bile hiç dikkat etmemiştim, oynayan adamın BiRain olduğunu bile bilmiyodum. Bundan sonraki yazacaklarım asla ama asla önceden BiRain için söylediklerimi geri almak anlamında değildir. O hala benim için bir Jennifer bir Lopez! Film boyunca eneem neğadar şirin yeaaa dememle bi alakası yok.

Cyborg rolü de anca bu kadına verilirmiş. Normalde de bana korkunç görünürdü, şimdi daha bi tırstım o takma dişli hallerinde hele ki. Yazcak bi şeyim de yokmuş bu film için. Ne biliyim la böyle çok ilginç, eğlenceli bi filmdi. OLMUŞ.

Crazy First Love, Cha Tae Hyun olmasa çekilir dert değil bi filmdi. Onun o çıkardığı sesler ve mimikleri için izledim. Son Ye Jin'i pek bir sevmeme rağmen, olmamış. Çocuk yıprandıkça ben yıprandım, verin artık şu kızı şu çocuğa dedim. Sonra bi dramlı geçiştirme falan, yok olmadı.


Bu filmi de Super Junior üyelerini çatır çatır saymaya başladığım döneme ayırıyodum. Son günlerde edindiğim yetenek bu olduğundan, oturdum izledim. Tvxq Dating On Earth filminden hallice bi film olmuş. En azında ortalıkta orasını burasını tırnaklayıp, kemirip kendinde yeni yaralar açan bi JaeJoong yoktu. dıjasopdıajsdpoasşdOPJKDPIASJDPAOSJDKŞokjdpaoısjd hey gidi günler.
Film için komedi diyodu ama gülmedim, sıkılmadım da. İzledim öyle.

Hani Kore'de çok yetenekli olsan da güzel değilsen sana şans vermiyolardı, güzellik her şeydi lan? O zaman bu  ryeowook denen adam nedir bana bunu bi açıklayın?? Herif oturduğu yerde yetenek mi sıçtı da, "bu kadarına karşı koyamayız" diyip aralarına aldılar. Hayır, açıklayın yani. Buna da artık "aaa deme öyle çok şirin" derseniz, ağzınıza nazikçe kürekle vururum. Ben size Sincan apaçilerinden daha şirin bi tip bulurum.

Kaçtım bay.

Titanic'i sinemada görmekte varmış :')

Bugün Titanic'i izlemeye gittik. Böyle bi mutlu bi çok şanslı hissettimn kendimi. İlk izlediğimde 8-9 yaşındaydım da Kate Winslet aşkım o zaman başlamıştı. Şimdi o zamanki halleriyle sinemada izlicek olmanın heycanıyla gittim. Bu kadar güzel bi kadın daha yok lan!!!!!!11!!1!!

Cepa'nın sikindirik 3d sistemine rağmen, yine de çok yorucu değildi. Karayip Korsanları'nın son filmindeki gibi sadece altyazılara boyut verirler diye çok korkuyodum. Bi de suda boğulmak, tsunami, okyanus ortasında kalmak tarzı korkularıma rağmen pek bi klostrofobik olay yaşamadan günü tamamladığım için kendimi bugünün kahramanı ilan ediyorum.

İzlerken bi 10-15 dk sonra farkettim ki ben bu filmi ilk defa altyazılı izliyorum! Jack'in o cıbırık sesi yoktu çünkü, anca o zaman farkettim. Yine çooook tepkisiz bi salonda izledik tabi. Vala sırf bu yüzden parayı bulunca evime sinema salonu yaptırcam! Lan arada bile gık çıkarmayan fıs fıs konuşan insanlarla dolu. Yeminle tiksiniyorum öyle ortamlardan. Biz yine ayı gibi takıldık. Biri çıksın "Jack ölücek" diye bağırsın istedim. Çok gülüyom öyle şeylere dasjdpasodjkaspdoşkaspdoğk

Şu Billy Zane kadar muntazam olupta, çirkin olan başka bi adam daha yok bence! Angelina Jolie'nin erkek olmaya çabalayan versiyonu gibi. Ya da yanlış estetiğe kurban giden kadınlar. Hele ki kaşlar... Neyse yine film boyu keahyasıyla yumruk sıkmalara, diz dövmelere sebep oldu, hiç bi zaman da değişmez heralde.

9gag o kadar piç etti ki Titanic'i hep onları düşünüp sahneleri bi türlü yaşayamadım. Ama her zaman ağladığım sahnede yine bi anda ağlayıverdim. Yukarı çıkmalarına izin verilmeyenlerden, bi anne ve 2 çocuk, anne çocukları yatırmış onlara....BÖHHÜÜÜÜ!! Bi de arkaya dayıyolar müziği. Sonra amaaan dedim ağladım, sonuna kadar gitsin madem dedim, ağlanmıcak yerlere de ağladım. Mesela Rose, Jack ölüp dibe gittikten sonra tam böyle gözlerim yine dolmuş iyice, "come back" diyo ya. BİR SIÇTIIIMMM BİRR TİTREMEYEE BAŞLADIM GÜLMEKTEN! Tam o an aklıma gelen şey;



Şimdi Rose karakterini Kate Winslet canlandırıyo da olsa, o tahta parçasının üstüne, ne tahta parçası baya kapıyı sandalı söküp almışsınız, tek başına uzanması çok batıyo bana. "Kay gız kenara" demekten kendimi alamıyorum. Hayır sen aşkın için o kadar şeyi göze aldın bi götlük yer açamadın!!!!1!!!1!!  Yok illa ben bunda yatıcam diyosan, git çocuğa başka üstüne çıkmalık bişey bul! Ölenlerin altından kaçıramadın mı bi tahta! Zaten en başta sen sandala bindiğinde adam gibi gitseydin, Jack kendi kendini kurtarıcaktı.

Ha bi de son bi şey, tepedeki gözcüler telefonla haber veriyo telaşla "buz dağııııı buz dağıııı var diye". Telefonu açan adam, "thank you" diyo. TENK YU MUUU?!?!?! Anan tenk yu.