7 Aralık 2016 Çarşamba

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
Haydar Çolakoğlu teb genel müdür
haydar çolakoğlu kimdir
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Ağustos 2016 Salı

Ocak sonu faqirliqi | Japonya Günlüğü #49

Refü giderken yanında götüremeyeceği şeyleri bana bırakmıştı. Asetondur, şampuandır şükürler olsun ki yiyeceklerdir falan. Çünkü o gittiğinde Ocak 25di, ben bursumu Şubat 2-3 gibi alıyordum ve sadece bin küsür yenim vardı. Salak gibi de Shokugeki no Souma izlemeye başlamıştm lfsdkjflskdjfskdjf  Açlıktan kıvranıp, hazır ramenlere eppek banarken izledim o animeyi yaa. O haftaki fakirliğimi ajandamdaki şu nottan anlayalım:
Her ayın 29unda bizim yurdun sokağındaki karaageci de (ki tek güzel karaage yapan orasıydı) %30 indirim oluyodu. 29'un ni-ku (niku = et) okunuşundan dolayı olsa gerek. İşte böyle bir fakirlikti o hafta.... Bi de sınav haftammış haa. Yani pek ders falan yok, oyalancak şeyim de yok yani. Odamda ölüp kalmamışım iyi ki hem yalnızlıktan hem açlıktan. Sanırım vakit geçsin diye pazartesi günü evde oturmak yerine hocaya adımı bile yazdırmışım yabancı öğrencilere japocna supportluğu yapayım diye. Hatta şansıma salak fransız kız geldiydi de ona kanji öğretmeye çalışırken yıprandıydım. Salak malak ama o hala Japonya'da kim bilir....1yıllık öğrenciydi. Peh!

Ocak ayından bildirecek başka bi şeyim kalmamış sanırım. Ajandamda ders çalışmayla alakalı şeyler yazıyo sadece çünkü. Fotoğrafları gözden geçireyim bi de. Toparlayım bitsin artık bu ay da.
Ahaaaa buldum bi şey şfskdflsdkjf Okulda tek sevdiğim, bol bol konuşabildiğimiz dersin sınavı vardı 28 ocakta. Oturup münazaramsı bi şey yapmıştı, gericiydi accık yani. Gerici olan kısmı çinlilerle tayvanlılarla bunu yapıyo olmak. Çünkü japoncalarını çok üst seviye ve kendilerini kanıtlamak için seviye indirmiyolar hööh? diye kalıyon. Neyse ki ben Elena'yla (romanyalı arkaaş) aynı gruptaydım, ikimiz beraber bi tayvanlı kızın dediği bi lafa "höö?" diye kaldık da şoku atlatınca ben sordum o ne demek diye flksdjflskjd tabi sınavda sonra gelsin kıza tiksinerek bakarak dedikodu yapma keyfi. Mal mal kelimeler kullandı diye sinirlendiydik baya ama...
İşte sınavdan sonra, o dersimize bize yardıma gelen J-support teyzeler amcalar yemekli partimsi bi şey düzenlemişler. O FAKİR HAFTAMDA BELEŞ YEMEK YİYECEKTİM YANİ ŞANSA BAK FSKDLFJSLKFJSDF

 Böyle bi masa hazırlamışlar saolsunlar canlarım yaa kıyamam teyzoştoşlarım :''') Bir börekler çörekler kısırlar değildi ama fsldkfjskdf

Sonra gelenler böyle üşüşmüşüz başına şflskdşskdşflsdkf O çilekli pastadan da yiyemedik bize kalmadı bi baktık fırt yok olmuştu :)))))))))))) pisliqler.

 
Böyle bi tabak hazırladık biz serpülle kendimize 1er tane. o kahverengi şey ıslak sünger zaten flsdkjflskdj töbeler olsun hep tiskindim. tofunun bilmem napılmış hali göya da. o kuş üzümlü gibi duran pilav da çok töbeler olsundu, ayıp olmasın yiyelim diye çok uğraşmıştık ama.... Olmadı yani. O yanda gözüken çorba da tatsız tuzsuz yine zorla içmeye çalıştığımız bi çorbaydı. Faqirliqten yemek zorunda kaldık, ellerine sağlıktı ama hiç damak tadımız değildi yani.

Gerisi alışveriş yazısına kalmak zorunda, ocak ayından anlatacak başka bi şey kalmamış çünkü. Ona da yarın başlar şubat ayına geçerim artık. Görüşürük.

31 Temmuz 2016 Pazar

Tabi ki Japonya'da da odaya tıkılıp fangörllük yapılır | Japonya Günlüğü #48

 Refüyle Ehime günlerine devam ediyoruz. Geldik 22 Ocak'a. O gün ders aramda kombinide kahvaltı mı yapalım demiştik onun gibi bi şeyler sanırım. Refü'nün otelinin yakınındaki kombiniye gitmiştim de her zamanki masamız  (civardaki masalı tek kombini orasıydı. masa dediğim 2 tane he) sabahın köründe japon içkisi içerek kafası kıyak bi amca tarafından işgal edilmişti şflsdfkslkdjf Fakat hiç takmayaraktan gittim oturdum Refü'yü de alıp. Amca hemen muhabbete başladı tabi de tek hatırladığım "Japon erkekleri nasıl?" diyince "futsuu" (normal) demem şldskfşsldkfsşldkf 3 ay sonunda öyle bir bezmişlik yani artık bu sorudan.

Sonrasında Ookaidou'ya gitmişiz. Sanırım amaç dondurmalı melonpan yiyip animate'e gitmekti. Melonpan hayalkırıklığıydı. Çünkü bilmiyom, şu an olsa hayvan gibi yerdim aslında görünce farkettim fşsdksşdfk o an yemesi çok zor gelmişti ve melonpanı çok sertti, normal puf olandan değildi. Olsa yerdim 3-5 tane evet. fşsdlfksşdlfk
Sonraaaa yola devam ettik Animate'i bulmak için. Ve bir şok yaşadık. Benim o yoldan defalarca geçmeme rağmen, 3 aydır orada yaşıyor olmama rağmen, bir türlü farkedemediğim bir ayrıntının farkına varıp şok olduk. Ne yapacağımızı şaşırdık. Uzayıp giden o kapalı çarşımsı caddede yürüdüğüm tarafta dükkanların arasında yukarıya doğru çıkan merdivenler vardı. Ve o merdivenlerin duvarı tıkabasa poster doluydu. Ve tam girişte ise şu asılıydı.
Evet!! Mamo özünü bulmuş gorilleşirkenki en popi pozu asılıydı. Sonra o şoku atlatıp kafamızı yavaşça yukarı kaldırınca bi baktık Ehime'de Rashinban varmış şfdlskjflskdfjlskdfj Yani bizim ölüp bittiğimiz 2. el figürcü dükkanı. Hem de Animate'e gitmek için katedip durduğum o yolda yaa flsdkjfskdfjskdf Koşturarak içeri daldık tabiiisiii. Neden hatırlamıyom sınırlı vaktimiz mi vardı neydi. O gün ordan bi şeyler aldık mı hatırlayamıyorum. Animate'e geçip Utapuri 4. konser dvdsini almaktı hedefimiz çünkü. Ve 7bin civarı güzel bir parası vardı. Can yakar yani. Heleki 100yenin 3tlye yaklaştığı şu günlerde hiç çevirmek istemiyorum akfamdaki matematik hücrelerine blok atıyorum.

Animate'de yaşadığımız saçma sapan oalyı hatırlıyorum bi de. Dvdlere gittik. Sanırım zarar gelmesin diye midir nedir, orjinal dvdleri rafa koymamışlardı. Onun yerine temsili bi cd kabını alıyosun kasaya götürüyosun. Biz de aldık götürdük 1 tane kabı. Dedim kasiyere ben bu dvdden 2 tane istiyorum ama önce orjinalini görebilir miyim? dedim. Yani çok normal bi soru bence, bilmiyom orjinal kabı nasıl ne var falan. Sonra durdu durdu anlamaz gözlerle "donna kanjitteyuu koto des ka??" dedi. Tam çevirince yani nasıl bi hissiyat his diye mi oluyür, güzel bi çeviriyle nasıl bi şeye benzediğini görmek için mi denebilir. İlk anlamıyla düşününce dvdyi alıp orama burama sürüp kokluyomuşum gibi düşünüp beni bi gülme aldı fsdkjfsdjfosıjf Refüyle biz şok olduk bi bu nası bi anlamsız sorudur napacam bakacam işte götüme mi sokcam dvdyi. Kendimi toparlıyım hıı evet falan dedim fşlskdfşskdlf neyse getirdi tamam dedik aldık.

Ay bu fotoda şu anki kilomdan 7 kilo fazlam var töbest şüşkoya bak ya. Hala şüşkoyum da bundan zayıfım olsun flsdfkjsdfj  Neyse sonra benim yine dersim vardı galibası derse gidip refünün otele gittim. Normalde otel odasına ziyaretçi çıkması yasak ama uyaran olursa "ummm sorry i can't understand japanese :S.s.s" yani. Her şeyin çözümü var fsdkjfsdjf Ama uyaran olmadı neyse ki. Kombiniden aburcubur stoğumuzu da yapıp, açtık konseri izlemeye başladık. Ve farkettik ki biz 4. konserdeki hiç bi şarkıyı bilmiyoz ve kesinlikle bir 3. konserin yarattığı etkiyi yaratmadı fsdıjfosıdjf sonra dedik lan 3. konser dvdsini alsaydık keşke diye. Sonra da asıl 5. konser daha çok içimizi acıtcak hep bayıldığımız şarkıları söylemişler dedik yine bi depresyonlara girdik. Arada stoğumuz tükendikçe, ya da bunaldıkça çıkıp kombiniye gidiyoduk, kahve falan içip dönüyoduk. Gecenin 2-3ünde sokaklarda özgürlük keyfi yani fsdlkjfsldkfj

Dvdnin en can alıcı kısmı da kitapçığındaki fotoğraflardı bu arada, özellikle Suzuki ve Mamo tabisi.
 Yaklaşık 7 saat çeşitli eventler izledik o gün fdsksdkfsşdlkf Sonra artık saat 3 mü 4mü neydi sabah ben bisikletime atlayıp yurduma dönmüştüm. Ertesi gün de cumartesi keyfi için avmye gittik. Refü bi kaç alışveriş yaptı türküyeye götürmelik, sonra kaitenzushide çılgınlarca sushi gömdük. O günden başka şey hatırlamıyom.
Pazar günü de Rashinbana gitmişiz bu sefer figür almak üzere. O fotolarla şu an uğraşamıcem, bir alışveriş yazısında kalsın. Ardından Mr.donut'a gidip sınırsız kahveyle donut tıkınmışız. Ki istedim yine abv.
Ertesi gün malsif Refü Tokyo'ya gidip 1-2gün ardından Türküyeye döncekti. Ben onu havaalanına giden otobüse bindirdim, sonrasında başına gelenler, bavul ağırlığı yüzünden 5 parasız kalma mevzusunu yazmak isterdim ama hiç istemiyom inanın fksdjfoısjdf düşünmesi bile yordu şu an beni. Gideyim diyet dondurmalarımdan yiyim. Zaten Refü de gitmiş Ehime'den kalmışım bi başıma ve 5 parasız morali bozuk halde. Bugün yazmasam da olur.

28 Temmuz 2016 Perşembe

Ehime'de Free ve Purikura keyfi | Japonya Günlüğü #47

Şimdi Refüyle Ehime'de gezmeler tozmalar temalı kısma geçiyorum. Ajandamdan bakıyom tabi hepsi birbirine girik çünkü kafamda.

Belli ki o gün (18 ocak), izakayaya gitmişiz başka napmışız bilmiyom ama ne foto var ne bi şey çünkü flskdjsdfj ertesi günden itibaren okulum vardı ama. Sonrasında benim ders programıma göre hareket ettik hep. 19unda mesela sırf yemek yediğimiz fotolar var şflskdfşsdkjf napmışız allam oraya buraya gidip her şeyi yemişiz mi ne yani
Temsili olarak bu dursun bari. Fuji'de (avm) ben bibimbap refü karee gömerkene ürkek ceylan tipe bak ya fşsdflksdşlfksdf yalnız o gün de iyi yemiştim fakat güzel yemiştim haa boşuna almadım o kiloları da hala vermeye çalışıyom pflsdkfjsf pişman deyilim kıps.
Neyse bi kaç dükkan keşifledik burda bi kaç şey aldık adeta para ziyanı ama alışveriş yazısı yapar ona koyarım geçelim burları.

Ertesi gün ne yaptııııııkk!!! Free'nin (yüzen geyler animesi) filmine gitttiiikk!!! Free fanı bile değiliz ama sinemada anime izleme ve seiyuuları duyabilme fırsatını kaçıracak değiliz!!!

Öncesinde gidip yine yemek yemişiz. Okonomiyaki.
Aynı mekanda senseimizin bizi getirip aldırdığı okonomiyaki çoh güzeldi ama ne olduğunu hatırlayamayınca bizle ilgilenen garsonun tavsiyesini istedim. Malsif bize çok yumurta tatlı gelmişti pek sevmemiştik. Kadına bi düzgün okonomiyaki yediremedim yani püh.
Film saatimizi beklerken çoh güzel şeyler toparladım etraftan bu arada. Hala dururlar kitaplığımda tabisi.

Sonra filme girdik ve bileti gösterdiğimizde bize bi zarf mı ne vermişlerdi sanırım. Bi baktık içinde Free'li kartpostal falan vardı. Lan ben kendiminkini de Refü'ye mi vermiştim acaba naptın kadın sen onu çaldın mı hani nerde hakkaten!!!!??

Salon bi kaç kişi dışında boştu, artık son haftaları olduğu için neyse ki. Bol bol fangörlledik izlerken *3*

 Bu da karamelli patlamış mısır :''')
Filmden çıkınca tabiiki de maketleri başı boş bırakamazdık! Hemen gittik en favorimiz olan karakterin başına üşüştük lfksdjfksjdf bi de benim Makoto'dan tiksinirken çekilmiş fotolarım var ama çok halk sağlığını tehtid eder seviyede yani koyamıycem.



Aaa şimdi fotoğraflara bakınca gördüm biz o gün purikura da çekilmiştik. Hemen o rezil fotoları koyuyorum flskdjfsldkf




 
Japonca yazan (ほうれんそう) pozunu ancak Mamo'Nun Alice skecini bilenler anlar sori. Ya ordaki bacaklarım ama lfskdjfksdjf nebçim bi makine o abv kısa bacaklı japon mu sanıyon sen beni bacaklarımı uzatıyon zaten 1.72 boyum var!!! Yalnız Japonya'dan dönerken getirilecek en güzel hatıralardan biri purikura fotolarıymış, şimdiki aklım olsa daha çok çekilirdim herkeşlerle. Neyse bi dahakine...

Of bu purikurayı çekilirken de girdik kutuya fotoları çektik, üzerlerine resim falan çizdiğimiz kısmı bulamıyom. Kutudan çıktım arıyom arıyom yok. Gittim görevliye derdimi anlattım. Kenarda sinsi bi perdeden giriyomuşuz fklsdjfskjdf tabi biz onu keşfedene kadar otomatik olarak arkaplan falan seçmişti (geri sayımlı seçme kısımları da). 

Geçelim ertesi güne. O gün vefasız Asami'yle buluşcaktık. Hani bi önceki yıl Çanakkale'ye gelen 2 hafta boyunca yemeyip yedirdiğimiz, içmeyip içirdiğimiz kız. Ve Ehime'de benle sadece 1 kere toplu buluşmada buluşan kız. Türkler olarak hakikaten misafirperverliğimize bi çüş brüşşş sakin demek gerekiyo bence, sonra aynısını göremeyince çok bozulduk çünkü biz. 

Ben tabi soğuktum Asami'ye ama Refü geldi buluşmamak olmaz diye. Okuldan Asami'yle beraber çıktık gittik Ookaidou girişine. Refü 1 saat kadar geç kaldı fksdjfsldkjf çünkü bozulan bavulunu yaptırcak yer ararken yine olaylar olaylar. Tabi o 1 saat boyunca Asami'yle konuşmak zorunda kaldım flsdkjfskdjf 

Neyse bizi yemeğe götürdü. Hakkaten güzel ve geldiğimden beri sağlıklı yemek yiyebildiğim nadir anlardan biriydi.
 
Bunlara ek olarak pilav ve çorba vardı. O sarmamsı şeyin içinde ne vardı ki yaa bizimki gibi etli pirinçli dolma diye hatırlıyom ama bilemedim.
Yemekleri de o ısmarladı ilginçtir ki biz de hiç aaayy yokk falan demedik flsdkjfşsdkjfd Zaten paramız suyunu çekmiş Tokyo'da.

Sonrasında Asami'den ayrılıp takılmak istiyoduk biz Refü'yle ama Asami peşimizden ayrılmadı flsdkjfsd Önce kombiniye gittik Refü'ye dönüş bileti aldık Tokyo'ya. Sonra dedim biz biraz dolaşıcaz hediye falan alcak Refü senin işin varsa git dedim lfskdjfskdjf yok gelirim dedi. Sonra ay hava çok soğuk ama gitmesek mi dedim, denshaya gittik. sen tuttur sizi bindiricem diye lfskdjfskjdf yav diyom hava soğuk sen git. Yok gitmedi, anladı da pislik mi yapıyo nedir dicem ama yok kız o kadar da değil yine çok yardırmak istemiyom üzülüyom sonra sevmiyom değil yani, vefasızlığına kızıyom.
Bu bizi bindirdi denshaya, sonra gitti. refüye diyom kak inek çabıııkk diye ama inmedik. 1 durak sonra indik ve Ookaidou'ya geri döndük flskdfjslkdf  Allah da böyle belamızı verdi demek ki kıza öyle davranırsam pisliq gibi.

Neyse bi kafeye oturduk. Göya refüye kakigouri yedircektim macchalı. Ama bi baktık bambaşka tatlılar almışız baya da sonra farkettik fpskdjfsodfjkslkdf
Bu arada öyle otururken benim kazağımın kolumda bi şey varmış onu aldı Refü bi baktık takma kirpik fsjdfsjdf nal kadar böyle fskdfjslkdfj Yani ancak Japonya'da başa gelecek bi şey zaten.

İvit bu yazı da buraya kadar olsun.

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Ne dinliyorum #27

Bunu da ne zamandır güncellememişim. En son Aralık sonunda Back Number girdisi yapmışım. O konuda bi değişiklik yok flsdkjfsdjkf hala çılgınlarca dinliyorum evet.

Bunun yanında bi kaç aydır spotify takıntım başladı. 3aylık premium denemesi ile de hepten bağımlısı oldum. Yeni şeyler keşiflemek için mikemmel *3*

Malsif Japonca şarkılar çok sınırlı ama, en güzel listeler visualkei listeleri. Yoğun okul dönemi, finallerdi, japonya günleri poster video hazırlıklarıydı derken, uyanık kalmak için sürekli visualkei listelerinden gittim. 
En fazla Sid, Direngrey, X Japan dinledüğüm için açıkcası diğer grupları pek dinlemişliğim yok. Hangi gruba el atsam melodisiz safi brutalli çıkıyodu o yüzden pes etmiştim. Ki işte spotify sayesinde çoksel gruplar keşifledim (yani gruplar 10-20 yıllık ama ben ilk dinliyom sonuçta sori)

Bi kaç grubu listeme aldım ama içlerinde en beğendiğim Mucc (Japonca okunuşuyla Mukku). Sonradan farkettim ki zamanında sevdiğim Inu x Boku SS'in opening şarkısı onlarınmış meğersem!

Neyse lafı uzatmadan başlıca sevdiğim bi kaç şarkıyı buraya bırakıyorum. Neredeyse hepsini sevdim yalnız seçmek çok zor o yüzden!

Spotify'ın bana çaldığı ilk Mucc şarkısı. Ve bunu dinledikten sonra takibe alıp her şeyini dinlemeye başladım zaten.
Bi kere Tatsurou'nun sesine ölüp bittim, sonra da şarkıda böyle bi eskiler havasına giren kısma bayıldım. Zaten çoğu şarkısında böyle nostalcikimsi kısımlar olduğu için sevdim sanırım. Ben öyle düz böğürmeli v-kei'ler kaldıramıyom yaşlandım artık.
Başka bakayım ne seçsem.....

Sanırım bu şarkıda sesi daha iyi seçiliyo.Bak bu da mesela 70ler türkpopu falan çıksa şaşırmam flsdkjfskdjf hakkaten öyle eski şarkı uyarlamaları falansa cahilliğimi mazur görün araştıramıcem.


Bunu da dinlemekle kalmayıp izleyin bencesi.Böyle konser videoları izleyince ruh halim "AKB konseri bile olsa Japonya'da canlı canlı bi konser izlemeden ölmicem" oluyo.

Diyeceklerim bu kadar. Görüşürük.